Serum kalprotektin düzeyinin tiroid ince iğne aspirasyon biyopsisi yapılan, benign-malign nodülü olan hastalarla tiroid nodülü olmayan normal popülasyon ile karşılaştırılması
Comparison of serum calprotectin levels between patients with benign and malignant thyroid nodules who underwent fine-needle aspiration biopsy and the normal population without thyroid nodules
- Tez No: 922590
- Danışmanlar: DR. SELMA KARAAHMETOĞLU
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: İç Hastalıkları, Internal diseases
- Anahtar Kelimeler: Tiroid nodülü, Kalprotektin, S100A8/A9 proteini, Thyroid nodule, calprotectin, S100A8/A9 protein
- Yıl: 2024
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: Ankara Bilkent Şehir Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: İç Hastalıkları Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Tiroid nodülü, tiroid bezinde yer kaplayan, çevresindeki normal tiroid dokusundan kıvam olarak farklı, tiroid parankiminden ultrasonografi gibi görüntüleme yöntemleri ile ayırt edilebilen lezyonlardır. Kalprotektin; nötrofil,monosit,dendritik hücrelerinden salgılanan, S100A8 ve S100A9 genlerinden eksprese edilen proteinlerin heterodimerik birleşmesi ile oluşan bir proteindir. Kronik inflamatuar hastalıklarda, sitokin reseptör düzenlenmesindeki etkisi ve reaktif oksijen radikallerinin üretiminde rol oynamasıyla ön plana çıkmıştır. Kalprotektin inflamasyonda rol aldığından bu çalışmada benign ve malign tiroid nodüllü hastalarda serum kalprotektin düzeyi araştırılması amaçlanmıştır. Bu çalışma ile kalprotektinin tiroid maligniteleri ile ilişkisini tespit etmek ve tiiab yapılan ve patolojisinde arada kalınan hastalarda kalprotektin düzeyi bakmanın faydalı olabileceğini göstermek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Ankara Bilkent Şehir Hastanesi İç hastalıkları ve endokrinoloji polikliniklerine başvuran veya iç hastalıkları ve endokrinoloji servislerinde herhangi bir sebeple yatan , hasta grubu olarak tiroid ince iğne aspirasyon biyopsisi yapılan benign tiroid nodülü olan 23 hasta,malign tiroid nodülü olan 23 hasta ve kontrol grubu olarak da tiroid ultrasonografisinde nodül saptanmayan 23 hasta , bilinen diabetes mellitus,koroner arter hastalığı,kronik böbrek hastalığı,romatolojik hastalığı,kronik obstrüktif akciğer hastalığı olmayan ve önceden herhangi bir sebeple bakılmış ve HİCAMP sisteminde kalsitonin düzeyi normal ve ötiroid olan 18 yaş üzeri kadın ve erkek gönüllüler dahil edildi. Tiroid nodülüne ultrasonografik özellikleri ile değerlendirilerek tiiab yapılma endikasyonu için EU-TIRADS kılavuzu kullanıldı. Benign ve malign tiroid nodülü olan hastalar ise tiroid nodüllerinin sitopatolojik değerlendirilmesinde kullanılan Bethesda sınıflamasına göre seçildi. Serum kalprotektin seviyeleri ELİSA yöntemi ile ölçüldü. Elde edilen değerler kontrol grubu ile karşılaştırılıp hastaların demografik özellikleri,kronik otoimmun tiroidit varlığı, benign-malign nodül varlığı, lenf nodu tutulumu arasındaki ilişki değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 69 hastanın ortanca (25-75p) yaşı 51.0 (31.0-58.0) iken %78.3 (n=54) kadındı. Katılımcıların 23'ünde (%33.3) nodül yokken 23'ünde (%33.3) benign nodül, 23'ünde de (%33.3) malign nodül mevcuttu. Kronik otoimmün tiroiditi olan 25 (%36.2) hasta vardı. Malign nodülü olan hastaların %60.9'unda (n=14) LAP tutulumu vardı. Laboratuar değerlerine baktığımızda ortanca (25-75p) kalprotektin 586.74(ng/mL) (435.19-838.70) idi. Kalprotektin istatistiksel olarak anlamlı şekilde nodül olmayan grupta en yüksek iken malign nodül grubunda en düşüktü. (p<0.001) Kronik otoimmun tiroidit varlığına göre değişkenler karşılaştırıldığında kronik otoimmün tiroidit oranı nodül olmayan grupta benign nodül grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksekti (p=0.02). Anti-TPO (p<0.001) ve anti-TG (p<0.001) düzeyleri kronik otoimmün tiroidit varlığında istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksek iken tiroglobulin düzeyi kronik otoimmün tiroidit yokluğunda istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksekti. (p=0.002) Kronik otoimmün tiroiditi olan katılımcılar hasta gruplarına göre kategorize edildiğinde anti-TPO nun nodül olmayan grupta malign nodül grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksek olduğu (p=0.045) saptandı. Sonuç: Çalışmamızda tiroid nodülü olmayan diffüz guatrlı kontrol grubu hastalarında serum kalprotektin seviyesi benign-malign nodülü olan hastalara göre anlamlı olarak yüksek bulundu. Bu durum serum kalprotektinin diffüz guatr oluşumunda inflamatuar proçesin nodül ve malignite varlığındaki inflamatuar proçesten daha fazla rol oynadığını düşündürdü. Kısa Özet: Benign-malign tiroid nodülü olan hastalarda ; nötrofil,monosit,dendritik hücrelerden salgılanan reaktif oksijen radikallerinin üretiminde etkisi olan kalprotektinin serum düzeyleri ölçülerek diffüz guatrı olan kontrol grubu ile karşılaştırıldı. Diffüz guatrı olan grupta kalprotektin düzeyleri malign nodülü olan gruba göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulundu. Bu durum serum kalprotektinin diffüz guatr oluşumunda inflamatuar proçesin nodül ve malignite varlığındaki inflamatuar proçesten daha fazla rol oynadığını düşündürdü.
Özet (Çeviri)
Aim: Thyroid nodules are lesions that occupy space in the thyroid gland, differ in consistency from the surrounding normal thyroid tissue, and can be distinguished from the thyroid parenchyma by imaging methods such as ultrasonography. Calprotectin is a protein secreted by neutrophils, monocytes, and dendritic cells and formed by the heterodimeric combination of proteins expressed from the S100A8 and S100A9 genes. It has come to the forefront with its effect on cytokine receptor regulation and its role in the production of reactive oxygen radicals in chronic inflammatory diseases.Since calprotectin plays a role in inflammation, this study aimed to investigate the serum calprotectin level in patients with benign and malignant thyroid nodules.This study aimed to determine the relationship between calprotectin and thyroid malignancies and to show that it may be useful to measure calprotectin levels in patients who underwent thyroid fine needle aspiration biopsy and whose pathology was inconsistent. Material and Methods: The study included 23 patients with benign thyroid nodules who applied to Ankara Bilkent City Hospital Internal Medicine and Endocrinology polyclinics or were hospitalized in the internal medicine and endocrinology services for any reason, 23 patients with malignant thyroid nodules who underwent thyroid fine needle aspiration biopsy as the patient group, 23 patients with malignant thyroid nodules, and 23 patients with no nodules detected in thyroid ultrasonography as the control group, female and male volunteers over the age of 18 who did not have known diabetes mellitus, coronary artery disease, chronic kidney disease, rheumatological disease, chronic obstructive pulmonary disease, and who had previously been examined for any reason and whose calcitonin levels were normal and euthyroid in the HİCAMP system.The EU-TIRADS guideline was used for the indication of thyroid fine needle aspiration biopsy by evaluating the ultrasonographic features of the thyroid nodule. Patients with benign and malignant thyroid nodules were selected according to the Bethesda classification used in the cytopathological evaluation of thyroid nodules. Serum calprotectin levels were measured by ELISA method. The values obtained were compared with the control group and the relationship between the demographic characteristics of the patients, the presence of chronic autoimmune thyroiditis, the presence of benign-malignant nodules, and lymph node involvement was evaluated. Findings: The median (25-75p) age of the 69 patients included in the study was 51.0 (31.0-58.0) and 78.3% (n=54) were female. While 23 (33.3%) of the participants had no nodules, 23 (33.3%) had benign nodules, and 23 (33.3%) had malignant nodules. There were 25 (36.2%) patients with chronic autoimmune thyroiditis. 60.9% (n=14) of the patients with malignant nodules had LAP involvement. When we looked at the laboratory values, the median (25-75p) calprotectin was 586.74 (ng/mL) (435.19-838.70). Calprotectin was statistically significantly highest in the nodule group and lowest in the malignant nodule group. (p<0.001) When variables were compared according to the presence of chronic autoimmune thyroiditis, the rate of chronic autoimmune thyroiditis was statistically significantly higher in the nodule group than in the benign nodule group (p=0.02). Anti-TPO (p<0.001) and anti-TG (p<0.001) levels were statistically significantly higher in the presence of chronic autoimmune thyroiditis, while thyroglobulin levels were statistically significantly higher in the absence of chronic autoimmune thyroiditis. (p=0.002) When participants with chronic autoimmune thyroiditis were categorized according to patient groups, anti-TPO was found to be statistically significantly higher in the nodule group than in the malignant nodule group (p=0.045). Conclusion: In our study, serum calprotectin levels were found to be significantly higher in the control group of patients with diffuse goiter without thyroid nodule than in patients with benign-malignant nodules. This suggests that serum calprotectin plays a greater role in the inflammatory process in the formation of diffuse goiter than in the inflammatory process in the presence of nodules and malignancy. Short Summary: In patients with benign-malignant thyroid nodules; serum levels of calprotectin, which has an effect on the production of reactive oxygen radicals secreted by neutrophils, monocytes, and dendritic cells, were measured and compared with the control group with diffuse goiter. Calprotectin levels were found to be statistically significantly higher in the group with diffuse goiter than in the group with malignant nodules. This suggested that serum calprotectin plays a greater role in the formation of diffuse goiter than the inflammatory process in the presence of nodules and malignancy.
Benzer Tezler
- Serum kalprotektin düzeyinin nazal polipoziste prediktif değeri ve nazal polipozis prognozuna etkisi
The predictive value of serum calprotectin level in nasal polyposis and its effect on nasal polyposis prognosis
ASİYE MERVE ERDOĞAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2021
Kulak Burun ve BoğazSağlık Bilimleri ÜniversitesiKulak Burun Boğaz ve Baş-Boyun Cerrahisi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ORHAN GÖRGÜLÜ
- Rozase hastalarında fekal ve serum kalprotektin düzeyinin değerlendirilmesi
Evaluation of fecal and serum calprotectin levels in rosase patients
OSMAN EZİM
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
DermatolojiSağlık Bilimleri ÜniversitesiDermatoloji Ana Bilim Dalı
DR. BİLGEN ERDOĞAN
- Akut kolesistit tanısında serum kalprotektin düzeyinin tanısal değeri ve komplike kolesistit öngörüsündeki yeri
Diagnostic value of serum calprotectin level in the diagnosis of acute cholecystitis and its role in the prediction of complicated cholecystitis
MEHMET BERKSUN TUTAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
Genel CerrahiHitit ÜniversitesiGenel Cerrahi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. VEYSEL BARIŞ TURHAN
- Pulmoner rehabilitasyon programına alınan aksiyel spondiloartrit hastalarında serum kalprotektin düzeyinin değişimi ve serum kalprotektin düzeyinin inflamatuvar parametreler ve hastalık verileri ile ilişkisinin değerlendirilmesi
Başlık çevirisi yok
ASUDE CEVHER ELMAS TELLİ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
Fiziksel Tıp ve RehabilitasyonSağlık BakanlığıFiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ ZERRİN KASAP
DR. ÖĞR. ÜYESİ RUHSEL CÖRÜT
- Behçet hastalığında hastalık aktivitesini belirlemede serum interleukin-17 ve fekal kalprotektin düzeyinin değeri
The role of serum interleukin 17 and fecal calprotectin in evaluating disease activity in Behçet's disease
BURAK ÖZŞEKER
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2012
GastroenterolojiHacettepe Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. YUSUF BAYRAKTAR