Geri Dön

Vücut kitle indeksi ile serum asprosin düzeyi arasındaki ilişki

The relationship between body mass index and serum asprosine level

  1. Tez No: 921767
  2. Yazar: SERHAT ÇETİN
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. İHSAN SOLMAZ
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: İç Hastalıkları, Internal diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Asprosin, Vücut Kitle İndeksi, Obezite, Visseral Adipozite İndeksi, Asprosin, Body Mass Index, Obesity, Visceral Adiposity Index
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş ve Amaç: Obezite, sağlığı bozabilecek ve vücut sağlığı için risk oluşturabilecek derecede yağ birikimidir. Dünya çapında yaygınlığı artan kronik bir hastalık olan obezite, birçok ülkede sağlık sorunlarının başlıca nedenlerindendir. Obezite, Tip2 diyabetes mellitus, hipertansiyon ve kalp hastalığı gibi komorbiditelerin riskinin artmasına sebep olabilir. Ülkemizde de her geçen gün insidans ve prevalansı artmaktadır. Obezlerde var olan adipoz dokudan salgılanan pro-inflamatuar ve anti-inflamatuar sitokin ve adipokinler obezitenin ve beraberindeki komorbiditelerin patofizyolojisinden sorumlu olduğu düşünülmektedir. Asprosin son yıllarda keşfedilen önemi ve görevleri her geçen gün daha iyi anlaşılmaya çalışılan asprosin kahverengi adipoz dokuya göre beyaz adipoz dokudan daha fazla sentezlenen bir adipokindir. Asprosin glukojenik etkili bir adipokin olup; karaciğerde glukoz üretimini uyarır, pankreasın özelikle beta hücreleri üzerinde etkisini göstererek apoptozise neden olur ve insülin direncini artırır. Bu özeliklerinden dolayı asprosin daha iyi anlaşılması gelecekte obeziteyle ilişkili komorbidite ve komplikasyonlarının daha iyi anlaşılmasını sağlayarak takip ve tedavileri ile ilgili yeni gelişmelerde anahtar rolü oynayabileceği düşünülmektedir. Visseral Adipozite İndeksi (VAI) son zamanlarda kardiyo-metabolik riski dolaylı olarak ifade eden yağ dağılımı ve fonksiyonu göstergesi olduğu kanıtlanmıştır. Buna ek olarak, VAI, kardiyo-metabolik risk durumunun bariz bir metabolik sendroma dönüşmeden önce erken tespiti için yararlı bir araç olarak önerilmiştir. Çalışmamızın amacı adipoz dokudan salınan asprosinin vücut kitle indeksi ile ilişkisini göstermek ve önemi vurgulamaktır. Materyal ve Metot: Çalışmamıza Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi dahiliye ve obezite polikliniğine başvuran 18-65 yaş arası vücut kitle indeksi (VKİ :18-24,9 kg/m2) olan normal kiloya sahip kontrol grubu (n=55), (VKİ :25-29,9 kg/m2) olan fazla kilolular (n=40), ve (VKİ>30 kg/m2) olan obezler (n=60), ayrılarak toplam 3 grup oluşturuldu. Çalışmaya katılan hastalara önceden bilgilendirme yapıldığından tüm hastalarımızdan 8 saatlik açlığı takiben sabah 08:00-09:00 saatleri arasında kanları alındı. Çalışmaya alınan hastaların serum asprosin düzeyleri dışında vücut antropometrik ölçümleri yapıldı ve biyokimyasal parametreler çalışıldı. Bulgular: Çalışmamıza toplamda 155 olgu dahil edildi. Olguların %49'u kadın (n=76), %51'inin erkek (n=79) idi. Olguların ortalama yaşı 34,46 ± 9,15'ti. Çalışmamızda literatüre benzer şekilde vücut kitle indeksi arttıkça asprosin düzeyinin arttığını gördük. Hastaların yer aldıkları vücut kitle indeksi gruplarına göre asprosin değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<0,001). Uygulanan posthoc test sonuçlarına göre; fazla kilolu ve obez hasta grubunun asprosin düzeylerinin kontrol hasta grubuna göre daha yüksek olduğu saptadık. Obez hasta grubunun asprosin değerlerinin fazla kilolu hasta grubuna göre daha yüksek olduğu belirlendi. Çalışmamızda vücut kitle indeksi ile Asprosin, Visseral Adipozite İndeksi (VAİ), HbA1c, TG, LDL, AST, ALT anlamlı düzeyde pozitif korelasyon vardı. HDL ile negatif korelasyon gösterdi. Sonuç: Sonuç olarak çalışmamızda asprosin düzeyi vücut kitle indeksi ile pozitif korelasyon gösterdi. Bunula birlikte obez hastalarda asprosin düzeyinin artmış olması ve kontrol grubuna göre yüksek olması eş zamanlı olarak TG, LDL, HbA1c arasında pozitif korelasyon göstermesi ve de HDL ile negatif yönlü korelasyon göstermesi obezite arttıkça kardiyo-metabolik riskin arttığını ve asprosinin de bu patofizyoloji içerisinde rol oynadığını göstermektedir. Asprosinin özelikle obeziteli hastalarda kontrollerle karşılaştırıldığında anlamlı derecede daha yüksek olması ve LDL, HbA1c, Trigliserit gibi testler ile korelasyon göstermesi metabolik sendrom, Tip 2 diyabet veya obezite gibi durumlarda belirteç olarak ve risk değerlendirmesinde kullanılabileceğini göstermektedir. Bu da asprosinin obezite ve beraberindeki komorbiditeler için önemli bir adipokin olduğunu göstermiştir. Bu yönüyle asprosinin gelecekte çok daha yaygın kullanılacağını düşünüyoruz.

Özet (Çeviri)

Introduction and Objective: Obesity is the deposition of fat that can impair health and pose a risk to the health of the body. Obesity can also lead to an increased risk of comorbidities such as Type 2 diabetes mellitus, hypertension and heart disease. Obesity, a chronic disease with increasing prevalence worldwide, is one of the main causes of health problems in many countries. Its incidence and prevalence are increasing day by day in our country. Pro-inflammatory and anti-inflammatory cytokines and adipokines secreted from adipose tissue are thought to be responsible for the pathophysiology of obesity and its associated comorbidities. Asprosin is an adipokine that is synthesized more from white adipose tissue, the importance and functions of which have been discovered in recent years and whose importance and functions are being better understood day by day. Asprosin is an adipokine with glucogenic effect; it stimulates glucose production in the liver, causes apoptosis by acting on the beta cells of the pancreas and increases insulin resistance. Due to these properties, it is thought that a better understanding and analysis of asprosin may play a key role in better understanding of obesity-related comorbidities and complications in the future and in new developments regarding follow-up and treatment. The Visceral Adiposity Index (VAI) has recently been proven to be an indicator of fat distribution and function that indirectly expresses cardio-metabolic risk. In addition, VAI has been proposed as a useful tool for early detection of cardio-metabolic risk status before it evolves into an overt metabolic syndrome. The purpose of our study is to explain the relationship of asprosine released from adipose tissue with body mass index and to demonstrate its importance. Materials and Methods: A total of 3 groups were formed by separating the control group (n=55) with normal weight and body mass index (BMI: 18-24.9 kg/m2), the overweight group (n=40) with BMI: 25-29.9 kg/m2, and the obese group (n=60) with BMI>30 kg/m2, aged 18-65 years, who applied to our internal medicine and obesity outpatient clinic at Gazi Yaşargil Training and Research Hospital. Since the patients participating in the study were informed beforehand, blood samples were collected from all patients between 08:00-09:00 in the morning following an 8-hour fast. Besides serum asprosine levels, body anthropometric measurements and biochemical parameters were performed. The Results: In our study, 49% of the 155 patients were female and 51% were male. The mean age of the patients was 34.46 ± 9.15 years. In our study, similar to the literature, we found that asprosin levels increased as body mass index increased. There was a statistically significant difference between asprosin levels according to the body mass index groups in which the patients were included (p<0.001). According to the results of the posthoc test, we found that the asprosin levels of the overweight and obese patient group were higher than the control patient group. It was determined that the asprosin values of the obese patient group were higher than the overweight patient group. In our study, body mass index was significantly positively correlated with asprosin, Visceral Adiposity Index (VAI), HbA1c, TG, LDL, AST, ALT. There was a negative correlation with HDL. Conclusion: In conclusion, asprosin level was positively correlated with body mass index in our study. In addition, the fact that asprosine levels are increased in obese patients and higher than in the control group and simultaneously show a positive correlation between TG, LDL, HbA1c and a negative correlation with HDL indicates that cardio-metabolic risk increases as obesity increases and asprosine plays a role in this pathophysiology. The fact that asprosine is significantly higher in patients with obesity compared to controls and correlates with tests such as LDL, HbA1c and triglycerides suggests that it can be used as a marker and risk assessment in conditions such as metabolic syndrome, type 2 diabetes or obesity. This showed that asprosine is an important adipokine for obesity and its comorbidities. In this respect, we think that asprosin will be used much more commonly in the future.

Benzer Tezler

  1. Obezitede asprosin düzeyinin önemi

    The significance of asprosin level in obesity

    ALPAY DÜŞGÜN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    İç HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ZÜBEYDE ŞEBNEM AKTARAN

  2. Non-alkolik yağlı karaciğer hastalarında serum asprosin düzeyi ve etyolojik faktörlerle ilişkisi

    Serum asprosin level in non-alcoholic fatty liver patients and its relationship with etiological factors

    SELİM ÖZGÜL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    İç HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. FETTAH ACIBUCU

  3. Postmenopozal kadınlarda, osteoporoz ile sarkopeni, serum irisin, adiponektin, asprosin ve anjiotensin enzim düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Investigation of the relationship between osteoporosis and sarcopenia, serum irisin, adiponectin, asprosin and angiotensin enzyme levels in postmenopausal women

    NUR ALPARSLAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Fiziksel Tıp ve RehabilitasyonHarran Üniversitesi

    Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ ALPARSLAN YETİŞGİN

  4. Böbrek fonksiyonları normal olan renal transplant hastalarında serum asprosin düzeyleri ile insülin direnci, nabız dalga hızı, santral kan basıncı ve diğer kardiyovasküler risk faktörleri arasındaki ilişki

    The relationship between serum asprosin levels and insulin resistance, pulse wave velocity and other cardiovascular risk factors in renal transplant patients with normal kidney functions

    ÖMER FARUK USCA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    NefrolojiNecmettin Erbakan Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. KÜLTİGİN TÜRKMEN

  5. Romatoid artrit hastalarında serum asprosin düzeyi ile hastalık aktivitesi ve kardiyovasküler hastalık risk düzeyi arasındaki ilişki

    The relationship between serum asprosin levels, disease activity, and cardiovascular disease risk in patients with rheumatoid arthritis

    NASIM PARVINKARAMI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    RomatolojiAtatürk Üniversitesi

    Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. AYHAN KUL