Geri Dön

Habib Bin Hâce Dâvûdül-Musûlî'nin Kimyâ-yı Saâdet şerhi(inceleme-metin)

Başlık çevirisi mevcut değil.

  1. Tez No: 921763
  2. Yazar: ŞEYMA YILMAZ
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. MUHAMMET KUZUBAŞ
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Türk Dili ve Edebiyatı, Turkish Language and Literature
  6. Anahtar Kelimeler: Şerh, Tercüme, Gazâli, Kimyâ-yı Saadet, Commentary, Translation, Ghazâli, Kimyâ-yı Saâdet
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Kocaeli Üniversitesi
  10. Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Türk Dili ve Edebiyatı Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Klasik Türk edebiyatının başlı başına bir telif türü olarak kabul görmüş olan şerhler, Kurân-ı Kerim, Siret ve Hadis gibi kaynakları daha doğru anlayabilmek, o dönemdeki okuyuculara aktarabilmek için kullanılmaya başlanmıştır. Bu sebepten ötürü belagat, nahiv, sarf gibi Arapça kaidelerin öğretilmesi amaçlanan eserler daha sonraları alanını genişleterek diğer ilim dallarını da içine almış özellikle nesih türünün vazgeçilmezi olmuştur. Şerhler genellikle tercüme eserler olmalarının yanı sıra, tercüme edilen eserdeki anlatılmak istenen mevzuyu müellifin kendi kültürüne aktarma işlevini de üstlenmiştir. Bu sebeple geçmişte yazılan bir eser kendinden yüzlerce yıl sonra tekrar şerh edildiğinde o dönemin dili ve o dönemin bakış açısıyla yeniden ele alınmıştır. Klasik Türk edebiyatı geleneğinde tercümeler de büyük bir yere sahiptir. Telif olmayışları sebebiyle şerhlerden ayrılan tercümeler, bir kültürü diğer bir kültüre aktarmada büyük rol oynamışlardır. Özellikle Bağdat gibi ilim merkezlerinde Batılı dillerdeki ilmi eserler Arapçaya tercüme edilmiş, Arapça eserler de Türkçeye aynı niyetle tercüme edilmiştir. Farsça eserlerin tercüme veya şerhleri genellikle edebi mahiyetteki eserlerde vuku bulmuştur. Şerh ve tercümesi yapılan eserlerin başında dini-tasavvufi eserler gelmektedir. 11. yüzyıl müceddidi olarak kabul edilen İmam Gazali de eserleri çok sayıda şerh edilmiş mütefekkirlerden biridir. Tasavvuf klasiklerinin başında gelen Arapça İhyâ'sı ve onu herkes okuyup anlayabilsin diye Farsça olarak özeti mahiyetiyle kaleme aldığı Kimyâ-yı Saâdet'i Türk dünyasında çok sevilmiştir ve bu eserlerin çok sayıda şerhi yapılmıştır. 53 yıllık hayatında fıkıhtan kelama, tasavvuftan mantık ve akaide, hadis ve belagat gibi türlerde birçok eser kaleme almış olan Gazalî'nin şarihler, Kimyâ'sının bazen bir bölümünü bazen ise sadece birkaç sayfasını şerh etmişlerdir. Bu eser Osmanlı döneminde bütünüyle hiç basılmamıştır. 1961 yılında Hakkı Şenkon ilk tam tercümesini yapmıştır. Transkripsiyon yöntemiyle ele alınan Habib bin Hace Dâvûd el-Musuli'nin Kimyâ'sı da orijinal metnin ilk dört ünvanının şerhini içermektedir. Eserde insanın yaratılış amacından kulluk bilincini öğrenmesine ve teslimiyetin ona sunduğu ikramlardan ölüm ve ötesi hakkında birçok bilgi ele alınmıştır. Yer yer soru-cevap yöntemi ve temsiller kullanılmış ve 32 fasıldan meydana gelmiş olan bu eserin yazarı hakkında kitabın sonunda verdiği bilgi haricinde herhangi bir kayda ulaşılamamıştır. Milli Kütüphane Koleksiyonu'nda kayıtlı olan bu eser kitabın 49b-86a sayfaları arasında yer almaktadır. Mûṣîli'nin şerhi, dönemin Osmanlı coğrafyasında tasavvuf ve ahlak çalışmalarına olan ilgiyi yansıtmaktadır. Gazâlî'nin temel öğretilerini Türk okuyuculara ulaştıran bu eser, bireyin hem dünyevi hem de uhrevi mutluluğa ulaşması için bir rehber niteliği taşımaktadır. Çalışma, aynı zamanda Türk edebiyatında Kimyâ-yı Saâdet ve benzeri tasavvufi eserlerin yaygınlaşmasına katkı sunmuş, ahlak ve dini değerlerin kültürel bağlamda nasıl yorumlandığını göstermiştir. Mûṣîli bu özgün şerhle Gazâlî'nin fikirlerini kendi zamanının toplumsal ve dini ihtiyaçlarına uygun bir şekilde yorumlamış olup İslam dünyasında ahlak ve tasavvufi edebiyata önemli bir katkı sağlamıştır.

Özet (Çeviri)

The commentaries, which are accepted as a type of writing in Classical Turkish Literature, started to be used in order to understand the sources such as the Qur'an, Siret and Hadith more accurately and to transfer them to the readers of that period. For this reason, the works aimed at teaching Arabic principles such as eloquence, nahiv, and sarf have expanded their field and included other branches of science, and have become indispensable especially in the nesih genre. In addition to the fact that commentaries are generally translated works, they also undertook the function of transferring the subject matter intended to be explained in the translated work to the author's own culture. For this reason, when a work written in the past is re-commented hundreds of years later, it is re-examined in the language of that period and from the perspective of that period. Translations also have a great place in the tradition of Classical Turkish Literature. Translations, which differ from commentaries because they are not copyrighted, have played a great role in transferring one culture to another culture. Especially in scientific centres such as Baghdad, scientific works in Western languages were translated into Arabic, and Arabic works were translated into Turkish with the same intention. Translations or commentaries of Persian works generally occurred in literary works. Religious and Sufi works are among the most important works that were translated and annotated. Imam Ghazali, who is accepted as the 11th century mujaddid, is one of the thinkers whose works have been annotated in large numbers. His Arabic Ihyâ, which is one of the Sufi classics, and his Kimyâ-yı Saâdet, which he wrote as a summary in Persian so that everyone could read and understand it, were very popular in the Turkish world and many commentaries were made. In his 53 years of life, the author wrote many works in genres such as fiqh, theology, mysticism, logic and theology, hadith and eloquence. This work was never printed in its entirety during the Ottoman period. In 1961, Hakkı Şenkon made the first complete translation. Habib bin Hace Dâvûd al-i's Kimyâ, which was handled by the transcription method, also contains the commentary of the first four titles of the original text. In the work, many information about the purpose of creation of man, learning the consciousness of servitude and the gifts offered by submission to him, death and beyond are discussed. Question-answer method and representations were used from time to time and no record could be found about the author of this work, which consists of 32 chapters, except for the information given at the end of the book. This work, which is registered in the National Library Collection, is located between pages 49b-86a of the book. Mûṣûli's commentary reflects the interest in the study of Sufism and ethics in the Ottoman geography of the period. This work, which conveys al-Ghazâlî's basic teachings to Turkish readers, is a guide for the individual to achieve both worldly and ethereal happiness. The study also contributed to the dissemination of Kimyā-yı Saādat and similar Sufi works in Turkish literature and showed how moral and religious values are interpreted in a cultural context. Mūṣīli's original commentary interpreted al-Ghazālī's ideas in accordance with the social and religious needs of his time, thus making a significant contribution to the ethical and Sufi literature in the Islamic world.

Benzer Tezler

  1. Atherosklerotik kalp hastalıklarında risk faktörleri

    Risk factors in the coronary artery disease

    MURAT SUHER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    KardiyolojiGazi Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

  2. Türkiye nabidae (heteroptera) faunası üzerinde sistematik çalışmalar

    Contribution to the systematıcal studies of Turkish nabidae (Heteroptera)

    HURİYE ERBAY

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    ZoolojiEge Üniversitesi

    PROF. DR. FEYZİ ÖNDER

  3. İzmir ili sera topraklarının verim gücü üzerinde araştırma

    Başlık çevirisi yok

    ERHAN SEVİMLİ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    ZiraatEge Üniversitesi

    Toprak Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. HABİL ÇOLAKOĞLU