Geri Dön

Kadına yönelik aile içi şiddet ile sağlık kuruluşlarına başvuru sıklığı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Examining the relationship between domestic violence against women and the frequency of admission to healthcare institutions

  1. Tez No: 918001
  2. Yazar: EVİN ECE EVİN
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. MEHMET ÖZEN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Aile Hekimliği, Family Medicine
  6. Anahtar Kelimeler: Aile içi şiddet, Aile sağlığı merkezi, Kadınlar, Sağlık kuruluşları, Domestic violence, Family health center, Women, Health institutions
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Antalya Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi
  11. Ana Bilim Dalı: Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş: Kadına yönelik aile içi şiddet tüm dünyada yaygın olarak görülen ancak ihmal edilen bir halk sağlığı sorunudur ve fiziksel, ekonomik, sosyal, duygusal birçok hasara yol açmaktadır. Şiddet mağduru kadınlar genellikle yaşadıklarını kolay ifade edememektedir. Diğer yandan eş şiddeti mağdurlarının psikosomatik yakınmalarla sağlık kuruluşlarına başvurdukları bilinmektedir. Şiddet mağdurları için yaşanılan bu eş şiddetini kabullenmek kolay değildir. Aynı zamanda bunu ifade etmek için çeşitli arayışlara girmektedirler. Kimi yargıya başvururken kimi de psikosomatik şikâyetlerle sağlık kuruluşlarına başvurmaktadır. Tüm dünyada yaşanılan travmaların toplumsal sıkıntıların en yaygın bireysel ifadelerinden biri de bedensel belirtilerle sağlık kuruluşların başvurmaktır. Bu araştırmanın amacı eş/partner şiddetine maruz kalan kadınların sağlık sorunlarını tespit etmek ve sağlık kuruluşlarına başvuru sıklığı ile şiddet maruziyeti arasında ilişki olup olmadığını araştırmaktır. Yöntem: Antalya Kepez Erdoğan Tuncay Eğitim Aile Sağlığı Merkezi'ne 01.06.2024 - 31.08.2024 tarihleri arasında başvuran dahil etme kriterlerini karşılayan tüm hastalar araştırma hakkında bilgilendirilmiş ve katılmayı kabul edenlerden onam alınmıştır. Katılımcılarla yüz yüze görüşerek sosyodemografik verileri ve şiddete maruz kalma durumunu belirlemeye yönelik anket soruları ile 29 maddeden oluşan“Kadına Yönelik Eş Şiddeti Ölçeği”(KYEŞÖ) uygulanmış, ayrıca e-nabız sistemi üzerinden katılımcıların son bir yıl içinde sağlık kuruluşlarına başvuru sayıları incelenmiştir. Bulgular: Araştırma, 202 kadın katılımcı ile gerçekleştirilmiş olup kadına yönelik aile içi şiddet türleri, etkileri ve sağlık kuruluşlarına başvuru süreçleri incelenmiştir. Katılımcıların yaş ortalaması 42,38±11,13 yıl, eşlerinin yaş ortalaması ise 46,40±12,03 yıl olarak belirlenmiştir. Katılımcıların %93,6'sı evli, %72,3'ü ev hanımı, %43,6'sı ise ilkokul mezunudur. Araştırmaya katılan kadınların %21,8'i eş şiddetine maruz kaldığını belirtmiş; bu şiddet türlerinin %97,7'si sözel, %31,8'i fiziksel ve %13,6'sı cinsel şiddet olarak saptanmıştır. Şiddet türleri arasında en yaygın olanı sözel şiddettir; tüm katılımcıların %21,3'ü sözel şiddet, %6,9'u fiziksel %3,0'ü cinsel şiddet ile karşılaşmıştır. Şiddet mağdurlarının yalnızca %20,5'i bu nedenle sağlık kurumlarına başvurduğunu, başvuruların çoğunluğunun devlet hastanelerine olduğunu ifade etmiştir. Şiddete uğrayan kadınların %63,9'unda bedensel şikayetler gözlenmiş, bedensel şikayetlerin sağlık başvurularını artırdığı tespit edilmiştir (p<0,001). Fiziksel ve cinsel şiddete maruz kalan kadınlarda sağlık kuruluşuna başvuru sayısı daha yüksektir (p<0,001). Eş şiddetine maruz kalma ile KYEŞÖ alt boyutları arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Eğitim düzeyi arttıkça KYEŞÖ puanlarının düştüğü belirlenmiştir (p<0,001). Destek alt boyut puanları üniversite mezunlarında daha düşüktür (p=0,003). Ayrı yaşayan veya boşanmış kadınların evliyken eş şiddeti yaşamış olma oranı (%66,7), halen evli olan kadınlardan (%20,1) anlamlı derecede daha yüksektir (p=0,002). Ayrı/boşanmış kadınlarda sağlık kurumuna başvurma oranı da (%80,0) diğer gruplara göre anlamlı şekilde yüksektir (p=0,003). Geliri giderinden az olan grupta eş şiddeti oranı (%23,6) daha yüksektir, ancak aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p=0,360). Geliri düşük olan katılımcılar arasında şiddet alt boyutu puanı daha yüksektir. Fiziksel şiddet, sözel (%92,9) ve cinsel (%28,6) şiddet ile anlamlı şekilde ilişkilidir (p=0,001). Cinsel şiddete maruz kalan kadınların KYEŞÖ puanları ve şiddet alt boyutu puanları diğer gruplara göre daha yüksektir (p<0,001). Katılımcıların ve eşlerinin mesleği ile eş şiddeti ve kuruma başvuru arasında anlamlı ilişki gözlenmemiştir. Çocuğu olmayan kadınların KYEŞÖ puanı ve şiddet alt boyutu puanları daha düşük bulunmuştur (p<0,05). Katılımcıların sağlık kurumuna başvuru sıklığı şiddet alt boyutu puanı ile anlamlı düzeyde ilişkilidir (p=0,024). Sonuç: Aile içi kadına yönelik uygulanan şiddet kadınları toplumsal, ekonomik, bedensel, kültürel ve ruhsal olarak çeşitli yönlerden ve olumsuz şekilde etkilemektedir. Çalışmamızda en yaygın şiddet türü sözel şiddet olup bunu fiziksel ve cinsel şiddet takip etmektedir. Şiddet mağduru kadınlarda bedensel ve ruhsal şikayetlerin arttığı ve bu durumun sağlık başvurularını artırdığı gözlenmiştir. Birinci basamak hekimlerine düşen görev; aile içi şiddet olgularını erken aşamada tespit etmek, özellikle kuruma sık başvuran kadınlarda şiddet öyküsünü sorgulamak, aile üyelerini durum hakkında bilgilendirmek ve gerekli rehberliği sağlayarak bireylerin fiziksel ve psikolojik kalıcı zararlarını en aza indirmektir.

Özet (Çeviri)

Introduction: Intimate partner violence against women is a prevalent but often neglected public health issue worldwide, causing physical, economic, social, and emotional harm. Women who are victims of such violence often find it difficult to express their experiences. On the other hand, it is known that victims of partner violence often seek healthcare institutions with psychosomatic complaints. For victims, acknowledging the violence they experience is not easy, and they explore various ways to express it. Some resort to legal means, while others present at healthcare facilities with psychosomatic symptoms. Globally, one of the most common individual expressions of trauma and societal distress is seeking healthcare services for physical symptoms. This study aims to identify the health problems of women exposed to partner violence and investigate whether there is a relationship between the frequency of seeking healthcare services and exposure to violence. Method: All patients who admitted to Antalya Kepez Erdoğan Tuncay Training Family Health Center between 01.06.2024 and 31.08.2024 and met the inclusion criteria were informed about the study and consent was obtained from those who agreed to participate. The participants were interviewed face to face and survey questions were administered to determine sociodemographic data and exposure to violence, and the 29-item“Husband Violence Against Women Scale”(HVAWS) was applied, and the number of admissions to health institutions in the last year was searched through the“e-nabiz”system. Findings: The study was conducted with 202 female participants and examined the types of domestic violence against women, its effects, and the number of admissions to health institutions. The average age of the participants was determined as 42.38±11.13 years, and the average age of their spouses was determined as 46.40±12.03 years. Of the 93.6% participants were married, 72.3% were housewives, and 43.6% were primary school graduates. Of the 21.8% women participating in the study stated that they had been subjected to spousal violence; 97.7% of this type of violence was verbal, 31.8% was physical, and 13.6% was sexual. The most common type of violence was verbal violence; 21.3% of all participants experienced verbal violence, 6.9% physical, and 3.0% sexual violence. Only 20.5% of the victims of violence stated that they applied to health institutions for this reason, and the majority of applications were to state hospitals. Physical complaints were observed in 63.9% of women subjected to violence, and it was determined that physical complaints increased the number of applications to health institutions (p<0.001). The number of applications to health institutions was higher in women exposed to physical and sexual violence (p<0.001). Significant relationships were found between exposure to spousal violence and the sub-dimensions of the HVAWS. It was determined that the HVAWS scores decreased as the level of education increased (p<0.001). Support sub-dimension scores were lower in university graduates (p=0.003). The rate of experiencing spousal violence while married among women who were separated or divorced (66.7%) was significantly higher than women who were currently married (20.1%) (p=0.002). The rate of applying to health institutions among separated/divorced women (80.0%) was also significantly higher than other groups (p=0.003). The rate of spousal violence was higher in the group whose income was lower than their expenses (23.6%), but the difference was not found to be statistically significant (p=0.360). Participants with low income had higher violence sub-dimension scores. Physical violence was significantly associated with verbal (92.9%) and sexual (28.6%) violence (p=0.001). Women exposed to sexual violence had higher HVAWS scores and violence sub-dimension scores than other groups (p<0.001). No significant relationship was observed between the occupations of the participants and their spouses and spousal violence and institutional admissions. Women without children had lower HVAWS scores and violence sub-dimension scores (p<0.05). Participants' frequency of admissions to health institutions was significantly associated with the violence sub-dimension scores (p=0.024). Conclusion: Domestic violence against women negatively affects women in various ways, socially, economically, physically, culturally and psychologically. In our study, the most common type of violence is verbal violence, followed by physical and sexual violence. It was observed that physical and psychological complaints increased in women who were victims of violence and that this situation increased their healthcare institution visits. Primary care physicians have a crucial role in identifying domestic violence cases early, especially in women with frequent healthcare visits, questioning the history of violence, informing family members about the situation, and providing necessary guidance to minimize the physical and psychological long-term harm to individuals.

Benzer Tezler

  1. Ovulasyon indüksiyonu tedavisinde folliküler gelişimin ultrasonografik takibi

    Başlık çevirisi yok

    MERİH BAYRAM

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Kadın Hastalıkları ve DoğumGazi Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MÜLAZIM YILDIRIM

  2. Sivas'ta kadınların işgücüne katılım farklılıkları

    Başlık çevirisi yok

    BİNNUR ERCEM

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1984

    SosyolojiCumhuriyet Üniversitesi

    Kurumlar Sosyolojisi Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. FARUK KOCACIK

  3. İdrar kültürlerinden izole edilen coag (-) staphylococcus (s. epidrmidis ve s. saprophyticus)'ların idrar yolu enfeksiyonlarındaki yeri

    The Place of coag (-) staphylococcus to the urinary tract infectron which are isolated from the urine cultures

    SUMRU ÇITAK(KORMAN)

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1985

    ÜrolojiGazi Üniversitesi

    YRD. DOÇ. DR. URAZ GÜVEN

  4. Fabella görülme oranının radyolojik olarak araştırılması

    The Incidence of the fabella in radiological evaluation

    AYMELEK YALIN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1984

    MorfolojiCumhuriyet Üniversitesi

    Morfoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ORHAN CEYHAN