Televizyonun çocuklar üzerindeki etkisi
Başlık çevirisi mevcut değil.
- Tez No: 9156
- Danışmanlar: PROF. DR. ÜNSAL OSKAY
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Radyo-Televizyon, Radio and Television
- Anahtar Kelimeler: Televizyon, Türkiye, Çocuklar, Television, Türkiye, Children
- Yıl: 1989
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Marmara Üniversitesi
- Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Radyo Televizyon Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
ÖZET İletişim (haberleşme-communication) insanlıdan var olmasıyla oluşan bir gereksinmedir. Bu gereksinim, insanın sosyal bir varlık olmasından ileri gelmektedir. Toplu halde yaşayan insanlar, birbirleriyle oluşturmak istedikleri ilişkileri ve eylemleri ancak iletişim yoluyla gerçekleştirebilirler. Toplum içinde hemcinsleriyle iletişime giremeyen birey, bulunduğu ortama uyum sağlayamaz ve kendini toplunu; dışında bulur. iletişim tarihi gelişimi içerisinde, bir çok aşamalardan geçerek değişik boyutlar kazanmıştır. Bireysel boyutta yapılan iletişim, kitlesel boyutta da yapılmaya başlanmış ve kitle iletişimi oluşmuştu Kitle iletişimi bireysel iletişimin aksine sözel ve davranışsal olarak değil, mekanik ve elektronik araçlar yardımıyla yapılmaktadır, iletişim şeklinde; iletiyi veren belirli bir birey..veya kurum yada kurumlaşmış kişidir. İletiyi alanların sayısı ise birden fazladır, bir başka deyişle iletide hedef alınan birey değil kitledir. Kitle iletişimini gerçekleştiren araçları, gazete, sinema, radyo ve televizyon olarak sayabiliriz. Bu araçlar içerisinde en etkini televizyondur. Televizyon görsel-işitsel özelliği, yayın yoğunluğu, izlenebilme kolaylığı ve rahatlığı ile kitlelerin ilgisini çekmektedir. Televizyonun bu nitelikleri, birincil görevi olan haber verme işlevinden ayrılıp, bir eğlence ve kültür aracı olarak kullanılması düşüncesini oluşturmuştur. Böylece 19. yüzyılda gerçekleştirilen Sanayi Devrimi ile oluşan, toplumsal yapı kaba yöntemler yerine, kültürel düzenlemelerle korunmuş olacaktır. Toplumsal yapının korunması ve haklılaştırılması için, televizyon aracılığıyla üretilen bu kültür, kitle iletişim tekniği ile üretildiğinden düşük seviyeli, kitlesel üretim ve dağıtım belli bir standartlaşmayı gerektirdiğinden standart ve kişinin boş zamanlarını çalıp, düşünmesini engelleyip fantazyalara sürüklediği içinde uyuşturucudur. Bir kültür aracı olarak kullanılan televizyon, yetişkinler üze rinde etkili olabildiği gibi çocuklar üzerinde de etki yapabilmektedir.Televizyon çocuğun zihinsel, ruhsal, sosyal ve dil gelişimini olumlu ve olumsuz yönde etkiler. Bu etki, çocuğun televizyon karşısında geçirdiği zamanla doğru orantılıdır. Televizyona ayrılan zaman üçüncü yaştan haşlayarak, ergenliğe kadar aşamalı olarak artar. Tele vizyonun çocuğun zihinsel, ruhsal, sosyal ve dil gelişimine yaptığı etkileri şöyle özetleyebiliriz: insanı diğer canlılardan ayıran yön zekasıdır, diğer özellikleri“bunun üzerine kurulur. Zekanın gelişmesi yapısal, çevresel etkenler ve yaşla doğru orantılıdır. Yeni doğmuş bir bebeğin zihni, John locke'nin deyimi ile ”bomboş bir sayfadır ve ona yaşam deneyimleri işlenir? Zihine işlenecek olan yaşam deneyimleride çevresel etkenlerdir, Bu yaşam deneyimleri öğrenme ve eğitim olayıdır. Çocukta yaşam ve öğrenme, görsel uyaranlarla dolu bir dünyada devam eder. Bu görsel dün yada televizyon çocuk için asal bir öğrenme kaynağı durumundadır. Televizyonun görsel-işitsel özelliği, okul öncesi, okul çağı çocuklarının hatta yetişkinlerin eğitiminde kullanılması fikrini oluşturmuş, yaygın eğitimde kullanılmasının yanında, örgün eğitimde de kullanılmaya başlanmıştır. Eğitimde kullanılan televizyonun, örnekleri çoğaltma, soyut kavramları somutlaştırma gibi olumlu yönlerinin yanısıra, izleyici-çocukları edilgenliğe itme olumsuzlüğunuda beraberinde getirmektedir. Çocuk sürekli olarak, gözünün önünden geçen re simler arasında bağlantı kuramamakta, verilen mesajlara karşı seyirci kalmaktadır. Ruhsal gelişim diğer gelişim evrelerinin tersine, belli bir döneme kadar değil, bütün bir yaşam boyunca devam eder. Çocukluk dönemindeki etkilenim, yetişkinlikte de kendini gösterir. Çocuğun ruhsal gelişimine etki yapan unsurları; yapısal, aile, sosyo-ekonomik, kültürel durum ve televizyon şeklinde sayabiliriz. Televizyon çocuğun bu gelişimine olumsuz yönde etki yapmaktadır. Televizyonun tecimsel nitelikte olması, reklam yayınlarına ağırlık kazandırmış; başat' kültürün yaygınlaşmasında araç olarak kullanılmasıda şiddete geniş bir şekil de yer vermesini gerektirmiştir.Çocuk izlediği şiddet filmlerinden etkilenerek ürkeklik, gece- gündüz korkuları, çekingenlik, saldırganlık gibi ruhsal yönden olumsuz bir koşullandırmaya girebilir. Çocukluk döneminde edinilen bu olumsuz koşullanma yetişkinlik döneminde de devam eder. İzlenen şiddet sahnelerinin gerçek yaşamda eyleme geçmeside ergenlik döneminde ağırlık kazanır. Ergenlerin yaşamında duygusal yönlerin ağırlıkta olması izlenen bu sahnelerin uygulanmasında etkili olur. Televizyon reklamları, devamlı olarak çocuklarda gösterilen mal ve hizmete karşı gereksinim yaratmakta ve bunların elde edilmesi konusunda da şartlandırmaktadır. Şartlandırma işleminde özellikle çocuğun düşşellikten, gerçekçiliğe geçişinde etkili olan çizgi film kahramanları kullanılmaktadır. Ekranda gördüğü, mal ve hizmetleri elde edemeyen çocuk, ruhsal açıdan kırıklığa uğrar ve bu mesajları bilinç al tına yerleştirir. Bilinç altına yerleştirilen mesajlar, buradaki biri kimini tamamladıktan sonra, bilinç üstüne çıkarak onarılması güç ruh sal bozukluklara neden olabilmektedir. Toplumsallaşma, birçok kişiyle etkileşme ve türlü çevrelerde oluşur. Aile, okul gibi kurumlar ile kitle iletişim araçlarından oluşan çevreler toplumsallaştırmayı gerçekleştirirler. Çocuk büyüdükçe, ana-babanın. yerini arkadaş. alır ve etki kişisel gelişim ile toplumsal değişim arasında oluşur. Televizyonda bu toplumsallaşma işleminde, önceleri başka araçların sürdürdüğü görevide yüklenir. Toplumsallaşma sürecinde televizyona bağlanan çocuk, içinde bulunduğu topluma uyum sağlamada zorluk çekmez, çünkü televizyonun oyun, arkadaşlık, işbirliği gibi değerleri öğretmesi uyumu kolaylaştıracaktır. Dil gelişiminde de televizyon etkili bir araçtır. Kendisine ve yetişkinlere yönelik programları izleyen çocuğun kelime hazinesi artar. Bu artış yetişkinlerle olan iletişiminde duygularını, düşüncelerini, eylemlerini anlatabilmesi açısından kolaylık sağlar. Aynı zamanda kırsal kesimde bir okul niteliğinde olan televizyon, bu kesimle kent kesimi arasındaki sözcük farklılığını gidermede de etkindir. Televizyonun bu olumlu yönüne karşın birde olumsuz yönü vardır; dizi filmlerde yer alan bozuk cümleler, argo deyimler kuralsız bir dilin oluşmasına neden olmaktadır.
Özet (Çeviri)
Özet çevirisi mevcut değil.
Benzer Tezler
- Okul öncesinde izlenen televizyon programları ve bu programların eğitsel değeri
Başlık çevirisi yok
CANAN PERİ
Yüksek Lisans
Türkçe
1997
Eğitim ve ÖğretimMarmara ÜniversitesiEğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı
PROF. DR. AYLA OKTAY
- Günlük alışkanlıklardaki yeni etkilenmelerin geleneksel aile yapısında meydana getirdiği değişmeler
Başlık çevirisi yok
FATMA GÖNENÇ
- Çocuğun sosyalleşmesinde televizyonun etkisi
The Impact of television in the socialization of the children
HÜSEYİN EMİN ÖZTÜRK
- Televizyonda çocuk programları
Children programmes on television
IŞIL ÖÇAL
Doktora
Türkçe
1999
Radyo-Televizyonİstanbul ÜniversitesiRadyo Televizyon Ana Bilim Dalı
PROF. BENER KARAKARTAL
- Televizyon kanallarının Türk sineması üzerindeki teknik ve yapısal etkileri
The Technical and structural influences of the television channels on the Turkish cinema
H. SERDAR DİKMEN