Geri Dön

Akut miyokard infarktüsünde trombolitik tedavi ile eşzamanlı başlanan Pravastatinin etkisi

Başlık çevirisi mevcut değil.

  1. Tez No: 90233
  2. Yazar: LATİFE MERAL KAYIKÇIOĞLU
  3. Danışmanlar: PROF. DR. CÜNEYT TÜRKOĞLU
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Kardiyoloji, Cardiology
  6. Anahtar Kelimeler: Miyokard enfarktüsü, Pravastatin, Trombolitik terapi, Myocardial infarction, Pravastatin, Thrombolytic therapy
  7. Yıl: 1999
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ege Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kardiyoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

25 ÖZET AMI tedavisinde amaç, infarktüs arterinde erken ve kalıcı açıklığı sağlayarak iskemik miyokardda nekroz oluşumunu azaltmaktır. Bu olgularda trombolitik tedavi sonrasında elde edilen damar açıklığının devamı için lümende hala var olan hassas plağın tekrar yırtılmaması, tamir proçesinin hızla gerçekleşmesi gereklidir. Plağın pasifleştirilmesi rekürren iskemiyi önleyerek ventrikülün fonksiyonel durumunu ve sağkalımı iyileştirecektir. Statinlerin plak stabilizan etkileri göz önüne alınarak planlanan bu çalışmamızda hiperakut dönemde kan lipid düzeylerinden bağımsız olarak trombolitik tedavi ile birlikte başlanan pravastatins (40mg/gün), ilk aydaki kardiyovasküler olaylara, İSA açıklığına ve invaziv girişim yapılan infarktan sorumlu lezyonlarda 6 aylık izlem süresindeki klinik ve anjiyografik restenoz oranlarına etkisi araştınldı. Çalışmada, ilk kez AMİ geçiren ve göğüs ağnsının ilk 6 saati içinde olan ardışık 164 olgu, 2 gruba randomize edilerek prospektif olarak değerlendirildi. Grup-I'e serum lipid düzeylerinden bağımsız olarak trombolitik tedavinin ilk saatinde pravastatin (40mg/gün) başlandı. Grup-Ü'deki hastalara kolesterol düşürücü ajanlar kullanılmaksızın trombolitik tedavi uygulandı. İki grupta bazal hasta özellikleri ve kullanılan trombolitik ajan oranlan benzerdi. Her iki grupta yüksek oranda klinik reperfüzyon elde edildi. Grupların bir aylık izlemi sonucunda pravastatin alanlarda kardiyovasküler olay gelişimi daha düşük oranda idi. özelikle de rekürren anjina gelişimi, pravastatin hastalarında istatistiksel olarak daha düşük saptandı. Birinci ayda yapılan koroner anjiyografilerde pravastatin grubunda istatistiksel anlamı olmasa da; İSA darlık yüzdesi, ejeksiyon fraksiyonu ve lezyonun TİMİ akım dereceleri daha iyi idi. Bu anjiyografî sırasında pravastatin grubunda 40, kontrol grubunda da 37 olguya invazif girişim uygulandı. Invazif girişim uygulanan olguların gruplar arası bazal klinik özellikleri, kullanılan trombolitik çeşitleri, kardiyak risk faktörleri, infarktüs lokalizasyonlan ve hedef lezyonlann anatomik dağılımları benzerdi. Gruplar klinik olarak yan etkiler ve kardiyovasküler olaylar açısından izlendiler. Altıncı ay sonunda pravastatin alan grupta serum LDL(%29,4), total kolesterol (%18,3), trigliserid (%26,6) ve Apo B (%24,4) düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı azalma, HDL (%15,4) ve Apo Al (%7,9) düzeylerinde belirgin artış oldu. Bu sırada ilaç grubunda hastaların %48'i NCEP hedeflerine ulaşmıştı. Bu oran kontrol grubuda %14 idi. İzlem süresince oluşan kardiyovasküler olaylar pravastatin kullananlarda daha az olmakla birlikte; sadece anjinanın az oluşu istatistiksel olarak anlamlı idi (%30'a%59,5; p=0.02). Olgulara ortalama 5.7±1.0 ay sonra kontrol anjiyografisi çekildi. Pravastatin verilen olgularda hedef lezyon darlığı ortalama %35±31 oldu. On-üç olguda (%32,5) anjiyografik restenoz(>%50 darlık) gelişti. Kontrol grubunda ise, anjiyografide hedef lezyonun lümen içi ortalama darlığı %46±33 olarak saptandı. Anjiyografik restenoz bu grupta 15 olguda (%40,5) gelişti. Yeni (de nevo) lezyon gelişimi ise pravastatin verilen olgularda 6 (%17,5) ve kontrol grubunda 7 (%18,9) oranında bulundu. Ayrıca restenoz gelişimi ile bazal lipid ve lipoprotein düzeyleri arasında bir ilişki gösterilemedi. Restenoz ve kardiyovasküler sonlanım noktalarının, kullanılan trombolitik ajanlar, infarkt lokalizasyonu ve kardiyak risk faktörleri ile herhangi bir korelasyonu saptanamadı. Yan etki açısından değerlendirildiğinde ise, pravastatin kullanımı ile kontrol grubu arasında belirgin bir fark gözlenmedi. Sonuç olarak, hiperakut dönemde lipid düzeylerinden bağımsız olarak trombolitik tedavi ile kombine başlanan pravastatin, oldukça etkili ve güvenilir olarak 6 ay gibi kısa sürede kardiyak olayları azaltmıştır. Statin tedavisinde optimal yaran elde edebilmek için AMİ olgularında bu şekilde mümkün olduğunca erken dönemde statin başlanması, hem hastanın kompliyansını artırabilir, hem de endotel fonksiyonları ile trombotik olayları olumlu etkileyerek zaten aktif olan plağın daha erken sürede stabilleşmesini sağlayarak kardiyovasküler olayları azaltabilir.

Özet (Çeviri)

Özet çevirisi mevcut değil.

Benzer Tezler

  1. Akut miyokard infarktüsünde trombolitik tedavinin ventrikül geç potansiyelleri ve repolarizasyon değişkenliği üzerine olan etkisi

    The Effect of thrombolytic therapy on ventricular late potentials and QT dispersions in acute miyocardial infarction

    RAMAZAN TOPSAKAL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1998

    KardiyolojiGazi Üniversitesi

    Kardiyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ATİYE ÇENGEL

  2. Koroner kalp hastalığında lipid profilinin incelenmesi ve trombolitik tedavi maliyet ve etkinlik belirteçlerinin değerlendirilmesi

    A Determination of coronary heart disease lipid profiles and an evaluation of the costs and indicators of effectiveness of thrombolytic therapy

    ŞULE APİKOĞLU RABUŞ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2001

    Eczacılık ve FarmakolojiMarmara Üniversitesi

    Farmakoloji Ana Bilim Dalı

    PROF.DR. FİKRET VEHBİ İZZETTİN