Geri Dön

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tanısı olan çocukların ebeveynlerinin modern psikotravmatoloji ve psikopatoloji açısından değerlendirilmesi

Evaluation of parents of children diagnosed with attention deficit and hyperactivity disorder in terms of modern psychotraumatology and psychopathology

  1. Tez No: 901937
  2. Yazar: KEREM ÇETİNKAYA
  3. Danışmanlar: PROF. DR. ERDİNÇ ÖZTÜRK
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: Psikoloji, Eğitim ve Öğretim, Adli Tıp, Psychology, Education and Training, Forensic Medicine
  6. Anahtar Kelimeler: Ebeveyn-çocuk ilişkisi, Hiperaktiviteli dikkat eksikliği bozukluğu, Olumsuz erken çocukluk deneyimleri, Psikolojik travma, Çocukluk çağı travmaları, Parents-child relation, Attention deficit disorder with hyperactivity, Negative early childhood experiences, Psychological trauma, Childhood traumas
  7. Yıl: 2024
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa
  10. Enstitü: Adli Tıp ve Adli Bilimler Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Sosyal Bilimler Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Psikoloji Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Doktora tez çalışmamızın temel amacı, modern psikotravmatoloji ve dissoanaliz kuramı açısından dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tanısı olan ve olmayan çocukların ebeveynlerinin çocukluk çağı travmaları, dissosiyatif yaşantıları, psikiyatrik belirtileri, travma sonrası büyüme düzeyleri ve uyguladıkları çocuk yetiştirme stilleri açısından karşılaştırılmasıdır. Bu araştırma hem nicel ve hem de nitel yöntemlerin birlikte kullanıldığı bir karma yöntem çalışması olarak tasarlanmıştır. Doktora tez çalışmamız, dâhil etme ölçütlerini karşılayan tanılı grubun ebeveynleri ve tanısız grubun ebeveynleri olmak üzere iki farklı ebeveyn grubu üzerinde gerçekleştirilmiştir. Örneklemin ilk grubunu (tanılı grubun ebeveynlerini), İstanbul Anadolu Yakası'ndaki devlet ilkokullarında öğrenimine devam eden ve DEHB tanısı olan 5-11 yaş aralığındaki 60 farklı çocuğun anneleri ve babaları oluşturmaktadır. Örneklemin ikinci grubunu ise (tanısız grubun ebeveynlerini), herhangi bir psikiyatrik tanısı olmayan, aynı ilkokullarda öğrenim gören ve aynı yaş aralığındaki 60 farklı çocuğun anneleri ve babaları oluşturmaktadır. Çalışmanın ilk aşaması nicel araştırma yöntemi ile yürütülmüş olup 60 tanılı grup çocuğun hem annesi hem de babası, 60 tanısız grup çocuğunhem annesi hem de babası olmak üzere toplam 240 ebeveyn ile uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın ikinci aşaması ise nitel araştırma yöntemi ile yürütülmüş olup 15 tanılı grup çocuğun hem annesiyle hem babasıyla; 15 tanısız grup çocuğun hem annesiyle hem de babasıyla yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiş ve toplam 60 görüşme yapılmıştır. Katılımcılara Demografik ve Psikotravmatoloji Temelli Görüşme Formu, Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği, Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği, Kısa Semptom Envanteri, Travma Sonrası Büyüme Envanteri, Yetişkin Ergen Ebeveynlik Envanteri ve Conner's AnaBaba Derecelendirme Ölçeği Kısa Formu ile araştırmacı ve danışman tarafından nitel veri toplama süreci için hazırlanan Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu yüz yüze uygulanmıştır. Araştırmada kullanılan anket, ölçekler ve görüşme formlarından hem nicel ve hem de nitel veriler elde edilmiştir. Ölçme araçlarından elde edilen veriler üzerinde, frekans dağılımı, bağımsız örneklemler t-testi, pearson korelasyon analizi, çoklu doğrusal regresyon analizi, aracılık analizi ve bootstrapping analizi teknikleri uygulanmıştır. Bu araştırmada; tanılı grubun ebeveynlerinin Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği toplam puan ortalamasının (38,05), tanısız grubun ebeveynlerinin Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği toplam puan ortalamasından (31,43); tanılı grubun ebeveynlerinin Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği toplam puan ortalamasının (18,45), tanısız grubun ebeveynlerinin Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği toplam puan ortalamasından (11,61); tanılı grubun ebeveynlerinin Kısa Semptom Envanteri toplam puan ortalamasının (42,35), tanısız grubun ebeveynlerinin Kısa Semptom Envanteri toplam puan ortalamasından (23,50); ebeveynlerin çocuklarını değerlendirerek doldurdukları Conner's AnaBaba Derecelendirme Ölçeği Yenilenmiş Kısa Formu'nda tanılı grup çocukların karşı gelme alt ölçeği puan ortalamasının (7,88), tanısız grup çocukların karşı gelme alt ölçeği puan ortalamasından (2,84), tanılı grup çocukların bilişsel problemler-dikkatsizlik alt ölçeği puan ortalamasının (9,13), tanısız grup çocukların bilişsel problemler-dikkatsizlik alt ölçeğipuan ortalamasından (1,68), tanılı grup çocukların hiperaktivite alt ölçeği puan ortalamasının (7,21), tanısız grup çocukların hiperaktivite alt ölçeği puan ortalamasından (1,70) ve tanılı grup çocukların Dikkat Eksikliği ve Hiparektivite İndeksi puan ortalamasının (18,57), tanısız grup çocukların Dikkat Eksikliği ve Hiparektivite İndeksi puan ortalamasından (5,17) istatiksel açıdan anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulunmuştur (p<.001). Tanılı grubun ebeveynlerinin Yetişkin-Ergen Ebeveynlik Envanteri'nin çocuklardan beklentiler alt ölçeği puanının (20,93), tanısız grubun ebeveynlerinin çocuklardan beklentiler alt ölçeği puanından (24,83); tanılı grubun ebeveynlerinin çocukların ihtiyaçlarına yönelik empati alt ölçeği puanının (31,91), tanısız grubun ebeveynlerinin çocukların ihtiyaçlarına yönelik empati alt ölçeği puanından (37,19); tanılı grubun ebeveynlerinin disiplin aracı olarak fiziksel cezanın kullanımı alt ölçeği puanının (38,90), tanısız grubun ebeveynlerinin disiplin aracı olarak fiziksel cezanın kullanımı alt ölçeği puanından (44,53); tanılı grubun ebeveynlerinin ebeveyn-çocuk rol ve sorumluluk alt ölçeği puanının (21,65), tanısız grubun ebeveynlerinin ebeveyn-çocuk rol ve sorumluluk alt ölçeği puanından (24,40) ve tanılı grubun ebeveynlerinin çocukların güç ve bağımsızlığı alt ölçeği puanının (17,90) tanısız grubun ebeveynlerinin çocukların güç ve bağımsızlığı alt ölçeği puanından (20,30) istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde düşük olduğu bulunmuştur (p<.001). Tanılı ve tanısız grupların ebeveynleri arasında Travma Sonrası Büyüme Envanteri puanları açısından istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Değişkenler arasında yapılan korelasyon analizleri, ebeveynlerin çocukluk çağı travmaları ile; dissosiyatif yaşantılar (r=.399; p<.001), psikiyatrik belirtiler (r=.254; p<.001) ve çocuklarının dikkat eksikliği ve hiparektivite bozukluğu belirtileri (r=.284; p<.001) arasında pozitif yönde; çocuklardan beklentiler (r=-.333; p<.001), çocukların ihtiyaçlarına yönelik empati (r=-.375; p<.001), disiplin aracı olarak fiziksel cezanın kullanımı (r=-.383; p<.001), ebeveyn-çocuk rol ve sorumluluk (r=-.336; p<.001), çocukların güç ve bağımsızlığı (r=-.413; p<.001) ile ilgilitutumlarla ve travma sonrası büyüme (r =-.185, p<.05) arasında ise negatif yönde anlamlı ilişki olduğunu göstermiştir. Tanılı grubun ebeveynleri için değişkenler arasında gerçekleştirilen regresyon analizleri, çocukluk çağı travmalarının (R=.345; R2=.080); dissosiyatif yaşantıların (R=.390; R2=.145); çocuklardan beklentilerin (R=.292; R2=.077), çocuğun ihtiyaçlarına yönelik empatinin (R=.328; R2=.100), disiplin aracı olarak fiziksel ceza kullanımının (R=.293; R2=.078), çocuğun güç ve bağımsızlığının (R=.331; R2=.102), çocukların dikkat eksikliği ve hiparektivite bozukluğu belirtilerini istatistiksel açıdan anlamlı şekilde yordadığını göstermiştir. Çalışmada aracılık etkisi, Hayes'in 4.modeli üzerinden SPSS PROCESS eklentisi ile gerçekleştirilmiştir. Ebeveynlerin çocukluk çağı travmalarının çocukların dikkat eksikliği ve hiparektivite bozukluğu belirtileri üzerinde, dissosiyatif yaşantıların aracılığıyla dolaylı etkiye (ß=,130; p<,05) sahip olduğu bulunmuştur. Çocukluk çağı travmalarının çocukların dikkat eksikliği ve hiparektivite bozukluğu belirtileri üzerinde, çocuğun ihtiyaçlarına yönelik empati tutumları aracılığıyla dolaylı etkiye (ß=,106; p<,05) sahip olduğu görülmüştür. Çocukluk çağı travmalarının çocukların dikkat eksikliği ve hiparektivite bozukluğu belirtileri üzerinde, çocuklardan beklentilere yönelik tutumlar aracılığıyla hem doğrudan (ß= ,208; p<,05) hem de dolaylı etkiye (ß= ,082; p<,05), disiplin aracı olarak fiziksel ceza kullanımına yönelik tutumlar aracılığıyla hem doğrudan (ß= ,195; p<,05) hem de dolaylı etkiye (ß= ,094; p<,05) ve çocuğun güç ve bağımsızlığına yönelik tutumlar aracılığıyla hem doğrudan (ß= ,195; p<,05) hem de dolaylı etkiye (ß= ,095; p<,05) sahip olduğu bulunmuştur. Çalışmanın nitel analizi sonucunda,“çocukların zorlayıcı özellikleri”,“çocukların olumlu özellikleri”,“ebeveynlerin zorlayıcı/travmatik deneyimleri”,“ebeveynlerin pozitif çocukluk deneyimleri”,“fonksiyonel aile özellikleri”,“disfonksiyonel aile özellikleri”,“çocuğa ilişkin ebeveynlerin hissettiği olumsuz duygular”,“çocuk büyütme süreci”ve“hamilelik süreci”olmak üzere dokuz farklı tema oluşturulmuştur. Ebeveynlerin yetişkinlik ve çocukluk çağı travmalarının, disfonksiyonelaile dinamiklerinin, çocuğa ilişkin hissedilen olumsuz duyguların, zorlayıcı çocuk büyütme ve hamilelik süreci deneyimleri, tanılı grubun ebeveynlerinde tanısız grubun ebeveynlerine kıyasla daha fazla yaşandığını göstermiştir. Tanısız grubun ebeveynlerinin ise, olumlu çocukluk deneyimlerini, fonksiyonel aile özelliklerini, rahat çocuk büyütme ve hamilelik süreci deneyimlerini tanılı grubun ebeveynlerine kıyasla daha fazla yaşadığı görülmüştür. Doktora tez araştırmamızın sonucu, çocukluk çağı travmalarının yetişkinlikte dissosiyatif yaşantılara, psikiyatrik belirtilere ve istismar edici ebeveynlik tutumlarına yol açtığını göstermiştir. Çalışmamızın gösterdiği bu sonuç ile kişide yetişkinlik döneminde ortaya çıkan negatif durumların ebeveynlik stili aracılığıyla çocukları olumsuz şekilde etkilediği, bu süreçten etkilenen çocukların ise daha fazla dikkat eksikliği ve hiparektivite bozukluğu belirtileri gösterdiği ve daha fazla dikkat eksikliği ve hiparektivite bozukluğu tanısı aldığı tespit edilmiştir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunu modern psikotravmatoloji ilkeleri ve dissoanaliz kuramı açısından inceleyen çalışmamız, bu konu üzerinde gerçekleştirilmiş kapsamlı ve öncü bilimsel araştırmalardan biridir. Çocukluk çağı travmalarının uzun dönemli sonuçlarının sonraki kuşaklara etkisinin dolaylı yollarla ulaştığını gösteren çalışmamız, travmanın kısa ve uzun dönemli olumsuz ruhsal etkilerinin dissoanalitik bir yaklaşımla nötralize edilerek fonksiyonel ailelerin, sağlıklı ve gelişim odaklı nesillerin var olabilmelerinin imkanlı kılınabileceğini öncül bir önemle vurgulamaktadır.

Özet (Çeviri)

The primary objective of our doctoral research is to compare the childhood traumas, dissociative experiences, psychopathological histories, posttraumatic growth levels, and child- rearing styles between parents of children with attention deficient hyperactivity disorders, and parents of children without any of these disorders from modern psychotraumatological and dissoanalysis perspectives. This study employs a mixed method approach, integrating qualitative and quantitative methodologies. The sample is divided into the diagnosed and undiagnosed groups. The first group of the sample, namely parents of the diagnosed group, consists of the parents of 60 children diagnosed with attention deficit and hyperactivity disorder aged between 5 and 11, who are enrolled as pupils in public primary schools located on the Asian side of Istanbul. The second group, namely the parents of the undiagnosed group, consists of parents of 60 additional children who share similar demographics but do not have any diagnosis. The initial phase of the study involves conducting a quantitative analysis on a sample of 240 participants, divided into four groups (diagnosed group: 60 mothers, 60 fathers; undiagnosed group: 60 mothers, 60 fathers). The second phase consists of a qualitative investigation conducted through 60 semi-structured interviews with four groups (diagnosed group: 15 mothers, 15 fathers; undiagnosed group: 15 mothers, 15 fathers). Data were gathered through the utilization of various assessment tools, including the Childhood Trauma Questionnaire, the Dissociative Experiences Scale, the Brief Symptom Inventory, the Posttraumatic Growth Inventory, the Adult-Adolescent Parenting Inventory and, the Conner's Parent Rating Scale-Revised Short Form, which was administered during face-to-face interviews. The Qualitative Semi-Structured Interview Form designed by the researcher was utilized during face to face interviews. Both qualitative and quantitative data have been collected using the survey and interview instruments. Frequency distribution test, independent samples t test, pearson correlation analysis, multiple linear regression analysis, mediation analysis and bootstrapping analysis have been executed over the gathered data. The quantitative analysis revealed that statistically, the Childhood Trauma Questionnaire mean score (38,05) of the diagnosed group was found to be significantly higher than the Childhood Trauma Questionnaire mean score (31,43) of the undiagnosed group; the Dissociative Experiences Scale mean score (18,45) of the diagnosed group was found to be significantly higher than the Dissociative Experiences Scale mean score (11,61) of the diagnosed group; the Brief Symptom Inventory mean score (42,35) of the diagnosed group was found to be significantly higher than the Brief Symptom Inventory mean score (23,50) of the undiagnosed group; the oppositional subdimension of the Conner's Parent Rating Scale-Revised Short Form mean score (7,88) of the diagnosed group was found to be significantly higher than the oppositional subdimension of the Conner's Parent Rating Scale-Revised Short Form mean score (2,84) of the undiagnosed group; the cognitive problems subdimension of the Conner's Parent Rating Scale-Revised Short Form mean score (9,13) of the diagnosed group was found to be significantly higher than the cognitive problems subdimension of the Conner's Parent Rating Scale-Revised Short Form mean score (1,68) of the undiagnosed group; the hyperactivity subdimension of the Conner's Parent Rating Scale-Revised Short Form mean score (7,21) of the diagnosed group was found to be significantly higher than the hyperactivity subdimension of the Conner's Parent Rating Scale-Revised Short Form mean score (1,70) of the undiagnosed group and attention deficit and hyperactivity disorder index score (18,57) of the diagnosed group was found to be significantly higher than the total Attention Deficit And Hyperactivity Disorder Index scores (5,17) of the undiagnosed group (p<,001). Moreover, statistically the expectations of children subdimension of the Adult-Adolescent Parenting Inventory mean score (20,93) of the diagnosed group was significantly lower than the expectations of children subdimension of the Adult-Adolescent Parenting Inventory mean score (24,83) of the undiagnosed group; the parental empathy towards children's needs subdimension of the Adult-Adolescent Parenting Inventory mean score (31,91) of the diagnosed group was significantly lower than the parental empathy towards children's needs subdimension of the Adult-Adolescent Parenting Inventory mean score (37,19) of the undiagnosed group; use of corporal punishment subdimension of the Adult-Adolescent Parenting Inventory mean score (38,90) of the diagnosed group was significantly lower than use of corporal punishment subdimension of the Adult-Adolescent Parenting Inventory mean score (44,53) of the undiagnosed group; parent-child family roles subdimension of the Adult- Adolescent Parenting Inventory mean score (21,65) of the diagnosed group was significantly lower than parent-child family roles subdimension of the Adult-Adolescent Parenting Inventory mean score (24,40) of the undiagnosed group; children's power and independence subdimension of the Adult-Adolescent Parenting Inventory mean score (18,25) of the diagnosed group was significantly lower than children's power and independence subdimension of the Adult-Adolescent Parenting Inventory mean score (20,30) of the undiagnosed group (p<,001). In between groups, the scores of the Posttraumatic Growth Inventory didn't display any statistically significant difference. The correlation analysis revealed statistically significant associations between variables. Specifically, there were a statistically positive significant correlation between childhood trauma and dissociative experiences (r=.399; p<.001), psychiatric symptoms (r=.254; p<.001), and symptoms of ADHD in their children (r=.284; p<.001); a statistically negative significant correlation between expectations of children (r=-.333; p<.001), parental empathy towards children's needs (r=-.375; p<.001), use of corporal punishment (r=-.383; p<.001), parent-child family roles (r=-.336; p<.001), children's power and independence (r=-.413; p<.001) and post-traumatic growth (r =- .185, p<.05). Regression analysis utilized for variables in diagnosed group displayed that childhood trauma (R=.345; R2=.080); dissociative experiences (R=.390; R2=.145); expectations of children (R=.292; R2=.077), the parental empathy towards children's needs (R=.328; R2=.100), use of corporal punishment (R=.293; R2=.078), children's power and independence (R=.331; R2=.102) predicted the symptoms of ADHD in children statistically significantly. The mediation models were hypotized in compliance with Hayes's Model 4 and tested via SPSS PROCESS. It was found that childhood trauma had indirect effects (ß=.130; p<,05) on the symptoms of ADHD in children through the mediation of dissociative experiences. Childhood trauma had indirect effects (ß= ,106; p<,05) on the symptoms of ADHD in children through the mediation of parental empathy towards children's needs. Childhood trauma had both direct (ß=,208; p<,05) and indirect effects (ß= ,082; p<,05) on the symptoms of ADHD in children through the mediation of expectations of children. Childhood trauma had both direct (ß=,195; p<,05) and indirect effects (ß=,094; p<,05) on the symptoms of ADHD in children through the mediation of use of corporal punishment. Childhood trauma had both direct (ß=,195; p<,05) and indirect effects (ß=,095; p<,05) on the symptoms of ADHD in children through the mediation of children's power and independence. As a result of the qualitative analysis of the study nine different themes were created:“challenging characteristics of children”,“positive characteristics of children”,“ challenging /traumatic experiences of parents”,“positive childhood experiences of parents”,“functional family characteristics”,“dysfunctional family characteristics”,“negative feelings that parents feel towards their children”,“child-rearing process”and“pregnancy process”. The qualitative analysis of the study revealed that parents in the diagnosed group exhibit a higher prevalence of adult and childhood traumatic experiences, dysfunctional family dynamics, negative emotions towards the child, compulsive child-rearing, and challenging pregnancy experiences compared to parents in the undiagnosed group. Also, it was found that the undiagnosed group parents had more positive childhood experiences, functional family characteristics, comfortable child raising and pregnancy experiences than the diagnosed group parents. Our doctoral dissertation provides substantiation that the childhood trauma experienced by parents results in dissociative occurrences, psychiatric symptoms, deficient and incompetent parenting methodologies in persons, and subsequently has an adverse impact on offspring, culminating in heightened ADHD symptoms and an augmented prevalence of ADHD diagnoses among youngsters. Our broad and novel scientific study examines attention deficient hyperactivity disorder from a psychotraumatological and dissoanalytic approach. Our PhD study, which demonstrates that the long-term effects of childhood trauma may extend to later generations, emphasizes the notion that, with a dissoanalytic approach, it is possible to neutralize the short- and long-term negative psychological effects of intergenerational transmission of trauma, to promote functional families, healthy and development-oriented generations.

Benzer Tezler

  1. Normal kilolu ile aşırı kilolu/obez olan dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tanılı ergenlerin psikiyatrik komorbidite, patolojik internet kullanımı ve internet kullanım paternleri açısından karşılaştırılması

    Comparison of normal weight and overweight/obese adolescents diagnosed with attention deficit and hyperactivity disorder in terms of psychiatric comorbidity, pathological internet use and internet use patterns

    BÜŞRA ÜSTÜNDAĞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    PsikiyatriSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ İBRAHİM ADAK

  2. Bazı sert çekirdekli meyve türlerinde döllenme biyolojisi üzerinde yöntem çalışmaları

    Başlık çevirisi yok

    ATBİMOĞLU ADALET

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1985

    ZiraatEge Üniversitesi

    Bahçe Bitkileri Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. RUHİNAZ GÜLCAN

  3. Çoklu amaçların çözümlemesinde amaç programlaması ile genelleştirilmiş ters yaklaşımı ve yem sanayiinde bir uygulama

    Goal programming and generalieed inverse approaches in the multi-objective analysis and application in feed industry

    HASAN BAL

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    İstatistikGazi Üniversitesi

    İstatistik Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. FEVZİ KUTAY

  4. Analog dijital çeviricilerin analiz ve sentezi

    Başlık çevirisi yok

    ALİ ÇAPRAZ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1985

    Elektrik ve Elektronik MühendisliğiUludağ Üniversitesi

    Elektronik Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ERGÜR TÜTÜNCÜOĞLU

  5. Türkiye'de trafik kazalarının epidemiyolojisi

    Başlık çevirisi yok

    HARUN KARACA

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1985

    UlaşımGazi Üniversitesi

    Kazalarda Acil Yardım ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. HİKMET PEKCAN