Opioid kullanım bozukluğu hastalarında kumar oynama bozukluğu ve ilişkili faktörler: Emosyonel disregülasyon ve affektif mizaç özelliklerinin etkisi
Gambling disorder in patients with opioid use disorder and related factors: The effect of emotional dysregulation and affective temperament
- Tez No: 895271
- Danışmanlar: DOÇ. DR. İZGİ ALNIAK
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Uyuşturucu Alışkanlığı ve Alkolizm, Psikiyatri, Drug Addiction and Alcoholism, Psychiatry
- Anahtar Kelimeler: Eroin kullanım bozukluğu, kumar oynama bozukluğu, affektif mizaç özellikleri, emosyonel regülasyon, Davranışsal bağımlılık, Eroin, Eroin bağımlılığı, Heroin use disorder, gambling disorder, affective temperament, emotional regulation Contact Address: drgulsahguney@gmail.com, Behavioral addiction, Heroin, Heroin dependence
- Yıl: 2024
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: İstanbul Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Madde kullanım bozukluğu (MKB) ile kumar oynama bozukluğu (KOB) komorbiditesinin sık görüldüğü bilinmekte ve bu durum sıklıkla altta yatan ortak nörobiyolojik mekanizmalarla açıklanmaktadır. Bu çalışmada eroin kullanım bozukluğu (EKB) olan bireylerde KOB sıklığının değerlendirilmesi ve KOB olan ve olmayan EKB tanılı hasta grupları arasında emosyonel disregülasyon ve affektif mizaç özellikleri açısından farkları ortaya koyarak komorbidite üzerindeki etkilerinin araştırılması, bu sayede bu parametrelerin özellikle komorbiditenin tedavisi konusunda hedeflenecek alanların belirlenmesine katkıda bulunulması amaçlanmıştır. Yöntem: Bu araştırma, Sağlık Bilimleri Üniversitesi İstanbul Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Erişkin Arındırma Merkezinde (AMATEM) yatan veya bu kliniğe ayaktan başvuran, DSM-5 tanı ölçütlerine göre EKB tanısı almış toplam 128 erkek hasta ile yapılmıştır. Araştırma grubu, (i) sadece EKB tanılı bireyler ile (E) (ii) EKB'ye ek olarak KOB tanılı bireyleri (K) kapsayan iki alt gruba ayrılmıştır. Katılımcılar, araştırmacı tarafından yapılan sözel ve yazılı bilgilendirmeler sonrası yazılı onam vermiş, sosyodemografik ve klinik özellikler veri formu ile değerlendirilmiştir. Çalışmaya katılan tüm hastalara South Oaks Kumar Tarama Testi (SOKTT), Kumar Oynama Bozukluğu Tarama Testi (KOB) verilerek KOB varlığı taranmıştır. KOB olan hastalara ek olarak Kumar Oynama Nedenleri Ölçeği (KONÖ) uygulanmış; tüm katılımcılara ise Duygu Düzenlemede Güçlükler Ölçeği (DERS), Duygu Düzenleme Ölçeği (ERQ), Beck Depresyon Derecelendirme Ölçeği (BDI), Beck Anksiyete Ölçeği (BAI), TEMPS-A (Temperament Evaluation of Memphis, Pisa, Paris and San Diego – Autoquestionnaire) Mizaç Ölçeği uygulanmıştır. İstatistiksel analizler için SPSS programı kullanılmış, tanımlayıcı istatistikler (ortalama, oran, standart sapma) ve Kolmogorov-Smirnov, Ki-kare, Mann-Whitney U testleri ve korelasyon analizleri ile veriler değerlendirilmiştir. Çalışmaya katılan hastalarda KOB komorbiditesini yordayan nedenleri değerlendirmek için lojistik regresyon analizi yapılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Bulgular: Çalışmanın örneklemini oluşturan 128 EKB tanılı hastanın %50,8'inde (n=65) KOB komorbiditesi saptanmıştır. KOB olan EKB hastalarının duygu düzenleme ve mizaç özellikleri açısından farklılaştığı gözlenmiştir. K grubunda DERS ve ERQ skorları E grubuna göre daha yüksek saptanmıştır. KOB komorbiditesini buprenorfin/nalokson tedavisi ile remisyon süresi ve DERS toplam puanının pozitif yönde, ERQ supresyon skoru ile hipertimik mizaç özelliklerinin ise negatif yönde yordadığı tespit edilmiştir. İki grup arasında sosyodemografik veriler ve çoğu klinik verilerde anlamlı farklılık elde edilmemiş olsa da intihar öyküsü K grubunda daha yüksek bulunmuştur. Sonuç: Çalışmamızda elde edilen bulgular, KOB komorbiditesi olan EKB hastalarının farklı bir alt profili yansıttığını ortaya koymuştur. KOB olan bağımlı bireylerin tedavi ile remisyon süresi uzadıkça yerine koyma stratejisi ile başka bağımlılıklara yönelme riski taşıyan, daha dürtüsel, duygusal düzenleme kapasitesi daha düşük, duygu dışavurumunu baskılayamayan (suprese edemeyen), riskli davranışlara yatkın ve daha suisidal bir alt grup olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmamızda siklotimik ve irritabl mizaç özelliklerinin bu bireylerde daha sık görüldüğü; hipertimik mizaç özelliklerinin ise KOB'ye karşı koruyucu bir rol oynadığı tespit edilmiştir. KOB olan grupta özellikle duygu düzenleme stratejilerinin daha işlevsel hale getirilmesi tedavi hedeflerinden olmalıdır. EKB nedeniyle tedavi başvurusunda bulunan tüm hastalar KOB açısından taranmalı, uygun farmakolojik ve psikoterapötik tedavi stratejileri geliştirilmeli ve yakından monitörize edilmelidir. Çalışmamızın sonuçları uzun süreli remisyon dönemlerinde de daha önce bozukluk tespit edilmemiş olsa dahi kumar oynama alışkanlıklarının klinik kontrollerde gündeme alınması ve sorgulanmasının önemini ortaya koymuştur. Gelecekte yapılacak çalışmaların, cinsiyet farklılıklarını da değerlendirebilecek daha geniş örneklem gruplarıyla yapılması önerilmektedir.
Özet (Çeviri)
Objective: It is known that substance use disorder (SUD) and gambling disorder (GD) comorbidity are common, and common underlying neurobiological mechanisms often explain this situation. This study aimed to evaluate the frequency of GD in individuals with heroin use disorder (HUD) and to investigate the effects of these parameters on comorbidity by revealing the differences in emotional dysregulation and affective temperament characteristics between GD and non-GD patient groups, thus contributing to the determination of areas to be targeted in treatment. Methods: This study was conducted with a total of 128 male patients with HUD, according to DSM-5 criteria, who applied to the Adult Detoxification Center (AMATEM) of Bakirkoy Prof Mazhar Osman Training and Research Hospital for Psychiatry Neurology and Neurosurgery in Istanbul. The study group was divided into two subgroups, including (i) individuals diagnosed with HUD only (H) and (ii) individuals diagnosed with GD in addition to HUD (G). Participants gave written consent after verbal and written information provided by the researcher, and sociodemographic and clinical characteristics were assessed using a data form. All patients participating in the study were screened for GD by the South Oaks Gambling Screen (SOGS) and Gambling Disorder Screening Test (GDST). The Gambling Motives Scale (GMS) was administered to patients with GD. All participants were administered the Difficulties in Emotion Regulation Scale (DERS), Emotion Regulation Questionnaire (ERQ), Beck Depression Inventory (BDI), Beck Anxiety Inventory (BAI), and the TEMPS-A (Temperament Evaluation of Memphis, Pisa, Paris, and San Diego–Autoquestionnaire) Temperament Scale. SPSS program was used for statistical analyses, and descriptive statistics (mean, rate, standard deviation), Kolmogorov-Smirnov, Chi-square, Mann-Whitney U tests, and correlation analyses were used to evaluate the data. Logistic regression analysis was performed to evaluate the factors predicting GD comorbidity. The statistical significance level was set at p<0.05. Results: CPD comorbidity was detected in 50.8% (n=65) of the sample. HUD patients with GD were observed to differ in terms of emotion regulation and temperament characteristics. DERS and ERQ scores were higher in the G group than in the H group. It was determined that GD comorbidity was positively predicted by the remission period with buprenorphine/naloxone treatment and DERS total score and negatively predicted by ERQ suppression score and hyperthymic temperament characteristics. Although no significant difference was found between the two groups in sociodemographic data and most clinical data, the history of suicide was found to be higher in the G group. Conclusion: The findings obtained in our study revealed that HUD patients with GD comorbidity reflect a different sub-profile. It was concluded that this subgroup is at risk of other addictions as a substitute with the prolonged remission period with treatment, is more impulsive, has a lower emotional regulation capacity, cannot suppress emotional expression, is more prone to risky behaviors, and is more suicidal. Our study determined that cyclothymic and irritable temperament characteristics are more common in these individuals, yet hyperthymic temperament characteristics protect against GD. In the GD group, recultivating more functional emotion regulation strategies should be one of the treatment targets. All patients applying for SUD treatment should be screened for GD, and appropriate pharmacological and psychotherapeutic treatment strategies should be developed and closely monitored. The results of our study have revealed the importance of screening gambling habits in clinical controls, even in long-term remission periods, even if the disorder has not been detected before. It is recommended that future studies be conducted with larger sample groups that can also evaluate gender differences.
Benzer Tezler
- Opiyat kullanım bozukluğu hastaları ile kumar oynama bozukluğu hastalarının yönetici işlevler yönünden karşılaştırılması
Comparison of the executive functions in patients with opioid use disorder and gambling disorder
ORHAN KAPUCI
Doktora
Türkçe
2020
PsikolojiDoğuş ÜniversitesiPsikoloji Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ SERHAT YÜKSEL
DOÇ. DR. MERİH ALTINTAŞ
- Remisyondaki opiyat kullanım bozukluğu hastalarında dürtüsellik, aşerme, uyku bozukluğu ve gece yeme sendromu arasındaki ilişki
The relationship between impulsivity, craving, sleep disorder and night eating syndrome in remitted patients with opioid use disorder
PINAR ERDOĞAN TÜRKMEN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
PsikiyatriAkdeniz ÜniversitesiRuh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. BURAK KULAKSIZOĞLU
- Opioid kullanım bozukluğu olan bireylerde, bilgisayar destekli bilişsel iyileştirme yönteminin klinik ve bilişsel etkileri: Prospektif randomize kontrollü bir çalışma
Clinical and cognitive effects of computer assisted cognitive remediation method in individuals with opioid use disorder: A prospective randomized controlled trial
NİHAL TAŞTEKİN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2020
PsikiyatriSağlık Bilimleri ÜniversitesiPsikiyatri Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MEDİNE YAZICI GÜLEÇ
- Obezite ve opioid kullanım bozukluğu hastalarının bağlanma biçimlerinin karşılaştırılması
Comprasion of attachment styles of obesity and opioid use disorder patients
AHMET BUĞRA ACIDERE
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2019
PsikiyatriSağlık Bilimleri ÜniversitesiRuh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DR. ŞAFAK YALÇIN ŞAHİNER
- Kanser hastalarında palyatif bakım ve destek servisinde narkotik analjezik kulanımı
The use of narcoti̇c analgesi̇cs at the oncologi̇c pati̇ents i̇n pali̇ati̇ve care center
GÖKÇENUR UTLU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2015
Aile Hekimliğiİzmir Katip Çelebi ÜniversitesiAile Hekimliği Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. HÜSEYİN CAN