MR inceleme ile malignite şüphesi olan myoma uteri olgularının cerrahi sonrası doku tanılarının radyolojik bulgular ile karşılaştırılması
Comparison of after surgical histopathological diagnoses of uterine myoma cases with suspi̇ci̇on of malignancy in MRI with radiological findings
- Tez No: 873723
- Danışmanlar: PROF. DR. MURAT EKİN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Obstetrics and Gynecology
- Anahtar Kelimeler: Leiyomiyosarkom, Leiomyosarcoma
- Yıl: 2024
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Myometriuma ait patolojilere yönelik tanılar kimi zaman zorlayıcı olabilmektedir. Preoperatif dönemde fiziksel muayene ve ultrason görüntülemenin yetersiz kaldığı noktalarda MR görüntüleme yöntemlerine başvurulmaktadır. Ne var ki atipik leiomyomlar ile mezenkimal kökenli malignitelerin ayrımı her zaman net sınırlar ile çizilemez. Çalışmamızda hastanemizde 6 yıllık bir dönemde histerektomi operasyonu yapılan hastaların, preoperatif dönemdeki MR görüntüleme özellikleri ile nihai patoloji sonuçlarının karşılaştırılması yapılmıştır. Lezyonların benign- malign görüntüleme özelliklerindeki farkların, hastanın yönetiminde ve hastaya yaklaşımda klinisyene fayda sağlayabilecek şekilde nasıl kullanılabileceğinin araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışma 1 Ocak 2018 ve 31 Aralık 2023 tarihleri arasında histerektomi operasyonu geçirmiş hastalar ile yapılmıştır. Preoperatif MR görüntülemelerinde mezenkimal kökenli malignite şüphesi içeren benign ve malig hastalar ile postoperatif patolojik tanılarında FIGO kriterlerine göre mezenkimal kökenli malignite tanısı alan toplam 187 hasta çalışmaya dahil edildi. Tüm hastaların intravenöz gadolinyum verilerek çekilen kontrastlı pelvik MR görüntüleri bir radyoloji uzmanı eşliğinde yeniden değerlendirildi ve raporlandı. Verilerin istatistiksel analizinde veriler, IBM SPSS 23 (IBM Statistical Package for Social Sciences) aracılığıyla bilgisayar ortamına yüklenip ve değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hasta sayısı 178'i benign ve 9'u malign olmak üzere toplam 187'dir. Hastalar yaş, endometrial kalınlık, tümör boyutu, tümör sınırlarının görünümü, T1 sekanlarda, T2 sekanslarda intensite özellikleri, asit varlığı, santral kistik-nekrotik alan içerip içermemesi ve post kontrast serilerde diffüzyon kısıtlayan alanlar gösterip göstermemesine göre incelenmiştir. Yaş, tümör hacmi, endometrial kalınlık, MRI T2 hipo-izointensite, asit varlığı, kontrast tutulumu ve santral nekroz özellikleri açısından gruplar arasında istatiksel açıdan anlamlı fark saptanmamıştır MRI özellikleri açısından gruplar arasında istatiksel açıdan anlamlılık gösteren bağımsız değişkenler, T1 ve T2 hiperintensitesi ve tümör sınır düzensizliği bulunmuştur. Buna göre tümör sınır düzensizliği ile malignite arasında zayıf düzeyde korelasyon saptanmıştır (r=0,293, p<0,001). Difüzyon kısıtlaması ile malignite arasında zayıf düzeyde korelasyon saptanmıştır (r=0,224, p=0,002). T1 sekansta hiperintensite varlığı ile malignite arasında zayıf düzeyde korelasyon saptanmıştır (r=0,220, p=0,003). T2 sekansta hiperintensite varlığı ile malignite arasında zayıf düzeyde korelasyon saptanmıştır (r=0,168, p=0,022). Tümör sınırlarının düzgün/düzensiz oluşunun maligniteyi predikte etmedeki sensitivitesi %77,8, spesifitesi %79,8 iken pozitif prediktivitesi %16,3 ve negatif prediktivitesi %98,6 olarak saptanmıştır. T1 sekansında hiperintensitenin maligniteyi predikte etmedeki sensitivitesi %66,7, spesifitesi %77,5 iken pozitif prediktivitesi %13 ve negatif prediktivitesi %97,9 olarak saptanmıştır. T2 sekansında hiperintensitenin maligniteyi predikte etmedeki sensitivitesi %100, spesifitesi %37,6 iken pozitif prediktivitesi %7,5 ve negatif prediktivitesi %100 olarak saptanmıştır. Difüzyon kısıtlaması varlığının maligniteyi predikte etmedeki sensitivitesi %77,8, spesifitesi %70,8 iken pozitif prediktivitesi %11,9 ve negatif prediktivitesi %98,4 olarak saptanmıştır. Logistic regresyon analizinde MRI deki tümör sınırlarının düzensizliği malignite riskini 10,283 kat, diffüzyon kısıtlaması varlığı ise 27,713 kat arttırmakta olduğu saptanmıştır. Sonuç: Çalışmamız T1 ve T2 sekanslarda hiperintensitenin, tümör sınır düzensizliğinin ve diffüzyon kısıtlayan alanların maligniteyi düşündüren anlamlı parametreler olduğunu göstermiştir.
Özet (Çeviri)
Aim: Diagnosing pathologies related to the myometrium can sometimes be challenging. When physical examination and ultrasound imaging are insufficient in the preoperative period, MRI methods are employed. However, differentiating between atypical leiomyomas and mesenchymal-origin malignancies may not always be easy. In our study, we compared the MRI imaging features of patients who underwent hysterectomy in our hospital over a 6-year period with the final pathology results. The study aimed to investigate how the differences in benign and malignant imaging characteristics of the lesions could be used to assist clinicians in patient management and approach. Materials and Methods: The study was conducted with patients who underwent hysterectomy operations between January 1, 2018, and December 31, 2023.A total of 187 patients were examined in the study, including those with benign and malignant lesions suspected of mesenchymal-origin malignancy in preoperative MRI imaging, and those diagnosed with mesenchymal-origin malignancy according to FIGO criteria in postoperative pathological diagnoses. All patients' contrast-enhanced pelvic MRI images, with intravenous gadolinium injected, were re-evaluated and reported, accompanied by a radiology specialist. For statistical analysis, the data were uploaded and analyzed via IBM SPSS 23 (IBM Statistical Package for Social Sciences). Results: The study included a total of 187 patients, 178 of whom were benign and 9 of whom were malignant. The patients were examined based on age, endometrial thickness, tumor size, tumor border appearance, intensity characteristics in T1 and T2 sequences, the presence of ascites, whether central cystic-necrotic areas were present, and whether diffusion-restricting areas were shown in post-contrast series. No statistically significant difference was found between the groups in terms of age, tumor volume, endometrial thickness, MRI T2 hypo-iso intensity, the presence of ascites, contrast uptake, and central necrosis. Independent variables that showed statistical significance between the groups in terms of MRI features were T1 and T2 hyperintensity, and tumor border irregularity. Accordingly, a weak correlation was found between tumor border irregularity and malignancy (r=0.293, p<0.001). A weak correlation was also found between diffusion restriction and malignancy (r=0.224, p=0.002). A weak correlation was found between the presence of hyperintensity in the T1 sequence and malignancy (r=0.220, p=0.003). A weak correlation was also found between the presence of hyperintensity in the T2 sequence and malignancy (r=0.168, p=0.022). The sensitivity of tumor border irregularity in predicting malignancy was 77.8%, specificity was 79.8%, with a positive predictive value of 16.3% and a negative predictive value of 98.6%. The sensitivity of hyperintensity in the T1 sequence in predicting malignancy was 66.7%, specificity was 77.5%, with a positive predictive value of 13% and a negative predictive value of 97.9%. The sensitivity of hyperintensity in the T2 sequence in predicting malignancy was 100%, specificity was 37.6%, with a positive predictive value of 7.5% and a negative predictive value of 100%. The sensitivity of the presence of diffusion restriction in predicting malignancy was 77.8%, specificity was 70.8%, with a positive predictive value of 11.9% and a negative predictive value of 98.4%. Logistic regression analysis showed that irregularity of tumor borders in MRI increased the risk of malignancy by 10,283 times, and the presence of diffusion restriction increased it by 27,713 times. Conclusion: Our study showed that hyperintensity in T1 and T2 sequences, tumor border irregularity, and diffusion-restricting areas are significant parameters suggesting malignancy.
Benzer Tezler
- Kolorektal kanserlerde lenfatik infiltrasyonu öngörmede preoperatif faktörler
Evaluation of preoperative factors in prestressing lymphatic infiltration in colorectal cancer
ARAZ BABAYEV
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
Genel Cerrahiİzmir Katip Çelebi ÜniversitesiGenel Cerrahi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. EMİNE ÖZLEM GÜR
- Kasa invaze olmayan mesane kanseri tanısı olan hastalarda, otomatik fluoresan akım sitometri yöntemi ile gerçekleştirilen idrar analizinde saptanabilen atipik hücre parametresinin klinik anlam ve etkinliğinin değerlendirilmesi: Prospektif çalışma
The clinical significance of atypic cell parameter detected in urinalysis by automatic fluorescent flow cytometry in patients with NON-muscle-invasive bladder cancer: A prospective trial
SERTAÇ SARAÇOĞLU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
ÜrolojiMarmara ÜniversitesiÜroloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. HAYDAR KAMİL ÇAM
DOÇ. DR. TARIK EMRE ŞENER
- Mastektomi operasyonu sonrası lokal göğüs duvarı nükslerinin saptanmasında US ve MR görüntülemenin yeri
The Role of ultrasound and MRI in the diagnosis of local chest wall recurrences in modified radical mastectomized patients
YASEMİN AYARCAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2001
Radyoloji ve Nükleer Tıpİstanbul ÜniversitesiRadyodiagnostik Ana Bilim Dalı
DOÇ.DR. GÜL ESEN
- Koruyucu meme cerrahisi sonrası lokal nükslerin araştırılmasında MR görüntülemenin yeri
The place of MRI for local recurrences after conservative breast surgery
ALİ ÖNDER ATÇA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1999
Radyoloji ve Nükleer Tıpİstanbul ÜniversitesiRadyodiagnostik Ana Bilim Dalı
PROF.DR. AYÇA ALTUĞ
- Endorektal MRG ile prostat kanserinin yerini belirlemede T2 ağırlıklı ve difüzyon ağırlıklı görüntülemenin rolü
The role of T2-weighted and diffusion weighted endorectal Magnetic Resonance Imaging in detection and localization of the prostate cancer
NURGÜL ÖZARI
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2009
Radyoloji ve Nükleer TıpPamukkale ÜniversitesiRadyoloji Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. A. BAKİ YAĞCI