Geri Dön

Woman and feminity in Anita Brookner`s novels“Hotel du lac”and“A start in life”

Anita Brookner`in“Hotel du lac”ve“A start in life”romanlarında kadın ve kadınsılık

  1. Tez No: 87098
  2. Yazar: NESLİHAN ATABEY (ÖZDÖL)
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. MURAT SEÇKİN
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: İngiliz Dili ve Edebiyatı, English Language and Literature
  6. Anahtar Kelimeler: Brookner, Anita, Kadınlar, İngiliz romanı, Brookner, Anita, Women, British novel
  7. Yıl: 1999
  8. Dil: İngilizce
  9. Üniversite: Marmara Üniversitesi
  10. Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: İngiliz Dili Eğitimi Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

ÖZET Çağdaş kadın yazarlar arasında Anita Brookner 1960'lı yıllardan bu yana var olan kadın yazınını temsil eder. Brookner roman yazarı olarak ilk çıkışını“A Start in Life”ile 1981'de yapmıştır. Roman (fiction) dalında 1984 Booker - Mc Connell ödülünü alan“Hotel du Lac”Brookner'ın dördüncü ve en orjinal olan romanıdır. Brookner roman kategorisinde yer almaktadır. Brookner, özellikle“A Start in Life”ve“Hotel du Lac”da, ustalıklı yazısı ile yirminci yüzyıl“kadın ve kadmsılığı”nı betimlemekte oldukça başarılıdır. Bu iki roman dikkatlice okunduğunda bir romandan diğerine tekrar eden olaylar zinciri ve çarpıcı ailevi benzerlikler olduğu gözlenir. Her iki romanı da büyük ölçüde biografik öğeler taşımaktadır. Romanlarının kurgusu aile yaşantısının kadınlar üzerindeki çocuklaştırıcı etkilerini araştırmaktadır. Aileler, özellikle anneler, Brookner'ın kadın karakterlerini olumsuz yönde etkilemektedirler. Karakterlerini geliştirmek için Brookner zıt karakterler ve kadın tiplemelerinin devamlılığı tekniklerini benimsemiştir. Brookner iki romanında da“aşk”ı temel öge olarak ele almaktadır. Her ne kadar son derece çekingen iseler de Brookner'ın“yanlız”kadın karakterleri bir aşk ilişkisine girmeye cüret ederler. Ancak bu aşk ilişkileri önceden takdir edilen bir yol izler: delice aşık olma, hayal kırıklığı ve başarısızlık ve bunu takip eden inziva ile tüm tecrübesini bir tür sanatsal yaratacıhğa yöneltme. Brookner hiç bir şekilde tatmin olamayan kadm karakterlerinde kadınlar üzerindeki zalimliğin ve erkeklerin yağmacılığının hala var olduğunuIll göstermektedir. Yine, Brookner toplumsal beklentilerin empoze ettiği bir tür kurallar dizininin devam eden gücünü ortaya koymaktadır. Bu bağlamda Brookner post-feminist olarak adlandırılabilir. Çünkü, kadınlar üzerindeki baskıları görmekte ve hala devam eden etkilerini hissetmektedir. Ancak bir feministin yaptığı gibi karşı koymamakta, gerçeği olduğu gibi ortaya koymaktadır.

Özet (Çeviri)

IV ABSTRACT Among contemporary novelists Anita Brookner represents a“tradition”of women's writing in Britain that has emerged since the 1960s. Brookner made her debut as a novelist in 1981 with“A Start in Life”.“Hotel du Lac”, which won her the 1984 Booker - McConnell Prize for Fiction, is Brookner's fourth and the most original novel. Brookner writes in the category of fiction. She succeeds, particularly in“A Start in Life”and“Hotel du Lac”, in depicting the plight of a twentieth-century“woman and femininity”with her subtle prose. A close reading of her these two novels suggests that there are striking family resemblances with major sequences of events repeated from one novel to the other. Both novels contain a substantial autobiographical element. Her plot structures obviously explore the infantilizing effects of family life on women. Parents, especially mothers, have usually negatively influenced her protagonists. To develop them, Brookner often adopts the techniques of foil characters and continua of female types. Brookner takes love as central. Her isolated protagonists ventures, albeit timidly, into a love affair that will fallow a preordained course: infatuation, disappointment, and failure, followed by accentuated isolation, with the whole experience transmuted to artistic creation of one sort or another. Brookner shows in the unfulfilled bodies of her heroines that oppressiveness on women and the predatoriness of men have not withered. She explores eighteenth, and nineteenth-century concepts of femininity and finds many of them still valid.

Benzer Tezler

  1. Halide Edip Adıvar ve romanlarında Cumhuriyet Dönemi yeni kadın kimliği

    Halide Edip and Republic Period new female identity in her novels

    ECE PARALI

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2001

    Siyasal BilimlerAnkara Üniversitesi

    Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. TANER TİMUR

  2. Premenstrüel sendromda anksiyete, depresyon, benlik saygısı ve hormon ölçümlerinin karşılaştırmalı değerlendirilmesi

    Başlık çevirisi yok

    BAŞAK YÜCEL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1993

    Psikiyatriİstanbul Üniversitesi

    Psikiyatri Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SEDAT ÖZKAN

  3. Sivas'ta kadınların işgücüne katılım farklılıkları

    Başlık çevirisi yok

    BİNNUR ERCEM

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1984

    SosyolojiCumhuriyet Üniversitesi

    Kurumlar Sosyolojisi Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. FARUK KOCACIK

  4. Woman and socialism in Turkey progressive womens`s organizations

    Türkiye`de kadın ve sosyalizm: Örnek olay İlerici Kadınlar Derneği

    EMEL AKAL

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    1996

    SosyolojiOrta Doğu Teknik Üniversitesi

    Sosyoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ.DR. YILDIZ ECEVİT