Geri Dön

Bilateral Doğumsal İşitme Kaybı Olan Çocuklarda Migren Prevelansı

Migraine Prevelance in Children With Bilateral Congenital Hearing Loss

  1. Tez No: 852465
  2. Yazar: DAMLA SEYHAN
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. HAMİT ÖZYÜREK
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2024
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Migren, çocukluk yaş grubunda birincil baş ağrısı grubunun önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Sık görülmesi hasta ve ailesini yaşam kalitesi gibi daha birçok yönden olumsuz etkilemektedir. İnfantil kolik, benign paroksismal vertigo, benign paroksismal tortikollis, siklik kusma migren eşdeğerleri olup, sütçocukluğu döneminde bunlardan birinin varlığı sonraki dönemde ortaya çıkacak migren için bir haberci niteliği taşımaktadır. Doğuştan işitme kaybı olan çocuklarda infantil kolik nadir görülmekte buna neden olarak da çocukların intrauterin dönemde sese maruziyetlerinin olmaması ve doğumu takiben de intrauterin ses ortamını aramamaları gösterilmiştir. İnfantil koliğin migren eşdeğeri olması ve işitme kaybı çocuklarda infantil kolik prevalansının düşük olması doğuştan işitme kaybı olan çocuklarda migren prevelansının düşük olacağını düşündürmektedir. Bu konuda daha önce benzer bir çalışma olmaması nedeniyle doğuştan bilateral işitme kaybı olan adolesan çocuklarda migren baş ağrı prevalansı bu çalışma ile planlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Ankara iline bağlı işitme engelli okullarındaki 13-18 yaş aralığında ve aile onamı alınan çocuklar dahil edildi. Çalışma migren tanısına yönelik çoktan seçmeli ve açık uçlu soruların yer aldığı anketler ile yüz yüze görüşme ile katılımcı çocuklara yönlendirildi. Veriler IBM SPSS V23 ile analiz edildi. Normal dağılıma uygunluk Kolmogorov-Smirnov testi ile incelendi. İkili gruplara göre normal dağılmayan nicel verilerin karşılaştırılmasında Mann-Whitney U testi kullanıldı. Gruplara göre kategorik değişkenlerin karşılaştırılmasında Fisher's Exact testi kullanıldı. Önem düzeyi p<0,050 olarak alındı. Bulgular: Çalışmaya 13-18 yaş aralığındaki toplam 167 (80 kız, 87 erkek) çocuk dahil edildi. Kızlarda ortanca boy 158,5 cm, erkeklerde 165 cm idi. Kızlarda ortanca yaş değeri 16, erkeklerde ise 15 yıl idi. Vücut ağırlığı ortanca değerleri ise sırasıyla erkek ve kızlarda 57 ve 53kg idi. Toplam 6 çocukta (5 kız, 1 erkek) toplam 1-4 saat süren, zonklayıcı karakterde ve tekrarlayan baş ağrısı öyküsü saptandı. Bir erkek ve 4 kızda 1 yıldır, bir kızda ise 2 aydır baş ağrısı vardı. Çocukların hepsinde ayda 1 kez baş ağrısı olduğu, bir kız çocuğu hariç diğer çocukların tümü başı vi ağrıdığında analjezik aldığı ve parasetamol tercih ediyordu. Çocukların tümünde baş ağrısının hafif şiddette, tek taraflı ve temporal yerleşimli olduğu görüldü. Baş ağrısı çocukların hiçbirinde yaşam kalitesini etkilememekte ve fiziksel aktivite ile artmamaktaydı. Mide bulantısı, kusma, fono ve/veya fotofobi baş ağrılarına eşlik etmiyordu. Baş ağrısını artıran ya da kolaylaştırıcı (beslenme, koku, ses, stres, fiziksel aktivite, menstürasyon vb.) faktörler olguların hiçbirinde tespit edilememiştir. Baş ağrısını azaltmaya yönelik olarak kız çocuklarının tümü uyumayı tercih ederken erkek çocuk bir şey yapmamaktadır. Baş ağrısı olan çocukların aile hikâyesi sorgulandığında erkek çocuğun annesinde, kız çocuklarından sadece bir tanesinin babasında tekrarlayıcı baş ağrısı vardı. Bununla birlikte çocukların hiçbirinin ailesinde migren hikâyesi yoktu. Sonuç: Çocukluk çağı primer tekrarlayıcı kronik baş ağrısı, çocuk hastalıkları pratiğinde sık karşılaşılan önemli problemlerden biridir. Puberte öncesi erkek çocuklarda daha sık görülürken puberte ile birlikte prevalans kız çocuklarda belirgin artış göstermektedir. Çalışmamıza yaş grubu olarak 13 ve üzeri çocuklar dahil edildiği için kız çocuklarında baş ağrısı prevalansının daha yüksek olması bekleniyordu ve verilerimiz de bunu destekler nitelikte idi. Bununla birlikte çalışmamızda, literatür ile karşılaştırıldığında sağlıklı bu yaş grubunda beklenen kronik primer baş ağrısı prevalansına göre daha düşük rakamlar bulunmuştur. Ayrıca çalışmamızda doğuştan işitme kaybı olan çocuklarda migren prevalansı çalışılması amaçlanmış ve anket soruları ona yönelik hazırlanmıştı. Anket sonrası bu tekrarlayıcı baş ağrıları olan çocuklarımızın hiçbirinde migren kriterlerini karşılayan çocuk yoktu. Çalışma öncesi sağlıklı çocuklara göre daha düşük prevalans değerleri bulmayı beklemekle beraber çocukların hiçbirinde migren tespit edilememesi de bu çalışmanın önemini göstermektedir. Özellikle migren patogenezinde intrauterin hayatın da önemli olabileceğini düşündürmektedir.

Özet (Çeviri)

Aim: Migraine constitutes a significant portion of the primary headache group in the childhood age group. Its frequent occurrence negatively affects the patient and her/his family in many ways, such as quality of life. Infantile colic, benign paroxysmal vertigo, benign paroxysmal torticollis, and cyclic vomiting are migraine equivalents, and the presence of one of these in infancy is a precursor to migraine that will occur in the later period. Infantile colic is rare in children with congenital hearing loss, and it has been shown that the reason for this is that children are not exposed to sound during the intrauterine period and do not seek out the intrauterine sound environment after birth. The fact that infantile colic is equivalent to migraine and that the prevalence of infantile colic in children with hearing loss is low suggests that the prevalence of migraine will be low in children with congenital hearing loss. Since there has been no similar study on this subject before, the prevalence of migraine headache in adolescent children with congenital bilateral hearing loss was planned in this study. Material and Methods: 167 children with congenital hearing loss between the ages of 13 and 18, who were in hearing impaired schools in Ankara, were included in the study. The study was directed to the participating children through face-to-face interviews with questionnaires containing multiple-choice and open-ended questions regarding the diagnosis of migraine. Data were analyzed with IBM SPSS V23. Compliance with normal distribution was examined with the Kolmogorov-Smirnov test. Mann-Whitney U test was used to compare non-normally distributed quantitative data according to binary groups. Fisher's Exact test was used to compare categorical variables according to groups. The significance level was taken as p<0.050. Findings: A total of 167 children (80 girls, 87 boys) between the ages of 13- 18 were included in the study. The median height for girls was 158.5 cm and for boys was 165 cm. The median age was 16 years for girls and 15 years for boys. The median body weight values were 57 and 53Vkg in boys and girls, respectively. A total of 6 children (5 girls, 1 boy) had a history of throbbing and recurring headaches lasting 1- 4 hours. One boy and 4 girls had headaches for 1 year, and one girl had headaches for viii 2 months. All of the children had a headache once a month, and all of the children, except one girl, took analgesics when they had a headache and preferred paracetamol. It was observed that the headache in all children was mild, unilateral and temporally located. Headache did not affect the quality of life in any of the children and did not increase with physical activity. Nausea, vomiting, phonophobia and/or photophobia did not accompany the headaches. Factors that increase or facilitate headaches (nutrition, smell, sound, stress, physical activity, menstruation, etc.) could not be detected in any of the cases. While all girls prefer to sleep to reduce headaches, boys do nothing. When the family history of children with headaches was questioned, the mother of the boy and the father of only one of the girls had recurrent headaches. However, none of the children had a family history of migraine. Result: Primary recurrent chronic headache in childhood is one of the important problems frequently encountered in pediatric practice. While it is more common in boys before puberty, the prevalence increases significantly in girls with puberty. Since children aged 13 and over were included in our study, it was expected that the prevalence of headaches would be higher in girls, and our data supported this. However, in our study, when compared to the literature, lower figures were found for the prevalence of chronic primary headache expected in this healthy age group. In addition, our study aimed to study the prevalence of migraine in children with congenital hearing loss and the survey questions were prepared accordingly. After the survey, none of our children with these recurrent headaches met migraine criteria. Although we expected to find lower prevalence values compared to healthy children before the study, the fact that migraine was not detected in any of the children shows the importance of this study. It suggests that intrauterine life may also be important, especially in the pathogenesis of migraine.

Benzer Tezler

  1. Çok düşük doğum ağırlıklı bebeklerde işitme kaybı sıklığı ve risk faktörleri

    Hearing loss frequency and risk factors i̇n very low birth weight infant

    SEVGİ VURUCU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2014

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıOndokuz Mayıs Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı Bölümü

    PROF. DR. HASİBE CANAN AYGÜN

  2. İnfantil koliğin klinik özellikleri ve seyri bilateral doğumsal sağırlığı olan bebeklerde farklı mı?

    Clinical features and progress of infantile colic,is there a difference for the babies with bilateral congenital deafness?

    BANU AYKUT

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2012

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıOndokuz Mayıs Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı Bölümü

    DOÇ. DR. ÖMER FARUK AYDIN

  3. Biyotinidaz eksikliği tanılı hastaların klinik, laboratuvar bulguları ile uzun dönem izlem sonuçlarının değerlendirilmesi

    Evaluation of clinical and laboratory findings and LONG-TERM follow-up results of patients diagnosed with biotinidase deficiency

    AGSHIN RZAYEV

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarıİstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. AYŞE ÇİĞDEM AKTUĞLU ZEYBEK

  4. Bilateral doğumsal sensörinöral işitme kaybı olan hastalarda retinanın yapı ve işlevselliğindeki farklılıklarının incelenmesi

    Invastigation of retinal structural and functional differences in patients with bilateral congenital sensorineural hearing loss

    MEHMET TALAY KÖYLÜ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2013

    Göz HastalıklarıGata

    Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. GÜNGÖR SOBACI

  5. Bilateral yarık dudak onarımında kullanılan Türk lalesi metod ile Mulliken metodun kontrol grubu ile fotogram antropometrik karşılaştırılması

    Photogram anthropometric comparison of two bilateral cleft lip treatment techniques with control group: Turkish tulip and Mulliken techniques

    LÜTFİ TEKEŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2011

    Plastik ve Rekonstrüktif CerrahiYüzüncü Yıl Üniversitesi

    Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. BEKİR ATİK