Geri Dön

Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) alevlenmesi ile servise yatan hastalarda Sistemik İmmün İnflamasyon İndeksi'nin prognostik önemi

Prognostic importance of Systemic Immune Iinflammation Index in patients admitted to the department with exacerbation of Chronic Obstructive Pulmonary Disease

  1. Tez No: 846584
  2. Yazar: HÜSEYİN SATIRLI
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. İBRAHİM SOLAK
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Aile Hekimliği, Family Medicine
  6. Anahtar Kelimeler: Kronik ObstrüktifqAkciğer Hastalığı, Sistemik İmmünqİnflamasyon İndeksi, Prognoz, Chronic Obstructive Pulmonary Disease, Systemic Immune Inflammation Index, Prognosis
  7. Yıl: 2024
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Konya Beyhekim Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Kronik Obstrüktif-Akciğer Hastalığı (KOAH) nedeniyle yatışı yapılan hastalarda klinik gidişat ve prognoz hakkında bilgi veren kanıtlanmış bir biyo-belirteç bulunmamaktadır. KOAH' ta yapılan son çalışmalar inflamasyonun akciğerler ile sınırlı kalmayıp sistemik olarak gerçekleştiğini göstermektedir. Bu çalışmada KOAH alevlenmesi nedeniyle servise yatan hastalarda sistemik inflamasyonun göstergesi olan Sistemik İmmün-İnflamasyon İndeksi (SII)'nin hastalığın prognozu ve sağ kalım arasındaki ilişkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma 01.09.2022-01.03.2023 tarihleri arasında Konya BeyhekimqEğitim ve Araştırma HastanesiqGöğüs Hastalıkları servisinde KOAH tanılı ile yatan 18 yaş üstü ve dışlama kriterlerine uyan toplam 274 hasta ile yapılan retrospektif bir çalışmadır. Hastaların ilk alınan kanlarından hemogram (nötrofil, platelet, lenfosit, eozinofil) düzeylerine bakıldı. SII değerleri hesaplanan hastaların, hastane sonlanma (taburculuk, yoğun bakıma yatış, ölüm) ve bir ay sonraki sağ kalım durumları arasındaki ilişki incelendi. Bulgular: Çalışmaya 62 (%22,6)'si kadın, 212 (%77,4)'si erkek olmak üzere toplam 274 hasta dahil edildi. Çalışmaya alınan hastaların yaş ortancası 69 (28-91) yıl olarak bulundu. Çalışmaya alınan hastalar; tedavi yeri, hastane sonlanım durumları ve taburculuk sonrası 1 ay içindeki sağ kalım durumlarına göre ayrı ayrı gruplandıralarak incelendi. Yoğun bakıma yatışı yapılan hastaların serviste yatanstalara göre, nötrofil (p<0,001) ve SII (p<0,001) değerleri arasındaki fark istatistiksel olarakqanlamlı yüksek, eozinofil (p<0,001) ve lenfosit (p=0,003) değerleri arasındaki fark istatistiksel olarakqanlamlı düşük bulunurken; platelet (p=0,759) değerlerinin istatistiksel olarakqanlamlı farklılık göstermediği görülmüştür. Hastanede yatışı sırasında eksitus olan hastaların taburcu olan hastalara göre, SII (p=0,028) değerleri arasındaki fark istatistiksel olarakqanlamlı yüksek, eozinofil (p=0,023) değerleri arasındaki fark istatistiksel olarakqanlamlı düşük bulunurken; platelet (p=0,956), nötrofil (p=0,051) ve lenfosit (p=0,317) değerleri arasında istatistiksel olarakqanlamlı fark saptanamamıştır. Taburcu olduktan sonra 1 ay içinde tekrar alevlenme sonucu eksitus olan hastaların hala yaşayan hastalara göre, eozinofil (p=0,050) ve lenfosit (p=0,009) değerleri istatistiksel olarakqanlamlı düşük, SII (p=0,003) değerleri istatistiksel olarakqanlamlı yüksek bulunurken; nötrofil (p=0,097) ve platelet (p=0,316) değerleri arasında istatistiksel olarakqanlamlı fark bulunamamıştır. Hastanede yatış gün sayısı ile SII değerinin ilişkisini incelediğimizde SII değerleri ile hastanede yatış gün sayısı arasında pozitif korelasyon olduğu görülmüştür (r=0,122 p<0,044). SII ve eozinofil değerleri arasında negatif korelasyon olduğu görülmüştür (r=-0,230 p≤0,001). Çalışmamızda SII ve eozinofil düzeylerinin hastaların ex olma durumunu göstermek için yapılan analizlerinde SII (p=0,010) ve eozinofil (p=0,009) düzeyinin istatistiksel olarakqanlamlı olduğu, SII≥2291,72 cut-off değerinin ölümü %87,5 duyarlılık ve %72,6 özgüllükle, eozinofil≤0,045 cut-off değerinin ölümü %57,9 duyarlılık ve %87,5 özgüllükle öngörebildiği tespit edilmiştir. Sonuç: Çalışmamızda yoğun bakıma yatışı yapılan hastaların serviste yatan hastalara göre, nötrofil ve SII değerleri arasındaki fark anlamlı yüksek, eozinofil ve lenfosit değerleri arasındaki fark istatistiksel olarakqanlamlı düşük bulunurken; platelet değerlerinin istatistiksel olarakqanlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Hastanede yatışı sırasında eksitus olan hastaların taburcu olan hastalara göre, eozinofil değerleri arasında anlamlı düşük ve SII değerleri arasında anlamlı yüksek fark varken; platelet, nötrofil ve lenfosit değerleri arasında anlamlı fark saptanamamıştır. Taburcu olduktan sonra 1 ay içinde tekrar alevlenme sonucu eksitus olan hastaların hala yaşayan hastalara göre, eozinofil, lenfosit ve SII değerleri arasında anlamlıqyüksek fark bulunurken; nötrofil ve platelet değerleri arasında anlamlı fark bulunamamıştır. SII, eozinofil ve değerlerinin ex olmayı gösterebileceğini öngörebilmek için yapılan analizlerde her iki parametrenin de prediktif değerinin olduğu görülmüştür. Hastaneye yatışı yapılan KOAH hastaları SII değerlerinin sağ kalımı öngörmede kullanılabileceği, yüksek SII değerlerinin kötü prognozla ilişkili olduğu düşünülmüştür.

Özet (Çeviri)

Aim: There is no proven biomarker that provides information about the clinical course and prognosis in patients hospitalized due to Chronic ObstructiveqPulmonary Disease (COPD). Recent studies in COPD show that inflammation is not limited to the lungs but occurs systemically. This study aimed to investigate the relationship between Systemic Immune Inflammation Index (SII), which is an indicator of systemic inflammation, and prognosis of the disease and survival in patients hospitalized due to COPD exacerbation. Materials and Methods: This study is a retrospective study conducted between 01.09.2022 and 01.03.2023 with a total of 274 patients who were diagnosed with COPD and were over the age of 18 and met the exclusion criteria. Hemogram (neutrophil, platelet, lymphocyte, eosinophil) levels were checked from the patients' first blood samples. The relationship between hospitalization (discharge, admission to intensive care unit, death) and one-month later survival of the patients for whom SII values were calculated was examined. Results: A total of 274 patients, 62 (22.6%) female and 212 (77.4%) male, were included in the study. The median age of the patients included in the study was 69 (28-91) years. Patients included in the study; They were grouped and examined separately according to treatment location, hospital outcomes, and survival within 1 month after discharge. The difference between neutrophil (p<0.001) and SII (p<0.001) values of patients admitted to intensive care is statistically significantly higher, and the difference between eosinophil (p<0.001) and lymphocyte (p=0.003) values is statistically significant compared to patients hospitalized in the ward. While it is found to be low; It was observed that platelet (p = 0.759) values did not show a statistically significant difference. While the difference between SII (p=0.028) values of patients who died during hospitalization was statistically significantly higher and the difference between eosinophil (p=0.023) values was statistically significantly lower than the discharged patients; No statistically significant difference was detected between platelet (p=0.956), neutrophil (p=0.051) and lymphocyte (p=0.317) values. While eosinophil (p=0.050) and lymphocyte (p=0.009) values were statistically significantly lower and SII (p=0.003) values were statistically significantly higher in patients who died as a result of re-exacerbation within 1 month after discharge, compared to patients who were still alive; No statistically significant difference was found between neutrophil (p=0.097) and platelet (p=0.316) values. When we examined the relationship between the number of days of hospitalization and the SII value, it was observed that there was a positive correlation between the SII values and the number of days of hospitalization (r=0.122 p<0.044). It was observed that there was a negative correlation between SII and eosinophil values (r=-0.230 p≤0.001). In our study, in the analysis of SII and eosinophil levels to show the death status of the patients, SII (p = 0.010) and eosinophil (p = 0.009) levels were found to be statistically significant, and the cut-off value of SII≥2291.72 had a sensitivity of 87.5% and a sensitivity of 72%. With a specificity of .6, it was determined that the cut-off value of eosinophil≤0.045 could predict death with 57.9% sensitivity and 87.5% specificity. Conclusion: In our study, the difference between neutrophil and SII values was found to be significantly higher and the difference between eosinophil and lymphocyte values was statistically significantly lower in patients admitted to intensive care compared to patients hospitalized in the ward; It was observed that platelet values did not show a statistically significant difference. There was a significantly lower difference in eosinophil values and a significantly higher difference in SII values of patients who died during hospitalization compared to patients who were discharged; No significant difference was detected between platelet, neutrophil and lymphocyte values. While there was a significantly higher difference in eosinophil, lymphocyte and SII values of patients who died as a result of re-exacerbation within 1 month of discharge compared to patients who were still alive; No significant difference was found between neutrophil and platelet values. In the analyzes performed to predict whether SII, eosinophil and values might indicate death, it was seen that both parameters had predictive value. It was thought that SII values of patients hospitalized with COPD could be used to predict survival and that high SII values were associated with poor prognosis.

Benzer Tezler

  1. Süleyman Demirel Üniversitesi Acil servisi'ne nefes darlığı ile başvuran koah tanılı hastaların laboratuvar, elektrokardiyografi ve görüntüleme bulgularının geriye dönük değerlendirilmesi

    Retrospective evaluation of laboratory, electrocardiography and imaging findings of copd patients admitted to Süleyman Demirel University emergency department with shortness of breath

    ESRA ÜNAY

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Acil TıpSüleyman Demirel Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. HAMİT HAKAN ARMAĞAN

    DR. ÖĞR. ÜYESİ FURKAN ÇAĞRI OĞUZLAR

  2. Acil servise akut KOAH alevlenmesi ile başvuran hastalarda decaf skoruna nötrofil/lenfosit oranının eklenmesinin decaf skorunun 1 aylık mortalite duyarlılığı üzerine olan etkisinin araştırılması

    Investigation of the effect of adding the neutrophyl to lymphocyte ratio to the decaf score on the 1-month mortality sensitivity of the acute COPD exacerbation

    YUNUS EMRE YÜKSEL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    Göğüs HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ŞAHİN ÇOLAK

  3. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı olan ve alevlenme nedeniyle hastaneye yatışı yapılan hastalarda nötrofil/lenfosit, trombosit/ lenfosit, eozinofil/ bazofil oranları ile c-reaktif protein ve balgam kültürünün prognoz ile ilişkisi

    The aim of this study was to determine the relationship between patients which had done hospitalization due to exacerbation with chronic obstructive pulmonary diseas and neutrophil / lymphocyte, platelet / lymphocyte, eosinophil/ basophil ratios and c-reactive protein and sputum culture.

    İSMAİL SERT

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    Göğüs HastalıklarıMersin Üniversitesi

    Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. BAHAR ULUBAŞ

  4. Acil servise başvuran KOAH atağındaki hastalarda atağın ciddiyeti, tekrar başvuru ve mortaliteyi belirlemede inspiratuar kas ultrasonografisinin rolü

    The role of inspiratory muscle ultrasonography inpredicting outcome of the patients with exacerbated COPD in emergency department

    DİNÇER YEGİN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Acil TıpPamukkale Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ ALTEN OSKAY

  5. Solunum yetmezliği olan hastaların uyku apne tanısında taşınabilir polisomnografinin önemi

    The importance of portable polysomnography in the diagnosis of sleep apnea in patients with respiratory failure

    CANSU GÖRKEM YAHŞİ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Göğüs HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MÜKREMİN ER