Geri Dön

Polisitemia vera ve sekonder polisitemili hastalarda platelet/lenfosit oranı ile RDW ve hematokrit ilişkisinin incelenmesi

Investigation of the relationship between platelet/lymphocyte ratio and RDW and hematocrit in patients with polycythemia vera and secondary polycytemia

  1. Tez No: 831034
  2. Yazar: BERİVAN AKDOĞAN
  3. Danışmanlar: PROF. DR. OKTAY BİLGİR
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: İç Hastalıkları, Internal diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Polisitemia vera, sekonder polisitemi, Platelet/lenfosit oranı, retikülosit dağılım genişliği, hematokrit, lökosit, monosit, Miyeloproliferatif hastalıklar, Monositler, Polisitemi, Retikülositler, Trombosit/lenfosit oranı, Polycythemia vera, secondary polycythemia, Platelet-to-lymphocyte ratio, reticulocyte distribution width, hematocrit, leukocyte, monocyte, Myeloproliferative disorders, Monocytes, Polycythemia, Reticulocytes, Platelet/lymphocyte ratio
  7. Yıl: 2023
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Miyeloproliferatif bir hastalık olan polisitemia vera (PV) ve genellikle doku hipoksemisine ikincil eritropoietin (EPO) yükselmesine bağlı olarak kemik iliğinin, matür eritrosit hücre üretim artışıyla karakterize olan sekonder polisiteminin prognoz, komplikasyon gelişimi ve tedavi yönetimleri farklılık göstermektedir. Çalışmamızın amacı basit, düşük maliyetli, noninvaziv ve bütün parametrelerin değerlendirebileceği hemogram tetkiki ile bu hastalık gruplarında platelet/lenfosit oranı (PLO) ile retikülosit dağılım hacmi (RDW) ve hematokrit (HTC) arasındaki ilişkiyi inceleyerek, hastalıkların ayırıcı tanısı, tromboz gibi hayati komplikasyonları ve prognozu öngörmede noninvaziv kriterlere katkı sağlamak olarak hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza, İzmir Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Hematoloji polikliniklerine 01/2016-10/2022 yılları arasında başvuran 18 yaş üstü 198 polisitemia vera ve sekonder polisitemili 306 hasta dahil edilmiştir. Hastalar hastane elektronik kayıt sistemi üzerinden geriye yönelik (laboratuvar değerleri, sosyo-demografik özellikleri ve anamnezleri) incelenerek belirlenip, çalışmaya uygunluk açısından değerlendirilmiştir. Çalışmamızın istatiksel analizleri IBM SPSS Versiyon 26 ile yapılmıştır. Bulgular: Hastalarımızın başvuru anındaki kinik özellikleri karşılaştırıldığında çalışmaya katılan erkek hastalarda sekonder polisitemi, kadın hastalarda ise polisitemia vera anlamlı olarak daha yüksek izlenirken, PV ve sekonder polisitemili hasta gruplarında kadın/erkek oranı erkek hastaların lehine artmış olarak bulundu. Her iki hastalık grubunda, <65 yaş hasta oranı sekonder grupta daha sık izlenirken, polisitemi vera tanılı hastaların sekonder polisitemili hastalara göre daha ileri yaşlarda olduğunu saptadık. Hastalarımızın EPO düzeyleri incelendiğinde istatiksel olarak anlamlı bir şekilde sekonder polisitemili hastalarda daha yüksekken, PV'lı hastalarda düşük düzeylerde izlenmiştir.PV'lı hastalarda WHO 2016 kriterlerine göre major kriter olan JAK mutasyonu, olan ve olmayan PV'lı hastaların analizleri yapıldığında; JAK mutasyonu olmayan PV'lı hasta grubunun sosyo-demografik ve laboratuvar parametrelerinin sekonder polisitemili hastalara benzer olduğu görüldü ve istatiksel olarak anlamlı izlendi.Sigara ve ek hastalık olan hastaların istatiksel olarak anlamlı düzeyde sekonder grupta daha yüksek olduğu tespit edildi. Her iki hastalık grubunda PLO ile RDW ve HTC arasında incelenen ilişkide, istatiksel olarak PLO ile RDW ve WBC arasında anlamlı istatiksel ilişki tespit edilirken, HTC arasında anlamlı istatiksel ilişki kurulamadı. Ayrıca sekonder polisitemili hastalarda PLO ile monositler arasında da anlamlı ilişki kurulurken PV grubunda bu ilişki kurulamadı. PV grubunda PLO ile RDW ve WBC arasında pozitif ilişki, sekonder polisitemili hastalarda ise PLO ile RDW, WBC ve MONO arasında olumsuz bir ilişki saptandı. Sonuç: Yapılan bir çok çalışma ile tromboz ile yakın ilişkili parametreler olan PLO ile RDW ve WBC arasında bulunan ilişkinin PV'lı hastalarda ciddi morbidite ve mortaliteye neden olan trombozun öngördürülmesinde, prognozda ve sekonder polisitemilerle ayırıcı tanının daha erken yapılması ve erken tedaviye katkı sağlayacağını düşünmekteyiz. Ancak bu konuda daha kapsamlı, prospektif, çok merkezli çalışmalara ihtiyaç vardır.

Özet (Çeviri)

Objective:Polycythemia vera (PV), a myeloproliferative disease, and secondary polycythemia characterized by an increase in mature erythrocyte production usually secondary to elevated erythropoietin (EPO) due to tissue hypoxia, have varying prognoses, complication development, and treatment management.The aim of our study is to examine the relationship between platelet/lymphocyte ratio (PLR), reticulocyte distribution width (RDW) and hematocrit (HTC) in these disease groups with a simple, low cost, non invasive hemogram examination in which all parameters can be evaluated, and to determine the differential diagnosis of diseases, vital complication such as thrombosis and It is aimed to contribute to noninvasive criteria in predicting prognosis. Materials and Methods: Our study included 198 patients with polycythemia vera and 306 patients with secondary polycythemia over 18 years of age who applied to the Hematology clinics at İzmir Health Sciences University (IHSU) Bozyaka Training and Research Hospital between 01/2016 and 10/2022. Patients were identified by reviewing hospital electronic records (laboratory values, socio-demographic characteristics, and medical histories) and evaluated for suitability for the study. Statistical analyses of our study were conducted using IBM SPSS Version 26. Result: When the clinical characteristics of our patients at the time of admission were compared, secondary polycythemia was significantly higher in male patients participating in the study, while polycythemia vera was significantly higher in female patients. The female-to-male ratio in the PV and secondary polycythemia patient groups was increased in favor of male patients. In both disease groups, while the rate of patients <65 years of age was observed more frequently in the secondary group, we found that patients diagnosed with polycythemia vera were older than patients with secondary polycythemia. When the EPO levels of our patients were examined, they were statistically significantly higher in patients with secondary polycythemia, while they were lower in PV patients. When the analyses of PV patients with and without JAK mutation, a major criterion according to WHO 2016 criteria, were performed; it was observed that the socio-demographic and laboratory parameters of PV patients without JAK mutation were similar to those of patients with secondary polycythemia, and this was statistically significant. It was found that smokers and patients with comorbidities were statistically significantly higher in the secondary group. In the relationship between PLR, RDW, and HTC examined in both disease groups, a significant statistical relationship was established between PLR and RDW and WBC, while no significant statistical relationship was established with HTC. In addition, in patients with secondary polycythemia, a significant relationship was established between PLR and monocytes, while this relationship could not be established in the PV group. In the PV group, a positive relationship was found between PLR and RDW and WBC, while in patients with secondary polycythemia, a negative relationship was found between PLR and RDW, WBC, and MONO. Conclusion: With many studies showing a relationship between PLR, RDW, and WBC, parameters closely associated with thrombosis, in PV patients, we believe that predicting thrombosis leading to serious morbidity and mortality, prognosis, and earlier diagnosis and treatment of secondary polycythemias can contribute. However, more comprehensive, prospective, multicenter studies are needed on this topic.

Benzer Tezler

  1. Polisitemi ile takipli hastalarda genetik mutasyon test sonuçlarının retrospektif analizi

    Retrospective analysis of genetic mutation test results in patients followed with polycycemia

    EMİNE ŞEN BOZKURT

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    HematolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SERDAL KORKMAZ

  2. Philadelphia kromozomu negatif miyeloproliferatif hastalıklarda komplikasyonlar, sağ kalım ve ölüm nedenlerinin değerlendirilmesi

    The evaluation of the complications, survival and causes of death in patients with philadelphia chromosome negative myeloproliferative disorders

    MUSTAFA ÜNÜBOL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2009

    HematolojiAdnan Menderes Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ZAHİT BOLAMAN

  3. Miyeloproliferatif neoplazilerde asxl1 gen mutasyonlarının klinik seyir ve prognoza etkisi

    The affect of asxl1 gene mutations on clinical course and prognosis of myeloproliferative neoplasms

    NESLİHAN USLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2015

    Hematolojiİstanbul Bilim Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. REYHAN DİZ KÜÇÜKKAYA

  4. Primer, post-polisitemik ve post-esansiyel trombositemik miyelofibroz olgularının seyri ve prognoza etki eden faktörlerin incelenmesi

    The progress of primary, post-polycytemic and post-essential thrombocytemic myelofibrosis and investigation of factors affecting prognosis

    GUNEL BAGHIROVA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    Hematolojiİstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. AHMET EMRE EŞKAZAN

  5. Polisitemia vera tanısıyla izlenen hastalarda JAK 2 gen mutasyonunun klinik ve komplikasyonlarla ilişkisi

    Relation of JAK 2 gene mutation with complications and clinical course in patients with polycythemia vera

    MURAT BAYRAM

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2011

    HematolojiUludağ Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. VİLDAN ÖZKOCAMAN