Aortoiliak arter oklüzyonu olan ve perkutan anjiyoplasti yapılan hastalarda işlem öncesi serum ürik asit/albümin düzeyi lezyon uzunluğunu öngördürebilir mi?
Can pre-procedural serum uric acid/albumin level predict lesion length in patients with aortoiliac artery occlusion undergoing percutaneous angioplasty?
- Tez No: 810116
- Danışmanlar: PROF. DR. MEHMET MUHSİN TÜRKMEN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Kardiyoloji, Cardiology
- Anahtar Kelimeler: Albüminler, Anjiyoplasti, Aort, Arteryel oklüzif hastalıklar, Ateroskleroz, Periferik arter hastalığı, Ürik asit, İliak arterler, Albumins, Angioplasty, Aorta, Arterial occlusive diseases, Atherosclerosis, Peripheral arterial disease, Uric acid, Iliac arteries
- Yıl: 2023
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: İstanbul Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Kardiyoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Ateroskleroz yaygınlığı, inflamasyon ile yakından ilişkili olup bunların periferik arter hastalığında (PAH'da) ve koroner arter hastalığında (KAH'da) uzun dönem klinik sonuçlar ve patensi ile ilişkili olduğu bilinmektedir. Artmış inflamatuar yanıt ile birlikte serum C reaktif pretein (CRP)'de artış, endotelyal disfonksiyon ve vasküler hastalığın diğer bir mediyatörü olan serum ürik asit seviyelerinde artış ile ilişkilidir. Perifer arter hastalarında daha önce ürik asit artışı, CRP artışı ve albümin azalışı ile ilgili çalışmalar yapılmıştır. Yapılan bu çalışmalarda ürik asit artışı, CRP artışı ve albümin azalması anlamlı bulunmuştur. Biz bu çalışmada aortoiliak arter oklüzyonu olan ve perkutan anjiyoplasti yapılan hastalarda işlem öncesi serum ürik asit/albumin oranı ile lezyon uzunluğu arasındaki ilişkinin değerlendirilmesini amaçladık. Gereç ve Yöntem: 2015 ile 2017 yılları arasında hafif kladikasyo, orta derece kladikasyo yaşamı kısıtlayan kladikasyo, iskemik istirahat ayak ağrısı, iyileşmeyen ülser, minor-majör doku kaybı ,diffüz ayak iskemisi olan (Rutherford sınıf I-VI) nedeniyle periferik anjiyografi yapılan ve aortoiliyak arter oklüzyonu saptanan 295 hasta geriye dönük olarak incelenmiştir. Dahil edilme ve edilmeme kriterlerine göre 247 hasta çalışmaya alınmıştır. Hastaların demografik verileri, laboratuar bulguları ve anjiyografik verileri hastane kayıt sistemi (Fonet), hasta dosya taraması ve anjiyografik kayıtlı görüntülerden elde edilmiştir. Aortoiliyak lezyonu olup stent takılan hastalarda ürik asit/ albumin düzeyi, lezyon uzunluğu hesaplanmıştır. Bulgular: Lezyon uzunluğunu öngörmede tek değişkenli regresyon analizine bakıldığında, lezyon uzunluğunu öngörmede hemoglobin azalışı (p=0.03), olarak TASC D . C VE B TASC A'ya göre (p sırasıyla; <0.001, <0.001 ve 0.001), lezyon lokalizasyonu bakıldığında Dış iliyak arter tutulumu, tüm iliyak düzey tutulumu, aortoiliyak tutulum ana iliyak arter tutulumuna göre (p sırasıyla; <0.001, <0.001 ve <0.001) ve son olarak semptomlara bakıldığında Rutherford 4-6 arası düzey Rutherford 1-3 arası tutuluma göre istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p; <0.001). Lezyon uzunluğunu öngörmede yapılan çok değişkenli regresyon analizinde tüm değişkenler modele alınıp yaş ve hemoglobin düzeyi ile düzeltme yapılmıştır. Bu düzeltmelerin ardından UAR, lezyon uzunluğunu öngörmede istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p< 0.001). Regresyon modelinde düzeltilmiş UAR değerlerine göre lezyon uzunluğunun tahmin edilmesi hesaplanmıştır. Bu hesaplamalara göre ortalama UAR değeri 1.26 iken lezyon uzunluğu 46.7 cm, UAR değeri 1.72 iken 54.8 cm, UAR değeri 2.19 iken 62.9 cm olarak öngörülmüştür. Sonuç: Çalışmamızda girişim yapılan aortoiliyak lezyonu olan hastalarda toplam lezyon uzunluğunu öngörmede ürik asit/ albümin oranının diğer inflamatuar belirteçlere göre daha iyi prediktif değerler göstediğini çalışmamız ile gösterdik. UAR'nin aterosklerotik aortoiliyak hastalıklarda lezyon ciddiyeti ve uzunluğunu değerlendirmede düşünülebilir. Ayrıca, UAR'nin klinik advers sonlanımlarla ilişkisini ve prognostik önemini daha iyi belirlemek için daha büyük hasta serilerine ihtiyaç bulunmaktadır.
Özet (Çeviri)
Aim: The prevalence of atherosclerosis is closely related to inflammation, which is known to be associated with long-term clinical outcomes and patency in peripheral arterial disease (PAD) and coronary artery disease (CAD). Elevated serum C-reactive protein (CRP) with increased inflammatory response is associated with endothelial dysfunction and elevated serum uric acid levels, another mediator of vascular disease. There have been previous studies of increased uric acid, increased CRP and decreased albumin levels in patients with peripheral arterial disease. In these studies, the increase in uric acid, the increase in CRP and the decrease in albumin were found to be significant. In this study, we aimed to evaluate the relationship between preprocedural serum uric acid/albumin ratio and lesion length in patients with aortoiliac artery occlusion undergoing percutaneous angioplasty. Materials&Methods: Between 2015 and 2017, 295 patients with aortoiliac artery occlusion and varying degrees of claudication, ischemic resting foot pain, non- healing ulcer, or minor-major tissue loss, as classified according to Rutherford (class I-VI), who underwent peripheral angiography were analyzed retrospectively. Based on the inclusion and exclusion criteria, a total of 247 patients were included in this study. Demographic information, laboratory results, and angiographic data were obtained from the hospital registration system (Fonet), patient files, and angiographic images. The uric acid/albumin level and lesion length were calculated in patients who underwent stenting due to aortoiliac lesions. Results: In the univariate regression analysis, decreased hemoglobin levels (p=0.03) predicted lesion length as compared to TASC D. Compared to TASC A, C and B had significantly lower values (p <0.001, <0.001 and 0.001, respectively). In addition, when lesion localization was considered, external iliac artery involvement, iliac level involvement, and aortoiliac involvement had significantly lower values than main iliac artery involvement (p <0.001, <0.001 and <0.001, respectively). Finally, when symptoms were analyzed, Rutherford 4-6 was found to be significantly more frequent than Rutherford 1-3 (p <0.001). During the multivariate regression analysis to predict lesion length, all variables were included in the model and corrected for age and haemoglobin levels. After these adjustments, UAR was found to significantly predict lesion length (p< 0.001). The regression model calculated the prediction of lesion length based on adjusted UAR values. Based on these calculations, lesion length was predicted to be 46.7 cm with a mean UAR value of 1.26, 54.8 cm with a UAR value of 1.72, and 62.9 cm with a UAR value of 2.19. Conclusion: Our study showed that the uric acid/albumin ratio had better predictive value than other inflammatory markers in predicting the total length of lesions in patients with intervened aortoiliac lesions. The Uric Acid to Albumin Ratio (UAR) could be taken into consideration for assessing the severity and length of atherosclerotic aortoiliac diseases. Moreover, a larger series of patients is required for better determination of the UAR association with adverse clinical outcomes and its prognostic significance.
Benzer Tezler
- Aortoiliofemoral arteriyooklüziv hastalıklarda üç boyutlu manyetik rezonans anjiyografi (3D CE-MRA)'nin tanı değeri
Diagnostic value of three dimensional magnetic resonance angiography (3D CE-MRA) in arteriooclusive diseases of aortoiliofemoral arteries
ERCÜMENT ÜNLÜ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1999
Radyoloji ve Nükleer TıpTrakya ÜniversitesiRadyodiagnostik Ana Bilim Dalı
PROF. DR. BİLGE ÇAKIR
- Periferik arter hastalığı olan hastalarda aortoiliak bölge ve alt ekstremite arterlerinin 64-multidedektör BT ile değerlendirilmesi ve etkinliğinin dijital konvansiyonel anjiyografi ile karşılaştırılması
Evaluation of aortoiliac region and lower extremity arteries with 64-multidedector row CT angiography and comparison of efficiency with digital subtraction angiography Patient with peripheral arterial diasease.
ÖZLEM EYİSOY ÖZBAYBURTLU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2008
Radyoloji ve Nükleer TıpEskişehir Osmangazi ÜniversitesiRadyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. TAMER KAYA
- Aortoiliak tıkayıcı hastalıklarda cerrahi tedavi uygulanan hastaların erken ve orta dönem sonuçlarının incelenmesi
Early and mid-term results of the surgical treatment of the aortoiliac occlusive disease
MOHAMMAD ALŞALALDEH
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2014
Göğüs Kalp ve Damar CerrahisiPamukkale ÜniversitesiKalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. BİLGİN EMRECAN
- Aortoiliak tıkayıcı hastalık nedeniyle opere edilmiş hastalarda TASC II sınıflamasının ve risk faktörlerinin mortalite ve morbiditeyi değerlendirilmesindeki yeri
Effect of TASC II classification and risk factors on mortality and morbidity for operated aortoiliac occlusive patients
SELÇUK BERKER YILMAZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2012
Göğüs Kalp ve Damar CerrahisiMersin ÜniversitesiKalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. NEHİR SUCU
- Aortoiliak oklüzif hastalıkların açık ve endovasküler tedavi sonuçlarının karşılaştırılması
Başlık çevirisi yok
MUSTAFA FARAH ABDULLAHI
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
Göğüs Kalp ve Damar CerrahisiAnkara ÜniversitesiKalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. EVREN ÖZÇINAR