Yer seviyesinden düşme ile başvuran 65 yaş ve üzeri hastalarda edmonton kırılganlık ölçeği ve FRAIL skala değeri ile klinik sonlanımarasındaki ilişkinin araştırılması
Age 65 and over admitted with a fall from ground leveledmonton frailty scale in patients over the age of 18and clinical outcome with FRAIL scale valuethe investigation of the relationship between
- Tez No: 809343
- Danışmanlar: PROF. DR. SERKAN EMRE EROĞLU
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Acil Tıp, Emergency Medicine
- Anahtar Kelimeler: Kırılganlık, düşme, yaşlılık, acil servis, Acil servis-hastane, Acil tıp, Düşme kazaları, Geriatri, Yaşlılar, Frailty, falling, old age, emergency service, Emergency service-hospital, Emergency medicine, Accidental falls, Geriatrics, Aged
- Yıl: 2023
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: İstanbul Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Acil Tıp Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Bu çalışmada 65 yaş ve üzeri aynı seviyeden düşme şikayetiyle acil servise başvuran hastalarda başvuru anındaki FRAIL ölçeği ve Edmonton Kırılganlık Ölçeği skorlarının acil servis klinik iyi-kötü sonlanımla olan prognostik değerinin araştırılması amaçlandı. Gereç ve yöntem: Prospektif gözlemsel tek merkezli bu çalışmaya; 65 yaş ve üzeri aynı seviyeden düşme şikayetiyle acil servise başvuran 172 hasta alındı. Aynı seviyeden düşme ile acil servise başvuran hastaların başvuru anındaki vital değerleri ve demografik özellikleri araştırma görevlileri tarafından kaydedildi. Başvuru anındaki kırılganlık durumları ise Edmonton Kırılganlık Ölçeği ve FRAIL skalası ile değerlendirilerek araştırma görevlileri tarafından hasta veri formlarına kaydedildi. Verilerin analizi için SPSS (IBM Corp., Armonk, NY, USA, 2019) programı kullanıldı. Sürekli verilerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro Wilk ile analiz edildi ve normal dağılıma uyan sürekli veriler ortalama (±standart sapma) ile ifade edilerek gruplar arası fark Student T testi ile analiz edildi. Normal dağılıma uymayan sürekli veriler ortanca (%25- %75 çeyreklikler) ile ifade edilerek gruplar arası fark Mann Whitney U ile analiz edildi. Kategorik veriler arası fark Ki-Kare ile, gerekli yerlerde ise Fisher Exact ile test edildi. Post-hoc analiz sonrasında Bonferroni düzeltmesi uygulandı. FRAIL skoru, Edmonton skoru ve regresyon modelinin aynı seviyeden düşme ile acil servise başvuran 65 yaş üzeri hastalarda kötü sonlanımı öngörme performansları Receiver Operating Characteristic ile test edildi. Lojistik regresyon için binary logistics ve forced-entry metodu kullanıldı. Goodness of fit için Hosmer- Lemeshow testi kullanıldı. Modelin genel performansı Nagelkerke R-squared ile analiz edildi. İstatistiksel olarak anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak belirlendi. Hastaların acil servis sonlanımları iyi-kötü sonlanım olarak 2 gruba ayrıldı. İyi sonlanım, hastaneden taburculuk olarak tanımlanırken; kötü sonlanım ise servise yatış, yoğun bakıma yatış ve ölüm olarak tanımlandı. Vakaların başvuru anındaki kırılganlık skorlarıyla acil servis klinik sonlanımı arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlandı. Toplanan veriler SPSS dökümanına girilerek uygun istatistiksel analizler gerçekleştirildi. Bulgular: Acil servis takibi sonrasında taburcu olan hastalar“iyi sonlanım”, servis yatışı veya yoğun bakım yatışı gereken hastalar“kötü sonlanım”olarak dikotomize edildikten sonra sonlanım grupları arasında univariable analiz yapıldı. Kötü sonlanan hastaların yaş ortancası 81 (71 - 86), iyi sonlanan hastaların yaş ortancası 73 (69 - 80) olarak hesaplandı ve aradaki bu fark istatistiksel olarak anlamlı saptandı (p=0.004). Kötü sonlanan hastaların 10'unda (%34,5), iyi sonlanan hastaların ise 23'ünde (%16,1) kilo kaybı vardı ve aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p=0.022). Çalışmanın primer sonlanımı olan FRAIL ve Edmonton skorlarının aynı seviyeden düşme ile acil servise başvuran 65 yaş üzeri hastalarda kötü sonlanımı öngörme performansları ayrı ayrı değerlendirildiğinde ikisi de anlamsız olarak bulundu (Edmonton: p=0.060, FRAIL: p=0.075). Sekonder sonlanım olarak ise bu skorlamaların karşılaştırılması ROC analizi ile değerlendirildiğinde, sonlanım grupları arasında iki skor ortancaları açısından da anlamlı fark saptanmadı. FRAIL skorunun AUC değeri 0.602 (%95 GA = 0.500 – 0.705, p= 0.083), Edmonton skorunun AUC değeri ise 0.611 (%95 GA = 0.501 – 0.720, p=0.061) olarak hesaplandı. Omnibus testte gruplar arasında istatistiksel anlam saptanan trikotomize edilmiş FRAIL sınıflamasında, farkın hangi sınıflar arasından kaynaklandığını tespit etmek için post- hoc analiz yapıldı. Normal hastalar ile preFRAIL olan hastalar incelendiğinde, kötü sonlanan hastaların 15'inin (%93,8), iyi sonlanan hastaların 56'ının (%60,9) preFRAIL grubunda olduğu görüldü ve aradaki fark anlamlı bulundu (p=0.033, Bonferroni düzeltmesi uygulandı). Normal hastalar ile FRAIL olan hastalar incelendiğinde, kötü sonlanan hastaların 13'ünün (%92,9), iyi sonlanan hastaların 51'inin (%58,6) FRAIL grubunda olduğu görüldü ve aradaki fark anlamlı bulundu (p=0.042, Bonferroni düzeltmesi uygulandı). FRAIL hastalar ile preFRAIL olan hastalar incelendiğinde, kötü sonlanan hastaların 13'ünün (%46,4), iyi sonlanan hastaların 51'inin (%47,7) FRAIL grubunda olduğu görüldü ve aradaki farkın anlamlı olmadığı bulundu (p=1.0, Bonferroni düzeltmesi uygulandı). Gruplar arasındaki farkın normal hastalar ile preFRAIL hastalar arasından ve normal hastalar ile FRAIL hastalar arasından kaynaklandığı anlaşıldı. Benzer şekilde Edmonton Kırılganlık Ölçeği'ndeki“fonksiyonel performans”değişkeni post-hoc analize tabi tutuldu. Yüksek performansa sahip hastalar ile orta performanssa sahip olan hastalar karşılaştırıldığında, kötü sonlanan hastaların hiçbirinin, iyi sonlanan hastaların ise 46'sının (%55,4) orta performans grubunda olduğu görüldü ve aradaki fark anlamlı bulunmadı (p=1, Bonferroni düzeltmesi uygulandı). Yüksek performansa sahip hastalar ile düşük performansa sahip olan hastalar karşılaştırıldığında, kötü sonlanan hastaların 28'inin (%96,6), iyi sonlanan hastaların ise 60'ının (%61,9) düşük performans grubunda olduğu görüldü ve aradaki fark anlamlı saptandı. (p=0.001, Bonferroni düzeltmesi uygulandı). Orta performansa sahip hastalar ile düşük performansa sahip olan hastalar karşılaştırıldığında, kötü sonlanan hastaların 28'inin (%100), iyi sonlanan hastaların ise 60'ının (%56,6) düşük performans grubunda olduğu görüldü ve aradaki fark anlamlı saptandı. (p=0.001, Bonferroni düzeltmesi uygulandı). Gruplar arasındaki farkın yüksek performans gösteren ile düşük performans gösteren hastalar ve orta performans gösteren ve düşük performans gösteren hastalar arasından kaynaklandığı anlaşıldı. Sonuç: Sonuç olarak hem Edmonton hem de FRAIL skorları aynı seviyeden düşme ile acil servise başvuran 65 yaş üzeri hastalarda kötü sonlanımı öngörmede tek başına prediktör olarak kullanılamaz. Bununla birlikte eğer ikisi arasında bir karşılaştırma yapmak gerekirse dikotimize FRAIL ve dikotomize fiziksel performans değerlendirmesi değişkenlerinin yaş ve kilo gibi başka önemli değişkenlerle birlikte kullanıldığı bir modelin bu sonlanımı öngörmede etkili bir performans gösterme konusunda potansiyeli olduğunu söyleyebiliriz. Çalışmamızın bu nedenle acil serviste yaşlı hasta populasyonunda kullanılabilecek yeni kırılganlık ölçeği çalışmalarına yardımcı olabileceğini düşünmekteyiz.
Özet (Çeviri)
Objective: In this study, it was aimed to investigate the relationship between the FRAIL scale and Edmonton Frailty Scale scores at the time of admission to the emergency department and clinical good-bad outcome in patients aged 65 and over who admitted to the emergency department with the complaint of falling from the same level. Materials and methods: In this prospective observational single-center study; 172 patients aged 65 and over who applied to the emergency department with the complaint of falling from the same level were included. The vital values and demographic characteristics of the patients who applied to the emergency department with a fall from the same level were recorded by the research assistants. The frailty at the time of admission was evaluated with the Edmonton Frailty Scale and the FRAIL scale and recorded in the patient data forms by the research assistants. SPSS (IBM Corp., Armonk, NY, USA, 2019) program was used for data analysis. Conformity of test. Continuous data that did not fit the normal distribution were expressed as the median (25%-75% quartiles) and the difference between the groups was analyzed with Mann Whitney U. The difference between categorical data was tested with Chi- Square and Fisher Exact where necessary. Bonferroni correction was applied after post-hoc analysis. The performance of FRAIL score, Edmonton score and regression model in predicting poor outcome in patients over 65 years of age who applied to the emergency department with a decrease from the same level were tested with the Receiver Operating Characteristic. Binary logistics and forced-entry methods were used for logistic regression. The Hosmer-Lemeshow test was used for goodness of fit. The overall performance of the model was analyzed with the Nagelkerke R- squared. Statistically significant level was determined as p<0.05. Emergency service outcomes of the patients were divided into 2 groups as good and bad outcomes. Good outcome is defined as discharge from the hospital; poor outcome was defined as admission to the ward, admission to the inte nsive care unit, and death. It was aimed to investigate the relationship between the frailty scores at the time of admission and the clinical outcome of the emergency department. Appropriate statistical analyzes were performed by entering the collected data into SPSS document. Results: After the patients discharged after the emergency service follow-up were dichotomized as“good outcome”and patients requiring ward admission or intensive care hospitalization as“poor outcome”, univariable analysis was performed between the outcome groups. The median age of the patients with a poor outcome was 81 (71 - 86), and the median age of the patients with a good outcome was 73 (69 - 80), and the difference was statistically significant (p=0.004). Weight loss was observed in 10 (34.5%) of the patients with poor outcome and 23 (16.1%) of the patients with a good outcome, and the difference was statistically significant (p=0.022). When the primary outcome of the study, FRAIL and Edmonton scores, were evaluated separately, both were found to be insignificant when their performance in predicting poor outcome in patients over 65 years of age who applied to the emergency department with a decrease from the same level (Edmonton: p=0.060, FRAIL: p=0.075). As a secondary outcome, when the comparison of these scores was evaluated by ROC analysis, no significant difference was found between the outcome groups in terms of the medians of the two scores. The AUC of the FRAIL score was 0.602 (95% CI = 0.500 – 0.705, p= 0.083), and the AUC of the Edmonton score was 0.611 (95% CI = 0.501 – 0.720, p=0.061). In the trichotomyized FRAIL classification, which was statistically significant between the groups in the omnibus test, post-hoc analysis was performed to determine from which classes the difference originated. When normal patients and patients with preFRAIL were examined, it was found to be significant (p=0.033, Bonferroni correction applied). When normal patients and patients with FRAIL were examined, it was observed that 13 (92.9%) of the patients with poor outcome and 51 (58.6%) of the patients with good outcomes were in the FRAIL group, and the difference was found to be significant (p=0.042, Bonferroni correction applied). When FRAIL patients and patients with preFRAIL were examined, it was seen that 13 (46.4%) of the patients with poor outcome and 51 (47.7%) of the patients with good outcomes were in the FRAIL group, and the difference was not significant (p=1.0, Bonferroni correction applied). It was understood that the difference between the groups was between normal patients and preFRAIL patients, and between normal patients and FRAIL patients. Similarly, the“functional performance”variable in the Edmonton Vulnerability Scale was subjected to post-hoc analysis. When high-performing patients and moderate- performing patients were compared, it was seen that none of the patients with poor outcomes and 46 (55.4%) of the patients with good outcomes were in the moderate performance group, and the difference was not significant (p=1, Bonferroni correction was applied). When high-performing patients and low-performing patients were compared, it was seen that 28 (96.6%) of the patients with poor outcomes and 60 (61.9%) of the patients with good outcomes were in the low performance group, and the difference was found to be significant (p=0.001, Bonferroni correction was applied). When patients with moderate performance and those with low performance were compared, it was seen that 28 (100%) of the patients with poor outcomes and 60 (56.6%) of the patients with good outcomes were in the low performance group, and the difference was found to be significant (p=0.001, Bonferroni correction was applied). It was understood that the difference between the groups was between high- performing and low-performing patients, and intermediate and low-performing patients. Conclusion: In conclusion, both Edmonton and FRAIL scores cannot be used alone as predictors of poor outcome in patients over 65 years of age presenting to the emergency department with a decrease from the same level. However, if we need to make a comparison between the two, we can say that a model in which dicotized FRAIL and dicotized physical performance assessment variables are used together with other important variables such as age and weight has the potential to show an effective performance in predicting this outcome. For this reason, we think that our study may help new frailty scale studies that can be used in the elderly patient population in the emergency department.
Benzer Tezler
- Antakya tarihi ticaret merkezi mekansal yapı değişim ve gelişim sürecinin kent ticaret merkezi planlamasına etkinliği
The Effectiveness of spatial structural chance and development period of the historical trade center of Antakya in the urban trade planning
NEVİN TURGUT
Yüksek Lisans
Türkçe
1986
Şehircilik ve Bölge PlanlamaGazi ÜniversitesiŞehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. NURCAN UYDAŞ
- İzmir'de bazı yolların kapatılarak yaya bölgeleri oluşturma da kent peyzajını geliştirme açısından yeniden planlanması üzerinde araştırmalar
Başlık çevirisi yok
BAHAR TÜRKYILMAZ
Yüksek Lisans
Türkçe
1985
Şehircilik ve Bölge PlanlamaEge ÜniversitesiŞehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı
- Kam yapma aparatı
Cam milling attachment
ORHAN UZUN
Yüksek Lisans
Türkçe
1986
Makine MühendisliğiGazi ÜniversitesiMakine Mühendisliği Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. FEVZİ ERCAN
- Helisel yayların statik karakteristiklerini ölçme ve kontrol etme cihazının tasarımı ve imalatı
Design and manufacture of a device measuringand controlling the static characteristics of helical springs
MUAMMER MUSULLUOĞLU
Yüksek Lisans
Türkçe
1987
Makine MühendisliğiGazi ÜniversitesiMakine Mühendisliği Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. FEVZİ ERCAN
- Bölünüme bağlı olmayan varyans çözümlemesi çoklu karşılaştırmalar ve tarımda uygulamaları
Distiribution-free analyis of variance multiple comparisons and applications in agriculture
HAMZA GAMGAM