Geri Dön

Nonalkolik yağlı karaciğer hastalığı ile epikardiyal yağ dokusu kalınlığı, karotis intima media kalınlığı ve aortik propagasyon velositesi arasındaki ilişki

The relationship between nonalcoholic fatty liver disease and epicardial adipose tissue thickness, carotid intima media thickness, and aortic propagation velocity

  1. Tez No: 802898
  2. Yazar: ERSİN ÖZTÜRK
  3. Danışmanlar: PROF. DR. FATİH ÖZÇİÇEK
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: İç Hastalıkları, Internal diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Aort, Epikardiyal yağ dokusu, Karaciğer yağlanması, Karotis intima media kalınlığı, Aorta, Epicardial fat tissue, Fatty liver, Carotid intima media thickness
  7. Yıl: 2023
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Nonalkolik yağlı karaciğer hastalığı (NAYKH), kişide aşırı alkol tüketimi, karaciğerde yağlanmaya neden olacak başka bir hastalık, operasyon öyküsü veya ilaç kullanımı olmadan hepatositlerin %5'inden fazlasında hücre içi yağlanma olmasıdır. Nonalkolik yağlı karaciğer hastalığı Amerika'da Hepatit C (HCV) virüsüne bağlı karaciğer sirozundan sonra en sık karaciğer nakli nedenidir. Kalp çevresinde biriken visseral yağ dokusunun özel bir formu olarak epikardiyal yağ dokusu (EYDK), fizyolojik koşullar altında, metabolik, termojenik (kahverengi yağ olarak) ve mekanik (kardiyo-koruyucu) özelliklere sahiptir. Epikardiyal yağ dokusu kalınlığı ve hacmi visseral yağ, koroner arter hastalığı, subklinik ateroskleroz, insülin direnci, metabolik sendrom ve kardiyak değişiklikler ile ilişkilendirilmiştir. Epikardiyal yağ dokusu kalınlığı; NAYKH'nin varlığı ve ilerlemesi ile ilişkili olan bir parametredir. Karotis intima media kalınlığı (KİMK) ile kardiyovasküler hastalık (KVH) riski derecesi tahmin edilebilir. NAYKH ile kardiyovasküler hastalık arasındaki ilişkiyi saptamak için KİMK kullanılabilir. Ateroskleroz arteriyel yapıların tamamını etkilediği için, takip ve tedavisinde periferik arterlerin seçimi daha konforludur. Artan arter sertliği, artan akış direnci ile akış yayılma hızını azaltabilir. Buna dayanarak aortik propagasyon velositesi (APV), basit, invaziv olmayan tekrarlanabilir bir teknik olarak arteriyel sertliği belirlemek için kullanılabilir. Aortik propagasyon velositesi ile koroner arter hastalığı şiddeti arasında ters bir korelasyon mevcuttur. Ayrıca APV ile KİMK arasında da ilişki bulunmuştur. Amaç: Çalışmanın amacı NAYKH ile EYDK, KİMK ve AVP arasındaki ilişki olup olmadığını saptamaktır. Nonalkolik yağlı karaciğer hastalığı ile ateroskleroz ve kardiyovasküler hastalık riski arasındaki ilişkiyi gösteren yeterli noninvaziv parametre yoktur. Çalışacağımız parametreler aynı zamanda ateroskleroz ile ilişkili parametrelerdir. Çalışma tanımlayıcı olarak planlanmıştır. Çalışmamıza Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Tıp Fakültesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde iç hastalıkları kliniğine rutin kontrol amacı ile başvurup kan tetkikleri ve abdomen ultrasonografi (USG) yapılan 18 yaş üzeri 216 hasta dahil edilmiştir. 2 Gereç ve Yöntem: Çalışmaya katılan bireylerin yaş, cinsiyet, EYDK, KİMK, APV, NAYKH Fibrozis Skoru, vücut kitle indeksi (VKİ), bel ve kalça çevresi, sistolik ve diyastolik kan basıncı, mitral E/ A oranı, aortik strain, aortik distensibilite, aortik stiffness index ve bazı laboratuvar parametreleri karşılaştırılmıştır. Bulgular: Elde edilen verilere göre, hepatosteatoz olmayan bireylerin EYDK ortalaması 3,9±0,8 mm iken, hepatosteatoz olanların ortalaması 5,1±0,7 mm olarak saptanmış ve iki grup arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0,001). Hepatosteatoz olmayan bireylerin KİMK ortalaması 0,82±0,12 mm olup, hepatosteatoz olanlarda bu değer 1,01±0,12 olarak tespit edilmiştir (p<0,001). Hepatosteatoz olmayan bireylerin APV ortalaması 56,4±7,9 cm/sn iken, hepatosteatoz olanların APV ortalaması 43,8±7,9 cm/sn olarak saptanmıştır (p<0,001). Hepatosteatoz olmayan ve olan grupların demografik özellikleri karşılaştırıldığında bel ve kalça çevresi, sistolik ve diyastolik kan basıncı, VKİ, NAYKH fibrozis skoru, aortik distensibilite, aortik stiffness indeks, aortik strain değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilmiştir. Grupların laboratuvar tetkikleri karşılaştırıldığında ise glukoz, total kolesterol, yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL), düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL), trigliserid, alanin aminotransferaz (ALT), aspartat aminotransferaz (AST), gama glutamil transferaz (GGT) ve ürik asit değerleri arasında anlamlı fark saptanmıştır. Hepatosteatoz derecelerine göre bakıldığında, grupların VKİ, bel çevresi, kalça çevresi, kan basıncı, NAYKH fibrozis skoru, aortik distensibilite, KİMK, EYDK, aortik strain, aortik stiffness, APV, trigliserid değerleri arasında anlamlı fark saptanmıştır. Regresyon analizinde ise VKİ'deki artışın hepataosteatozu 1,29 kat, EYDK'daki artışın ise hepatosteatozu 5,49 kat artırdığı saptanmıştır. Sonuç: NAYKH ile KIMK, EYDK ve APV arasında anlamlı ilişki saptanmıştır. NAYKH'nı öngördüren parametreler olarak VKİ ve EYDK tespit edilmiştir. NAYKH karaciğerde siroz ve HCC riskinde artışa neden olmaktadır. Ek olarak, NAYKH'ın ateroskleroz ve KVH ile de ilişkili olduğu bilinmektedir. Bu yüzden erken tanı ve tedavisi önemlidir. Noninvaziv yöntemler olan EYDK, KİMK ve APV gibi parametrelerle NAYKH tanısı olan hastaların ateroskleroz ve KVH riski açısından değerlendirilmesi faydalı olabilir

Özet (Çeviri)

Nonalcoholic fatty liver disease (NAFLD) is the presence of intracellular fat deposition in more than 5% of hepatocytes without excessive alcohol consumption, another disease that will cause fatty liver, a history of operation or drug use. Nonalcoholic fatty liver disease is the most common cause of liver transplantation in the United States, after hepatitis C (HCV) virus-induced liver cirrhosis. Epicardial adipose tissue (EAT), as a special form of visceral adipose tissue accumulating around the heart, has metabolic, thermogenic (as brown fat) and mechanical (cardioprotective) properties under physiological conditions. Epicardial adipose tissue thickness (EATT) and volume have been associated with visceral fat, coronary artery disease, subclinical atherosclerosis, insulin resistance, metabolic syndrome, and cardiac changes. Epicardial adipose tissue thickness is a parameter associated with the presence and progression of NAFLD. The degree of cardiovascular disease (CVD) risk can be predicted by carotid intima media thickness (CIMT). CIMT can be used to determine the relationship between NAFLD and cardiovascular disease. Since atherosclerosis affects all arterial structures, the choice of peripheral arteries is more comfortable in the follow-up and treatment. Increased arterial stiffness can reduce flow propagation velocity with increased flow resistance. Based on this, aortic propagation velocity (APV) can be used to determine arterial stiffness as a simple, non-invasive and reproducible technique. There is an inverse correlation between aortic propagation velocity and the severity of coronary artery disease. In addition, a relationship has been found between APV and CIMT. Objective: The aim of the study is to determine whether there is a relationship between NAFLD and EATT, CIMT and AVP. There are not enough noninvasive parameters to show the relationship between nonalcoholic fatty liver disease and the risk of atherosclerosis and cardiovascular disease. The parameters we studied are also the parameters associated with atherosclerosis. The study was planned as descriptive. Our study included 216 patients over the age of 18 who presented to the internal medicine clinic of Erzincan Binali Yıldırım University Faculty of Medicine Mengücek Gazi Training and Research Hospital for routine control and performed blood tests and abdominal ultrasonography (USG). 4 Materials and Methods: Age, gender, EATT, CIMT, APV, NAFLD Fibrosis Score, body mass index (BMI), waist and hip circumference, systolic and diastolic blood pressure, mitral E/A ratio, aortic strain, aortic distensibility, aortic stiffness index and some laboratory parameters of the individuals participating in the study were compared. Results: According to the data obtained, the mean EATT of individuals without hepatosteatosis was 3.9±0.8 mm, while the mean of those with hepatosteatosis was 5.1±0.7 mm, and a significant difference was found between the two groups (p<0.001). The mean CIMT of individuals without hepatosteatosis was 0.82±0.12 mm, and this value was found to be 1.01±0.12 mm in patients with hepatosteatosis. (p<0.001). While the mean APV of individuals without hepatosteatosis was 56.4±7.9 cm/sec, the mean APV of those with hepatosteatosis was 43.8±7.9 cm/sec (p<0.001). When the demographic characteristics of the groups with and without hepatosteatosis were compared, a statistically significant difference was found between waist and hip circumference, systolic and diastolic blood pressure, BMI, NAFLD fibrosis score, aortic distensibility, aortic stiffness index, and aortic strain values. When the laboratory tests of the groups were compared, there was a significant difference between glucose, total cholesterol, high-density lipoprotein (HDL), low-density lipoprotein (LDL), triglyceride, alanine aminotransferase (ALT), aspartate aminotransferase (AST), gamma glutamyl transferase (GGT) and uric acid values. Considering the degrees of hepatosteatosis, a significant difference was found between the groups' BMI, waist circumference, hip circumference, blood pressure, NAFLD fibrosis score, aortic distensibility, CIMT, EATT, aortic strain, aortic stiffness, APV, and triglyceride values. In the regression analysis, it was determined that an increase in BMI increased hepatosteatosis 1.29 times, and an increase in EAT increased hepatosteatosis 5.49 times. Conclusion: A significant correlation was found between NAFLD and CIMT, EATT and APV. BMI and EATT were determined as parameters predicting NAFLD. NAFLD causes increased risk of liver cirrhosis and HCC. In addition, NAFLD is known to be associated with atherosclerosis and CVD. Therefore, early diagnosis and treatment is important. It may be useful to evaluate patients with NAFLD diagnosis in terms of atherosclerosis and CVD risk with parameters such as EATT, CIMT and APV, which are noninvasive methods.

Benzer Tezler

  1. Koroner arter hastalığı belirteci olarak Epikardiyal yağ dokusu kalınlığı ve Non alkolik yağlı karaciğer hastalığının birlikte değerlendirilmesi

    Evaluation of epicardial fat thickness and Non-alcoholic fatty liver disease as a predictör of coronary artery diseases

    MUSTAFA TOPUZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    KardiyolojiErciyes Üniversitesi

    Kardiyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ALİ ERGİN

  2. HIV ile mono-enfekte kişilerde tenofovir disoproksil ile tenofovir alafenamid içeren antiretroviral tedavi rejimlerinin kardiyometabolik riske etkisinin karşılaştırılması

    Comparison of the effects of antiretroviral treatment regimens containing tenofovir disoproxil and tenofovir alafenamide on cardiometabolic risk in people mono-infected with HIV

    BEYZA EROL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyolojiİzmir Katip Çelebi Üniversitesi

    Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ALPER ŞENER

  3. Prolaktinomalı hastalarda kabergolin tedavisinin metabolik ve kardiyovasküler profile olan etkisi

    Impact of cabergoline therapy on the metabolic and cardiovascular profile in patients with prolactinoma

    ÖZGÜN ÇİÇEK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıBaşkent Üniversitesi

    Dahiliye Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. NESLİHAN BAŞÇIL TÜTÜNCÜ

  4. Nonalkolik yağlı karaciğer hastalığı ile kriptojenik karaciğer sirozu tanılı hastaların histopatolojik ve metabolik özelliklerinin karşılaştırılması

    Histopathological and metabolic features comparison of non alcoholic fatty liver disease and patients with cryptogenic liver cirrhosis

    İBRAHİM KAL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    GastroenterolojiFırat Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. İBRAHİM HALİL BAHÇECİOĞLU

  5. Nonalkolik yağlı karaciğer hastalığı ile hipertansiyon arasındaki ilişki

    Relationship between non alcoholic fatty liver disease and hypertention

    MEDINA ISMAYILOVA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2015

    GastroenterolojiBezm-İ Alem Vakıf Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HAKAN ŞENTÜRK