Geri Dön

Obstrüktif koroner arterler veya non-obstrüktif koroner arterler ile beraber miyokard enfraktüsü geçiren hastaların klinik ve ekokardiyografik özellikleri ile kısa dönem prognozlarının karşılaştırılması

Comparison of clinical and echocardiographic features and short-term prognoses of patients with obstructive coronary arteries and NON-obstructive coronary arteries and patients with myocardial infarction

  1. Tez No: 798061
  2. Yazar: MELİK DEMİR
  3. Danışmanlar: PROF. DR. SERVET ALTAY
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Kardiyoloji, Cardiology
  6. Anahtar Kelimeler: Akut koroner sendrom, Ekokardiyografi, Koroner arter hastalığı, Miyokard enfarktüsü, Mortalite, Prognoz, Acute coronary syndrome, Echocardiography, Coronary artery disease, Myocardial infarction, Mortality, Prognosis
  7. Yıl: 2023
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Trakya Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kardiyoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Bu çalışmada akut koroner sendrom tanısıyla hastaneye kabul edilen ve primer perkütan koroner girişim uygulanan hastaların hastane içi ve bir yıllık takip dönemindeki klinik izlem sonuçlarını, kardiyak istenmeyen olay gelişimi ile ilişkili faktörleri araştırmayı ve bu sonuçların tıkayıcı olmayan koroner arterler ile birlikte gelişen miyokard infraktüsü hastalarının verileriyle karşılaştırmayı amaçladık. Bu iki grubun, klinik özellikleri, hastane içi komplikasyonlar ve olayları, perkütan koroner girişim özellikleri ve 1 yıllık sonuçları karşılaştırıldı. Çalışmamızda tıkayıcı olmayan koroner arterler ile birlikte gelişen miyokard infraktüsü grubunda kadın hasta oranı daha yüksek saptanmıştır. Tıkayıcı olmayan koroner arterler ile birlikte gelişen miyokard infraktüsü grubunda atrial fibrilasyon görülme oranı daha yüksek saptanmıştır (n=12 (%11,5)). Çalışmamızda tıkayıcı olmayan koroner arterler ile birlikte gelişen miyokard infraktüsü grubunda C reaktif protein, tiroit stimülan hormon ve T4 daha yüksek saptanmıştır (p<0,001). Tıkayıcı olmayan koroner arterler ile birlikte gelişen miyokard infraktüsü grubunda kapı-balon zamanı daha yüksek saptanmıştır. Çalışmamızda oral antikuagülan ilaç kullanım oranının tıkayıcı olmayan koroner arterler ile birlikte gelişen miyokard infraktüsü grubunda daha yüksek olduğu saptanmıştır (n=30 (%5,0)-n=14 (%13,5), p=0,003). Enfeksiyon görülme oranı tıkayıcı olmayan koroner arterler ile birlikte gelişen miyokard infraktüsü grubunda daha yüksek saptanmıştır (p<0,010). Sonuç olarak çalışmamızda, tıkayıcı olmayan koroner arterler ile birlikte gelişen miyokard infraktüsü tanılı hasta popülasyonunda hastane içi mortalite daha düşük saptanırken, 1 yıllık takip döneminde mortalite açısından gruplar arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark görülmemiştir.

Özet (Çeviri)

In this study, we aimed to investigate the clinical follow-up results, factors associated with the development of cardiac adverse events, and compare these results with the data of myocardial infarction with non-coronary artery obsturation patients, who were admitted to the hospital with the diagnosis of acute coronary syndrome and underwent primary percutaneous coronary intervention. The clinical features, in-hospital complications and events, percutaneous coronary intervention characteristics and 1-year results of these two groups were compared. In our study, the rate of female patients was found to be higher in the myocardial infraction group that developed with non-occlusive coronary arteries. The incidence of atrial fibrillation was found to be higher in the myocardial infraction group developing with non-occlusive coronary arteries (n=12 (11.5%). In our study, C-reactive protein, thyroid stimulating hormone, and T4 were found to be higher in the myocardial infraction group developing with non-occlusive coronary arteries (p<0.001). The gate-balloon time was found to be higher in the myocardial infraction group that developed with non-occlusive coronary arteries. In our study, it was found that the rate of oral anticoagulant drug use was higher in the myocardial infraction group developing with non-occlusive coronary arteries (n=30 (5.0%)-n=14 (13.5%), p=0.003). 69 The incidence of infection was higher in the myocardial infraction group that developed with non-occlusive coronary arteries (p<0.010). In conclusion, in our study, in-hospital mortality was found to be lower in the patient population diagnosed with myocardial infarction developing with non-occlusive coronary arteries, while no statistically significant difference was observed between the groups in terms of mortality during the 1-year follow-up period.

Benzer Tezler

  1. Koroner arter hastalığı bilinen veya koroner arter hastalığı şüphesi olan hastalarda çok kesitli bilgisayarlı tomografi anjiografi ile konvansiyonel anjiografi sonuçlarının karşılaştırılması

    Comparison between the multislice computed tomography angiography and conventional angiography results in patients with known or suspected coronary artery disease

    MAHMUT ŞAHİN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2015

    Radyoloji ve Nükleer Tıpİnönü Üniversitesi

    Radyoloji Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. CEMİLE AYŞE GÖRMELİ

  2. Mitokondriyal füzyon ve fisyon protein düzeylerinin, koroner yavaş akım fenomeni ile ilişkisinin değerlendirilmesi

    Evaluation of the relationship between mitochondrial fusion and fission protein levels and the coronary slow flow phenomenon

    SEDA KURAT GÜLDOĞUŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2026

    KardiyolojiKahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi

    Kardiyoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. KEMAL GÖÇER

  3. Akut dekompanse kronik korunmuş ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliği hastalarında sistemik immun inflamasyon indeksinin hastane yatışı ve ekokardiyografik parametreler ile olan ilişkisi

    The relationship of systemic immune inflammation index with hospitalization and echocardiographic parameters in patients with acute decompensated chronic heart failure wi̇th preserved ejecti̇on fracti̇on

    ELMIN IMANOV

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    KardiyolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Kardiyoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ANIL AVCI

  4. Safen ven greft hastalığında ilaç salınımlı stent ile çıplak metal stent uygulamasının uzun dönem sonuçlarının karşılaştırılması

    Comparison of long term follow up results of bare metal stent and drug eluting stent on saphenous graft disease

    CEYLA ZEYNEP ÇOLAKOĞLU GEVHER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2011

    Kardiyolojiİstanbul Bilim Üniversitesi

    Kardiyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MURAT GÜLBARAN

  5. Koroner anjiyografide myokardiyal bridge saptanan hastalarda myokardiyal bridge ile koroner arter hastalığı birlikteliği, myokardiyal bridge ile koroner arter hastalığının yerleşim yerinin korelasyonunun değerlendirilmesi

    Evaluation of the correlation among the association of myocardial bridge and coronary artery disease location, the association of myocardial bridge and coronary artery disease in patients with myocardial bridge with coronary angiography

    NURULLAH ÇETİN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2013

    KardiyolojiCelal Bayar Üniversitesi

    Kardiyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HAKAN TIKIZ