Examining the comorbidity between adolescent depression and anxiety: Networks, developmental relationships, and bio-psycho-social factors
Ergen Depresyon ve Anksiyetesinin Komorbiditesinin İncelenmesi: Networkler, Gelişimsel İlişkiler, ve Biyopsikososyal Faktörler
- Tez No: 788589
- Danışmanlar: PROF. DR. EDWARD BARKER
- Tez Türü: Doktora
- Konular: Psikoloji, Psychology
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2023
- Dil: İngilizce
- Üniversite: Kıng's College London
- Enstitü: Yurtdışı Enstitü
- Ana Bilim Dalı: Psikoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Psikoloji Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Depresyon ve anksiyete, ergenlik döneminde çok yüksek oranlarda görülmekte ve halen artış göstermektedir. Bir arada ele alındığında, depresyon ve anksiyete, ergenlerde engellilikle yaşam süresinin en önemli nedenini oluşturmaktadır. Dahası, bu ruhsal bozukluklar, çoğu kez komorbid olarak görülmektedir ve ergenlikteki tüm yaygın ruhsal bozukluklar arasında en yüksek komorbidite oranına sahiptirler. Daha da önemlisi, bu komorbidite depresyon veya anksiyetenin yalnız görüldüğünde doğurduğundan çok daha fazla ve ciddi olumsuz sonuçla ilişkilidir. Birçok çalışmada depresyon ve anksiyete arasındaki komorbidite incelenmiştir. Ancak, genç örneklem gruplarındaki komorbidite araştırmaları önemli ölçüde sınırlıdır ve çelişkili bulgular görülmektedir. Bu komorbiditenin altında yatan mekanizmaların belirlenmesi sayesinde yeni iç görüler kazanılabilir fakat bütün semptomların eşit sayılarak toplam puanlara dönüştürülmesi yöntemi, depresyonun heterojenitesi ve bütüncül gelişimsel çalışmaların eksikliği gibi bir dizi neden buna engel olmuş olabilir. Bu amaçla, hem ayrıntılı mekanizmaların belirlenmesine izin veren semptom düzeyinde yaklaşımlar hem de depresyonun heterojenitesini azaltmaya olanak tanıyan kişi merkezli yaklaşımlar birçok avantaj sağlayabilir. Bu nedenle, bu tezde, network modelleri ve boylamsal gizli degişken modelleri hem birbirini tamamlayan modeller oldukları için hem de komorbiditenin farklı yönlerini aydınlatabilecekleri için beraber kullanılmıştır. Çoklu faktörleri birlikte değerlendiren bütüncül çalışmaların eksikliği de göz önüne alınarak, bu tezde depresyon ve anksiyete arasındaki ilişkiler ile birlikte çeşitli çevresel, psikososyal ve biyolojik faktörler de incelenmiştir. Mevcut tez altı bölümden oluşmaktadır. 1. Bölüm, psikopatolojide farklı komorbidite kavramsallaştırmalarını tartışmakta, ergenlikte depresyon ve anksiyete arasındaki komorbiditeyi konu alan literatürü gözden geçirmekte ve tezin üç ampirik çalışmasının gerekçelerini sunmaktadır. 2. Bölüm, ampirik çalışmalarda kullanılan analitik örneklemleri ve istatistiksel yöntemleri tanımlamaktadır. 3. Bölüm, kesitsel bir network modeli kullanmaktadır ve i) komorbidite açısından en etkili bireysel semptomları (yani,“bridge”ya da köprü semptomları) belirlemeyi, ii) bu köprü semptomların diğer bireysel semptomlarla oluşturduğu yolakları incelemeyi, ve iii) risk ve koruyucu faktörlerin, depresyon ve anksiyete arasındaki semptom düzeyindeki ilişkileri açıklamada oynadığı rolü incelemeyi amaçlamaktadır. 4. Bölüm, boylamsal bir network modeli kullanmakta ve i) zaman içerisinde depresyon ve anksiyete arasındaki komorbiditeye neden olan köprü semptomları belirlemeyi, ve ii) depresyon ve anksiyete arasındaki gelişimsel komorbiditenin yönünü ve yolaklarını incelemeyi amaçlamaktadır. Bu bölümde, farklı özelliklere sahip iki alt örneklemin köprü semptomları arasındaki farklılık ve benzerlikler de incelenmektedir. 5. Bölüm, bir boylamsal gizli degişken modeli kullanmaktadır. Bu bölümde amaç, i) depresyonun bir alt tipi (yani, atipik depresyon [AD]) ve erken başlangıçlı kronik bir depresyon seyri, ii) AD ve onunla ilişkili olduğu düşünülen çeşitli faktörler (metabolik sendrom, vücut kitle indeksi, C-reaktif protein ve yaygın anksiyete ile yüksek komorbidite), ve iii) erken başlangıçlı kronik depresyon seyri ve AD ile ilişkili olduğu düşünülen bu faktörler arasındaki ilişkileri birlikte incelemektir. Son olarak, 6. Bölüm, üç ampirik çalışmadan elde edilen temel bulguları özetlemekte, klinik uygulamalarını, sınırlılıklarını ve gelecekteki araştırma alanlarını tartışmaktadır. Genel olarak, tezin bulguları komorbiditeye neden olan birçok altta yatan bireysel semptomlar arası mekanizmayı tespit ederek ve atipik depresyonun tanımını ve anksiyete ile ilişkisini açıklığa kavuşturarak ergenlikte depresyon ve anksiyete ile ilgili literatüre katkıda bulunmaktadır.
Özet (Çeviri)
Both depression and anxiety have very high, and still-increasing, prevalence rates in adolescence. Depression and anxiety, combined together, constitute the first leading cause of years lived with disability for adolescents. Moreover, these mental health problems are more often comorbid than not and have the highest comorbidity rates among all common mental health problems in adolescence. Importantly, this comorbidity is associated with more, and very serious, negative outcomes compared to having depression or anxiety alone. Several studies have examined the comorbidity between depression and anxiety. Still, comorbidity research in youth samples is significantly limited and contradictory findings exist. Thus, novel insights may be gained by pinpointing the mechanisms underlying this comorbidity. However, identification of such mechanisms may be impeded by a number of reasons such as the sum-score approach, the heterogeneity of depression, and the lack of integrative developmental studies. To this end, both symptom-level approaches that allow for identification of fine-grained mechanisms and person-centred approaches that allow for reducing the heterogeneity in depression may confer several advantages. Thus, in the current thesis, both network modelling and longitudinal latent variable mixture modelling were employed, given these models are complementary and can elucidate different aspects of comorbidity when used in tandem. The relationships between depression and anxiety, and several environmental, psychosocial, and biological factors were also examined in the current thesis to address the scarcity of integrative studies that jointly evaluate a variety of such factors. The current thesis consists of six chapters. Chapter 1 discusses differing conceptualisations of comorbidity in psychopathology, reviews the literature on the comorbidity between depression and anxiety in adolescence, and presents the rationale for the three empirical studies of the thesis. Chapter 2 describes the analytic samples and statistical methods employed in the empirical studies. Chapter 3 employs a cross-sectional network model and aims to i) pinpoint the most influential individual symptoms in terms of comorbidity (i.e., bridge symptoms), ii) examine the pathways these bridge symptoms form with other individual symptoms, and iii) inspect the role risk and protective factors play in explaining the symptom-level associations between depression and anxiety in adolescence. Chapter 4 employs a longitudinal network model and aims to i) pinpoint the temporal (i.e., longitudinal) bridge symptoms that facilitate comorbidity between depression and anxiety over time, and ii) examine the directionality and pathways of developmental comorbidity between depression and anxiety. The differences and similarities in bridge symptoms between two subsamples with different characteristics are also examined in this chapter. Chapter 5 employs a longitudinal latent variable mixture model. This chapter aims to jointly examine the relationships between i) a subtype of depression (i.e., atypical depression [AD]) and a chronic early-onset depression trajectory, ii) AD and its several putative correlates (i.e., metabolic syndrome, body mass index, Creactive protein, and high comorbidity with generalised anxiety), and iii) the chronic early-onset depression trajectory and the putative correlates of AD. Finally, Chapter 6 summarises the key findings from the three empirical studies, as well as discussing their clinical implications, limitations, and future research avenues. Overall, the current findings expand our understanding of the comorbidity between depression and anxiety in youth by identifying several underlying symptom-to-symptom mechanisms and clarifying the definition of atypical depression and its relationship with anxiety.
Benzer Tezler
- Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu tanısında akran zorbalığı rolleri: Ergenler ve anneleri
Bullying roles in attention deficit hyperactivity disorder: adolescents and mothers
CEMRE YAŞÖZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2021
PsikiyatriSağlık Bilimleri ÜniversitesiÇocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ÖZALP EKİNCİ
- Yavaş bilişsel tempo tanılı çocukların sosyal işlevsellik düzeyleri ve gözlerden duygu okuma becerileri arasındaki ilişkilerin dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ve sağlıklı kontrollerle karşılaştırılması
Comparing the sociality functioning and facial emotion recognition between children diagnosed with cognitive disengagement syndrome and attention deficit hyperactivity disorder with healthy controls
UTKU KAÇMAZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
PsikiyatriSağlık Bilimleri ÜniversitesiÇocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. NAGİHAN CEVHER BİNİCİ
- Temel boyutlarıyla müziksel işitmenin incelenmesi
Research in musical audibility with it's basic dimensions
MEHLİKA DÜNDAR
- Çizgisel kaynaktan ışıyan elektromağnetik dalgaların mükemmel iletken silindir takkesinden optik gibi saçılması
Başlık çevirisi yok
ADNAN GÖRÜR
Yüksek Lisans
Türkçe
1986
Makine MühendisliğiUludağ ÜniversitesiElektronik Mühendisliği Ana Bilim Dalı
DOÇ.DR. H. ERGUN BAYRAKÇI
- İstatistiksel veri analizinde temel bileşenlerin yeri
The Role of principal components in the statistical data analysis
REŞAT KASAP