Geri Dön

Ultrasonografi eşliğinde bakılan 'Sliding Sign' bulgusu ile histerosalpingografi sonuçları arasındaki ilişkinin araştırılması

Investigation of the relationship between 'Sliding Sign' with ultrasonography and hysterosalpingography results

  1. Tez No: 753917
  2. Yazar: BEYZA NUR YILDIZ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. SERKAN KAHYAOĞLU
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Obstetrics and Gynecology
  6. Anahtar Kelimeler: Sliding Sign, Histerosalpingografi (HSG), Pelvik Adezyonlar, Sliding Sign, Hysterosalpingography (HSG), Pelvic Adhesions
  7. Yıl: 2022
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Ankara Bilkent Şehir Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Bu çalışmamızda primer ve sekonder infertiliteye yaklaşımda tubal faktör değerlendirmesi için yapılan histerosalpingografi (HSG) öncesi, transvajinal ultrasonografi (TVUSG) ile bakılan sliding sign bulgusu ile HSG sonuçları arasındaki ilişkiyi göstermeyi amaçladık. Sliding sign bulgusu negatif intraabdominal yapışıklık düşünülen hastaların HSG sonucunda tubal tıkanıklık olup olmadığı değerlendirilecektir. Böylece kolay ve non invaziv bir yöntem olan ultrasonografi (USG) sayesinde girişimsel bir işlem olan HSG sonuçları tahmin edilebilecektir. Bu çalışma sayesinde HSG çekilen hastalar tubal oklüzyon nedeniyle laparoskopi olacaksa preoperatif yapışıklıklar konusunda bilgi sahibi olunabilir. Gereç ve Yöntem: Ekim 2021 – Nisan 2022 tarihleri arasında Ankara Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi infertilite polikliniğine primer ve sekonder infertilite sebebiyle başvuran, HSG çekilecek hastalar değerlendirildi. Hastaların HSG randevularından önce yazılı onamları alınarak anamnezleri alındı ve demografik bilgileri değerlendirme formuna kaydedildi. Daha sonrasında hastalara transvajinal ultrasonografi ile sliding sign bulgusu bakılarak pozitif/ negatif şeklinde değerlendirme formuna eklendi. HSG çekimi sonrasında görüntüler incelenerek tubal açıklık/ kapalılık durumu değerlendirme formuna kaydedildi. Sistem üzerinden kan parametreleri görülerek değerlendirme formuna eklendi. Hasta sayısı tamamlandığında Statistical Package for Social Sciences (SPSS) programı kullanılarak istatistiksel anlamlılıkları karşılaştırılarak değerlendirme yapıldı. Bulgular: Ankara Şehir Hastanesi İnfertilite Polikliniği'nde histerosalpingografi çekilen, Ekim 2021– Nisan 2022 tarihleri arasında başvuran 21-40 yaş arası kadın hastalardan toplam 86 olgu bu çalışmaya dahil edilmiştir. Transvajinal USG ile sliding sign bulgusu pozitif olan olguların (grup 0) sayısı 45 iken negatif olan olguların (grup 1) sayısı ise 41 olarak saptanmıştır. Grupların ortalama yaş (28.42± 5.06 vs 30.04± 5.45) ve vücut kitle indeks (26.54± 5.92 vs 25.00± 4.20 kg/ m2) değerleri istatiksel olarak benzer bulunmuştur (p>0.05). Her iki grubun gravida, parite, yaşayan, abort ve diletasyon küretaj(D/C) sayıları istatistiksel olarak benzer bulunmuştur (p=.106,.172,.269,.675 ve.887 sırasıyla). Ortalama infertilite süresi Grup 0'da 2.14± 1.63 yıl ve Grup 1'de 2.85± 2.78 yıl olarak saptanmıştır (p=.189). Benzer şekilde grupların toplam antral follikül sayısı da istatistiksel olarak benzer bulunmuştur (14.29± 6.3 vs 14.02± 5.54). Olguların menstrüel siklusun üçüncü gününde bakılan folikül stimüle edici hormon(FSH) (mIU/ml) ve lüteinleştirici hormon (LH) (mIU/ml) değerleri karşılaştırıldığında gruplar arasında anlamlı bir farklılık saptanmamıştır (p>0.05). Serum anti-mülleryen hormon(AMH) seviyesi Grup 0'da 3.60± 2.41 ng/ml ve Grup 1'de 3.41± 2.52 ng/ml olarak saptanmıştır (p=.790). Geçirilmiş operasyon varlığına (batın cerrahisi dışındaki operasyonlar dahil edilmemiştir) göre gruplar karşılaştırıldığında gruplar arasında anlamlı bir farklılık saptanmamıştır (p=.619). Tüm olgularda sigara içmeyip Grup 0'da olanların oranı (%45.3) anlamlı olarak, Grup 1'de olanların oranından (%31.4) yüksek bulunmuştur (p=0.022). Tüm olguların %23.3'ünde sekonder infertilite (%15.1 grup 0 ve %8.1 grup 1) ve %76.7'sinde primer infertilite (%37.2 Grup 0 ve %39.5 Grup 1) öyküsü bulunmuştur. Sliding sign +/ - gruplar arasındaki primer/ sekonder infertilite oranları benzer bulunumuştur. (p=.195). Histerosalpingografiler gruplandırıldığında HSG 0 (unilateral veya bilateral tubal geçiş olmayan) olan olguların hepsi (n=3) Grup 1'e (sliding sign -) aittir. Buna karşın HSG 2 (bilateral tubal geçiş olan) izlenen olguların %76'sı (n=38) Grup 0'a (sliding sign +) ait olduğu saptanmıştır. Grup 0'da en sık izlenen HSG sonucu %88.4 ile HSG 2 iken Grup 1'de en sık izlenen HSG sonucu %63.4 ile HSG 1 izlenmiştir. Sliding sign pozitif olgularda tubal geçiş oranı negatif olanlara göre anlamlı olarak yüksek bulunmuştur (p=0.000). HSG 2 saptanan olgularda bilateral tubal geçiş bulunmakta ve tubal faktör bulunmamaktadır. Oysaki HSG 0 olanlarda hiç tubal geçiş yok iken HSG 1 olan olgularda ise tek taraflı geçiş bulunmaktadır. Sliding sign ile endometrioma arasındaki ilişki değerlendirildiğinde sliding pozitif olan olguların hiçbirinde ne unilateral ne de bilateral endometrioma saptanmamıştır. Buna karşın sliding sign negatif olan grup 1'deki olgular incelenediğinde %36,6' sında endometrioma izlenmezken %43,9' unda unilateral endometrioma ve %19,5' inde bilateral endometrioma saptanmıştır. Sonuç olarak sliding sign negatif olgularda endometrioma varlığı anlamlı olarak daha fazladır (p = 0.000). Sonuç: İnferilite sebeplerinin araştırılmasında HSG görüntülemesi aktif olarak kullanılan bir yöntemdir. Bu görüntülemeden önce kolay, ucuz ve hastalar tarafından tolere edilebilen TVUSG ile bakılan sliding sign bulgusu, pelvik adhezyonlar ve douglas boşluğu obliterasyonu hakkında bilgi verebilir. İnvaziv bir yöntem olan HSG sonuçları bu şekilde öngörülebilir. Böylece HSG sonrası laparoskopi yapılacak hastaların batın yapışıklıkları hakkında ön bilgi edinilebilir.

Özet (Çeviri)

Aim: In this study, we aimed to show the predictability of the sliding sign obtained by transvaginal ultrasonography (TVUSG) before hysterosalpingography (HSG) performed for tubal factor evaluation in the approach to primary and secondary infertility. It will be evaluated whether there is tubal obstruction as a result of HSG in patients with a sliding sign is suspected as negative intra-abdominal adhesions. Thus, the results of HSG, which is an invasive procedure, can be predicted thanks to USG, which is an easy and non-invasive method. Thanks to this study, if HSG performed patients are going to have laparoscopy due to tubal occlusion, information about preoperative adhesions can be obtained. Materials and Methods: Patients who were admitted to the Ankara City Hospital Gynecology and Obstetrics Hospital Infertility polyclinic between October 2021 and April 2022 due to primary and secondary infertility and to undergo HSG were evaluated. Written informed consent was obtained from the patients before their HSG appointments, and their anamnesis was recorded and their demographic information was recorded in the evaluation form. Later, the patients were added to the evaluation form as positive/negative by examining the sliding sign with transvaginal ultrasonography. After the HSG extraction, the images were examined and tubal patency/occlusion status recorded to the evaluation form. Blood parameters were seen on the system and added to the evaluation form. When the number of patients was completed, statistical significance was compared and evaluated using the SPSS program. Results: A total of 86 female patients between the ages of 21 and 40 who applied hysterosalpingography in Ankara City Hospital Infertility Outpatient Clinic between October 2021 and April 2022 were included in this study. The number of cases with positive sliding sign on transvaginal USG (group 0) was 45, While the number of cases with negative sliding sign (group 1) was 41. The mean age (28.42±5.06 vs 30.04±5.45) and body mass index (26.54±5.92 vs 25.00±4,20 kg/m2) values of the groups were found to be statistically similar (p>0.05). The gravida, parity, living, abortion and D/C numbers of both groups were found to be statistically similar (p=.106,.172,.269,.675 and.887, respectively). The mean duration of infertility was 2.14±1.63 years in Group 0 and 2.85±2.78 years in Group 1 (p=.189). Similarly, the total number of antral follicles of the groups was found to be statistically similar (14.29±6.3 vs 14.02±5.54). When the FSH (mIU/ml) and LH (mIU/ml) values measured on the third day of the menstrual cycle were compared, no significant difference was found between the groups (p>0.05). The serum anti-mullerian hormone level was 3.60±2.41 ng/ml in Group 0 and 3.41±2.52 ng/ml in Group 1 (p=.790). When the groups were compared according to the presence of previous operation (operations other than abdominal surgery were not included), no significant difference was found between the groups (p=.619). In all cases, the rate of non-smokers in Group 0 (45.3%) was significantly higher than the rate in Group 1 (31.4%) (p=0.022). A history of secondary infertility (15.1% group 0 and 8.1% group 1) and primary infertility in 76.7% (37.2% Group 0 and 39.5% Group 1) were found in 23.3% of all cases. Primary/secondary infertility rates were found to be similar between the sliding sign +/ - groups. (p=.195). When hysterosalphingographies (HSG) are grouped, all cases (n=3) with HSG 0 (no unilateral or bilateral tubal passage) belong to Group 1 (sliding sign -). On the other hand, 76% (n=38) of the cases with HSG 2 (with bilateral tubal passage) were found to belong to Group 0 (sliding sign +). While the most common HSG result in Group 0 was HSG 2 with 88.4%, the most common HSG result in Group 1 was HSG 1 with 63.4%. Tubal passage rate was found to be significantly higher in sliding sign positive cases than in negative cases (p=0.000). In cases with HSG 2, there is bilateral tubal transit and no tubal factor. However, while there is no tubal passage in patients with HSG 0, there is unilateral passage in patients with HSG 1. When the relationship between sliding sign and endometrioma was evaluated, neither unilateral nor bilateral endometrioma was found in any of the sliding positive cases. On the other hand, when the cases in group 1 with negative sliding sign were examined, endometrioma was not observed in 36.6%, unilateral endometrioma was found in 43.9% and bilateral endometrioma was found in 19.5%. In conclusion, the presence of endometrioma is significantly higher in sliding-sign-negative cases. Conclusion: Hysterosalpingography is an alternative method used in the investigation of infertility causes. This can provide information about the sliding sign, pelvic adhesions and Pouch of Douglas obliteration, which is evaluated with TVUSG, which is easy, inexpensive, and tolerated by patients before imaging. HSG results, which is an invasive method, can be predicted in this way. Thus, preliminary information can be obtained about the abdominal adhesions of patients who will undergo laparoscopy after HSG.

Benzer Tezler

  1. Adheziv kapsülitli hastalarda oral prednizon veya ultrasonografi eşliğinde glenohumeral eklem içine uygulanan kortikosteroid tedavisinin etkinliği ve aksiller (inferior) poş kalınlıkları bakımından değerlendirilmesi

    Effectiveness of oral prednisone or corticosteroid injection therapy administered into the glenohumeral joint with ultrasonography in patients with adhesive capsulitis and evaluation in terms of axillary (inferior) pouch thickness

    HATİCE KÜBRA YILDIRIM

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyonİnönü Üniversitesi

    Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. YÜKSEL ERSOY

  2. Video yardımlı torakoskopik cerrahi hastalarında postoperatif ağrı yönetiminde ultrasonografi eşliğinde yapılan erektör spina plan bloğunun etkinliği

    Effectiveness of erector spinae plane block on postoperative pain control in patients undergoing video-assisted thoracoscopic surgery

    AYŞE GİZEM SARAÇOĞLU BAKIRCI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Anestezi ve ReanimasyonKırıkkale Üniversitesi

    Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ IŞIN GENÇAY

  3. 65 yaş üstü hastalarda anestezi indüksiyonu sonrası hipotansiyonu öngörmede karotis akım zamanının rolü

    The role of carotid FLOW time in predicting of hypotension after anesthetic induction in patients over 65 years of age

    İSMAİL DEMİR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Anestezi ve ReanimasyonÇukurova Üniversitesi

    Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MEHMET ÖZALEVLİ

  4. Supraspinatus tendinopatisinde fizik tedaviye eklenen kuru iğnelemenin etkinliğinin araştırılması

    Investigation of the effectiveness of dry needling added to physical therapy in supraspinatus tendinopathy

    AYŞE GÜLİZ KIRIKÖZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Fiziksel Tıp ve RehabilitasyonSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. CEVRİYE MÜLKOĞLU

  5. Masif pulmoner tromboemboli hastalarının değerlendirilmesi

    Evaluation of patients with massive pulmonary thromboembolism

    MÜFİT BAKIRCI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2012

    Göğüs HastalıklarıOndokuz Mayıs Üniversitesi

    Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SERHAT FINDIK