Geri Dön

Travma sonrası stres bozukluğunun tazminat hukuku kapsamında biyolojik bir belirteci olabilir mi?

Can post traumatic stress disorder have a biological marker undercompensation law?

  1. Tez No: 752455
  2. Yazar: SERTAÇ AK
  3. Danışmanlar: PROF. DR. GÜROL CANTÜRK
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: Adli Tıp, Forensic Medicine
  6. Anahtar Kelimeler: Anksiyete, Anksiyete bozuklukları, Duyarlılık, Hukuki sonuç, Stres bozuklukları-post travmatik, Tazminat, Ölçekler, Anxiety, Anxiety disorders, Sensitivity, Judicial conclusion, Stress disorders-post traumatic, Compensation, Scales
  7. Yıl: 2022
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ankara Üniversitesi
  10. Enstitü: Sağlık Bilimleri Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Adli Bilimler Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Tanı sistemlerinde (DSM 5-ICD 10) tanımlanan şekli ile şiddetli bir travmatik olaydan sonra gelişen“Travma Sonrası Stres Bozukluğu”(TSSB) adli psikiyatrinin önemli sorunlarından birisi durumuna gelmiştir. Özellikle tazminat hukuku alanında, travmanın oluş biçimine de bağlı olmak kaydıyla, tanının kesin olarak belirlenmesi, ilgili hukuki süreçlerde psikiyatri uzmanlarından beklenmektedir. Bu konuda yapılan genetik değişkenler ile ilgili yapılan çalışmalarda RORA geninin rs717947 ve rs8042149 polimorfik alellerinin TSSB ile ilişkili olabileceği öne sürülmektedir. Travmanın doğası ile ilişkili değişkenler kontrol edildiği takdirde bu biyolojik belirteçlerin önem kazanacağı açıktır. Hâlihazırda klinik görüşme dışında bir tanı koyma aracı bulunmayan TSSB'nin, gelişmiş olduğunu ya da gelişme riski bulunan kişilerin önceden saptanması için bulunabilecek nesnel biyolojik bir gösterge, alanda pek çok gelişmenin önünü açabilecektir. Geçirmiş olduğu trafik kazası sonrası TSSB belirtileri gelişmesi şikâyeti nedeniyle tazminat talebi bulunan, araştırmanın planlandığı birime çalışma süresince başvuran, kafa travması bulunmayan 18-65 yaş arası kişilerin araştırmanın vaka grubunu oluşturması planlanmıştır. Kontrol grubu ise çalışmaya katılan kişiler ile benzer kazayı yaşamış ancak TSSB belirtisi gözlenmeyen, araştırma grubu ile akrabalık ilişkisi bulunmayan çalışmaya katılmayı kabul eden kişilerden oluşmuştur. Vaka grubuna 53 kişi, kontrol grubu da 49 kişi olmak üzere; çalışmaya toplam 103 kişi alınmıştır. Araştırmaya gönüllü olan kişiler ile yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. 2 adet EDTA'lı tüpe venöz kan örneği alınarak araştırma süresince -20 derece buzdolabında muhafaza edilmiştir. Hasta ve kontollere Sosyodemografik veri formu, Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeği ve Anksiyete Duyarlılığı Ölçeği -3 uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda trafik kazası sonrası TSSB gelişenlerde, RORA geninin rs717947 ve rs8042149 polimorfik alellerini taşıma hızı benzer bir trafik kazası geçiren ve TSSB tanısı almayan kişilerden farklı bulunmamıştır. Bizim örneklemimizde ilgili gen bölgelerinin literatürün aksine TSSB gelişimi ile ilişkisi saptanamamıştır. Bunun yanında çalışmamızda, yüksek düzeyde eğitim düzeyine sahip olmanın literatüre uygun biçimde TSSB gelişimine 31 karşı koruyucu olabileceğine dair sonuçlar elde edilmiştir. Literatürde bulunmayan ancak araştırmamızda saptadığımız en ilgi çekici sonuç ADİ'nin Sosyal Alt Ölçeğinin TSSB'yi güçlü ve sürekli bir biçimde yordadığı bulgusudur. Bu sonucu güçlendirmek için daha öncesinde ADİ uygulanmış kişilerin uzunlamasına bir takip ile geçirdikleri bir travma sonrasında TSSB geliştirme hızlarının ADİ'nin Sosyal Alt Ölçeği ile ilişkisini incelemek gerekecektir.

Özet (Çeviri)

Post-Traumatic Stress Disorder (PTSD), which develops after a severe traumatic event, as defined in the diagnostic systems (DSM 5-ICD 10), has become one of the important problems of forensic psychiatry. Especially in the field of compensation law, depending on the form of the trauma, the definitive determination of the diagnosis is expected from psychiatrists in the relevant legal processes. Studies on genetic variants on this subject suggest that rs717947 and rs8042149 polymorphic alleles of the RORA gene may be associated with PTSD. It is clear that these biomarkers will gain importance if the variables associated with the nature of the trauma are controlled. An objective biological indicator that can be found to pre-detect PTSD, which does not currently have a diagnostic tool other than clinical interview, or people at risk of developing it, will pave the way for many developments in the field. The case group of the study was planned to be composed of people aged 18-65 who did not have a head injury, who applied to the unit where the research was planned, and who had a claim for compensation due to the development of PTSD symptoms after a traffic accident. The control group, on the other hand, consisted of people who had experienced a similar accident with the people participating in the study, but did not have PTSD symptoms and did not have a kinship relationship with the research group, who agreed to participate in the study. 54 people in the case group and 49 people in the control group; A total of 103 people were included in the study. Face-to-face interviews were conducted with people who volunteered for the study. Venous blood samples were taken into 2 EDTA tubes and kept in the refrigerator at -20 degrees during the research. Sociodemographic data form, Hamilton Depression Rating Scale and Anxiety Sensitivity Scale-3 were applied to patients and controls. As a result of the analysis, the rate of carrying the rs717947 and rs8042149 polymorphic alleles of the RORA gene was not different from those who had a similar traffic accident and were not diagnosed with PTSD in those who developed PTSD after a traffic accident. Contrary to the literature, it was determined that the relevant gene regions could not predict the development of PTSD in our sample. In addition, in our study, results were obtained that having a high level of education can be protective against the development of PTSD in accordance with the literature. The most interesting result, which is not found in the literature but we found in our study, is the finding that the Social Subscale of ASI strongly and consistently predicts PTSD. In order to strengthen this result, it will be necessary to examine the relationship between the rates of PTSD development and the Social Sub-Scale of ASI after a trauma experienced by individuals who have previously undergone ASI with a longitudinal follow-up.

Benzer Tezler

  1. Travma sonrası stres bozukluğunun üstbilişsel modeline ilişkin üniversite öğrencileri üzerinde bir inceleme

    An examination of metacognitive model of posttraumatic stress disorder on university students

    BETÜL POLAT

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    PsikolojiDokuz Eylül Üniversitesi

    Psikoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ADVİYE ESİN YILMAZ SAMANCI

  2. Travma sonrası stres bozukluğu ve akut stres bozukluğu ile uyum bozukluğunun klinik açıdan karşılaştırılması

    Adjustment disorder and clinical comparison of posttraumatic stress disorder and acute stress disorder

    SERKAN BİLGİÇ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2011

    PsikiyatriEskişehir Osmangazi Üniversitesi

    Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. CEM KAPTANOĞLU

  3. Kanser hastası çocuk ve ergenlerin ebeveynlerinde travma sonrası stres bozukluğunun ve travma sonrası gelişimin belirleyicileri: Sosyal destek, ruminasyon ve yükleme biçimleri

    Determiners of posttraumatic stress disorder and posttraumatic growth in parents of children and adolescent with cancer: Social support, rumination and explanatory styles

    HAZAL MOĞULKOÇ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2014

    PsikolojiUludağ Üniversitesi

    Psikoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. GÜLAY DİRİK

  4. Karmaşık travma sonrası stres bozukluğunun yakın partner şiddeti, çocukluk çağı travmaları ve başa çıkma stilleri ile ilişkisi

    The relationship between complex post traumatic stress disorder with intimate partner violence, childhood traumas and coping styles

    SAFİYE ÜNALIR

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    PsikolojiAnkara Sosyal Bilimler Üniversitesi

    Klinik Psikoloji Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ ZEHRA ERŞAHİN

  5. Afetzedelerde travma sonrası stres bozukluğunun yeme bozukluğu ile ilişkisi

    The relationship between post traumatic stress disorder and eating disorder in disaster victims

    NESİBE BÜŞRA KURT

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Beslenme ve DiyetetikÜsküdar Üniversitesi

    Beslenme ve Diyetetik Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ HACI ÖMER YILMAZ