Geri Dön

2014-2021 yılları arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim dalı tarafından adli raporu düzenlenen malpraktis olgularının değerlendirilmesi

Assessment of the medical malpractice cases of which forensic reports were drawn up BY Dokuz Eylül University forensic medicine department between 2014 and 2021

  1. Tez No: 747534
  2. Yazar: ÇAĞDAŞ SAVAŞ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. YÜCEL ARISOY
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Adli Tıp, Forensic Medicine
  6. Anahtar Kelimeler: Tıbbi uygulama hatası, bilimsel mütalaa, klinik birim, adli tıp, Retrospektif çalışmalar, İzmir, Medical malpractice, expert witness, clinical unit, forensic medicine, Retrospective studies, Malpractice, Izmir
  7. Yıl: 2022
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Dokuz Eylül Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Adli Tıp Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş ve Amaç: Sağlık personelinin kusurlu eylemleri sonucu ortaya çıkan hastalık, sakatlık veya ölüm olayları iddiaları; hasta ve hasta yakınlarının bu konudaki bilgi düzeyinin artması, çeşitli sağlık politikaları, yasal düzenlemeler, özellikle medyanın olumsuz tutumları ile artan tıbbi bilgi ve teknoloji sonucu geçmişte yapılamayan bir takım riskli işlemlerin yapılabilmesi neticesinde gün geçtikçe artmaktadır. Sağlık personelinin bu konuda üzerindeki baskının azaltılması ve sağlık hizmetlerinin kaliteli bir biçimde yürütülmesi açısından konunun çok yönlü ve ayrıntılı olarak tartışılması ciddi önem arz etmektedir. Bu çalışmada tıbbi uygulama hatası kapsamında farklı bakış açısı ve yaklaşımları tartışarak; mevcut veriler ve konuyla ilgili literatür bilgileri eşliğinde bilimsel tartışmalara katkıda bulunmak ve malpraktis olgularına yönelik yapılan değerlendirmelerde izlenecek yöntemlerin tartışılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda 01.01.2014 – 31.12.2021 tarihleri arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalımıza tıbbi uygulama hatası iddiası nedeniyle resmi makamlarca ve bireysel başvuru yoluyla medikolegal değerlendirme yapılması amacıyla yönlendirilen olgular retrospektif olarak incelendi. Demografik veriler, iddiaya konu sağlık birimi, klinik birim, tıbbi uygulama hatası iddiasının konuları, nedenleri, ölümle sonuçlanıp sonuçlanmadığı, tarafımıza yapılan başvuru şekli, bilirkişi görüşümüz ile diğer kurumların görüşlerinin karşılaştırılması ve tıbbi uygulama hatası kararına ilişkin bilgiler elde edildi. Veriler arasındaki ilişki SPSS 26.0 programı kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: 92 olgu değerlendirildi. Olguların %56,5'i (52) kadın, yaş ortalamasının 39,36 ± 19,32 olduğu görüldü. Olguların ilk başvuru yaptıkları ve iddialara en sık konu olan sağlık biriminin %64,1 oranıyla özel sağlık kuruluşları olduğu görüldü. İddialara konu en sık klinik branşın %58,7 ile cerrahi branş olduğu ve iddialara konu en sık klinik birimin ise %17,4 ile kadın hastalıkları ve doğum olduğu görüldü. Tıbbi uygulama hatası iddiasının ölümle sonuçlanıp sonuçlanmaması ile tarafımıza yapılan başvuru şekli (p<0,001) arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptandı. Yine tıbbi uygulama hatası iddiasının ölümle sonuçlanıp sonuçlanmaması ile iddialara konu klinik branş (p=0,016) arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptandı. Tıbbi uygulama hatası iddiasının konularına bakıldığında ilk sırada 56 olgu ile tedavi hatalarının yer aldığı görüldü. Tıbbi uygulama hatasının nedenleri içerisinde ise en büyük grubu 7'şer olgu ile tedavi hataları ve özen ve dikkat eksikliğinin oluşturduğu görüldü. Tartışma ve Sonuç: Çalışmamızda ülkemizdeki diğer çalışmalarla benzer şekilde cerrahi branşların tıbbi uygulama hatası iddialara konu en sık klinik branş olduğu görüldü. Hekimler malpraktis yönünden riskli olarak gördükleri branşları gün geçtikçe daha az oranlarda tercih etmektedir. Bu durumun önlenebilmesi için tıbbi uygulama hataları ile ilgili medyadaki dezenformasyonların önüne geçilmesi, çalışma koşullarının optimize edilmesi ve tıbbi uygulama hatası iddialarına yönelik davaların doğru ve ivedi bir şekilde sonlandırılması ile sağlık çalışanlarının üzerindeki malpraktis baskısının azaltılması gerekmektedir. Bu açıdan uzman mütalaası/bilimsel mütalaanın var olan eksiklikleri ve tarafların haklı/haksız yönlerini ortaya koymak yönünden önemli olduğunu düşünmekle beraber, farklı kanallar aracılığıyla kritik edilmesi ve bu bağlamda objektifliğinin ve güvenilirliğinin arttırılması gerektiği görüşündeyiz.

Özet (Çeviri)

Introduction: The number of claims of illnesses, disability or death as a result of medical negligence is increasing steadily. This may be due to the increase in awareness and knowledge of the patients, or their relatives on the matter. Not only some policies, legal regulations, and the negative attitudes of the media are exacerbating factors, but thanks to the advancements in medicine and technology, it is now possible to perform more risky and complex medical procedures which were not very possible previously. To reduce the pressure on healthcare professionals and improve the quality of healthcare services, it is of great importance that the issue should be discussed in a multifaceted and detailed manner. This study is aimed at discussing different approaches to medical malpractice cases and discussing various perspectives on them. By doing so, we hope to contribute to the scientific discussions with the available data and literature information on this subject and discuss the methods to be followed in the assessments of malpractice cases. Materials and Methods: The cases referred to our department between 01.01.2014 and 31.12.2021 were reviewed retrospectively. Such cases were referred either due to the alleged medical malpractice by official authorities or through individual applications for medicolegal assessments. Demographic data, healthcare unit, clinical unit, subjects of the claim, reasons, whether the case resulted in death or not, the form of the application, comparison of our expert opinion with the other institutions and the final case verdict information were obtained. The data were evaluated by using the SPSS 26.0 program. Findings: 92 cases were evaluated in total. It was demonstrated that 56.5% (52) of the cases were female, and the mean age was 39.36 ± 19.32 years. Additionally, it was revealed that the first institution that the patients sought treatment from and the most frequent subject of the allegations were private healthcare providers with a rate of %64.1. It was demonstrated that the most frequent clinical branch subject to allegations was surgery with 58.7%, and the most frequent speciality subject to allegations was gynaecology and obstetrics with %17.4. A statistically significant correlation was found between whether the claim of medical malpractice resulted in death and the type of application made to us (p<0.001). Similarly, a statistically significant correlation was found between whether or not the claim of medical malpractice resulted in death and the clinical branch subject to the claims (p=0.016). When the nature of the medical malpractice claims was examined, it was indicated that the treatment errors were the chief among them with 56 cases. Among the causes of medical malpractice, treatment errors and lack of care and lack of attention were seen to be the largest group with 7 cases each. Discussion and Conclusion: It was concluded that surgical specialities were the most common subject of medical malpractice claims in our study, similar to other studies in Turkey. Doctors choose such specialities as their career pathways less frequently than ever before because they perceive them as risky, in terms of malpractice possibility and potential consequences of it. It is necessary to reduce the malpractice fear and its negative effects on healthcare workers, by preventing disinformation in the media, optimizing working conditions and proper and prompt resolution of such cases. Therefore, although the expert witness procedure is important for revealing the existing deficiencies and the right/unjustified sides of the parties, we believe that it should be criticized through different channels and thus its objectivity and reliability should be increased.

Benzer Tezler

  1. Türkiye'de Aile Hekimliği anabilim dalları ve kliniklerinde yapılmış olan anne sütü ile ilgili tezlerin içerik analizi

    Content analysis of thesis related to breast milkwhich was done in family medicine departments andclinics in Turkey

    ÖMER ELKIRAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Aile HekimliğiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. İSMAİL KASIM

  2. Çocukluk çağı onkolojik, hematolojik ve kronik hastalıklarında kalıcı tünelli kateter uygulamaları ve vücut kitle indeksinin komplikasyonlar üzerine etkisi

    Permanent tunneled catheter applications in childhood oncological, hematological and chronic diseases and the effect of body mass index on complications

    EFİL AYDIN YILDIRIM

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Çocuk CerrahisiDokuz Eylül Üniversitesi

    Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. FAİKA GÜLCE HAKGÜDER

  3. Jüvenil idiopatik artrit tanısı ile izlenen 14-18 yaş aralığındakihastaların yetişkin odaklı tedaviye geçiş sürecine hazır olmadurumlarının değerlendirilmesi

    Age between 14-18 with a diagnosis of juvenile idiopathic arthritis evaluation of patients readiness for the transition process to adult ori̇ented treatment

    MİNE SAĞLAM

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıDokuz Eylül Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ŞEVKET ERBİL ÜNSAL

  4. Yardımcı üreme teknikleri kullanılan sikluslarda basit folikül kistlerinin klinik gebelik sonuçlarına etkisinin araştırılması

    Investigation of the effect of ovarian cysts on clinical pregnancy results in vitro fertilization cycles

    BEGÜM ERTAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Kadın Hastalıkları ve DoğumDokuz Eylül Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. CEMAL POSACI

    PROF. DR. ÖMER ERBİL DOĞAN

  5. Tanı anında 50 yaşın altında olan multiple myelom hastalarında klinik prezentasyon ve prognoz

    Clinical presentation and prognosis of patiens with multiple myeloma being under 50 years at the time of diagnosis

    ALPER BAYAR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2016

    HematolojiDokuz Eylül Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. ÖZDEN PİŞKİN