Geri Dön

Aşırı aktif mesane sendromlu olgularda idrardaki süksinat düzeyinin klinik bulgular ile ilişkisinin değerlendirilmesi

Evaluation of the relationship of urinary succinate level and clinical findings in patients with overactive bladder syndrome

  1. Tez No: 733767
  2. Yazar: ÖMER FARUK ÖZ
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. MEHMET MURAT SEVAL
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Obstetrics and Gynecology
  6. Anahtar Kelimeler: Aşırı aktif mesane sendromu, AAM-V8, üriner süksinat, üriner inkontinans, sıkışma, nokturi, Mesane, Mesane hastalıkları, Süksinatlar, Ürinasyon, Ürinasyon bozuklukları, Üriner sistem, Overactive bladder syndrome, OAB-V8, Urinary Succinate, urinary incontinence, urgency, nocturia, Urinary bladder, Urinary bladder diseases, Succinates, Urination, Urination disorders, Urinary tract
  7. Yıl: 2022
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ankara Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Aşırı aktif mesane (AAM) sendromu olgularında, idrardaki süksinat düzeyi ile klinik bulgular arasındaki ilişki ve korelasyonun değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu sayede idrardaki süksinat düzeyinin aşırı aktif mesane sendromunun tanı, takip ve prognozunda klinik bir marker olarak kullanılabilirliği araştırılacaktır. Ayrıca AAM sendromunun semptomlarının şiddeti ile üriner süksinat düzeyinin ilişkisi incelenecektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya katılan gönüllüler Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Jinekoloji Polikliniği'ne herhangi bir jinekolojik şikâyet sebebiyle başvuran hastalar arasından seçilmiştir. Gönüllüler alt üriner sistem semptomlarına göre iki grupta değerlendirildi. Birinci grup jinekoloji polikliniğine başvurmuş ve yapılan AAM-V8 anketi ile AAM sendromu tanısı konulan hastalardan, ikinci grup ise jinekoloji polikliniğine başvurmuş ancak anket sonucuna göre AAM sendromu tanısı konulamayan hastalardan oluşmuştur. Çalışmaya 18 yaş üzerinde olan tüm kadınlar dahil edilmiştir. Halihazırda gebeliği olan, evre 2 ve üzeri pelvik organ prolapsusu olan, işeme sonrası artık idrar volümü ≥100ml olan, üriner sistem enfeksiyonu tespit edilen, ürolitiazis nedeni ile takip veya tedavi altında olan, pelvik radyoterapi öyküsü olan, herhangi bir nörolojik hastalığı, diyabet, malignite öyküsü, karaciğer yetmezliği, böbrek yetmezliği, insülin direnci, hiprelipidemi, veya metabolik hastalığı olan ve son 3 ay içerisinde antikolinerjik tedavi alan katılımcılar çalışma dışında tutulmuştur. Çalışmaya dahil edilen gönüllülerin tümü çalışmaya katılımları ile ilgili bilgilendirilmiş ve gönüllü onam formları doldurulmuştur. Tüm hastaların temel demografik özellikleri kaydedilmiştir. Hastalara rutin ürojinekolojik muayeneleri ve testleri yapılmıştır. Bu kapsamda ayrıntılı anemnezleri alınmış ve üç günlük idrar (mesane) günlükleri ve POP-Q muayeneleri değerlendirilmiştir. Urinary Distress Inventory (UDI-6), Incontinence Impact Questionnaire (IIQ-7), Overactive Bladder Questionnaire (AAM-V8), Sandvik Severity Index (SSI) ölçekleri hastalar tarafından doldurulmuş ve kaydedilmiştir(1-3). Çalışmada uygulanan anket ve klinik testler üriner inkontinans için uluslararası ürojinekoloji derneğinin (IUGA) araştırmalarda ve klinik pratikte uygulanmak üzere yayımladığı kılavuza uygun şekilde standardize edilerek yapılmıştır(4). Çalışmaya katılan tüm gönüllülerden üriner sistem enfeksiyonu tespiti ve süksinat düzeyi belirlemek üzere iki ayrı steril kaba, orta akım idrar örneği vermeleri istenilmiştir. Hastaların günün herhangi bir saatinde, mesanede 3-4 saat beklemiş olan idrar örneklerini spontan miksiyon yöntemiyle ve bol sıvı alımından sakınılarak toplaması istenilmiştir. Toplananan idrar örnekleri Gaz Kromatografi-Kütle Spektrometri yöntemi kullanılarak çalışılmıştır. Bulgular: AAM grubu ile kontrol grubu üriner süksinat düzeyleri bakımından kıyaslandığında aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.001). Hasta grubunda üriner süksinat düzeyinin ortanca değeri 3.25 µmol/mmol kreatinin iken kontrol grubunda bu değer 2.17 µmol/mmol kreatinin olarak ölçülmüştür. Üriner süksinat düzeyinin, egzersiz ile arasındaki ilişki anlamlı olarak bulunmuşken sigara kullanımı ve menopoz durumu ile anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. Anket skorları ve mesane günlüklerinden elde edilen veriler üriner süksinat düzeyi ile hem kontrol grubu hem AAM grubu hem de tüm kohortta Spearman korelasyon analizi ile karşılaştırılmıştır. Buna göre kontrol grubunda VKİ ile üriner süksinat düzeyi arasında negatif korelasyon bulundu (r=-0.233, p=0.017). AAM ve kontrol grubu arasında Mann-Whitney U testi kullanılarak anket ve mesane günlüklerinden elde edilen verilere ait değişkenler karşılaştırılmıştır. Buna göre günlük alınan sıvı hacmi dışında kalan tüm parametreler arasında istatistiksel olarak anlamlı fark izlenmiştir. AAM sendromunu ön görme açısından üriner süksinat düzeyine ait ROC analizi yapılmış ve cut-off değeri 2.19 olarak tespit edilmiştir (AUC %67.8 (%95 CI, 0.605-0.744); sensitivite %79.01 ve spesifite %51.43). Sonuç: AAM sendromunun tespitinde günümüzde hasta yakınmalarına dayalı AAM-V8 aşırı aktif mesane sorgulama formu kullanılmaktadır. AAM sendromunun tespitinde üriner süksinat düzeyi faydalı olabilir. Ancak hasta ve kontrol grupları arasında; üriner semptomların idrardaki süksinat düzeyi ile ilişkine baktığımızda, kontrol grubunda semptomların süksinat düzeyi ile daha fazla oranda korelasyon göstermesi üriner süksinat düzeyinin AAM sendromunun semptomlarının şiddetini göstermede etkisinin sınırlı olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte ROC analizinden elde edilen veriler ışığında, üriner süksinat düzeyinin AAM sendromunun yönetiminde bir tarama testi olarak kullanılabileceğini düşündürmektedir.

Özet (Çeviri)

Objective: The aim of this study is to evaluate the relationship and correlation between urinary succinate level and clinical findings in cases of overactive bladder (OAB) syndrome. In this way, it will be investigated whether the level of succinate in the urine can be used as a clinical marker in the diagnosis, follow-up and prognosis of overactive bladder syndrome. In addition, the relationship between the severity of the symptoms of OAB syndrome and the urinary succinate level will be examined. Materials and methods: Volunteers participating in the study were selected among patients who applied to Ankara University Faculty of Medicine, Department of Obstetrics and Gynecology, Gynecology Polyclinic. Volunteers were divided into two groups. The first group consisted of patients who applied to the gynecology outpatient clinic and were diagnosed with OAB syndrome by the OAB-V8 questionnaire, while the second group consisted of patients who applied to the gynecology outpatient clinic but could not be diagnosed with OAB syndrome according to the results of the questionnaire. All women over the age of 18 were included in the study. Participants who have current pregnancy, stage 2 and above pelvic organ prolapse, post-void residual urine volume ≥100 ml, urinary system infection, urolithiasis (or under follow-up or treatment for), history of pelvic radiotherapy, any neurological disease, diabetes, malignancy and participants with a history of liver failure, renal failure, insulin resistance, hyperlipidemia, or metabolic disease and who received anticholinergic therapy in the last 3 months were excluded from the study. All of the volunteers included in the study were informed about their participation in the study and informed consent forms were filled. The basic demographic characteristics of all patients (age, gravida, parity, body mass index, menopausal status, smoking, tea and coffee consumption, medical diseases and previous surgeries) were recorded. Routine urogynecological examinations and tests were performed on the patients. In this context, detailed anamnesis was taken and three-day urine (bladder) diaries and POP-Q examinations were evaluated. Urinary Distress Inventory (UDI-6), Incontinence Impact Questionnaire (IIQ-7), Overactive Bladder Questionnaire (AAM-V8), Sandvik Severity Index (SSI) scales were filled in and recorded by the patients (1-3). The questionnaire and clinical tests applied in the study were standardized in accordance with the guideline published by the International Urogynecological Association (IUGA) for urinary incontinence in research and clinical practice (4). All volunteers participating in the study were asked to give midstream urine samples in two separate sterile containers in order to detect urinary tract infection and determine the succinate level. The patients were asked to collect urine samples that had been kept in the bladder for 3-4 hours at any time of the day by spontaneous micturition method and avoiding abundant fluid intake. Collected urine samples were studied using the Mass Spectrophotometer method. Results: When the OAB (patient) group and the control group were compared in terms of urinary succinate levels, the difference was found to be statistically significant (p<0.001). While the median value of urinary succinate level was 3.25 µmol/mmol creatinine in the patient group, this value was measured as 2.17 µmol/mmol creatinine in the control group. While the relationship between urinary succinate level and exercise was found to be significant, it was found that urinary succinate level was not statistically affected by smoking and menopausal status. Data from questionnaires and bladder diaries were compared with urinary succinate level by Spearman's correlation analysis in both the control, patient and entire cohort. Accordingly, the variables in the control group were more correlated with urinary succinate. A negative correlation was found between BMI and urinary succinate level in the control group (r=-0.233, p=0.017). The variables of the data obtained from the questionnaire and bladder diaries were compared between the patient and control groups using the Mann-Whitney U test. Accordingly, a statistically significant difference was observed between all parameters except the daily volume of fluid consumed. ROC analysis of urinary succinate level was performed to detect OAB syndrome and the cut-off value was 2.19; AUC was 67.8% ( (95% CI, 0.605-0.744); sensitivity was 79.01% and specificity was 51.43%. Conclusion: In the diagnosis of OAB syndrome, the OAB-V8 overactive bladder inquiry form based on patient complaints is currently used. Urinary succinate level may be useful in the diagnosis of OAB syndrome. However, when we look at the relationship between urinary symptoms and succinate level in the urine between the patient and control groups, the higher correlation of symptoms with succinate level in the control group indicates that urinary succinate level cannot gain a practical use in demonstrating the severity of OAB syndrome symptoms. However, in the light of the data obtained from the ROC analysis, it suggests that the urinary succinate level can be used as a screening test in the management of OAB syndrome.

Benzer Tezler

  1. Aşırı aktif mesane sendromlu olgularda idrarda ve serumda pro-BNP, anp, prokalsitonin, NGF, BDNF düzeylerinin klinik bulgular ile ilişkisinin değerlendirilmesi

    Evaluation of the relationship between urine and serum pro-BNP, anp, procalcitonin, NGF, BDNF levels and clinical findings in cases with overactive bladder syndrome

    ONUR TENGİLİMOĞLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Kadın Hastalıkları ve Doğumİstanbul Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. CENK YAŞA

  2. Aşırı aktif mesane tanılı hastalarda pelvik taban kas eğitimi, bıofeedback ve pretibial sinir stimülasyonu tedavilerinin etkinliklerinin karşılaştırılması: Randomize kontrollü bir çalışma

    Comparison of the effects of pelvic base muscle training, biofeedback and pretibial nerve stemulation treatments in patients with overall active bladder diagnosis: A randomized control

    MERVE KESKİN PAKER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    Kadın Hastalıkları ve DoğumSakarya Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. NERMİN AKDEMİR

  3. Erişkin erkek primer enürezisli hastaların çok parametreli incelenmesi ve uzun süreli desmopressin tedavisine yanıt

    Başlık çevirisi yok

    BÜLENT ŞEN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2004

    ÜrolojiGata

    Üroloji Ana Bilim Dalı

    PROF.DR. CÜNEYİD İŞERİ

  4. Aşırı aktif mesane tanı, tedavi ve izleminde idrar biyokimyasal belirteçlerinin rolü

    Effects of biomarkers on OAB diagnosis and assessment of therapeutic outcome

    OKAN ALKIŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2015

    ÜrolojiPamukkale Üniversitesi

    Üroloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ZAFER AYBEK

  5. Aşırı aktif mesaneli hastalarda ADRB3, ARHGEF10, ROCK2 gen polimorfizmlerinin ve bu genlerle ilgili mikroRNA'ların klinik bulgular ile ilişkisi

    Relation of ADRB3, ARHGEF10, ROCK2 gene polymorphisms and miRNAs related to these genes to clinical findings in overactive bladder patients

    ELİF FIRAT

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    BiyokimyaPamukkale Üniversitesi

    Tıbbi Biyokimya Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HÜLYA AYBEK