Geri Dön

Preeklampsi ve gestasyonel diabetes mellitus tanısı alan gebelerde serum glutatyon ve koenzim Q10 düzeyinin incelenmesi

A study of serum glutathione and coenzyme Q10 levels in pregnant women diagnosed with preeclampsia and gestational diabetes mellitus

  1. Tez No: 733229
  2. Yazar: EZGİ DEMİRKAYA AKTAŞ
  3. Danışmanlar: DR. AYŞEGÜL BESTEL
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Obstetrics and Gynecology
  6. Anahtar Kelimeler: Gestasyonel Diabetes Mellitus (GDM), Glutatyon, Koenzim Q10, Oksidatif stres, Preeklampsi, Diabet-gebelik sırasında, Diabetes mellitus, Gebelik, Glütatyon, Koenzimler, Coenzyme Q10, Gestational Diabetes Mellitus (GDM), Glutathione, Oxidative stress, Preeclampsia, Diabetes-gestational, Diabetes mellitus, Pregnancy, Coenzymes, Pre-eclampsia
  7. Yıl: 2022
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

AMAÇ: Preeklampsi ve gestasyonel diabetes mellitus (GDM) gebeliğe bağlı maternal ve fetal morbidite ve mortalitelerin önde gelen nedenlerindendir. Her ikisinin de patogenezinde oksidatif stres önemli bir faktör olarak rol oynamaktadır. Buna bağlı olarak da oksidan/antioksidan dengesinin değiştiği bilinmektedir. Bu çalışmada gebelerde serum glutatyon ve koenzim Q10 düzeyleri ile preeklampsi ya da GDM arasındaki ilişki incelenmek istenmiştir. Anlamlı bulunması durumunda preeklampsi ve GDM'ye bağlı meydana gelen maternal ve fetal komplikasyonların engellenmesi hedeflenmektedir. Bu çalışmada hem dışarıdan takviye edilebilmesinin mümkün olması hem de serum seviyeleri ölçülebilir olmasından dolayı antioksidan olarak glutatyon ve koenzim Q10 kullanılmak istendi. Bu sayede hastalıkların hem tanısında ve şiddetinin izlenmesinde bir biyokimyasal belirteç olabileceği hem de hastalıklar açısından riskli olarak düşünülen gebelerde gebelik öncesi veya gebelik sırasında takviye edilerek hastalıkların önlenebileceği, ilerleyişinin durdurulabileceği ve tedavi edilebileceği düşünülmektedir. GEREÇ ve YÖNTEM: Çalışmamızda vaka grubu olarak Kasım 2021 – Haziran 2022 ayları arasında, Sağlık Bilimleri Üniversitesi İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği'ne başvuran 18-45 yaş arasında, 24 – 41. gebelik haftası arasında, tekil gebeliği bulunan, Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu 'nu okuyarak araştırmaya gönüllü olan klinik ve laboratuvar değerlendirme sonucu ; preeklampsi tanısı konan 60 gebe, GDM tanısı konan 60 gebe ve sosyodemografik özellikleri ve sağlık geçmişi benzer 1:1:1 oranında 60 gebe kontrol grubu olmak üzere 180 hasta kabul edildi. Bu gebelerden kan serum örnekleri toplanarak İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Laboratuvarı'nda çalışıldı. BULGULAR: Gruplar arasında VKİ, Gebelik haftası, Gravida, Parite, Abortus ortalamaları açısından anlamlı fark bulunmamaktadır. Fakat bu üç grubun yaş dağılımları kıyaslandığında GDM ve preeklampsi grubunun kontrol grubundan daha ileri yaşta olduğu görüldü (p<0.001). Glutatyon ve koenzim Q10 düzeyinin hem GDM hem de preeklampsi grubunun kontrol grubundan anlamlı olarak düşük olduğu ve hatta preeklampsi grubunun GDM grubundan anlamlı olarak daha düşük olduğu görüldü (p<0.0001, p<0.0001, p<0.0001). Aile öyküsü varlığı, sigara kullanımı, anne yaşı ve beden kitle indeksi açısından glutatyon ve koenzim Q10 değerleri arasında üç grup açısından da anlamlı ilişki saptanmadı. Sadece koenzim Q10 değeri ile anne yaşı arasında negatif yönlü çok zayıf bir ilişki saptandı (r=-0.16, p<0.05). Preeklampsi tanısında kullanılan proteinüri, KCFT yüksekliği, trombositopeni, prodromal semptom varlığı ile glutatyon ve koenzim Q10 değerleri arasında anlamlı bir ilişki izlenmedi. Sadece BFT bozukluğu olan hastalarda koenzim Q10 değeri incelemesinde anlamlı fark bulundu (p=0.043). GDM tanısında kullanılan OGTT, açlık kan şekeri, tokluk kan şekeri ve Hba1c değerleri ile koenzim Q10 değerleri arasında anlamlı bir ilişki izlenmedi fakat glutatyon değerleri ile tokluk kan şekeri ve HbA1c arasında pozitif yönlü zayıf bir ilişki bulundu (r=0.3, r=0.35, p<0.05, p<0.01). Makrozomi, polihidroamnios, IUGR (intra uterin gelişme geriliği), oligohidroamnios ile glutatyon ve koenzim Q10 değerleri arasında anlamlı bir ilişki izlenmedi. SONUÇ: Çalışmamızdan elde ettiğimiz bulgulara göre, glutatyon ve koenzim Q10 düzeyleri oksidatif stres mekanizmasının bozulduğu hem GDM hem de preeklampsi hastalarında anlamlı şekilde düşük bulunmuştur. Bu sayede bu antioksidanların hastalıkların ön görülmesi ve tanısında önemli iki belirteç olarak kullanılabileceği düşünülmektedir. Hastalığın şiddetini göstermekte yetersiz kalmışlardır. Fakat komplike gebelerde azalan glutatyon ve koenzim Q10 miktarının dışarıdan takviye edilebilmesi nedeni ile hem GDM'de hem de preeklampside tedavi edici olduğu öne sürülebilir ancak kesin sonuçlara ulaşmak için daha fazla sayıda çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır.

Özet (Çeviri)

OBJECTIVE: Preeclampsia and gestational diabetes mellitus (GDM) are the leading causes of pregnancy-related maternal and fetal morbidity and mortality. Oxidative stress plays an important role in the pathogenesis of both. Accordingly, it is known that the oxidant/antioxidant balance changes. In this study, it was aimed to examine the relationship between serum glutathione and coenzyme Q10 levels and preeclampsia or GDM in pregnant women. If found to be significant, it is aimed to prevent maternal and fetal complications related to preeclampsia and GDM. In this study, it was desired to use glutathione and coenzyme Q10 as antioxidants because it can be supplemented externally and its serum levels can be measured. Because of this, it is thought that it can be a biochemical marker both in the diagnosis and monitoring of the severity of the diseases, and in pregnant women who are considered to be at risk for diseases, by supplementing them before or during pregnancy, the diseases can be prevented, their progression can be stopped and treated. MATERIALS and METHODS: In our study, the case group includes pregnant women who applied to the Health Sciences University Istanbul Kanuni Sultan Süleyman Training and Research Hospital, Gynecology and Obstetrics Clinic between the months of November 2021 and June 2022, between the ages of 18-45, between the 24th and 41st weeks of pregnancy, with a single pregnancy. A total of 180 pregnant women participated in the study by reading the Informed Consent Form. As a result of clinical and laboratory evaluation, 60 pregnant women diagnosed with preeclampsia, 60 pregnant women diagnosed with GDM, and 60 pregnant women with similar sociodemographic characteristics and health history in a ratio of 1:1:1 were divided into the control group. Blood serum samples were collected from these pregnant women and studied in the Medical Biochemistry Laboratory of Istinye University Faculty of Medicine. RESULTS: There was no significant difference between the groups in terms of BMI, gestational week, Gravity, Parity, Abortion averages. However, when the age distributions of these three groups were compared, it was observed that the GDM and preeclampsia groups were older than the control group (p<0.001). Glutathione and coenzyme Q10 levels were found to be significantly lower than the control group in both GDM and preeclampsia groups, and even significantly lower in the preeclampsia group than the GDM group (p<0.0001, p<0.0001, p<0.0001). There was no significant relationship between glutathione and coenzyme Q10 values in terms of presence of family history, smoking, maternal age and body mass index for all three groups. Only a very weak negative correlation was found between coenzyme Q10 value and maternal age (r=-0.16, p<0.05). No significant correlation was observed between proteinuria, elevated LFT, thrombocytopenia, presence of prodromal symptoms used in the diagnosis of preeclampsia and glutathione, coenzyme Q10 values. A significant difference was found in the analysis of coenzyme Q10 value only in patients with KFT disorder (p=0.043). No significant correlation was observed between OGTT, fasting blood glucose, postprandial blood glucose, Hba1c values used in the diagnosis of GDM and coenzyme Q10 values but a weak positive correlation was found between glutathione values and postprandial blood sugar, HbA1c (r=0.3, r=0.35, p<0.05, p<0.01). No significant correlation was observed between macrosomia, polyhydramnios, IUGR, oligohydramnios and glutathione, coenzyme Q10 values. CONCLUSİON: According to the findings of our study, glutathione and coenzyme Q10 levels were found to be significantly lower in both GDM and preeclampsia patients with impaired oxidative stress mechanism. Because of this, it is thought that these antioxidants can be used as two important markers in the prediction and diagnosis of diseases. They failed to show the severity of the disease. However, in complicated pregnancies, it can be suggested that the decreased amount of glutathione and coenzyme Q10 can be externally supplemented, since it is therapeutic in both GDM and preeclampsia, but more studies are needed to reach definitive conclusions.

Benzer Tezler

  1. Gestasyonel diyabet taraması amacıyla OGTT yapılan gebelerde serum XBP-1 seviyelerinin araştırılması

    Investigation of serum XBP-1 levels in pregnant women WHO underwent OGTT for gestational diabetes screening

    ÇAĞSELİ GÖKSU ÖZGÜN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. CİHAN KAYA

  2. İntrauterin gelişme kısıtlılığı ve gebelik yaşına göre küçük fetus tanısı alan gebelerde maternal serum vazohibin-1 ve vazohibin-2 düzeylerinin araştırılması

    Investigation of maternal serum vasohibin-1 and vasohibin-2 levels in pregnancy diagnosis of intrauterin development restriction and small fetus according to gestational age

    AYÇA BOZOKLAR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MURAT MUHCU

  3. Plasenta fonksiyon bozukluklarında maternal kanda m30,m65 ve ıl-6 düzeylerinin perinatal sonuçlarla ilişkisinin araştırılması.

    Evaluation of the relationship between m30, m65 and il-6 s results in maternal blood with prenatal outcomes in patients with placental dysfunction.

    AYTAJ JAFARZADE

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2017

    Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    DR. BERK BULUT

  4. Trabzon ilinde gestasyonel diyabet prevalansı ve prevalansı etkileyen risk faktörleri

    Prevalence of gestational diabetes mellitus in trabzon province and risk factors affecting prevalence

    UFUK BARIŞ KUZU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2011

    Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıKaradeniz Teknik Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. CİHANGİR EREM