Geri Dön

Primipar kadınların normal doğum ve sezaryen sonrası depresyon ve cinsel işlev açısından değerlendirilmesi

Evaluation of primiparal women in terms of depression and sexual function after normal delivery and post-caesarean section

  1. Tez No: 730162
  2. Yazar: MUSTAFA HAKAN ACER
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. ALİ GALİP ZEBİTAY
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Obstetrics and Gynecology
  6. Anahtar Kelimeler: Cerrahi-kadın doğum, Cinsel işlevler, Doğum, Kadınlar, Primipar, Sezaryen operasyonu, Vajinal doğum, Surgery-obs.-gyn., Sexual functions, Delivery, Women, Primiparous, Cesarean section, Vaginal birth
  7. Yıl: 2022
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Normal doğum ile sezaryen yıllardır kıyaslanması süregelen farklı doğum teknikleridir. Araştırmamızda primipar kadınlara normal doğum ve sezaryen ile doğum sonrası depresyona eğilim olup olmadığını anlamak için doğum öncesi, doğum sonrası 6.hafta ve 12.haftalarda 'Edinburg doğum sonrası depresyon ölçeği' testi yapmayı planladık. Bununla eş zamanlı olarak aynı primipar kadınlara cinsel işlevi değerlendirmek için doğum öncesi, doğum sonrası 6.hafta ve 12.haftalarda 'Kadın Cinsel İşlev İndeksi(FSFI)' testi yapmayı planladık. Daha sonra bu veriler ile primipar kadınlarda doğum şeklinin depresyon ve cinsel işlev açısından kadınlar üzerindeki etkisini araştırmayı amaçladık. Yöntem: Çalışmamız prospektif, gözlemsel, tanımlayıcı anket çalışmasıdır. Araştırma kapsamı dahilinde Ekim 2021 – Mart 2022 tarihleri arasında T.C. İstanbul Eğitim Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği'nde çalışma kriterlerimize uygun ve aydınlatılmış onamla çalışmaya katılmaya gönüllü olduklarını belirten hastalar dahil edilmiştir. Çalışmaya; kliniğimizde doğum yapmak üzere başvuran 18 yaşın üzerinde ve 45 yaşın altında, daha önce doğum öyküsü bulunmayan, term (37-42 hafta arası) dönemde, tekil gebelik sahibi, yardımcı üreme teknikleri kullanılmadan gebe kalmış, kendisinde ve eşinde psikiyatrik hastalık ve cinsel disfonksiyon tanımlamayan toplamda 219 hasta dahil edilmiştir. Hastalara doğum öncesi son antenatal kontrolde, doğum sonrası erken dönemde (6. Hafta) ve doğum sonrası geç dönemde (12. Hafta) olmak üzere 3 görüşme yapılarak Edinburg Doğum Sonrası Depresyon Ölçeği (EPDÖ) ve Kadın Cinsel İşlev Ölçeği (FSFI) anketleri uygulandı. İlk görüşmede hastalara bu anketlere ek olarak sosyodemografik özellikleri ve cinsel işlevleri hakkında bize bilgi sağlayacak soruları içeren bir anket formu doldurtuldu. Bulgular: Eğitim durumu üniversite olan kadınların doğum öncesi, doğum sonrası erken dönem ve doğum sonrası geç dönem EPDS ölçümleri diğer gruplara göre anlamlı derecede düşük bulunmuştur(p<0,05). Eğitim durumu üniversite olan kadınların doğum öncesi, doğum sonrası erken dönem ve doğum sonrası geç dönem FSFI düzeyleri diğer gruplara göre anlamlı derecede yüksek bulunmuştur(p<0,05). Sigara durumuna göre EPDS düzeyleri, gelir düzeyine göre EPDS düzeyleri arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0,05). Sigara içenlerde EPDS düzeyleri anlamlı derecede daha yüksektir. Gelir düzeyi yüksek olanlarda ise EPDS düzeyi anlamlı olarak daha düşüktür. Sigara durumuna göre FSFI düzeyleri ve gelir düzeyine göre FSFI düzeyleri arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0,05). Sigara içenlerde FSFI düzeyleri anlamlı derecede daha düşüktür. Gelir düzeyi yüksek olanlarda ise FSFI düzeyi anlamlı olarak daha yüksektir. Cinsel ilişkinin sıklıkla kim tarafından başlatıldığı ile doğum öncesi, doğum sonrası erken ve geç dönem FSFI düzeyleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0,05). Cinsel ilişki eşleri tarafından başlatılan kadınların doğum öncesi, doğum sonrası erken ve geç dönem FSFI düzeyleri anlamlı olarak daha düşük bulunmuştur. Doğum şekillerine göre doğum öncesi, doğum sonrası erken dönem ve doğum sonrası geç dönem depresyon ölçümleri karşılaştırıldığında her üç doğum şekline göre de ölçümler arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0,05). NSD, NSD (müdahaleli) ve CS gruplarında doğum sonrası erken dönem EPDS ölçümleri anlamlı derecede doğum öncesi ve doğum sonrası geç dönem ölçümlerine göre yüksek bulunmuştur. Doğum şekillerine göre doğum öncesi, doğum sonrası erken dönem ve doğum sonrası geç dönem cinsel işlev ölçümleri karşılaştırıldığında her üç doğum şekline göre de ölçümler arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0,05). NSD (müdahaleli) doğumda doğum sonrası erken dönem FSFI ölçümleri anlamlı derecede düşük bulunmuştur. NSD ve CS gruplarında ise doğum sonrası erken dönem FSFI ölçümleri anlamlı derecede düşük iken, doğum öncesi FSFI ölçümleri anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Doğum şekillerine göre gebelerin cinsel işlev alt boyutları kıyaslandığında, NSD ve CS ile doğum yapan bireylerde tüm alt boyutların üç dönemindeki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). NSD grubunda doğum sonrası erken dönemde uyarılma, lubrikasyon, orgazm ve memnuniyet düzeyleri anlamlı derece düşük iken, CS grubunda doğum sonrası erken dönemde istek ve ağrı düzeyleri anlamlı derecede düşük saptanmıştır. Doğum şekline göre doğum sonrası ilk cinsel ilişki haftası düzeyleri anlamlı olarak farklılık göstermektedir (p<0,05). Doğum şekli CS olanların doğum sonrası ilk cinsel ilişki haftası düzeyleri anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Doğum şeklinden bağımsız olarak depresyon skoruna göre cinsel işlev düzeyleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0,05). Doğum öncesi EPDS skoru 13'ten küçük olanların üç dönemde de cinsel işlev düzeyleri anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Doğum şeklinden bağımsız olarak doğum öncesi EPDS düzeylerine göre cinsel işlev alt grupları kıyaslandığında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0,05). EPDS düzeyi kesme değerinin altındaki bireylerin doğum sonrası erken dönem FSFI sonuçlarında istek, uyarılma, orgazm, memnuniyet, ağrı alt gruplarında elde edilen skorların diğer gruba göre yüksek olmasına rağmen; EPDS düzeyi kesme değerinin üzerindeki bireylerin doğum sonrası erken dönem lubrikasyon düzeyleri diğer gruba göre anlamlı derecede yüksek saptanmıştır. Doğum sonrası ilk cinsel ilişki altı hafta sonrasında olanların depresyon skorları ile cinsel işlev skorları arasındaki ilişkiler incelendiğinde, doğum sonrası erken dönem ve geç dönem FSFI ölçümleri ile EPDS skorları arasında orta düzeyde, negatif yönlü ve anlamlı ilişkiler bulunmuştur (p<0,05). Doğum sonrası cinsel ilişkiye başlama haftası 6.haftadan önce olan hastaların doğum sonrası erken ve geç dönem EPDS düzeyleri anlamlı derecede düşük, FSFI düzeyleri ise anlamlı derecede yüksek saptanmıştır. Doğum sonrası ilk cinsel ilişki haftasına göre doğum sonrası erken dönem istek düzeyi ilk cinsel ilişki haftası 6 haftadan az olanlarda daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Sonuç: Doğum şekillerine göre EPDS ve FSFI düzeylerinde anlamlı bir farklılık saptanmamış olup değerlendirmelerin yapıldığı dönemler arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. NSD, NSD (müdahaleli) ve CS gruplarında doğum sonrası erken dönem EPDS ölçümleri, doğum öncesi ve doğum sonrası geç dönem ölçümlerine göre anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Her üç doğum şeklinde de doğum sonrası erken dönem FSFI düzeyi diğer gruplara göre anlamlı derecede düşük saptanmıştır. NSD grubunda doğum sonrası erken dönemde uyarılma, lubrikasyon, orgazm ve memnuniyet düzeyleri anlamlı derece düşük iken, CS grubunda doğum sonrası erken dönemde istek ve ağrı düzeyleri anlamlı derecede düşük saptanmıştır. Doğum şekillerine göre doğum sonrası ilk cinsel ilişki zamanları karşılaştırıldığında; sezaryen ile doğum sonrası ilk cinsel ilişki haftası düzeyleri anlamlı olarak daha yüksektir. Müdahaleli doğum yapan bireylerin ilk 6 hafta içerisinde cinsel ilişkiye girmemiş olduğu gözlenmektedir. Doğum şekillerinden bağımsız olarak depresyon açısından değerlendirildiğinde EPDS düzeyi kesme değerinin üzerindeki kadınların postpartum erken ve geç dönem EPDS düzeyleri diğer kadınlardan yüksek saptandı. Tüm doğum şekillerinde doğum öncesi EPDS düzeyi kesme değerinin altındaki bireylerin FSFI düzeyleri diğer gruba göre anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. EPDS düzeyi kesme değerinin altındaki bireylerin doğum sonrası erken dönem FSFI sonuçlarında istek, uyarılma, orgazm, memnuniyet, ağrı alt gruplarında elde edilen skorların diğer gruba göre yüksek olmasına rağmen; EPDS düzeyi kesme değerinin üzerindeki bireylerin doğum sonrası erken dönem lubrikasyon düzeyleri diğer gruba göre anlamlı derecede yüksek saptanmıştır. Doğum sonrası cinsel ilişkiye başlama haftası 6.haftadan önce olan hastaların doğum sonrası erken ve geç dönem EPDS düzeyleri anlamlı derecede düşük, FSFI düzeyleri ise anlamlı derecede yüksek saptanmıştır. Yine aynı şekilde bu kıyaslama FSFI alt grupları için yapıldığında; doğum sonrası ilk cinsel ilişkisi 6.haftadan önce olanların doğum öncesi ve doğum sonrası erken dönem istek düzeyleri diğer gruba göre yüksek bulunmuştur. Eğitim durumu üniversite olanların, gelir düzeyi yüksek olanların, sigara içmeyenlerin ve cinsel ilişkiyi sıklıkla kendisi başlatanların doğum şekillerinden bağımsız her üç dönemde de EPDS düzeyleri düşük, FSFI düzeyleri yüksek saptanmıştır.

Özet (Çeviri)

Aim: Normal birth and cesarean section are different birth techniques that have been compared for years. In our study, we planned to perform the 'Edinburgh postpartum depression scale' test at prenatal, postpartum 6th and 12th weeks in order to understand whether there is a tendency to postpartum depression in primiparous women with normal delivery and cesarean section. Simultaneously, we planned to perform the 'Female Sexual Function Index (FSFI)' test to the same primiparous women at prenatal, postpartum 6th and 12th weeks to evaluate sexual function. Then, with these data, we aimed to investigate the effect of delivery method on women in terms of depression and sexual function in primiparous women. Methods: Our study is a prospective, observational, descriptive survey study. Within the scope of the research, between October 2021 and March 2022, T.R. Patients in the Gynecology and Obstetrics Clinic of Istanbul Training and Research Hospital, who met our study criteria and stated that they volunteered to participate in the study with informed consent, were included. To work; In total, who applied to our clinic to give birth, over the age of 18 and under the age of 45, with no previous birth history, at the term (between 37-42 weeks), with a single pregnancy, without using assisted reproductive techniques, without any psychiatric disease or sexual dysfunction in himself or his spouse. 219 patients were included. Edinburgh Postpartum Depression Scale (EPDS) and Female Sexual Functioning Scale (FSFI) questionnaires were applied to the patients by making 3 interviews at the last antenatal control before birth, in the early postpartum (6th week) and in the late postpartum (12th week) period. In the first interview, in addition to these questionnaires, the patients were asked to fill out a questionnaire containing questions that would provide us with information about their sociodemographic characteristics and sexual functions. Results: Prenatal, postpartum early and late postpartum EPDS measurements of women with university education were found to be significantly lower than the other groups (p<0.05). Prenatal, early postpartum and late postpartum FSFI levels of women with university education were found to be significantly higher than the other groups (p<0.05). Significant differences were found between EPDS levels according to smoking status and EPDS levels according to income level (p<0.05). EPDS levels are significantly higher in smokers. EPDS level is significantly lower in those with high income level. Significant differences were found between FSFI levels according to smoking status and FSFI levels according to income level (p<0.05). Smokers have significantly lower FSFI levels. The FSFI level is significantly higher in those with a high income level. Statistically significant differences were found between who initiates sexual intercourse and prenatal, postnatal early and late FSFI levels (p<0.05). Prenatal, postpartum, and late period FSFI levels were found to be significantly lower in women whose sexual intercourse was initiated by their spouses. When the prenatal, early postpartum and late postpartum depression measurements were compared according to the birth types, significant differences were found between the measurements according to all three birth types (p<0.05). In the NSD, NSD (with intervention) and CS groups, early postnatal EPDS measurements were found to be significantly higher than prenatal and postnatal late period measurements. When prenatal, early postnatal and late postnatal sexual function measurements were compared according to delivery types, significant differences were found between the measurements according to all three delivery types (p<0.05). Early postnatal FSFI measurements were found to be significantly lower in NSD (intervented) delivery. In NSD and CS groups, while early postnatal FSFI measurements were significantly lower, prenatal FSFI measurements were significantly higher. When the sexual function sub-dimensions of the pregnant women were compared according to the delivery types, the difference in the three periods of all sub-dimensions in the individuals who gave birth with NSD and CS was statistically significant (p<0.05). While arousal, lubrication, orgasm and satisfaction levels were significantly lower in the NSD group in the early postpartum period, desire and pain levels were significantly lower in the CS group in the early postpartum period. According to the type of delivery, the first week of sexual intercourse levels differ significantly (p<0.05). The postpartum first week of sexual intercourse levels were found to be significantly higher in those with CS delivery type. There were statistically significant differences between the levels of sexual function according to the depression score, regardless of the type of delivery (p<0.05). Sexual function levels of those with prenatal EPDS score less than 13 were found to be significantly higher in all three periods. Statistically significant differences were found when sexual function subgroups were compared according to prenatal EPDS levels, regardless of delivery type (p<0.05). Although the scores obtained in the subgroups of desire, arousal, orgasm, satisfaction, and pain in the early postpartum FSFI results of individuals whose EPDS level is below the cut-off value are higher than the other group; Early postnatal lubrication levels of individuals whose EPDS level is above the cut-off value were found to be significantly higher than the other group. When the relationships between depression scores and sexual function scores of those who had the first sexual intercourse six weeks after the birth were examined, moderate, negative and significant relationships were found between the early and late postpartum FSFI measurements and EPDS scores (p<0.05). Early and late postpartum EPDS levels were found to be significantly lower and FSFI levels were found to be significantly higher in patients whose postpartum sexual intercourse was before the 6th week. Compared to the first postpartum sexual intercourse week, the early postpartum desire level was found to be higher in those whose first sexual intercourse week was less than 6 weeks (p<0.05). Conclusion: There was no significant difference in EPDS and FSFI levels according to birth types, and significant differences were found between the periods when the evaluations were made. In the NSD, NSD (with intervention) and CS groups, early postnatal EPDS measurements were found to be significantly higher than prenatal and postnatal late period measurements. In all three delivery types, early postpartum FSFI level was found to be significantly lower than the other groups. While arousal, lubrication, orgasm and satisfaction levels were significantly lower in the NSD group in the early postpartum period, desire and pain levels were significantly lower in the CS group in the early postpartum period. When the first postpartum sexual intercourse times were compared according to the birth types; The first week of sexual intercourse after cesarean section is significantly higher. It is observed that individuals who gave birth with intervention did not have sexual intercourse within the first 6 weeks. When evaluated in terms of depression, regardless of delivery type, postpartum early and late period EPDS levels of women above the cut-off value were found to be higher than other women. The FSFI levels of individuals whose prenatal EPDS level was below the cut-off value were found to be significantly higher than the other group in all delivery types. Although the scores obtained in the subgroups of desire, arousal, orgasm, satisfaction, and pain in the early postpartum FSFI results of individuals whose EPDS level is below the cut-off value are higher than the other group; Early postnatal lubrication levels of individuals whose EPDS level is above the cut-off value were found to be significantly higher than the other group. Early and late postpartum EPDS levels were found to be significantly lower and FSFI levels were found to be significantly higher in patients whose postpartum sexual intercourse was before the 6th week. Likewise, when this comparison is made for FSFI subgroups; The prenatal and postnatal early period desire levels of those who had their first postpartum sexual intercourse before the 6th week were found to be higher than the other group. The EPDS levels were low and the FSFI levels were found to be high in all three periods, regardless of the type of birth of those with university education, high income, non-smokers and those who frequently initiate sexual intercourse.

Benzer Tezler

  1. Doğum sonrası erken dönemde anne-bebek yakınlaşması

    Başlık çevirisi yok

    GÜLER CİMETE

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    HemşirelikHacettepe Üniversitesi

    Hemşirelik Bilim Dalı

    DR. GÜNSEL BAŞER

  2. Sürekli epidural anestezi ile sağlanan ağrısız doğum uygulamasının maternal ve fetal etkileri

    Başlık çevirisi yok

    MEHMET H. ASOVA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1988

    Kadın Hastalıkları ve DoğumErciyes Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

  3. Doğumda kontinü epidural analjezinin maternal ve fetal etkileri

    Başlık çevirisi yok

    ENSAR AKDEMİR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1990

    Kadın Hastalıkları ve DoğumAtatürk Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. TUNCAY KÜÇÜKÖZKAN

  4. Perinatal asfiksi sorunu ve tanımlanmasında yeni bir değerlendirme sistemi (sigtuna)

    Başlık çevirisi yok

    GÜNER KARATEKİN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1990

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarıİstanbul Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. GÜLAY CAN