Geri Dön

Erişkin yaş COVID-19 pnömonili hastalarda D-dimer seviyesi ve nötrofil/lenfosit oran (NlR) yüksekliği pnömoni şiddetini gösterir mi?

Do hHIGH D-dimer level and neutrophil/lymphocyte ratio indicate severity of COVID-19 pneumonia in adult age?

  1. Tez No: 706730
  2. Yazar: ÇAĞLA NUR HAŞLAK
  3. Danışmanlar: PROF. DR. SEÇİL ARICA
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Aile Hekimliği, Family Medicine
  6. Anahtar Kelimeler: COVID-19 pnömonisi, D-dimer, Nötrofil/lenfosit oranı (NLR), COVID 19, Yetişkinler, COVID-19 pneumonia, D-dimer, Neutrophil/lymphocyte ratio (NLR), COVID 19, Adults
  7. Yıl: 2021
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İstanbul Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

AMAÇ: Çalışmamızda Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi'ne başvuran göğüs bilgisayarlı tomografisinde COVID-19 pnömonisi saptanan 369 hastada D-dimer seviyesi ve nötrofil/lenfosit oranına (NLR) bakılması, bu parametrelerin pnömoni şiddeti ile aralarındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. GEREÇ ve YÖNTEM: Araştırmanın evreni; 01.10.2020 ile 31.12.2020 tarihleri arasında Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi'nin Covid Acil Konsültan Enfeksiyon Polikliniği'ne başvuran ve covid servisinde yatan COVID-19 pnömonisi saptanan erişkin yaş hastalardır. Hastane bilgi sisteminden elde edilen bilgilerle hasta ile temasa geçilip araştırmaya katılmaya yönelik onamları alınmıştır. Hastaların bilgilerine hastane bilgi sisteminden ulaşılıp telefon ile aranarak gönüllü hastalara hastanın isteği doğrultusunda pandemi koşulları da göz önüne alınarak yüz yüze ya da telefon üzerinden 16 soruluk anket uygulanmıştır. Retrospektif, kesitsel, tanımlayıcı bir anket çalışmasıdır. Sonuçlar SPSS istatistik programı ile analiz edilmiştir. BULGULAR: Çalışmaya dahil edilenlerin yaş ortalaması 56,52±14,86, VKİ ortalaması ise 28,13±4,11 kg/m2 olarak hesaplandı. Katılımcıların %70,73'ü 18-65 yaş aralığında, %54,74'ü erkekti. Çalışmaya dahil edilen hastaların üçte birinin kronik hastalığı mevcuttu; %32,3'ünde hipertansiyon, %19,1'inde ise diyabet tanısı vardı. %57,45'i ise yatarak tedavi görmekte, yatan hastaların %80,66'sı taburcu olmuştu. Hastaların D-dimer, NLR, qCSI ortalamaları sırasıyla 923,08±1092,48, 5,54±5,41, 4,53±4,45 olarak hesaplandı. Katılımcılardan erkek, kronik hastalığı, yaşı ileri olanlarda yatarak tedavi olma sıklığı; kronik hastalığı olan, yatan hasta olan, ileri yaşa sahip olan, YBÜ'ye sevk edilen ve exitus olanlarda D-dimer ortalaması; erkek cinsiyette, kronik hastalığı olanlarda ve yatan hastalarda NLR düzeyi istatistiksel anlamlı düzeyde daha yüksekti (p<0,05). NLR ortalaması 66-79 yaş arasındakilerin 18-65 yaş grubuna kıyasla, exitus olanların taburcu olanlara kıyasla anlamlı yüksek saptandı (p<0,05). Hastaların qCSI ortalamaları değerlendirildiğinde; erkek, kronik hastalığa sahip, yatan hasta, 66 yaş ve üzeri olan ve YBÜ'de yatan ya da exitus olanlarda istatistiksel anlamlı düzeyde daha yüksek saptandı (p<0,05). Katılımcılardan yatan hastaların yaş ortalaması 60,14±14,66 iken ayaktan hastalarda 51,63±13,73 olarak hesaplandı. Gruplar arasında istatistiksel anlamlı fark mevcuttu. Hastaların yatış durumu ile VKİ ortalamaları arasında ilişki saptanmadı. YBÜ'ye sevk edilen ve exitus olanların VKİ ortalaması yüksekti ancak hastaların VKİ ortalamaları ile hastaneden çıkış durumları arasında anlamlı ilişki saptanmadı (p>0.05). 18-65 yaş grubundaki hastalarda diğer gruplara kıyasla taburculuk oranı yüksek, exitus oranı düşük saptanmıştır. Gruplar arası fark istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0,05). Kronik hastalık değişkeniyle çıkış durumu arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı (p>0,05). Erkek cinsiyette YBÜ'ye sevk edilen ve exitus oranları yüksek olmasına rağmen cinsiyet değişkeni ile hastaneden çıkış durumu arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı (p>0,05). Hastaların yaş, kronik hastalık, yatış ve taburculuk durumlarıyla D-dimer, NLR, qCSI ortalamaları arasında düşük-orta düzeyde pozitif yönlü korelasyon saptandı. Ayrıca VKİ ile D-dimer arasında negatif yönlü, Cinsiyet ile NLR ve qCSI arasında pozitif yönlü korelasyon saptandı (p<0,05). SONUÇ: Çalışmamızda yatan hastada ayaktan hastaya göre, yatan hastalar arasında YBÜ'ye sevk edilen ve exitus hastada serviste yatan hastaya göre D-dimer ve NLR seviyelerinde istatiksel olarak anlamlı yüksek bulunmuştur. COVID-19, asemptomatik enfeksiyondan, ARDS, septik şok ve multipl organ disfonksiyonuna kadar şiddetli klinik tablolara gidebilmekte ve ölüme neden olabilmektedir. Bu hastalarda pnömoni şiddeti saptanarak erken evrelerde gerekli tedavi sağlanmalıdır. Çalışmamızda COVID-19 hastalarının başvurularında D-dimer ve NLR'nin prognostik biyobelirteç olarak kullanılabilecekleri gösterilmiştir.

Özet (Çeviri)

OBJECTIVE: In our study, It was aimed to examine the D-dimer level and neutrophil/lymphocyte ratio (NLR) the relationship between and the severity of pneumonia in 369 patients who were admitted to Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu City Hospital and whose chest computed tomography detected COVID-19 pneumonia. MATERIAL and METHOD: The universe of the research is adult patients who applied to the covid emergency consultant infection polyclinic and hospitalized in the covid service of Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu City Hospital were found to have COVID-19 pneumonia. The patient was contacted with the information obtained from the hospital information system and their consent to participate in the study was obtained. The information of the patients was reached through the hospital information system and called by phone, and a questionnaire of 16 questions was applied to the volunteer patients, either face-to-face or over the phone, taking into account the pandemic conditions, in line with the patient's request. It is a retrospective, cross-sectional, descriptive survey study. Results were analyzed with SPSS statistical program. RESULTS: The mean age of the participants was 56,52±14,86 and the BMI was 28,13±4,11 kg/m2. 70.73% of the participants were between the ages of 18-65, 54.74% were male. One third of the patients had chronic disease; 32.3% had hypertension and 19.1% had diabetes. 57.45% of them were receiving inpatient treatment, 80.66% of the inpatients were discharged. The mean D-dimer, NLR, and qCSI of the patients were respectively calculated as 923.08±1092.48, 5.54±5.41, 4.53±4.45. Frequency of inpatient treatment in male, chronic disease and advanced age participants; D-dimer mean in patients with chronic disease, inpatient, advanced age, referred to the ICU, and those who died; NLR level was statistically significantly higher in male gender, in patients with chronic diseases and in hospitalized patients (p<0.05). The mean NLR was found to be significantly higher for those aged 66-79 years compared to those aged 18-65 years, and those who died compared to those who were discharged (p<0.05). When the qCSI averages are evaluated; It was found to be statistically significantly higher in male, have chronically ill, inpatient, 66 years and older, hospitalized in the ICU or who died (p<0.05). The mean age of inpatients was 60.14±14.66, and 51.63±13.73 in outpatients. There was a statistically significant difference between the groups. There was no correlation between the hospitalization status of the patients and their BMI averages. The mean BMI of those who were transferred to the ICU and who died were high, but no significant correlation was found between the mean BMI of the patients and their discharge status (p>0.05). In patients aged 18-65 years, the discharge rate was higher and the death rate was lower compared to other groups. The difference between the groups was statistically significant (p<0.05). No significant correlation was found between the chronic disease variable and the exit status (p>0.05). The rates of referral to the ICU and death were high in males, but no significant relationship was found between gender and discharge status (p>0.05). A low-moderate positive correlation was found between the patients' age, chronic disease, hospitalization and discharge status, and the mean D-dimer, NLR, and qCSI. In addition, there was a negative correlation between BMI and D-dimer, and a positive correlation between gender and NLR and qCSI (p<0.05). CONCLUSION: In our study, D-dimer and NLR levels were found to be statistically significantly higher in inpatients than in outpatients, and in hospitalized patients who were referred to the ICU and died, compared to patients hospitalized in the ward. COVID-19 can lead to severe clinical pictures ranging from asymptomatic infection to ARDS, septic shock and multiple organ dysfunction and cause death. In these patients, the severity of pneumonia should be determined and necessary treatment should be provided in the early stages. In our study, it has been shown that D-dimer and NLR can be used as prognostic biomarkers in COVID-19 patients.

Benzer Tezler

  1. Hipergliseminin hastanede yatırılarak takip edilen COVİD-19 pnömonisinin ciddiyeti ve prognozuna etkisi

    Effect of hyperglycemia on the severity and prognosis of COVID-19 pneumonia in hospi̇talized patients

    OSMAN HİLMİOĞLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Göğüs HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SEMRA BİLAÇEROĞLU

  2. Moleküler yöntemlerle doğrulanmış COVID-19 hastalarında mortalite üzerine etkili faktörler

    Factors which have ifluence on mortality for COVID-19 patients confirmed with molecular methods

    MUHAMMED FURKAN ÖZDEN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    Sağlık EğitimiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ÖZGÜR SÖĞÜT

  3. Moleküler yöntemlerle doğrulanmış COVID-19 olgularında demografik, epidemiyolojik ve klinik verilerin analizi

    Demographic, epidemiological and clinical data analysis of COVID-19 cases confirmed by molecular methods

    ADEM AZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    Halk SağlığıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ÖZGÜR SÖĞÜT

  4. Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi Acil Tıp Kliniğine COVID-19 ön tanısıyla başvuran hastaların klinik, demografik, radyografik ve laboratuvar özelliklerinin değerlendirilmesi

    Evaluation of the clinical, demographic, radiographic and laboratory characteristics of the patients applied to the emergency department of Baskent University Ankara Hospital with the pre-diagnosis of COVID-19

    SEVİL ÖZEK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    İlk ve Acil YardımBaşkent Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ MURAT MURATOĞLU

  5. COVİD-19 tanısı ile Hacettepe Üniversitesi erişkin hastanesinde izlenen hastaların hastalık ile ilgili risk algıları ve yaşam tarzı değişikliği planlarının değerlendirilmesi

    Evaluation of disease-related risk perceptions and lifestyle change plans of patients followed up at Hacettepe University adult hospital with the diagnosis of COVİD-19

    KAMIL ZARNISHANOV

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    İç HastalıklarıHacettepe Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. GÜLAY SAİN GÜVEN

    DR. ÖĞR. ÜYESİ NURSEL ÇALIK BAŞARAN