Geri Dön

Karaciğer nakli olan çocuk hastalarda COVİD-19 pandemi döneminin etkisinin incelenmesi

Investigation of the effect of the COVID-19 pandemic period on pediatric patients with liver transplant

  1. Tez No: 702340
  2. Yazar: MURAT ERDAL
  3. Danışmanlar: PROF. DR. REHA ARTAN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Gastroenteroloji, Child Health and Diseases, Gastroenterology
  6. Anahtar Kelimeler: karaciğer nakli, COVID-19, pandemi, nakil sonrası izlem, obezite, anksiyete, COVID 19, Karaciğer, Korona virüs enfeksiyonları, Pandemiler, Çocuklar, liver transplant, COVID-19, pandemic, post transplant follow up obesity, anxiety, COVID 19, Liver, Liver transplantation, Coronavirus enfections, Obesity, Pandemics, Children
  7. Yıl: 2021
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Akdeniz Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Çocuk Gastroenterolojisi Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Çalışmamızın amacı karaciğer nakli olan çocukların COVID-19 pandemi döneminde anksiyete, obezite ve doku reddi risklerinin araştırılmasıdır. Ek olarak pandemi döneminde çocukların okul başarı değişiklikleri, beslenme düzeni ve fiziksel aktivite değişiklikleri değerlendirilmiştir. Gereç ve yöntem: Çalışmamıza pandeminin ilan edildiği Mart 2020 tarihinden en az üç ay önce karaciğer nakli olmuş ve 0-18 yaş arasında olan 86 hastadan çalışmaya katılmak isteyen 69 hasta alınmıştır. Çalışmamızda hastaların ilaç uyumları, rejeksiyon sıklıkları, nakil sonrası takip süreleri, boy, kilo vücut kitle indeksi, rejeksiyon atak sıklıkları, transplantasyon ilişkili komplikasyon varlığı, kullanılan ilaçlar ve pandemi döneminde izlem ve tedavi bilgilerinin sorgulandığı tanımlayıcı anket uygulanmıştır. Ayrıca Sağlık Bakanlığı önerileri kullanılarak COVID-19 semptom ve temas anketleri ile anksiyete değerlendirmesi için SCARED( Self-report for Childhood Anxiety Related Disorders) anksiyete skorlama ölçeği kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmaya alınan 69 hastanın 36'sı (%52,2) erkek, 33'ü (%47,8) kızdır. Hastaların yaş ortalamaları 10,69±4,77 yıl olarak hesaplanmıştır. Hastaların takip süreleri ortalama 70,97±40,91 aydır. Hastaların nakil ile tanı arasında geçen süre ortalama 34,79±43,34 aydır. Hastaların 53'ü (%76,8) kentte, 16'sı (%23,2) kırda yaşamaktadır. En sık nakil endikasyonu biliyer atrezidir(%18,8). Hastaların en sık kullandıkları ilaç takrolimus(%85,5) olmuştur. Hastaların %84,1'inin beslenme düzeni değişmemiştir. %40,6'sının okul başarısında azalma görülmüştür. Hastaların %65,2'sinin ekran maruziyet sürelerinde pandemi dönemi öncesine göre artış olmuştur. Pandemi dönemi süresince hastaların yalnızca birinde ateş semptomu olmuştur. 14 hasta COVID-19 PCR testi ile değerlendirilmiş ve hepsinin sonucu negatif olarak tespit edilmiştir. Pandemi döneminde poliklinik başvuru sayılarında ve ilaç revizyon ihtiyacında anlamlı düzeyde bir azalma olmuştur (p<0,05). Pandemi döneminde hastaların vücut kitle indeksi ölçümlerinde anlamlı düzeyde bir artış olmuştur (p<0,05). Ekran maruziyet süresi artışı ile vücut kitle indeksi artışı arasında ilişki saptanmış ancak bu ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır(p>0,05). Hastaların takip süresi uzadıkça ilaç revizyon ihtiyaçlarında ve rejeksiyon atak sıklıklarında azalma tespit edilmiştir(p<0,05). Hastaların yaşı ve takip süresi arttıkça yaygın kaygı bozukluğu ölçeğinden aldıkları puanlar artış göstermiştir(p<0,05). Hastaların takip süresi ve vücut kitle indeksi arttıça ayrılık kaygısı ölçeğinden aldıkları puanlar azalmıştır(p<0,05). Yaş arttıkça sosyal kaygı ölçeğinden alınan puanlar artmıştır(p<0,05). Sonuçlar: Hastalarımızın sadece birinde ateş semptomu olup COVID-19 testi negatif saptanmıştır. Hastalarımızın asemptomatik olması immunosupresyonun COVID-19 açısından koruyucu olabileceğini düşündürmektedir. Hastaların ilaç uyumları pandemi dönemi sırasında daha iyi olmuştur. İlaç revizyon ihtiyaçları anlamlı ölçüde azalmıştır. Genel olarak ilaç uyumları pandemi dönemi sırasında daha iyi olduğu tespit edilmiştir. İlaç uyumuna ve hastaların karantina döneminde daha az enfeksiyona maruz kalmalarına bağlı olarak rejeksiyon atak sıklıklarında azalma olmuştur. Takip süresi arttıkça ila uyumunun daha iyi olduğu görülmüştür. Ancak karantina uygulamalarının fiziksel aktivitede azalmaya ve ekran maruziyet süresinde artmaya sebep olduğu görülmüştür. Buna bağlı olarak hastaların kilo alımına daha yatkın hale geldiği tespit edilmiştir. Çalışmaya alınan hastaların çok küçük bir kısmında anksiyete saptanmıştır. COVID-19 pandemi sürecinde poliklinik takbinin mevcut haliyle devam ettirilmesi, beslenme düzenlenmesi değil ama, hastalara evde uygulayabilecekleri egzersiz programlarının oluşturulması, boy ve kilo takiplerinin düzenli bir şekilde yapılmaya devam edilmesi obezite, anksiyete ve kaygı riskini en aza indirmek açısından faydalı olacaktır.

Özet (Çeviri)

Purpose: The aim of our study is to investigate the risks of anxiety, obesity and tissue rejection in children with liver transplantation during the COVID-19 pandemic. In addition, during the pandemic period, changes in children's school achievement, diet and physical activity changes were evaluated. Materials and methods: 69 patients who wanted to participate in the study were included in our study, out of 86 patients aged 0-18 years who had a liver transplant at least three months before the date of March 2020, when the pandemic was declared. In our study, a descriptive questionnaire was applied in which patients' drug compliance, frequency of rejection, follow-up periods after transplantation, height, weight, body mass index, frequency of rejection attacks, presence of transplantation-related complications, drugs used, and follow-up and treatment information during the pandemic period were questioned. In addition, the SCARED (Self-report for Childhood Anxiety Related Disorders) anxiety scoring scale was used for the assessment of anxiety with COVID-19 symptom and contact questionnaires using the recommendations of the Ministry of Health. Results: Of the 69 patients included in the study, 36 (52.2%) were male and 33 (47.8%) were female. The mean age of the patients was calculated as 10.69±4.77 years. The mean follow-up period of the patients was 70.97±40.91 months. The mean time between transplantation and diagnosis was 34.79±43.34 months. 53 (76.8%) of the patients live in the city and 16 (23.2%) live in the countryside. The most common indication for transplantation is biliary atresia (18.8%). The most frequently used drug by the patients was tacrolimus (85.5%). The diet of 84.1% of the patients did not change. A decrease in school success was observed in 40.6% of them. There was an increase in the screen exposure times of 65.2% of the patients compared to the pre-pandemic period. During the pandemic period, only one of the patients had symptoms of fever. 14 patients were evaluated with the COVID-19 PCR test and all were found to be negative. During the pandemic period, there was a significant decrease in the number of outpatient clinic applications and the need for drug revision (p<0.05). There was a significant increase in the body mass index measurements of the patients during the pandemic period (p<0.05). A relationship was found between the increase in screen exposure time and the increase in body mass index, but this relationship was not statistically significant (p>0.05). As the follow-up period of the patients increased, it was determined that the need for drug revision and the frequency of rejection attacks decreased (p<0.05). As the age and follow-up period of the patients increased, their scores on the generalized anxiety disorder scale increased (p<0.05). As the follow-up period and body mass index of the patients increased, the scores they got from the separation anxiety scale decreased (p<0.05). As the age increased, the scores obtained from the social anxiety scale increased (p<0.05). Conclusion: Only one of our patients had a fever symptom and the COVID-19 test was negative. The fact that our patients are asymptomatic suggests that immunosuppression may be protective against COVID-19. Patients' drug compliance was better during the pandemic period. Medication revision needs are significantly reduced. In general, drug compliance was found to be better during the pandemic period. The frequency of rejection attacks decreased due to drug compliance and exposure of patients to fewer infections during the quarantine period. It was observed that the drug compliance was better as the follow-up period increased. However, it has been observed that quarantine practices cause a decrease in physical activity and an increase in screen exposure time. As a result, it has been determined that patients are more prone to weight gain. Anxiety was detected in a very small part of the patients included in the study. Continuing the outpatient follow-up in its current state during the COVID-19 pandemic process, not regulating nutrition, but creating exercise programs that patients can apply at home, and continuing to follow their height and weight regularly will be beneficial in terms of minimizing the risk of obesity, anxiety and anxiety.

Benzer Tezler

  1. Karaciğer nakli bekleyen ve nakil sonrası dönemde olan çocuk ve ergen hastalarda yaşam kalitesi, psikopatoloji ve travma sonrası stres bozukluğunun değerlendirilmesi

    Evaluation of quality of life, psychopathology and stress disorders in children and adolescent patients that wait for liver transplantation

    MİHRİBAN ÜNAY

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    PsikiyatriAkdeniz Üniversitesi

    Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ ASLI SÜRER ADANIR

  2. Böbrek nakli olan çocuk hastalarda takrolimus metabolizmasının greft ve hasta sağkalımı üzerindeki sonuçlarının,CYP3A5 gen polimorfizmi ile ilişkliendirilmesi

    Relationship between in tacrolimus metabolism on graft and patient survival in children with kidney transplantation and CYP3A5 gene polymorphism

    HAZAL MURATOĞLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    NefrolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. ÖNDER YAVAŞCAN

  3. Kronik karaciğer hastalığı olan çocuklarda ortotopik karaciğer nakli öncesi ve sonrasında antropometrik ölçümler, serum ıgf-ı, ıgfbp-3 düzeyleri ve antropometrik ölçümlerle serum ıgf-ı, ıgfbp-3 düzeyleri arasındaki ilişki

    Serum insulin like growth factor-1 (igf-i), insulin like growth factor binding protein-3 (igfbp-3) levels, anthropometric measurements and relationship between igf-i, igfbp-3 and anthropometric measurements in children with chronic liver disease before and after orthotopic liver transplantation

    FERDA ÖZBAY HOŞNUT

    Tıpta Yan Dal Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıBaşkent Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. FİGEN ÖZÇAY

  4. Karaciğer nakli olan çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu

    Attention deficit and hyperactivity disorder in childs who underwent liver transplantation

    YILDIZ MARANGOZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2016

    GastroenterolojiBaşkent Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. FİGEN ÖZÇAY

    YRD. DOÇ. DR. BURCU AKIN SARI

  5. Kronik karaciğer hastalığı olan çocuklarda ağız ve diş sağlığının değerlendirilmesi

    Oral and dental health in children with chronic liver disease

    NALAN ÜÇÜNCÜ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2012

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıKaradeniz Teknik Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MURAT ÇAKIR