Geri Dön

Pulmoner embolide hastalık ağırlığını belirlemede high sensitive troponin I duyarlılığı

High sensitive troponin I sensitivity in determining disease severity in pulmonary embolism

  1. Tez No: 680693
  2. Yazar: SERPİL KUŞ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. AYŞEGÜL KARALEZLİ
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Göğüs Hastalıkları, Chest Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Emboli, Emboli ve tromboz, Hastalık şiddeti indeksi, Pulmoner emboli, Tromboembolizm, Troponin, Embolism, Embolism and thrombosis, Severity of illness index, Pulmonary embolism, Thromboembolism, Troponin
  7. Yıl: 2021
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Pulmoner emboli (PE) pulmoner arterlerin aniden kan akımının embolizan materyal ile tıkanması sonucu gelişen acil bir klinik tablodur. Bu tıkanıklık pıhtı ile olursa tromboemboli denmektedir. Tromboembolik olaylar dünyada kardiyovasküler sendromlar arasında üçüncü sırada yer almaktadır. Hızlı tanı ve uygun tedavi ile tamamen geri dönüşü olabilen bir hastalıktır. En sık uyluk derin venlerinde oluşan trombüs materyalinden kopan parçanın venöz dolaşım ile pulmoner arterlere ulaşması sonucu gelişir. Bu tablo asemptomatik olabileceği gibi şok ve ani ölümle de sonuçlanabilir. Ortaya çıkan klinik tablo hastanın hemodinamik rezervine, trombüs yüküne, ek hastalıklarına bağlı olarak değişebilmektedir. Bu nedenle bu çalışmada hastalığın ağırlığını belirlemede yeni yaygınlaşan high sensitive troponin I 'nın (P) duyarlılığını araştırmayı amaçladık. Bu çalışmaya toraks bilgisayarlı tomografi pulmoner anjiyografi (BTPA) ile kanıtlanmış PE tanısı almış, yatarak veya ayaktan tedavi alan 92 olgu alındı. Olguların yaş ortalaması 61.9 (yaş aralığı 18-96) olup 50'si (% 54,4) kadın, 42'si (% 45,6) erkekti. Olguların yaş, cinsiyet, vital bulgular, hsTnI, NT-proBNP, D-Dimer, tam kan sayımı ve rutin biyokimyasal tetkik sonuçları, geliş şikayetleri, özgeçmiş bilgileri ve tedavi sonlanım durumları (ayaktan takip, servis yatışı, konsültasyon üzerinden takip, yoğun bakım yatışı, ölüm) kaydedildi. Hastaların bir aylık dönemdeki mortaliteleri, Ölüm Bildirim Sistemi (ÖBS) ve hasta yakınları ile iletişime geçilerek belirlendi. Çalışmanın başlangıcında olgular ESC pulmoner emboli klavuzu mortalite risk belirlenmesi sistemi kullanılarak; düşük, orta düşük, orta yüksek ve yüksek olmak üzere 4 gruba ayrıldı. Sonrasında gruplar birleştirilerek orta düşük ve düşük risk grubuna düşük, orta yüksek ve yüksek riskli gruba yüksek mortalite riskli grup denildi. Olguların 41'i (%44,5) yüksek riskli grupta (yüksek ve orta-yüksek riskli) iken 51'i (%55,4) düşük riskli (orta-düşük ve düşük riskli) idi. Bu çalışmada akut PE olan hastalarda hsTnI değeri, yüksek mortalite riskli grupta düşük mortalite riskli gruba göre anlamlı olarak yüksek bulundu (p<0,05). NT-proBNP ortalaması yüksek risk grubunda istatistiksel açıdan anlamlı olarak yüksek saptandı (p<0,05). Ancak ex olan olgular ve yüksek risk grubu karşılaştırmasında hsTnI'ya benzer yükseklik görülmedi. EKO'da sağ boşluk genişliği ve sPAB açısından yapılan analizde düşük ve yüksek mortalite risk grupları arasında anlamlı farklılık izlendi (p<0,05). Diyabetes Mellitus olgusu yüksek mortalite riskli grupta daha yüksek bulundu. Bu durum istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,05). Obezite tanılı olgu düşük risk grubunda anlamlı olarak daha yüksekti (p<0,05). Ex olan olgu grubunun yarısı DM tanısına sahipti. Korelasyon analizinde NT-proBNP ile D-Dimer arasında pozitif yönde orta düzeyde korelasyon tespit edilmiştir (r = 0,320, p < 0,05). Ancak hsTnI ile D-Dimer ve hsTnI ile NT-proBNP arasında korelasyon izlenmedi. PESİ ile hsTnI arasında tüm çalışma grubunda korelasyonu yoktu. Ancak düşük risk grubunda PESI ile hsTnI arasında orta düzeyde pozitif yönde korelasyon vardı (r= 0,328, p=0,019). Ex olan olgu sayısı ve tüm çalışma grubundaki olgu sayısındaki yetersizlik nedeniyle çalışmada mortalite karşılaştırılamadı. Bu konuda yapılacak daha geniş olgu sayılı, karşılaştırmalı prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır.

Özet (Çeviri)

Pulmonary embolism (PE) is an emergency clinic that develops as a result of sudden occlusion of the pulmonary arteries by embolizing material. It ranks 3rd among cardiovascular syndromes in the world. It is a completely reversible disease with rapid diagnosis and appropriate treatment. It most commonly develops as a result of the rupture of the thrombus material formed in the deep veins of the thigh, reaching the pulmonary arteries through the venous circulation. This clinical condition may be asymptomatic or result in shock and sudden death. And the development of this clinical condition may vary depending on the patient's hemodynamic reserve, thrombus load, and additional diseases. Therefore, in this study, we aimed to investigate the sensitivity of newly widespread hsTnI in determining the severity of the disease. A total of 92 inpatients or outpatients diagnosed with PE proven by CTPA were included in this study. The mean age of the cases was 61.9 (age range 18-96), and 50 (54.4%) were female and 42 (45.6%) were male. Age, gender, vital signs, hsTnI, NT-proBNP, D-Dimer, complete blood count and routine biochemical test results, admission complaints, background information and treatment outcome (outpatient follow-up, service admission, follow-up through consultation, intensive care admission) of the cases, death) was recorded. Mortality of the patients in one month period was determined by communicating with the Death Notification System and patient relatives. At the beginning of the study, the cases were evaluated using the ESC guideline mortality risk determination system; divided into 4 groups as low, medium low, medium high and high. Afterwards, the groups were combined and the intermediate-low and low-risk groups were called low, the intermediate-high and high-risk groups were called high-mortality risk groups. While 41 (44.5%) of the cases were in the high-risk group (high and medium-high risk), 51 (55.4%) were low risk (medium-low and low risk). In this study, the hsTnI value in patients with acute PE was found to be significantly higher in the high-mortality-risk group than in the low-mortality-risk group. (p<0.05). The mean of NT-proBNP was found to be statistically significantly higher in the high-risk group (p<0.05). However, no similar elevation was observed for hsTnI in the comparison of ex cases and high-risk groups. In the analysis performed in terms of right space width and sPAB in ECO, a significant difference was observed between low and high mortality risk groups (p<0.05). Diabetes Mellitus cases were found to be higher in the high mortality risk group. This situation was found to be statistically significant (p<0.05). The obesity diagnosis was significantly higher in the low-risk group (p<0.05). Half of the case group with Ex had a diagnosis of DM. In the correlation analysis, a moderate positive correlation was found between NT-proBNP and D-Dimer (r = 0.320, p < 0.05). However, no correlation was observed between hsTnI and D-Dimer, and between hsTnI and NT-proBNP. There was no correlation between PESI and hsTnI in the entire study group. However, there was a moderate positive correlation between PESI and hsTnI in the low-risk group (r= 0.328, p=0.019). Mortality could not be compared in the study due to the number of cases with Ex and the insufficient number of cases in the entire study group. There is a need for comparative prospective studies with larger number of cases to be conducted on this subject.

Benzer Tezler

  1. Pulmoner hipertansiyon etyopatogenezinde prostasiklin ve lökotrien C4'ün rolü

    Possible role of leukotrien C4 and prostacyclin in the development of pulmonary hypertension

    ÜLKÜ AYBERK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıGazi Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

  2. Akut miyokard infarktüsünde intravenöz heparin tedavisi ile alınan sonuçlar (karşılaştırmalı bir çalışma)

    Başlık çevirisi yok

    MEHMET ALİ ÇOBANOĞLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Kardiyolojiİstanbul Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. REMZİ ÖZCAN

  3. Çocuklarda tonsil ve adenoid hipertrofilerine bağlı kardio-pulmoner sistem değişiklikleri

    Başlık çevirisi yok

    MÜNİR DEMİRCİ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1988

    Kulak Burun ve BoğazAtatürk Üniversitesi

    Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı

  4. Fümigantların sıçan akciğer dokusunda oluşturduğu histolojik farklılaşmalar

    Başlık çevirisi yok

    EMEL KOPTAGEL(YOLAL)

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1988

    MorfolojiCumhuriyet Üniversitesi

    Morfoloji (anatomi) Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ERDOĞAN GÜRSOY

  5. Spironolaktonun (K-canrenoate) pulmoner hemodinamik üzerine etkisi

    The Effect of spironolactone (K-Canrenoate) on pulmonary hemodynamics

    BEKİR ÇOKSEVİM

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1989

    FizyolojiErciyes Üniversitesi

    Fizyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ÇİĞDEM ÖZESMİ