Pulmoner embolili hastalarda p-dalga dispersiyonu ile atriyal fibrilasyon gelişimi arasındaki ilişkinin araştırılması
The relationship between p-wave dispersion and new onset atrial fibrillation in patients with acute pulmonary embolism
- Tez No: 676785
- Danışmanlar: PROF. DR. FIRAT ÖZCAN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Kardiyoloji, Cardiology
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2023
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: Ankara Türkiye Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Kardiyoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Giriş ve Amaç: Atriyal fibrilasyon, klinik pratikte en sık karşılaşılan ritim bozukluğudur ve artmış inme, kalp yetmezliği ve mortalite insidansı ile karşımıza çıkmaktadır. Venöz tromboembolizm ve akut pulmoner emboli, miyokart enfarktüsü ve inmeden sonra en sık görülen üçüncü kardiyovasküler hastalıktır. P dalga dispersiyonu yüzeyel EKG'den elde edilebilen ve atriyal taşikardi ve atriyal fibrilasyon gelişimi ile ilişkilendirilen bir non invaziv parametredir. Bu çalışmadaki amacımız, pulmoner emboli tanısı almış hastalarda P dalga dispersiyonu ile atriyal fibrilasyon gelişimi arasındaki ilişkiyi aydınlatmaktadır. Metod: Çalışmamıza pulmoner embolisi tanısı olan hastalar retrospektif olarak taranarak dahil edildi. Hastalara pulmoner emboli tanısı, pulmoner arter bilgisayarlı tomografi anjiyografisi veya ventilasyon/perfüzyon sintigrafisi kullanılarak konuldu. Bu hastalar, yeni AF tanısı almış olanlar ve olmayanlar olmak üzere ikiye ayrıldı. Medula sağlık sisteminden hastaların sahip olduğu tanılar incelendi. Hipertansiyon, yapısal kalp hastalığı, hepatik ya da renal yetmezliği – disfonksiyonu, kronik obstruktif akciğer hastalığı, tiroit fonksiyon bozukluğu, diyabetes mellitusu ve uyku apne sendormuna sahip olan hastalar, son 4 hafta içinde inflamatuar ya da enfeksiyöz hastalık atağı geçiren, travma ya da cerrahi öyküsü olan ve kalıcı kalp pili bulunan, EKG de dal bloğuna ya da atriyal – ventriküler ekstra atımlara sahip hastalar dışlandı. Ayrıca Pulmoner emboli ciddiyeti skorunu ve çalışma için gerekli verileri eksik olan dosyalara ya da epikrizlere sahip olan hastalar çalışmadan dışlandı. Çalışmaya dahil edilen 151 hasta, P dalga süresi herhangi bir EKG derivasyonundan elde edilen maksimum P dalga süresinden minimum P dalga süresi çıkarılarak hesaplandı. AF tanısı ile tedavi başlanan 43 hasta AF grubu, 108 AF tanısı bulunmayan hasta ise None-AF hasta grubu olarak tanımlandı. Bulgular: Çalışmaya yaş ortalaması 60,39 olan 79'u erkek (%52.3), 72'si kadın (%47.7) olmak üzere toplam 151 hasta dahil edilmiştir. Çalışmaya dahil edilen hastalardan 43'ünde izlemi boyunca atriyal fibrilasyon tanısı ile medikal tedavi başlanmıştır, 108'inde ise izleminde atriyal fibrilasyon tanısı not edilmemiştir. Maksimum P dalga süresi (P maks), minimum P dalga süresi (P min), P dalga dispersiyonu süresinde iki grup ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklar izlendi (p<0.05). Ayrıca PESI, kalp hızı sol ventrikül diyastol sonu çapı (LVEDD), sol atriyum çapı (LAD), troponin, serum albümin, total protein, total bilirubin ve direkt bilirubin, alkalen fosfataz değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark izlendi (p<0.05). Regresyon analizinde ise pulmoner emboli ciddiyet indeksinin (PESI), kalp hızının, sol ventrikül diyastol sonu çapının, sol atriyum çapının, maksimum ve minimum P dalga süresinin ve serum albümin, total protein, ürik asit, total bilirubin, alkalen fosfataz ve troponin değerlerinin AF gelişiminde etkisi olduğu görüldü. Sonuç: Yüzeyel EKG den elde edilen basit ama atriyal fibrilasyon ve atriyal taşikardi öngörücüsü olan P dalga dispersiyonu artışı, çalışma popülasyonumuzda atriyal fibrilasyon gelişimi için öngürücü etmenlerden biri olarak karşımıza çıkmıştır. Akut pulmoner emboli tanısı almış hastaların izleminde atriyal fibrilasyon gelişebilecek hasta grubunun önceden belirlenmesi ve bu hastaların yakın takibi, başta inme olmak üzere atriyal fibrilasyon ile ilişkili morbidite ve mortalite oranlarını azaltmaya yardımcı olabileceğini düşünmekteyiz.
Özet (Çeviri)
Background: Atrial fibrillation(AF) is the most common arrhythmia in clinical practice, is associated with an increased incidance of stroke, congestive heart failure, and higher mortality. Venous thromboembolism and acute pulmonary embolism is the third common cardiovascular disease after myocard infarction and stroke. P wave dispersion is a noninvasive electocardiographic parameter for occurence of atrial tachicardia and atrial fibrillation In this study, we tried to find the relation between P wave dispersion and new onset AF in patients with pulmonary embolism. Method: Patients with the daignosis of pulmonary embolism were retrospectively included to our study. Patients were diagnosed with APE by pulmonary CT angiography or V/Q sintigraphy. The following conditions were excluded, including hypertension, structural heart disease, hepatic or renal dysfunction, chronic obstructive pulmonary disease, thyroid dysfunction, diabetes mellitus or sleep apnea, patients with any history of inflammatory or infection disease or recent (within the last 4 weeks) trauma or surgery, patients with pacemaker, bundle brunch block, extrasystole and missing data on their files. 151 included patients were investiagted in Medula database for the diagnosis of atriyal fibrillation.43 patients with atrial fibrillation were grouped as AF and 108 pateints without atrial fibrillation were grouped as None-AF. Results: 79 male (%52.3) and 72 female (%47.7) patients with mean age 60,39 years were included our study. 43 patients from our study were diagnosed with atrial fibrillation and treated, 108 patients were not diagnoesd with atrial fibrilliation drung the follow up period. There were statsitically significant differences in maximum and minimum P wave duration and P wave dispersion between two gorups (p<0.05). Also there were statistically significant differences in PESI score, heart rate, left ventricle end diastolic diameter, left atrial diameter, albumin, total protein, total bilirubin, direkt bilrubin, ALP values between two groups. In regression analysis, maximum and minimum P wave duration and P wave dispersion, PESI score, heart rate, left ventricle end diastolic diameter, left atrial diameter, albumin, total protein, uric acid, total bilirubin, ALP and troponin values had affect on occurence of atrial fibrillation in patients with pulmonary embolism. Conclusion: P wave dispersion is obtained from ECG easly and is an predisposing factor for atrial fibrillation and atrial tachicardia. In our study, P wave dispersion was found as predisposing factor for AF in patients with pulmonary embolism. During the follow up period in patients with pulmonary embolism, we believe that predisposition of atrial fibrillation and close follow-up of these patients may help to reduce the morbidity and mortality rates associated with atrial fibrillation, particularly stroke.
Benzer Tezler
- Pulmoner hipertansiyon etyopatogenezinde prostasiklin ve lökotrien C4'ün rolü
Possible role of leukotrien C4 and prostacyclin in the development of pulmonary hypertension
ÜLKÜ AYBERK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1987
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıGazi ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Akut miyokard infarktüsünde intravenöz heparin tedavisi ile alınan sonuçlar (karşılaştırmalı bir çalışma)
Başlık çevirisi yok
MEHMET ALİ ÇOBANOĞLU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1987
Kardiyolojiİstanbul Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. REMZİ ÖZCAN
- Çocuklarda tonsil ve adenoid hipertrofilerine bağlı kardio-pulmoner sistem değişiklikleri
Başlık çevirisi yok
MÜNİR DEMİRCİ
- Fümigantların sıçan akciğer dokusunda oluşturduğu histolojik farklılaşmalar
Başlık çevirisi yok
EMEL KOPTAGEL(YOLAL)
Doktora
Türkçe
1988
MorfolojiCumhuriyet ÜniversitesiMorfoloji (anatomi) Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ERDOĞAN GÜRSOY