Geri Dön

Yenidoğan servis ve yoğun bakım ünitesinde tanı alan konjenital kalp hastalığı olgularının geriye dönük değerlendirilmesi

Retrospective evaluation of congenital heart disease cases diagnosed in neonatal service and intensive care unit

  1. Tez No: 661702
  2. Yazar: AYŞE KARAPINARLI
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. AYŞE ESİN KİBAR GÜL
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Yenidoğan yoğun bakım, yenidoğan, doğumsal kalp hastalığı, ekokardiyografi, Bebek-yenidoğmuş, Bebek-yenidoğmuş hastalıkları, Kalp defektleri-konjenital, Yoğun bakım, Yoğun bakım üniteleri-neonatal, Neonatal Intensive Care Unit, Neonatal, Congenital Heart Disease, Echocardiography, Infant-newborn, Infant-newborn diseases, Heart defects-congenital, Intensive care, Intensive care units-neonatal
  7. Yıl: 2021
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Ankara Bilkent Şehir Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Eğitimi Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş ve Amaç: Doğumsal kalp hastalığı (DKH) yenidoğan (YD) döneminde görülen en sık konjenital anomalidir. Ekokardiyografi (EKO) DKH'nin erken tanı ve izleminde önemli ve pratik bir tanı aracıdır. Çalışmamızda yenidoğan yoğun bakım ünitesinde (YYBÜ) DKH tanısı alan olguların sıklığı, tanılarının dağılımı ve risk faktörleri açısından değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve yöntemler: Mayıs 2013-Mayıs 2017 tarihleri arasında YYBÜ'de takip edilen 2766 hasta geriye dönük incelendi. Kardiyoloji konsültasyonu istenen 762 term ve preterm YD'den DKH tanısı alan 365 bebek çalışmaya dahil edildi. Ekokardiyografisi normal olan, patent foramen ovale (PFO) tanısı alan olgular, ilk 3 günde kapanan ve suprasternal çalışmada kapanmakta olan ince patent duktus arteriozus (PDA) olguları çalışmaya dahil edilmedi. İstatistiksel analiz için SPSS Statistics 22.0 for Windows Evaluation Version programı kullanıldı. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Hastaların en sık başvuru yakınmaları solunum sıkıntısı (%34,5), sarılık (%10,9) ve emmede azalma (%8,7) idi. Hastaların yatış nedenlerine bakıldığında en sık solunumsal nedenler (%28,3) görüldü. Olguların çoğu term doğum olup %60,5'i erkek, %39,5'u kız idi. %19,9'unun ebeveynleri arasında akrabalık mevcuttu. En sık kardiyoloji konsültasyonu istenme nedeni üfürüm (%27,4), solunum sıkıntısı (%15,9) ve prematürite (%10,1) idi. Merkezimizde DKH sıklığı %13,2 olarak bulundu. Hastaların %96,2'sinde asiyanotik, %3,8'inde siyanotik DKH vardı. Yenidoğanlarda en sık görülen asiyanotik DKH sırasıyla atriyal septal defekt (ASD) (%40,8), pulmoner darlık (PD) (%15,3), PDA (%13,4), ventriküler septal defekt (VSD) (%9,3) iken, siyanotik DKH sırasıyla hipoplastik sol kalp sendromu (HSKS) (%1,1), pulmoner atrezi (PA) (%0,8) ve çift çıkışlı sağ ventrikül (ÇÇSV) (%0,8) idi. Term bebeklerde asiyanotik DKH'ler sıklık sırasına göre ASD, PD ve VSD iken, preterm bebeklerde ASD, PDA ve PD idi. Hastaların %7,1'inde DKH'ye eşlik eden genetik sendrom mevcut olup, bunların içinde %38,5 ile Down Sendromu ilk sırada yer almakta idi. Hastaların %10,1'inde major ekstrakardiyak anomali saptanmıştır. %9,3'ü diyabetik anne bebeği (DAB) olarak takip edilirken bunlarında %20,6'sında septal hipertrofi görüldü. Çalışmamızda tek zamanlı nabız oksimetre ölçümleri yapılmış olup siyanotik DKH grubunun %72,7'sinde SatO2'nin <%90; asiyanotik DKH grubunun %76,3'ünde SatO2'nin ≥%95 olduğu ve anlamlı olarak farklı görüldü (p<0,05). Asiyanotik DKH'ye eşlik eden hipokseminin çoğunlukla solunumsal hastalıklara (%66,7) bağlı olduğu görüldü. Toplam 365 olgunun 319'u (%87,4) taburcu, 21'i (%5,8) ileri tetkik ve tedavi amaçlı başka merkezlere sevk edilirken, 25'i (%6,8) de çoğunlukla sepsis nedeniyle kaybedildi. Sonuç: Yenidoğan döneminde hemodinaminin farklı olması ve DKH sıklığının giderek artması nedeniyle kardiyolojik değerlendirme önem kazanmaktadır. Bu nedenle EKO YYBÜ'ye yatan bebeklerde önemli bir tanı aracı olarak gözükmektedir. Doğumsal kalp hastalıklarının erken saptanması girişimsel işlemlerin erken yapılmasına ve böylece mortalite ve morbiditenin azalmasında fayda sağlayacaktır.

Özet (Çeviri)

Introduction: Congenital heart disease (CHD) is the most common cause of congenital anomalies in the neonatal period. Echocardiography is an important and pratical diagnostic tool for early diagnosis and follow-up of CHD. In our study, we aimed to evaluate the frequency, distribution of diagnoses and risk factors of cases diagnosed with CHD in the neonatal intensive care units (NICU) and neonatal services. Material and Method: 2766 patients who were followed in NICU and neonatal services between May 2013 and May 2017 were retrospectively analyzed. Three hundred sixty five newborn diagnosed with CHD of 762 babies were requested pediatric cardiology consultation were included in the study. Cases with normal echocardiography findings, cases diagnosed with patent foramen ovale and cases diagnosed with thin patent ductus arteriosus (PDA) that closed in first 3 days and after further suprasternal studies were excluded from study. SPSS Statistics 22.0 for Windows Evaluation Version program was used for statistical analysis. Statistical significance level was accepted as p<0,05. Result: The most common complaints of the patients were respiratory distress (34.5%), jaundice (10.9%) and poor feeding (8.7%). The most common reasons for hospitalization were respiratory diseases (28.3%). Most of the cases were term births, 60.5% of them were male and 30.9% were female. There was kinship between the parents of 19.9%. The most common reasons for cardiology consultation were murmur (27.4%), respiratory distress (15.9%) and prematurity (10.1%). The frequency of CHD in our center was 13.2%. Ninety six point two percent of patients had acyanotic CHD, and 3.8% had cyanotic CHD. The most common acyanotic CHD, in order of frequency, were atrial septal defect (ASD) (40.8%), pulmonary stenosis (PS) (15.3%), PDA (13.4%), ventricular septal defect (VSD) (9.3%). The most common cyanotic CHD, in order of frequency, were hypoplastic left heart syndrome (1.1%), pulmonary atresia (0.8%), and double outlet right ventricle (0.8%). In order of frequency, acyanotic CHDs in term babies were ASD, PS and VSD and in preterm babies were ASD, PDA and PS. Seven point one percent of the patients had a genetic syndrome accompanying CHD, and Down syndrome was in the first place with 38.5%. Major extracardiac anomaly was found in 10.1% of the patients. While 9.3% were followed up as diabetic mothers' babies, 20.6% of them had septal hypertrophy. One-time pulse oximetry measurements were made in our study. In 72.7% of the cyanotic CHD group SatO2 was less than 90%, whereas in 76.3% of the acyanotic CHH group, SatO2 was 95% and above, and it was found to be significantly different (p <0.05). It was observed that the hypoxemia accompanying acyanotic CHD was mostly due to respiratory diseases (66.7%). While 319 (87.4%) of the total 365 cases were discharged, 21 patient (5.8%) were referred to other centers for further examination and treatment and 25 patient (6.8%) were mostly lost due to sepsis. Conclusion : Cardiological evaluation becomes important because of the difference in hemodynamics and the increasing frequency of CHD in the neonatal period. For this reason, echocardiography seems to be an important diagnostic tool in newborns hospitalized in the NICU. Early detection of CHD will be beneficial in applying interventional procedures early and in reducing mortality and morbidity.

Benzer Tezler

  1. Alt solunum yolu enfeksiyonu tanılı hastaların klinik ve laboratuvar bulguları ile prognoz öngörülebilir mi?

    Can prognosis be predicted with clinical and laboratory findings in patients with lower respiratory infection?

    DENİZ GÜNEŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıEge Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ESEN DEMİR

  2. Yenidoğanlarda patent duktus arteriyozusun agresif tedavi ile veya tedavisiz takibinin etkilerinin incelenmesi

    Investigation of the effects of aggressive treatment with or without treatment of patent ductus arteriosus in newborns

    SUNA ADEVİYE DİNÇ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSelçuk Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HANİFİ SOYLU

  3. Çocuk acil servisi hastalarında hastane yatışlarının tahmininde PEWS, POPS ve ED-PEWS skorlamalarının etkinliğinin karşılaştırılması

    Comparison of the effectiveness of PEWS, POPS and ED-PEWS scoring in predicting hospitalisations in paediatric emergency department patients

    RAMAZAN TALŞİK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DR. ÖVGÜ BÜKE

  4. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Kistik Fibrozis Merkezinde yenidoğan tarama programı ile tanı alan kistik fibrozis hastalarının değerlendirilmesi

    Evaluationof cystic fibrosis patients diagnosed by neonatal screening program at the cystic fibrosis of Dicle University Medical Faculty

    RIDVAN DOĞAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıDicle Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. VELAT ŞEN

    DR. ÖĞR. ÜYESİ KAMİL YILMAZ

  5. Pnömoni Tanısı ile Hastanemize YatırılanHastaların Risk Faktörlerinin, Demografik veKlinik Özelliklerinin Değerlendirilmesi

    Possible Risk Factors, Demographic andEvaluation of Clinical Features in Patients Hospitalized With Pneumonia

    PINAR SAKA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. GÜZİN CİNEL