Geri Dön

Kanserli hastaların bazı sosyodemografik ve hastalığa ilişkin özelliklerine göre depresyon ve öz-duyarlık düzeylerinin incelenmesi

Analysing depression and self-compassion levels of patients with cancer depending on some of their sociodemographic and disease-related attribute

  1. Tez No: 643877
  2. Yazar: MUHAMMET BİLEN
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. FİLİZ ARSLAN
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Hemşirelik, Nursing
  6. Anahtar Kelimeler: Depresyon, Kanser hastaları, Neoplazmlar, Sosyodemografik özellikler, Öz duyarlılık, Depression, Cancer patients, Neoplasms, Socio-demographic characteristics, Self compassion
  7. Yıl: 2020
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Yeditepe Üniversitesi
  10. Enstitü: Sağlık Bilimleri Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Hemşirelik Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

İnsanın doğumu ile birlikte hastalık gerçeği başlar ölümüne kadar bu mücadele devam eder. Günümüzde en yaygın görülen hastalıklardan olan kanser; ilk kez Hipokrat tarafından M.Ö. 460-377 ''karkinoma'' veya ''karkinos'' olarak adlandırılmıştır (1). Kanser yakın döneme kadar sadece fiziksel bir hastalık olarak kabul edilip o yönde tedavi işlemi uygulanmaktaydı. Fakat günümüzde kanserle mücadelede önemli faktörlerden biri de ruh sağlığı boyutu olarak kabul edilmektedir. Yaşamının herhangi bir döneminde kanserle karşılaşan bireyde ilk ortaya çıkan bulgular ruhsal çöküntü, umutsuzluk ve depresif semptomlardır (2). Bireyin kanser tanısı aldıktan sonra depresyonun ortaya çıkma prevalansı %40 gibi oldukça yüksek bir oranla ifade edilmektedir (4). Bu nedenle bireye uygulanan kanser tedavisinin yanı sıra olumsuz ruhsal durumu yönetmenin önemi dikkat çekmektedir. Son zamanlarda yapılan araştırmalarda depresyonla mücadele öz-duyarlık kavramı dikkat çekmektedir. Ruhsal iyilik durumunun ilişkili olduğu faktörlerden öz-duyarlık düzeyinin, iyilik hali üzerindeki etkisinin oldukça yüksek olduğu belirtilmektedir (6). Öz-duyarlık, mutluluk, huzur, iyimserlik gibi ruh sağlığının olumlu boyutlarını güçlendiren ve bireyin ruhsal iyilik halini geliştiren bir kavramdır (7). Ruh sağlığını bozan depresif bulgulara öz-duyarlık kavramı ile yaklaşabilmek bireyin daha mutlu hissetmesini sağlamakta ve kendine karşı daha duyarlı davranış göstermesini desteklemektedir. Yapılan araştırmalar depresif semptomlar gösteren bireylerin daha önce öz-duyarlık deneyimlemediklerini ve ruhsal bozukluk yaşadıkları durumlarda öz-duyarlığın ortadan kalktığını ortaya koymuştur (8). Öz-duyarlıkları yüksek olan bireylerin mutluluk ve iyimserlik düzeyleri yüksektir. Ayrıca bu kişiler, pozitif ruhsal duruma sahiptirler (10). Bununla birlikte, öz-duyarlık koruyucu ruh sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır. Öz-duyarlığın akıl sağlığının bir yordayıcısı olduğu ve yüksek öz-duyarlığa sahip bireylerin düşük anksiyete, depresyon ve yüksek sosyal bağlılık gösterdiği görülmektedir (11). Böylece olumsuz duygular bireyin etkili ve uygun yollarla kendini, çevresini değiştirecek eylemleri benimsemesine yardımcı olan daha olumlu duygulara dönüştürülmektedir. Bu araştırmanın amacı kanserli hastalarda depresyon ve öz-duyarlık düzeylerinin hastaların bazı sosyodemografik ve hastalığa ilişkin tanıtıcı özelliklerine göre incelenmesi, depresyon ve öz-duyarlık arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Araştırmanın örneklemini, İstanbul'da özel bir vakıf üniversitesi hastanesinde 29 Şubat- 05 Mayıs 2019 tarihleri arasında hastanenin onkoloji, günübirlik kemoterapi, kemik iliği transplantasyonu servisinde kanser tanısı alarak tedaviye başvurmuş 22-65 yaş aralığındaki 100 hasta oluşturmuştur. Araştırmanın verileri ''Kanser Hastalarına Yönelik Tanıtıcı Bilgi Formu'', ''Öz-duyarlık Ölçeği Formu'' ve ''Beck Depresyon Ölçeği Formu'' ile toplanmıştır. Veriler; SPSS 20.0 programında, tanımlayıcı istatistiksel analizler (frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değer), Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis Varyans Analizi kullanılarak %95'lik güven aralığında ve p<0.05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda araştırmaya katılan hastaların; medeni duruma göre evli olanların öz-duyarlık düzeylerinin bekarlardan istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu (p<0,05), hastalık evresine göre 1. evrede olanların, tanı öncesine göre yaşantısının değiştiğini düşünenlerin, gelecek ile ilgili olarak bu süreci aşacağını düşünenlerin, tanı öncesi ve sonrası süreçte kendini mutlu–huzurlu hissedenlerin diğer gruplara göre öz-duyarlık düzeylerinin istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu (p<0,05), ailede kanser hikâyesi bulunma durumuna göre olanların, tanı alma süresine göre tanıdan itibaren 91 gün ve üstünde zaman geçenlerin istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek depresyon düzeyinin olduğu (p<0,05), tanı öncesi yaşantısına göre fark olduğunu düşünenlerin, gelecek ile ilgili düşüncesine göre endişeli olanların, öz-bakım ihtiyacını karşılayan kişiye göre ailesi tarafından karşılananların, kanser öncesi ve şimdiki duruma göre mutsuz ve endişeli olanların, hastalık evresine göre 4. evrede olanların depresyon düzeyinin istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu (p<0,05), beck depresyon ölçeği puan ortalaması ile öz-duyarlılık ölçeği puan ortalaması arasında istatiksel açıdan anlamlı, negatif yönde ve yüksek düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda kanser hastaları ile çalışan hemşirelerin, hastaların öz-duyarlık düzeylerini artırmaya yönelik bilgilendirilmesinin sağlanması, hastaların öz-duyarlık düzeyleri desteklenerek depresyon düzeylerinin azaltılması amacıyla lisans eğitiminde bu konunun öneminin vurgulanması, kanserli hastaların öz-duyarlığının artırılmasına yönelik farkındalık yaratmak için öz-duyarlık düzeylerinin rutin olarak ölçülmesinin sağlanması, öz-duyarlık ve depresyon düzeylerinin aileleri de içerecek şekilde aynı çalışmanın tekrarlanması, bekârların, 4. evre kanseri olanların, kanser süreci ile ilgili olumsuz duyguları fazla olanların öz-duyarlık düzeyleri düşük bulunduğundan uygulamada özellikle risk altında olan bu gruplara yönelik özel dikkat sarf edilmesi önerilebilir.

Özet (Çeviri)

The disease reality begins with the birth of man, and this struggle continues until his death. Cancer, one of the most common diseases today; It was first named by Hippocrates as 460-377“carcinoma”or“carcinoma”before Christ. Until recently, cancer was considered only as a physical disease and treatment was applied in that direction. However, today, one of the important factors in the fight against cancer is considered as the mental health dimension. The first symptoms that occur in an individual who encounters cancer in any period of his life are mental breakdown, hopelessness and depressive symptoms. The prevalence of depression after the individual is diagnosed with cancer is expressed with a rate of 40% rather high. Therefore besides the cancer treatment applied to the individual, the importance of managing the negative mental state is remarkable. In recent studies, the concept of self-compassion to combat depression is remarkable. It is stated that the level of self-compassion, which is one of the factors that the mental well-being is related, has a very high effect on the well-being. It is a concept that strengthens the positive dimensions of mental health such as self-compassion, happiness, peace and optimism and improves the mental well-being of the individual. Being able to approach depressive symptoms that impair mental health with the concept of self-compassion makes the individual feel happier and supports more sensitive behavior towards himself. Studies have shown that individuals with depressive symptoms have not experienced self-compassion before and self-compassion disappears when they experience mental disorders. Individuals with high self-compassion have high levels of happiness and optimism. In addition, these people have a positive mental state. However, self-compassion is of great importance for preventive mental health. It is seen that self-compassion is a predictor of mental health and individuals with high compassion show low anxiety, depression and high social connectedness. Thus, negative emotions are transformed into more positive emotions that help the individual to adopt actions that will change himself and his environment in effective and appropriate ways. The aim of this study is to investigate the levels of depression and self-compassion in patients with cancer according to some sociodemographic and disease-related descriptive characteristics, and to determine the relationship between depression and self-compassion. The sample of the study consisted of 100 patients between the ages of 22-65 who applied to the treatment in a private foundation university hospital in Istanbul between 29 February and 05 May 2019 with the diagnosis of cancer in the hospital's oncology, chemotherapy, bone marrow transplantation service. The data of the study were collected with“Introductory Information Form for Cancer Patients”,“Self-compassion Scale Form”and“Beck Depression Scale Form”. Data; In SPSS 20.0 program, descriptive statistical analyzes (frequency, percentage, mean, standard deviation, minimum and maximum value) were evaluated using 95% confidence interval (p<0.05) and significance level using Mann Whitney U test, Kruskal Wallis Variance Analysis. As a result of this study, the patients participating in the research; self-compassion levels of married people according to marital status were statistically significantly higher than singles (p<0.05), the self-sensitivity levels of those who are in the first stage according to the stage of the disease, those who think that their lives have changed according to the pre-diagnosis, those who think that they will overcome this process in relation to the future, and those who feel happy and peaceful before and after the diagnosis are statistically significantly higher than other groups (p <0,05), Those who think that there is a family history of cancer history, those who spend 91 days or more according to the time of diagnosis have a statistically significant high depression level (p <0.05), and those who think there is a difference in their pre-diagnostic life are worried according to their future thoughts. According to the person who meets self-care needs, those who are met by the family, those who are unhappy and anxious before the cancer and the current situation, those who are in the 4th stage according to the disease stage are statistically significantly higher (p <0.05). It was determined that there was a statistically significant, negative and high level relationship between beck depression scale mean and self-sensitivity scale mean. In this context, the nurses working with cancer patients are informed about increasing the self-sensitivity levels of patients, emphasizing the importance of this subject in undergraduate education in order to reduce depression levels by supporting the patients' self-sensitivity levels, and routine self-sensitivity levels in order to raise awareness for increasing the self-sensitivity of cancer patients. the same study including self-sensitivity and depression levels, families, single people, those with stage 4 cancer, since the self-sensitivity levels of those who have negative feelings about cancer process are low, it may be recommended to pay special attention to these groups, which are especially at risk in practice.

Benzer Tezler

  1. Hormon reseptör pozitif erken evre meme kanserinde adjuvan hormonal tedavinin depresyon, uyku kalitesi ve cinsel fonksiyon üzerine etkinliğinin araştırılması

    Investigation of the effectiveness of adjuvant hormonal treatment on depression, sleep quality and sexual function in hormone receptor positive early stage breast cancer

    YAĞMUR KINACI GÜMÜŞÇUBUK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    İç HastalıklarıAnkara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MEHMET ALİ NAHİT ŞENDUR

  2. Yetişkin onkoloji hastalarının yaşam kalitesi, kaygı ve beslenme durumlarının değerlendirilmesi

    Assesment of quality of life, anxiety and nutritional status in adult oncology patients

    GÖZDE ÖZGÜN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Beslenme ve DiyetetikBaşkent Üniversitesi

    Beslenme ve Diyetetik Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. PERİM FATMA TÜRKER

  3. Kanser hastalarının sosyal destek algısı ve yaşam kalitelerinin değerlendirilmesi (İki hastane örneği-Ankara)

    Evaluation of perceived social support and quality of life in cancer patients (Example of two hospitals-Ankara)

    MUSTAFA SONER YILMAZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2014

    Halk SağlığıAnkara Üniversitesi

    Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. BİRGÜL PİYAL

  4. Bireylerin kanser hastalığına ilişkin algıları

    Individuals' perceptions of cancer disease

    ASLI KAYA

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    Sağlık YönetimiSüleyman Demirel Üniversitesi

    Sağlık Yönetimi Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ERDAL EKE

    DOÇ. DR. GÖKHAN ABA

  5. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde 2000-2006 yıllarında tanı, tedavi ve izlemi yapılan meme kanserli hastaların hastalıklarının tanımlanması ve sağkalım durumları ile ilişkili faktörlerin belirlenmesi

    Descriptive characteristics of patients diagnosed, treated and followed for breast cancer at Dokuz Eylul Üniversity Hospital during 2000-2006 and determination of factors associated with survival

    MEHTAP KARTAL

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2012

    Halk SağlığıHacettepe Üniversitesi

    Halk Bilimi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SABAHAT TEZCAN