Malignite tanılı hastaların tanı süreci ve bu süreçte birinci basamağın yeri
Diagnosis process of malignant patients and the role of primary care in this process
- Tez No: 602540
- Danışmanlar: PROF. DR. SALİHA SERAP ÇİFÇİLİ
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Aile Hekimliği, Family Medicine
- Anahtar Kelimeler: Birinci basamak sağlık hizmetleri, Neoplazmlar, Teşhis, Primary health care, Neoplasms, Diagnosis
- Yıl: 2019
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Marmara Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Giriş ve amaç: Kanser Dünya'da ve ülkemizde en sık ikinci ölüm nedenidir. Artan insan nüfusu, yaşam süresinin uzaması ve dolayısıyla etyolojik nedenlere daha uzun süre maruz kalmak kanser insidansını artırmakta, gelecekte kanser yükünde büyük artışlar öngörülmektedir. Kanserlerin erken evrede teşhis edilmesi, mortalitenin azaltılması, sağkalım süresinin uzatılması, hastaların işlev ve hayat kalitesi kaybının en aza indirilmesi ve kanserin neden olduğu mali kayıpları azaltmak için anahtar rol oynamaktadır. Birinci basamak ulaşılabilirliği, kapsayıcı yaklaşımı ve toplum yönelimli hizmet vermesi nedeni ile kanser kontrolünde önemli bir avantaja sahiptir. Araştırmamızda amacımız kanser tanısı almış hastaların tanı sürecini incelemek, etki eden faktörleri belirlemek ve birinci basamağın bu sürece katkısını göstermektir. Yöntem: Çalışmamız tanımlayıcı tipte bir araştırmadır. Marmara Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çeşitli polikliniklerde 1 Şubat-31 Mayıs 2019 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırmamıza son altı ay içerisinde kanser tanısı almış, 18 yaş ve üzerindeki bireyler dahil edilmiş, veriler yüz yüze görüşme yöntemiyle doldurulan bir anket formu aracılığı ile toplanmıştır. Anket formunda hastaların sosyodemografik verileri, tanı anında varolan semptomları ve bu semptomlar ile tıbbi yardıma başvurma süreleri, sağlık sistemi basamaklarını kullanım alışkanlıkları sorgulanmıştır. Hastalara tanı sürecinde birinci basamak başvurusu yapıp yapmadığı, kesin kanser tanısının nerede konulduğu ve tanının kesinleşmesinin ne kadar zaman aldığı sorulmuştur. Hastaların tanı sürecinin uzunluğuna etki ettiğini düşündükleri aşamalar ve kanser taraması geçmişi de sorgulanmıştır. Elde edilen veriler tanımlayıcı ve karşılaştırmalı olarak analiz edilmiş, p<0,05 ise istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Araştırmamıza yaş ortalamasının 55 olduğu 176 hasta katılmıştır. Katılımcıların %60,2'si erkektir. En sık kanser türleri akciğer (%19), kolorektal (%18), meme (%125), mide (%9) ve pankreas kanseridir. Hastaların teşhis süresi ortanca değeri 30 gün olup Avrupa verileri ile uyumlu bulunmuştur. Hastaların hematokezya (2 gün), hemoptizi (30 gün), bulantı/kusma (12 gün) ve ele gelen kitle şikayetleri (30 gün) ile başvurusunun diğer semptomlardan daha hızlı olduğu görülmüştür. Hastaların semptomlarını çoğunlukla doğal nedenlerle ve var olan viiikronik hastalıklarıyla ilişkilendirdiği, kendiliğinden geçeceğini düşünerek beklediği görülmüştür. Araştırmamızda katılımcıların sadece %44,9'u öncelikle birinci basamak sağlık hizmetini kullandığını belirtmiştir. Tanı anında var olan semptomları ile daha önce ASM başvurusu olan hastaların tanı süreleri ve tanı evreleri incelenmiş, başvurusu olmayan hastalarla arasında anlamlı farklılık saptanmamıştır. Hastaların kanser taraması yaptırma oranlarının da oldukça düşük olduğu saptanmıştır. Sonuç: Araştırmamızda hastaların kanser tanı süreçleri incelenmiş, ortalama tanı süresinin kanser tanısının hızlandırılması için programların uygulandığı Avrupa ülkelerine yakın olduğu bulunmuştur. Avrupa verilerinin aksine çalışmamızda birinci basamak başvurusunun tanı sürecine olumsuz bir etkisi saptanmamıştır. Ülkemizde sevk sisteminin uygulanmaması, hastaların istediği basamağa başvurabilmesi ve görüntüleme tetkiklerinin daha yoğun kullanılmasının kanser tanı süresine etki ettiği düşünülmektedir. Katılımcıların semptomlarını değerlendirme de yetersiz kaldıkları ve kanser tarama oranlarının düşük olduğu saptanmış olup, bu durum ülkemizde kanser farkındalığının düşük olduğunun bir belirteci olarak değerlendirilebilir. Birinci basamağın kullanım oranlarının artırılması, çalışma şartlarının iyileştirilmesi ülkemizde koruyucu hizmetlerin uygulanma oranını artıracak ve kanser kontrolüne de katkı sağlayacaktır
Özet (Çeviri)
Introduction and aim: Cancer is the second most common cause of death in the world and in our country. Increased human population, prolongation of life expectancy and therefore longer exposure to etiological factors increase the incidence of cancer, and large increases in cancer burden are predicted in the future. Early diagnosis of cancers has a key role in reducing mortality, prolonging survival, minimizing patients loss of function and quality of life, and reducing financial losses caused by cancer. Primary care has an important advantage in cancer control because of its accessibility, comprehensive approach and community oriented service. The aim of this study is to investigate the diagnosis process of cancer patients, to determine the factors affecting this process and to show the contribution of primary care. Materials and methods: Our research has conducted in various polyclinics of Marmara Univercty Pendik Training and Research Hospital, between February 1 and May 31, 2019. Individuals who aged over 18 and diagnosed with cancer in the last six months included to this study and the data collected through a questionnaire filled in by face to face interview method. In the questionnaire, sociodemographic data of the patients, symptoms that existed at the time of diagnosis and the duration of applying for medical help, habits of use of healthcare system steps were asked. The patients were asked whether they applied to primary care in the diagnosis process, where the definitive cancer diagnosis was made and how long it took for the diagnosis to be finalized. The stages that the patients thought to affect the length of the diagnostic process and the history of cancer screening were also questioned. The data obtained analyzed descriptively and comparatively, and p <0.05 was considered statistically significant. Results: 176 patients with a mean age of 55 participated in the study. 60.2% of the participants were male. The most common types of cancer are lung (19%), colorectal (18%), breast (125%), stomach (9%) and pancreatic cancer. The median duration of diagnosis was 30 days and was consistent with European data. It was observed that patients presented with hematocesia (2 days), hemoptysis (30 days), nausea / vomiting (12 days) and palpable mass complaints (30 days) were faster than other xsymptoms. It was found that the patients mostly relate their symptoms to natural causes and existing chronic diseases, and thought that they would resolve spontaneously. The symptoms at the time of diagnosis and the duration of the diagnosis and the stages of the diagnosis of the patients who had previously applied for ASM were examined. The cancer screening rates of the patients were also found to be very low. Conclusion: In our study, cancer diagnosis processes of the patients were examined and it was found that the average diagnosis time was close to European countries. Contrary to European data, our study did not detect a negative effect of primary care on the diagnosis process. It is thought that the lack of referral system in our country, the patients application to the desired step and the more intensive use of imaging tests affect the duration of cancer diagnosis. The participants were inadequate in evaluating their symptoms and cancer screening rates were low, which can be considered as a marker of low cancer awareness in our country. Increasing the utilization rates of primary care and improving working conditions will increase the rate of application of protective healthcare services in our country and contribute to cancer control.
Benzer Tezler
- Yoğun bakımda takip edilen interstisyel akciğer hastalarında prognoz, risk faktörleri ve mortalite
Prognosis, risk factors and mortality in patients with interstitial lung disease followed in the intensive care unit
SILA BEGÜM GÖLCÜK GÖK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
Göğüs HastalıklarıAnkara ÜniversitesiGöğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. AKIN KAYA
- Hastanede yatırılarak tedavi edilen çocuklarda malnütrisyonun hastanede yatış süresi üzerine etkisi
The effect of malnutrition on length of stay in hospitalized children
AYHATUN TOPAL
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2019
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ORKUN TOLUNAY
- Hematolojik malignitesi olan çocuk-ergen ve ebeveynlerinin yaşam kalitesi algıları, ebeveynlerin depresyon düzeylerinin incelenmesi
The perception of quality of life of child-adolescents with hematologic malignancy and of their parents and investigation of depresion levels of parents
SİNEM CANSEVER
- Diferansiye tiroid karsinomlu hastalarda preoperatif tiroglobulin ve antitiroglobulin düzeylerinin postoperatif dönemde takibi ve prognoza etkisi
The effect of preoperative thyroglobulin and antithyroglobulin levels on postoperative follow-up and prognosis in patients with differentiated thyroid carcinoma
İREM NEDİRLİ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
İç HastalıklarıÇukurova Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MEHTAP EVRAN OLGUN
- Çocuk immünoloji-romatoloji servisine yatan hastalarda malnütrisyonun değerlendirilmesi
Malnutrition evaluation at children who hospitalized in pediatric immunology and rheumatology department
SEBLA GÜNEŞ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2019
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıEge ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. GÜZİDE AKSU