Geri Dön

Bipolar bozuklukta mevsimsellik ve klinik özellikler ile ilişkisi

Seasonal pattern in bipolar disorder and its relationship with clinical features

  1. Tez No: 582893
  2. Yazar: YUSUF ZİYA ÖZDEMİR
  3. Danışmanlar: PROF. DR. SİMAVİ VAHİP
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Psikiyatri, Psychiatry
  6. Anahtar Kelimeler: Bipolar bozukluk, mevsimsellik, mevsimsel örüntü, klinik özellikler, seyir, tedavi, Bipolar disorder, seasonality, seasonal pattern, clinical features, course, treatment
  7. Yıl: 2018
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ege Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Psikiyatri Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

GİRİŞ: Bipolar bozukluk hastalarında mevsimsel değişikliklerin klinik özellikler, seyir ve tedavi üzerine etkileri olduğu eski çağlardan beri bilinmektedir. Çeşitli sınıflandırma sistemlerinde mevsimsel örüntü ile ilgili farklı betimlemeler olduğu görülmektedir. Bu sınıflamalardan en yenisi olan DSM 5'in betimlemesini kullanarak mevsimsel örüntünün klinik özelliklerle ilişkisini araştıran çalışma sayısı çok azdır. Bu konuda yapılacak araştırmalar, konuya yeni açıklamalar ve yaklaşımlar getirme potansiyeline sahiptir. AMAÇ: Bu çalışmada DSM 5 ölçütlerine göre mevsimsel seyir gösteren bipolar bozukluk tanılı hastalarla mevsimsel seyir göstermeyen hastaların klinik özellikler açısından farklılıklarının araştırılması amaçlanmıştır. YÖNTEM: Çalışma 4 Ocak 2018 – 30 Nisan 2018 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. EÜTF Psikiyatri Anabilim Dalı Affektif Hastalıklar Birimi'nde izlenmekte olan ya da yataklı servislerden iyileşerek taburculuğu planlanan, DSM 5'e göre bipolar bozukluk tanısı almış ve remisyonda olan, geçerli ve güvenilir bilgi vermeyi engelleyecek bir bozukluğu olmayan, birden fazla aynı türde duygudurum epizodu yaşamış ve gönüllü olur veren ardışık her hasta çalışmaya alındı. Hastalar ve yakınlarıyla görüşme, alım ölçütlerinin karşılanıp karşılanmadığına karar verme, tanı koyma ve klinik bilgiler toplama süreçleri iki psikiyatrist (Y.Z.Ö ve Ö.İ.K.) tarafından gerçekleştirildi. Geriye dönük olarak toplanan bilgilerin güvenilirliğini ve niteliğini artırmak üzere olası tüm bilgi kaynaklarına ulaşılmaya ve kullanılmaya çalışıldı. Hasta, en az bir yakını ve hastaya ait ulaşılabilen tüm kayıt ve belgeler değerlendirilen başlıca bilgi kaynaklarıydı. İlk adımda toplanan bilgilerle her hasta için bir yaşam çizelgesi (life chart) oluşturuldu. Hem bu çizelgenin hem de çalışma ekibi tarafından hazırlanan Veri Toplama Formu'nun (Ek-2) yardımıyla gerekli sosyodemografik, klinik ve tedavi ile ilişkili bilgiler toplandı. BULGULAR: Çalışmaya 104 hasta alındı. Hastaların %57,7'si kadın, %42,3'ü erkekti. DSM 5 mevsimsel örüntü betimlemesine göre hastaların %4,8'inde depresyon, %1,9'unda mani ve %1,9'unda hipomani epizodları ile ilişkili mevsimsel örüntü belirlendi. DSM 5 mevsimsel örüntü belirleyici ölçütlerinden C ölçütündeki 'son iki yıl' ifadesi yerine 'yaşam boyu herhangi ardışık iki yıl' kullanılarak yapılan değerlendirmede hastaların %23,1'inde depresyon epizodları ile ilişkili, %15,4'ünde mani epizodları ile ilişkili ve %4,8'inde hipomani epizodları ile ilişkili mevsimsel örüntü belirlendi. Özgün DSM 5 ölçütüne göre belirlenen mevsimsel örüntülü hasta sayısının azlığı kapsamlı istatistiksel değerlendirme yapmaya olanak vermedi. Öte yandan C ölçütünde yapılan değişiklik ile belirlenen mevsimsel örüntü gösteren hastalar ile mevsimsel örüntü göstermeyen hastalar, sosyodemografik, klinik ve tedavi özellikleri yönünden karşılaştırıldılar. Bu karşılaştırmalardan elde edilen sonuçlar şunlardır: Depresyon epizodları ile ilişkili mevsimsel örüntü gösteren hastalarda yaşam boyu depresif epizod sayısı (p<0,01), depresif epizodlarından herhangi birinde atipik özellikler belirlenen hastaların oranı (p=0,019), toplam epizod sayısı (p<0,01), epizodlar arası kalıntı belirti belirlenen hastaların oranı (p=0,006), depresif nitelikte kalıntı belirti belirlenen hastaların oranı (p<0,01) ve ortalama epizod sıklığı (p=0,032) istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek bulundu. Döngü uzunlukları ortalaması ise depresyon epizodları ile ilişkili mevsimsel örüntü gösteren hastalarda istatistiksel olarak anlamlı düzeyde (p=0,014) daha düşük bulundu. Mani ve hipomani epizodları ile ilişkili mevsimsel örüntü gösteren hastalarda yaşam boyu toplam manik epizod sayısı (p=0,02), toplam epizod sayısı (p=0,042), mani baskın tip oranı (p=0,018) ve hastane yatış sayısı (p=0,018) mevsimsel örüntü göstermeyen hastalardan istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulundu. Öte yandan mani/hipomani ile ilişkili mevsimsel örüntü gösteren hastalarda hastalık başlangıç yaşı istatistiksel olarak anlamlı düzeyde (p=0,023) düşüktü. Depresyon, mani ve hipomani, yani 'herhangi bir epizod' ile ilişkili mevsimsel örüntü belirlenen hastalarda mevsimsel örüntü belirlenmeyen hastalara kıyasla yaşam boyu depresif epizod sayısı (p=0,013), yaşam boyu manik epizod sayısı (p=0,001), depresif epizodlarından herhangi birinde atipik özellikler (p=0,003) ve melankolik özellikler belirlenen hastaların oranı (p=0,025), toplam epizod sayısı (p<0,01), ortalama epizod sıklığı (p=0,012), epizodlar arası kalıntı belirti belirlenen hastaların oranı (p=0,034), hastane yatış sayısı (p=0,01) ve DMİ egemenliğinde seyir örüntüsü belirlenen hasta oranı (p=0,025) istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulundu. SONUÇ: Çalışmamızın birincil amacı olmasa da belki de en önemli sonucu DSM 5 mevsimsel örüntü ölçütlerinden C ölçütündeki kısıtlayıcı betimlemeyi göstermesidir. Bir diğer önemli sonuç mevsimsel örüntü gösteren bipolar bozukluk hastalarının mevsimsel örüntü göstermeyen hastalara kıyasla klinik özellikler, seyir ve tedavi özellikleri açısından pek çok farklılık taşıdığının gösterilmiş olmasıdır. Bu farklılıkların göreli daha ağır epizod özellikleri ve klinik gidiş ile ilişkili olabileceği düşünülebilir. Ancak çalışmanın üçüncül merkez niteliğindeki tek bir merkezde yapılmış olması sonuçların genellenebilirliğini kısıtlamaktadır. Konunun, bipolar bozukluk popülasyonunu daha iyi temsil eden örneklem ile daha ileri çalışmalarla ele alınmasına gereksinim olduğu açıktır.

Özet (Çeviri)

INTRODUCTION: Since ancient times, it has been known that seasonal changes have effects on clinical features, course and treatment of patients with bipolar disorder. The term seasonal pattern is described differently in various classification systems. The number of studies investigating the relation of seasonal pattern with clinical features using description in the DSM 5, the latest of these classifications, is very limited. Studies in this area have the potential to arise new explanations and approaches. OBJECTIVE: The aim of this study was to investigate the differences in clinical features between bipolar disorder patients with and without seasonal pattern according to the DSM 5 criteria. METHODS: The study was conducted in Affective Disorders Unit in Ege University School of Medicine, Department of Psychiatry between 4 January 2018 and 30 April 2018. Every consecutive patient who admitted to the outpatient clinic as well as recovered hospitalized patients who were planned to be discharged was screened for eligibility. Patients who were diagnosed with bipolar disorder according to the DSM 5 criteria, had experienced more than one same kind of mood episode, gave informed consent and did not have a disorder that would preclude giving valid and reliable information were recruited to the study. The processes of interviewing patients and their relatives, diagnosing the patient, deciding whether the inclusion criteria were met and collecting clinical information were done by two psychiatrists (Y.Z.Ö. and Ö.İ.K.). All possible sources of information were tried to be accessed and used in order to increase the reliability and quality of the information collected retrospectively. Primary sources for information were patient, at least one relative of patient, and all available medical records and documents. As a first step a life chart was formed with the gathered information for each patient. The necessary sociodemographic data, clinical information and treatment related information were collected with the guidance of the life chart and the Data Collection Form (Annex 2) prepared by the study team. RESULTS: One hundred and four patients were included in the study. The percentage of female patients was 57.7 while the percentage of male patients was 42.3. A seasonal pattern was associated with depressive episodes in 4.8%, with manic episodes in 1.9% and with hypomanic episodes in 1.9% of patients according to the seasonal pattern description in the DSM 5. When“any two consecutive years”criterion was used instead of the“last two years”in criterion C of the seasonal pattern description in the DSM 5, depressive episodes associated seasonal pattern rate was 23.1%, manic episodes associated seasonal pattern rate was 15.4% and the hypomanic episodes associated seasonal pattern rate was 4.8% among patients. Since there were only very few patients fulfilling DSM 5 seasonal pattern criteria this did not allow us to have comprehensive statistical analyses with these data. On the other hand, sociodemographic, clinical and treatment characteristics of patients were compared between two groups: patients with and without seasonal pattern after the change in criterion C. Results from these comparisons are as follows: The following characteristics were found to be significantly higher among patients who have depressive episodes associated seasonal pattern in compare to patients who have not depressive episodes associated seasonal pattern: number of lifetime depressive episodes (p<0.01), rates of patients who have atypical features in any of their depressive episodes (p=0.019), total number of mood episodes (p<0.01), rates of patients who have residual symptoms between episodes (p=0.006), rates of patients who have residual depressive symptoms (p<0.01) and mean frequency of mood episodes (p=0,032). Mean cycle lengths were significantly lower (p=0.014) in patients with depressive episodes associated seasonal pattern. The following characteristics were found to be significantly higher among patients with manic or hypomanic episodes associated seasonal pattern compare to patients without any manic or hypomanic episodes associated seasonal pattern: total number of manic episodes (p=0,02), total number of mood episodes (p=0,042), manic predominant polarity (p=0,018) and number of hospitalizations (p=0,018). On the other hand, the age of onset of illness in patients with manic or hypomanic episodes associated seasonal pattern was significantly lower (p = 0.023). Several characteristics were found to be significantly higher among patients with any kind of mood episode (depressive, manic or hypomanic) associated seasonal pattern compare to patients without any seasonal pattern. These are number of lifetime depressive episodes (p=0.013), number of lifetime manic episodes (p=0.001), rates of patients who have atypical features in any of their depressive episodes (p=0.003), rates of patients who have melancholic features in any of their depressive episodes (p=0.025), total number of mood episodes (p<0.01), mean frequency of mood episodes (p=0,012), rates of patients who have residual symptoms between episodes (p=0.034), number of hospitalizations (p=0.01) and rates of patients who have predominantly DMI pattern of course (p=0.025). CONCLUSION: Perhaps, the most important result, though not the primary aim of our study, is showing that criterion C of seasonal pattern in the DSM 5 has a restrictive description. Another important result is that bipolar disorder patients with seasonal pattern show many differences in clinical features, course and treatment characteristics compared to patients without seasonal pattern. These differences may be related to relatively more severe episode features and clinical course. However, the fact that the study conducted at a single centre with tertiary centre characteristics, limits the generalizability of the results. It is clear that there is a need for further studies with samples that better represent the bipolar disorder population.

Benzer Tezler

  1. Bipolar ı bozuklukta duygulanım değişkenliği'nin ilişkili olduğu klinik özellikler ile dürtüsellik ve agresyonla korelasyonu

    Clinical characteristics related to affective lability and its relationship with aggression and impulsivity in bipolar i disorder

    ERSİN UYGUN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2016

    PsikiyatriSağlık Bakanlığı

    Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. OYA GÜÇLÜ GÖNÜLLÜ

    DOÇ. DR. MURAT ERKIRAN

  2. Bipolar bozukluk tanılı hastalar, sağlıklı kardeşleri ve sağlıklı kontrollerin kronotip ve mizaç özellikleri açısından karşılaştırılması

    Comparison of choronotype and temperament characteristics of bipolar disorder patients, their healthy siblings and healthy controls

    ÖZGE GÜREL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Psikiyatriİstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa

    Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ÖMER FARUK DEMİREL

  3. Bipolar bozuklukta baskın polaritenin klinik bulgular ve hastalık seyri üzerine etkileri

    The effect of predominant polarity on clinical findings and the course of bipolar disorder

    FATMA BAŞAK ÇOĞALMIŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2014

    PsikiyatriSağlık Bakanlığı

    Psikiyatri Ana Bilim Dalı

    DR. NESRİN BUKET TOMRUK

  4. İntihar girişimi olan ve olmayan bipolar bozukluk 1 tanılı hastaların, kronobiyoloji, dürtüsellik ve klinik değişkenler açısından karşılaştırılması

    Başlık çevirisi yok

    MUSTAFA GÜNEŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    PsikiyatriSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ENGİN EMREM BEŞTEPE

  5. Bipolar bozukluk tanılı hastalarda uyku kalitesinin değerlendirilmesi

    Assessment of sleep quality in bipolar euthymic patients

    NECLA KESKİN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2016

    PsikiyatriÇukurova Üniversitesi

    Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. NURGÜL ÖZPOYRAZ