Geri Dön

Opiyat kullanım bozukluğu olan hastalarda yatarak tedavi programı terkini yordayan; Sosyodemografik, klinik ve sosyal özelliklerin incelenmesi

Evaluation of sociodemographic, clinical and socialfeatures of the drop out from inpatient treatmentprogram in patients with opiate use disorder

  1. Tez No: 571836
  2. Yazar: RAHİME DİCLE ÇETİNER AKGÜL
  3. Danışmanlar: UZMAN MURAT YALÇIN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Psikiyatri, Psychiatry
  6. Anahtar Kelimeler: Opiyat kullanım bozukluğu, tedavide kalma, tedavi terki, psikiyatrik eş tanı, madde kullanımı, Aşerme, Hastaneye yatırma, Madde bağımlılığı, Madde kullanım bozuklukları, Opiyat alkaloidleri, Sosyal özellikler, Sosyodemografik özellikler, Tedavi, Tedavi reddi, Tedaviye bağlılık ve uyum, Opioid use disorder, treatment retention, drop out, psychiatric comorbidity, substance use, Craving, Hospitalization, Drug addiction, Substance-related sdisorders, Opiate alkaloids, Social properties, Socio-demographic characteristics, Treatment, Treatment refusal, Treatment adherence and compliance
  7. Yıl: 2019
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İstanbul Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş ve Amaç: Opiyat kullanım bozukluğu kronik, nükslerle seyreden bir psikiyatrik bozukluktur ve giderek yaygınlaşmaktadır. Tedavide kalma; opiyat bağımlılığı araştırmalarında tedavi başarısının önemli bir kriteridir. Tedavi terki ise; tedavinin etkinliğini sınırlar, nüks olasılığını arttırır. Hem birey hem de toplum için girerek artan yasal ve finansal sorunları da beraberinde getirir. Araştırmamız yatarak tedavi gören opiyat kullanım bozukluğu olan hastalarda tedavide kalma oranını belirlemek ve tedavi terkiyle ilişkili sosyodemografik, klinik ve sosyal özellikleri incelemek amacıyla tasarlanmıştır. Araştırmamız amacı; tedavi terkine neden olan etmenlerin belirlenmesi ve bu sayede tedavi sürecinin daha etkin yönetimidir. Araştırmamız bildiğimiz kadarıyla yatarak tedavi gören opiyat kullanım bozukluğu tanılı hastalarda, tedavi terkini neden olan faktörleri inceleyen ülkemizdeki ilk araştırma olması açısından da önemlidir. Yöntem: Araştırmamız prospektif kısa izlem araştırmasıdır. SBÜ Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Alkol Madde Bağımlılığı Araştırma Tedavi ve Eğitim Merkezi'nde (AMATEM) yatarak tedavi gören, DSM-5 ölçütlerine göre opiyat kullanım bozukluğu tanısı alan 136 hasta alınmış, dahil etme kriterlerine uygun ve bilgilendirilmiş onam vermeyi kabul eden 115 hasta ile devam edilmiştir. Hastaların sosyodemografik ve klinik verileri araştırmacı tarafından toplanmıştır. Eşlik eden psikiyatrik tanıların tespit edilmesi amacıyla SCID-I (DSM IV Eksen I Bozuklukları İçin Yapılandırılmış Klinik Görüşme) uygulanmıştır. Çalışmamıza alınan hastalara araştırmacılar tarafından oluşturulan Sosyodemografik Veri Formu, Bağımlılık Profili İndeksi (BAPİ), Madde Aşerme Ölçeği (MAÖ), Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ), Değişime Hazır Olma ve Tedavi İsteği Ölçeği (SOCRATES-M), Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ), UPPS Dürtüsel Davranış Ölçeği, Erişkin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Ölçeği (Turgay) uygulanmıştır. Bulgular: Araştırmamızda % 44,6 kişinin yatarak tedavi programını terk ettiği görülmüştür. Tedaviyi terk eden ve tedavide kalan hastalardan oluşan iki grup arasında sosyodemografik özellikler açısından anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Klinik özellikler açısından, eşlik eden psikiyatrik tanısı olanlarda tedavi terki anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0,05). Düzenli Amatem poliklinik başvurusu olmayan hastalarda tedavi terki anlamlı derecede yüksek saptanmıştır (p<0,05). BAPİ“Şiddetli İstek”alt ölçeğinin tedaviyi terk eden grupta anlamlı olarak yüksek olduğu ve tedavi terkini yordadığı saptanmıştır. Gruplar arasında aşerme, motivasyon algılanan stres, algılanan sosyal destek, dürtüsellik açısından anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Tartışma ve Sonuç: Araştırma bulguları incelendiğinde; opiyat kullanım bozukluğu tanısıyla yatarak tedavi gören hastalarda tedavi terk oranlarının azaltılması için, yatarak tedavi süresinin 21 gün gibi görece kısa bir süre olması nedeniyle hastaların yatış öncesi poliklinik takiplerinde psikiyatrik eş tanılarının tedavisinin önemli olduğunu görülmektedir. Bunun yanı sıra hastaların ayaktan opiyat kullanım bozukluğu tedavi sürecine uyumunun yatarak tedavi öncesinde değerlendirilmesinin tedavide kalma oranları açısından önemli katkı sağlayacağını göstermektedir. Araştırma bulguları arasında aşerme ile ilişkili olan BAPİ“Şiddetli İstek”alt ölçeğinin tedavi terkini yordayan tek etmen olduğu saptanmıştır. Bu durumun“Şiddetli İstek”alt ölçeğinin Madde Aşerme Ölçeğinden farklı olarak son bir hafta içindeki kullanımı sıklığını da sorgulaması ile ilişkili olduğunu düşündürmektedir.

Özet (Çeviri)

Introduction and Objective: Opiate use disorder is a chronic, recurrent psychiatric disorder and it is increasingly common. Treatment retention is an important criterion of treatment success in opiate addiction studies. Drop-out from treatment limits the effectiveness of treatment, increases the rates of relapse. High dropout rates lead alsı to legal and financial problems for both the individual and society. The aim of this study was to determine the rate of inpatient treatment retention in opiate use disorder and to investigate the sociodemographic, clinical and social characteristics associated with drop-out. The purpose of our research; to determine the factors that cause treatment drop-out and thus more effective management of the treatment process. To our knowledge, our study is also important in terms of being the first study in our country to investigate the factors that cause treatment dropout on patients diagnosed with opiate use disorder in inpatient clinic. Method: Our research is a prospective short term follow-up research. In Erenköy Mental and Neurological Diseases Training and Research Hospital AMATEM (Alcohol Substance Treatment Center), 136 patients diagnosed with opiate use disorder according to the DSM-5 criteria were included in study and according to the inclusion criteria 115 patients agreed to give informed consent inpatient treatment program. Sociodemographic and clinical data were collected by the researcher. SCID-I (Structured Clinical Interview for DSM-IV Axis I Disorders) was applied to identify the comorbid psychiatric diagnoses. The Sociodemographic and Clinical Variables that accepted the participation were applied to the data form prepared for this study, Adult ADD/ADHD DSM IV- Based Diagnostic Screening and Rating Scale (TURGAY), Addiction Profile Index (BAPI), Penn Alcohol Craving Scale- Revised Version (Substance Craving Scale), The Stages of Change Readiness and Treatment Eagerness Scale (SOCRATES-M), Perceived Stress Scale (PSS), Perceived Social Support, UPPS Impulsive Behaviour Scale (UPPS). Results: In our study, it was reported that 44.6% of the participants drop-out from inpatient treatment program. There were no significant differences in sociodemographic characteristics between the two groups who drop-out from the treatment and who complete the treatment. In terms of clinical features, treatment drop-out was significantly higher in patients with comorbid psychiatric diagnosis (p <0.05). Treatment drop-out was significantly higher in patients without regular Alcohol Substance Treatment Center outpatient visits (p <0.05). Addiction Profile Index (BAPİ)“craving”subscale was found to be significantly higher in the group who drop-out from the treatment and this subscale was found to predict treatment drop-out. There was no significant difference between the groups in terms of other scales on craving, motivation, perceived stress, perceived social support and impulsivity. Discussion and Conclusion: When the research results were evaluated; in order to decrease the rate of dropout in inpatients with the diagnosis of opiate use disorder, it is seen that the treatment of psychiatric comorbidities is important in the outpatient follow-up of the patients because the duration of inpatient treatment is as short as 21 days. In addition, to evaluate the compliance of outpatient visits of the patients with opiate use disorder before inpatient treatment will make an important contribution to the treatment process and the rate of treatment retention. Among the results of the study, BAPI“craving”subscale, was the only predictor of treatment drop-out. This suggests that the“craving”subscale questioned the frequency of its use in the past week, unlike the Substance Craving Scale.

Benzer Tezler

  1. Deneysel spinal kord yaralanmalarında farklı ilaç gruplarının etkileri

    Başlık çevirisi yok

    ZEKAİ SEÇKİN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1990

    NöroşirürjiGazi Üniversitesi

    Nöroşirürji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HIZIR ALP

  2. Terminal kanser ağrısında epidural morfin tedavisi

    Başlık çevirisi yok

    ZÜBEYR ÖZALP

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1991

    OnkolojiDicle Üniversitesi
  3. Kinetic and equilibrium binding analysis of sheep brain opioid receptors

    Koyun beyni opat reseptörlerinin kinetik ve denge hali bağlanma analizleri

    HOMA MAHBOOBİ

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    1992

    BiyokimyaOrta Doğu Teknik Üniversitesi

    DOÇ. DR. MERAL YÜCEL

  4. Characterization of bovine brain opioid receptors by (3H)-Naloxone binding

    (3H)-Naloxone bağlanması yöntemi ile sığır beyni opiat reseptörlerinin karakterizasyonu

    NAZİLA POURRASTEGAR

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    1992

    BiyokimyaOrta Doğu Teknik Üniversitesi

    DOÇ. DR. MERAL YÜCEL