Geri Dön

Trombositopenili gebelerin takibi ve doğum şekli açısından karşılaştırılması

Management of pregnant women with thrombocytopenia and comparison of the mode of delivery

  1. Tez No: 553402
  2. Yazar: BİLGE GÖKTAŞ
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. CEMAL REŞAT ATALAY
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Obstetrics and Gynecology
  6. Anahtar Kelimeler: Gebelik, trombositopeni, ITP, Doğum, Pregnancy, thrombocytopenia, ITP, Delivery
  7. Yıl: 2019
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş: Trombositopeni, gebelik sırasında anemiden sonra en sık karşılaşılan hematolojik komplikasyon olup tüm gebeliklerin %6-10'da izlenmektedir. Birçok durumda trombositopeni gebede ve fetusta herhangi bir olumsuz etki oluşturmazken, fetusun ve annenin hayatını tehdit eden boyutlara da ulaşabilmektedir. Amaç:Bu çalışmada trombositopeni nedeniyle takip edilen gebelerin, takiplerinde ortaya çıkan farklılıkları belirlemeyi ve doğum şekli açısından farklılık olup olmadığını saptamayı amaçladık. Gereç ve yöntem: Çalışma Ocak 2010 ve Ocak 2019 tarihleri arasında kliniğimize başvuran ve trombositopeni nedeniyle takip edilen 150 gebe hasta arasında yapıldı. Takibe gelmeyen 7 hasta ve dış merkezde doğum yapan 6 hasta çalışma dışı bırakıldı. Bulgular: Hastaların %43.1'inde gestasyonel trombositopeni, %32.1'inde ITP, %8'inde preeklampsi, %6.6'sında psödotrombositopeni, %2.9'unda lenfoproliferatif hastalık, %2.2'sinde eklampsi, %2.2'sinde HELLP, %1.5'inde talasemi taşıyıcılığı ve 1'er kişide maternal malignite ve aplastik anemi görülmüştür. Doğum şekline göre trombositopeni dağılımları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmaktadır (p:0.001; p<0.05). Gestasyonel trombositopeni ve ITP tanılı hastalarda vajinal doğum daha sık görülürken, gestasyonel hipertansif hastalıklar nedeniyle takip edilen hastalarda sezaryen ile doğum daha sık görülmektedir. Doğum şekline göre doğum öncesi hemoglobin ve hematokrit düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmazken (p>0.05); Vajinal doğum yapan hastaların doğum sonrası hemoglobin ve hematokrit düzeyleri, Sezaryen doğum yapan hastalardan istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksektir (p:0.003; p2:0.008; p<0.05). Doğum şekline göre doğum öncesi platelet düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmazken (p>0.05); Vajinal doğum yapan hastaların doğum sonrası platelet düzeyleri, Sezaryen doğum yapan hastalardan istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşüktür (p:0.039; p<0.05). Sezaryen doğum yapan hastalarda eritrosit transfüzyonu ihtiyacı görülme oranı (%13.9), Vajinal doğum yapan hastalardan (%3.1) daha yüksek olmakla birlikte, bu farklılık anlamlılığa yakın ancak istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p>0.05). Vajinal doğum yapan hastaların %23.1'inde, Sezaryen doğum yapan hastaların %27.8'inde platelet transfüzyonu ihtiyacı görülmüş olup, aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p>0.05). Trombositopeni sınıflamasına göre eritrosit transfüzyonu ihtiyacı görülme oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p>0.05). Ağır trombositopenili hastalarda platelet transfüzyonu ihtiyacı görülme oranı (%92.6), hafif (%0) ve orta (%11.6) trombositopenili hastalardan anlamlı şekilde yüksektir (p:0.000; p<0.05). Hafif ve orta trombositopenili hastalar arasında platelet transfüzyonu ihtiyacı görülme oranları açısından anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p>0.05). Sonuç:Trombositopeni nedeniyle takip edilen gebelerin çoğunda rutin obstetriyle ilişkili bakım dışında ek girişime gerek yoktur. Çalışmamızda normal doğum yapan hastaların doğum sonrası hemoglobin ve hematokrit düzeylerinin sezaryen ile doğum yapan hastalara kıyasla istatistiksel olarak daha yüksek saptanmasına karşın, doğum sonrası trombosit düzeylerinin daha düşük saptanması, yalnızca trombositopeniye göre doğum şekline karar verilmemesi gerektiğini göstermektedir. Bu nedenle trombositopeni nedeniyle takip edilen gebelerde doğum şekline obstetriyle ilişkili endikasyonlara göre karar vermek daha doğru olacaktır.

Özet (Çeviri)

İntroduction: Thrombocytopenia is the most common hematologic complication after anemia during pregnancy and is observed in 6-10% of all pregnancies. In many cases, thrombocytopenia has no adverse effects on the fetus and the mother, but it can also reach the life-threatening dimensions of the fetus and mother. Objective: In this study, pregnant women who were followed because of thrombocytopenia, we aimed to determine whether there are differences in terms of identifying the differences that emerged in follow-up and mode of delivery. Methods:The study was conducted between January 2010 and January 2019 in 150 pregnant women who were admitted to our clinic with thrombocytopenia. 7 patients who did not come to the follow-up and 6 patients who gave birth in the external center were excluded from the study. Results: 43.1% of the patients had gestational thrombocytopenia, 32.1% ITP, 8% preeclampsia, 6.6% pseudothrombocytopenia, 2.9% lymphoproliferative disease, 2.2% eclampsia, 2.2% HELLP, 1.5% thalassemia, Maternal malignancy and aplastic anemia were observed in 1 patient.There was a statistically significant difference between thrombocytopenia distribution according to the delivery type (p: 0.001; p <0.05).gestational thrombocytopenia and ITP, diagnosed more frequent in patients with vaginal birth, gestational hypertensive disorders births are more frequent in patients were followed up with a caesarean section due.There was no statistically significant difference between prenatal hemoglobin and hematocrit levels (p> 0.05);Postpartum hemoglobin and hematocrit levels of vaginally delivered patients were statistically significantly higher than the patients who had cesarean delivery (p: 0.003; p2: 0.008; p <0.05).There was no statistically significant difference between prenatal platelet levels (p> 0.05);Postpartum platelet levels of vaginally delivered patients were statistically significantly lower than those of cesarean delivery (p: 0.039; p <0.05).Although the need for erythrocyte transfusion was higher in the patients who had cesarean delivery (13.9%), this difference was higher than the vaginally delivered patients (3.1%) but this difference was close to the significance but not statistically significant (p> 0.05).In 23.1% of the patients who had vaginal delivery, 27.8% of the patients who had cesarean delivery required platelet transfusion, and there was no statistically significant difference between them (p> 0.05).There was no statistically significant difference between the need for erythrocyte transfusion according to thrombocytopenia classification (p> 0.05).The need for platelet transfusion in patients with severe thrombocytopenia was significantly higher (92.6%), mild (0%) and moderate (11.6%) than in patients with thrombocytopenia (p: 0.000; p <0.05).There was no significant difference between the patients with mild and moderate thrombocytopenia in terms of the need for platelet transfusion (p> 0.05). Conclusions: In most pregnant women who are followed up for thrombocytopenia, no additional intervention is required except for routine obstetric care.In our study, compared to patients who gave birth by caesarean section postnatal hemoglobin and hematocrit levels in patients who delivered vaginally despite significantly higher is detected, the lower detection of postpartum platelet levels, shows only that should not be decided birth shape by thrombocytopenia.For this reason, it is more accurate to determine the type of delivery according to the indications related to obstetrics in pregnant women who are followed because of thrombocytopenia.

Benzer Tezler

  1. 2014-2020 yılları arasında takip edilen preeklamptik gebelerin demografik özellikleri ve sistemik inflamatuvar yanıt belirteçlerinin prognoza etkilerinin retrospektif olarak değerlendirilmesi

    A retrospective evaluation of the demographic characteristics of preeclamptic pregnancies followed between 2014-2020 and the prognosis effects of systemic inflammatory response markers

    HÜLYA NUR SODAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    NefrolojiGazi Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. YASEMİN ERTEN

  2. Preeklampsi, eklampsi, HELLP sendromlu olgularda serum haptoglobin değerleri

    The levels of the plasma haptoglobin in the preeclampsia, eclamsia and HELLP syndrome patients

    BİNNUR BABACAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2003

    Kadın Hastalıkları ve DoğumDokuz Eylül Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. TALİP GÜL

  3. Annelerinde gestasyonel diyabet tanısı olan yenidoğanların değerlendirilmesi

    Evaluation the infant of gestational diabetic mother

    ESMA GÖKÇEN SARAÇ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2015

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıAbant İzzet Baysal Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. SEVİL BİLİR GÖKSÜGÜR

  4. İmmün trombositopenik purpuralı hastalarımızın değerlendirilmesi ve kompleman aktivasyonu

    Evaluation of our immune thrombocytopenia patients and complement activation

    AHMET KÖYLÜ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2013

    HematolojiTrakya Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. GÜLSÜM EMEL PAMUK

  5. Gestasyonel trombositopenisi olan gebelerin maternal ve fetal sonuçlarının incelenmesi

    Maternal and fetal results of pregnant women with gestational thrombocytopenia

    BAHAR TAŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ OĞUZHAN GÜNENC