Hızlı ilerleyen glomerülonefrit tanılı hastaların klinik verilerinin ve tedavilerinin retrospektif olarak değerlendirilmesi
Retrospective evaluation of the clinical data and treatment of patients with fast advanced glomerulonefritis
- Tez No: 527449
- Danışmanlar: DOÇ. DR. EBRU GÖK OĞUZ
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Nefroloji, Nephrology
- Anahtar Kelimeler: hızlı ilerleyen glomerülonefrit, renal prognoz, anti nötrofilik sitoplazmik antikor, anti glomerüler bazal membran antikoru, Antikorlar, Antikorlar-anti idyotipik, Böbrek hastalıkları, Glomerülonefrit, Prognoz, Retrospektif çalışmalar, rapidly progressive glomerulonephritis, renal prognosis, anti neutrophilic cytoplasmic antibody, anti glomerular basement membrane antibody, Antibodies, Antibodies-anti idiotypic, Kidney diseases, Glomerulonephritis, Prognosis, Retrospective studies
- Yıl: 2019
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Hızlı ilerleyen glomerülonefritler, ciddi bir glomerüler hasar neticesinde günler, haftalar veya aylar içinde ilerleyici ilerleyici böbrek fonksiyon kaybına yol açan ve hayatı tehdit eden bir tablodur. Çalışmayı planlamamızdaki temel amacımız bir yıllık takip sonucunda kresentik glomerülonefrit tanılı hastalarda bilinen patolojik ve klinik prognostik belirteçler haricinde verilerin olup olmadığını ortaya koymaktı. Bu açıdan bakarak optimal tedaviyi almasına rağmen tedaviye yanıtsız bir sürece girip diyalize bağımlı hale gelen hastaların, tedavi öncesinde prognozunun kötüleşmesine neden olacak demografik, laboratuvar ve patolojik etkenleri görmek istedik. İleride bu özellikleri taşıyan kresentik glomerülonefrit tanılı hastaların tedavilerinin hızla yapılmasına dikkat çekerek kresentik glomerülonefritli hastalarda renal sağkalıma katkıda bulunmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışma Nefroloji Polikliniğimizde 2012 – 2018 yılları arasında, takiplerinde primer HİGN tanısı konan (böbrek biyopsili veya biyopsisiz) ve en az 1 yıl boyunca takip edilen toplam 40 hasta alınarak gerçekleştirildi. Hastaların verileri hasta dosyalarından ve hastane kayıt sisteminden elde edildi. Hastaların biyokimyasal testlerinin sonuçları, biyopsi sonuçları ve tedavileri değerlendirmeye alındı. Araştırmanın verileri Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) istatistik paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya primer HİGN tanısı olan 37 hasta dahil edildi. Etiyolojik değerlendirme yapıldığında hastalarımızın 6'sında (%16,2) anti GBM antikor pozitifliği, 31 hastada ise (%83,8) ANCA pozitifliği olduğu tespit edildi. ANCA pozitifliği olan hastaların 11'inde (%29,7) c-ANCA pozitifliği, 20'sinde ise (%54,1) p-ANCA pozitifliği tespit edildi. Hasta grupları (anti-GBM, c-ANCA ve p-ANCA pozitifliğine göre 3 gruba ayrıldığında) optimal tedaviye rağmen anti-GBM pozitif hasta grubunun tamamında, c-ANCA pozitif hastaların 3'ünde (%27,3) ve p-ANCA viii pozitif hastaların 3'ünde (%15) son dönem böbrek yetmezliği geliştiği değerlendirildi. Bu üç hasta grubu arasında SDBY gelişiminin anti-GBM pozitif olan grupta diğerlerine kıyasla istatistiksel anlamlı olarak daha yüksek olduğu görüldü (p < 0,001). Serum kreatinin değeri 6 mg/dl'den yüksek olan hastaların 16'sının (%94,1) tanı anında diyaliz ihtiyacı olduğu, serum kreatinin değeri 6 mg/dl'den düşük olan hastaların ise 6'sının (%30) tanı anında diyaliz ihtiyacı olduğu değerlendirildi. Serum kreatinin değeri 6 mg/dl'den yüksek olan hasta grubunda tanı anında diyaliz ihtiyacı oranının daha yüksek olduğu görüldü (p < 0,001). Kresent oranı %65'in üzerinde olan hastaların ortalama Na değeri 134 mEq/L (±5,0), kresent oranı %65'in altında olan hastaların ise ortalama Na değerinin 138 mEq/L (±3,4) olduğu görüldü. Kresent oranı %65'in üstünde olan hasta grubunda ortalama Na değerlerinin daha düşük seyrettiği değerlendirildi (p = 0,014). Hastalarımızın 12'sinde SDBY geliştiği, 25'inin ise tedavi ile takip edildiği değerlendirildi. Ortalama yaşın daha düşük olduğu grupta SDBY gelişiminin daha yüksek olduğu değerlendirildi (p = 0,006) Anti-GBM pozitif hasta grubunda ortalama PTH değeri 58, c-ANCA pozitif hasta grubunda 88 ve p-ANCA pozitif hasta grubunda ise 171 olarak bulundu. Bu üç hasta grubu arasında p-ANCA pozitif olan hasta grubunda PTH değerinin daha yüksek seyrettiği görüldü (p = 0,005) Sonuç: Çalışmamızda kendi merkezimizdeki takipli hastaların klinik ve tedavi verilerini elde ettik. Verilerimizin literatür bilgisi ile benzer ve farklı yönlerini ortaya koyduk. İleri yaş, başvuru anında diyaliz ihtiyacı ve kreatinin yüksekliği, anti-GBM antikor pozitifliği, pulmoner hemoraji ve patolojide fibröz kresent varlığı gibi bulgular bilinen kötü prognostik faktörlerdir. Bunların yanında PTH yüksekliğinin p-ANCA pozitif olan hastalarda kötü prognozla ilişkili olabileceğini, genç yaşta hastalık gelişiminin SDBY'ne gidiş ile ilişkili olabileceğini ve hiponatreminin kresent oranı %65'in üzerinde olan hastalarda prognozu kötü yönde etkileyebileceğini göstermiş olduk.
Özet (Çeviri)
Aim: Rapidly progressive glomerulonephritis is a life-threatening condition that leads to progressive loss of renal function in days, weeks, or months as a result of severe glomerular injury. The main aim of our study was to determine whether there was any data other than the known pathological and clinical prognostic factors in patients with crescentic glomerulonephritis. In this respect, we wanted to see demographic, laboratory and pathological factors that may lead to worsening of the prognosis of patients who have entered an unresponsive period of treatment despite the optimal treatment and became dependent on dialysis. We aimed to contribute to renal survival in patients with crescentic glomerulonephritis by drawing attention to the rapid treatment of patients with crescentic glomerulonephritis. Materials and Methods: The study was performed in our nephrology outpatient clinic with 40 patients who were diagnosed as primary RPGN at follow-up (with renal biopsy or no biopsy) between 2012 and 2018 and followed up for at least 1 year. Patient data was obtained from patient files and hospital registry system. The results of biochemical tests, biopsy results and treatment were evaluated. The data were analyzed by using Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) statistical package program. Results: Forty patients with primary RPGN diagnosis were included in the study. As 3 of these patients did not give consent, the study data were evaluated on 37 patients. In the ethiological assessment, six patients (16.2%) had anti-GBM antibody positivity and 31 patients (83.8%) had ANCA positivity. c-ANCA positivity was found in 11 (29.7%) of the patients with ANCA positivity and p-ANCA positivity was found in 20 (54.1%) of the patients. x Despite optimal treatment, end-stage renal failure was observed in 3 (27.3%) of c-ANCA positive patients and in 3 (p%15) of p-ANCA positive patients in all antiGBM positive patients. A statistically significant difference was found in the statistical evaluation of ESRD between these three patient groups. The development of ESRD was found to be statistically higher in the anti-GBM-positive group compared to the others (p <0.001). Sixteen (94,1%) patients with a serum creatinine value greater than 6 mg / dl required dialysis at the time of diagnosis, and 6 (30%) patients with a serum creatinine value lower than 6 mg / dl required dialysis at the time of diagnosis. In patients with serum creatinine value higher than 6 mg / dl, the need for dialysis was higher at the time of diagnosis (p <0.001). The mean Na value of patients with a crescent rate above 65%was 134 mEq / L (± 5,0) and the mean Na value was 138 mEq / L (± 3,4) for patients with a crescent rate below 65%. A statistically significant difference was found between the two groups. The mean Na values were lower in the patient group with a crescent rate of over 65% (p = 0.014). In 12 patients ESRD developed and 25 patients were followed up with treatment (Table 6). The development of ESRD was higher in the lower mean age group (p = 0.006). The mean PTH value was found to be 58 in the anti-GBM positive patient group, 88 in the c-ANCA positive patient group and 171 in the p-ANCA positive patient group. Between the three patient groups, PTH was found to be higher in the pANCA positive group (p = 0.005). Conclusion: In our study, we obtained clinical and treatment data of the patients in our clinic. We have presented similar and different aspects of our data with the literature. Advanced age, need for dialysis and creatinine elevation at the time of presentation, anti-GBM antibody positivity, pulmonary hemorrhage and presence of fibrous cresent in the pathology are the known poor prognostic factors. In addition, we have shown that the elevation of PTH may be associated with a poor prognosis in patients with p-ANCA positive, disease development at a young age may be related to ESRD and hyponatremia may adversely affect prognosis in patients with a crescent rate above 65%.
Benzer Tezler
- Böbrek tutulumu olan kresentik glomerülonefritli hastaların değerlendirilmesi: Tek merkez deneyimi
Evaluation of patients with crescentic glomerulonephritis with renal involvement: Single center experience
AHMET DOĞUKAN KANSU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
NefrolojiSağlık Bilimleri Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MÜRVET YILMAZ
- Bazı esterlerin kinetik incelenmesi ve termodinamik parametrelerin belirlenmesi
Kinetic study and detesmination of thermodnamic parameters of some esters
İBRAHİM TAŞ
Yüksek Lisans
Türkçe
1986
Kimya MühendisliğiUludağ ÜniversitesiKimya Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MUSTAFA CEBE
- İzmir'de bazı yolların kapatılarak yaya bölgeleri oluşturma da kent peyzajını geliştirme açısından yeniden planlanması üzerinde araştırmalar
Başlık çevirisi yok
BAHAR TÜRKYILMAZ
Yüksek Lisans
Türkçe
1985
Şehircilik ve Bölge PlanlamaEge ÜniversitesiŞehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı
- İzmir'de Mustafa Kemal Bulvarı'nın peyzaj mimarlığı açısından etüdü ve peyzaj projesi
Başlık çevirisi yok
ENGİN ALPARSLAN
Yüksek Lisans
Türkçe
1985
Peyzaj MimarlığıEge ÜniversitesiPeyzaj Mimarlığı Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. ÜMİT ERDEM
- Çeltik kabuklarının yalıtım malzemesi olarak kullanılması
Başlık çevirisi yok
B.CİHAN ÇELEBİ
Yüksek Lisans
Türkçe
1986
Makine MühendisliğiUludağ ÜniversitesiMakine Mühendisliği Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MEHMET KIRBIYIK