Böbrek nakli olan hastalarda organ reddinde mırna etkilerinin araştırılması
Investigation of mirna effects on allograft survival in patients with kidney transplant
- Tez No: 526342
- Danışmanlar: PROF. DR. VEDAT BULUT
- Tez Türü: Doktora
- Konular: Genetik, Genetics
- Anahtar Kelimeler: Böbrek nakli, organ reddi, miRNA, Böbrek hastalıkları, Böbrek yetmezliği-kronik, Gref reddi, Mikro RNA, İmmünogenetik, Renal transplantation, graft rejection, miRNA, Kidney diseases, Kidney transplantation, Kidney failure-chronic, Micro RNA, Immunogenetics
- Yıl: 2018
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Gazi Üniversitesi
- Enstitü: Sağlık Bilimleri Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: İmmünoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Böbrek Transplantasyonu yapılan hastalardaki en büyük engel, nakil sonrası böbrek fonksiyonlarının izlenmesi için spesifik bir biyobelirtecin olmamasıdır. Mevcut altın standart biyopsi örneklerinin histolojik incelenmesidir. Greft fonksiyonunu izlemek için rutin olarak serum kreatinin (Cr), tahmini glomerüler filtrasyon hızı (eGFR) ve/veya proteinüri gibi ilave belirteçler kullanılır. Ancak, mevcut yöntemler ya etkisiz, hatalı ya da invaziftir ve sonuçların tahmininde kısıtlamalardan etkilenmektedir. Mikro RNA'lar (miRNA) yaklaşık 19-25 nükleotid uzunluğunda kodlanmayan RNA'lardır. miRNA'lar, genleri posttranskripsiyonel seviyede düzenleyerek birçok hücresel işlevde görev yapmalarının yanı sıra DNA ve protein biyosentezi ve aktivitesinde; hücre regülasyonu ve patogenezde temel bir rol oynarlar. Günümüzde miRNA'lar üzerinde, böbrek naklinde, iskemi-reperfüzyon yaralanmalarında, hümoral rejeksiyon ve viral enfeksiyon gibi durumlarda tanısal, prognostik belirteç ve potansiyel terapötik hedef olarak çalışılmaktadır. Gelecekte böbrek allogreft alıcılarının izlenmesinin, biyolojik sıvılardan yapılacak genom çapında miRNA profillemesi ile mümkün olacağı düşünülmektedir. Bu doğrultuda, miRNA çalışmalarının organ naklindeki önemi daha da artmaktadır. Daha önce yapılan çalışmalarda bazı miRNA'ların böbrek nakli sonrası oluşan rejeksiyonlarda biyobelirteç olma potansiyeli bulunduğu belirtilmiştir. Bu çalışmada, 100 böbrek nakli yapılmış hastada [%50'si rejeksiyon olan hasta (n=50) ve %50'si rejeksiyonu olmayan hasta (n=50) ] börek rejeksiyonu ile ilişkili 9 miRNA (hsa-miR-32-5p / hsa-miR-142-5p / hsa-miR-146a-5p / hsa-miR-150-5p / hsa-miR-181a-2-3p / hsa-miR-181b-5p / hsa-miR-192-5p / hsa-miR-210-3p and kontrol miRNA small nucleolar RNA , C/D box61) analiz edilmiştir. Çalışmalar serum örneklerinde belirleme ve kantitasyon için Gerçek Zamanlı PCR metodu kullanılarak yapılmıştır. Çalışmamızın sonucunda rejeksiyonu olan hasta grubunda mir-142-5p ve miR-192-5p ifadelerinde belirgin farklılıklar gözlemlenmiştir.
Özet (Çeviri)
A major obstacle in the management of kidney transplant recipients is the lack of specific biomarkers for continuous monitoring of graft function post-kidney transplantation (KT). The current gold standard is the histological evaluation of biopsies. Additional markers such as serum creatinine (Cr), estimated glomerular filtration rate (eGFR) and/or proteinuria are routinely used to monitor graft function. Unfortunately, these currently available methods are either ineffective, inaccurate or invasive and suffer from limitations in predicting outcomes. Micro RNAs (miRNA) are non-coding RNAs that are approximately 19 – 25 base long. miRNAs are responsible of DNA and protein biosynthesis and function as well as cell regulation and pathogenesis via posttranscriptional regulations of the genes. miRNAs can be used as a diagnostic, prognostic and therapeutic tool in different medical circumstances such as kidney transplantation, ischemia-reperfusion injuries, humoral rejection and viral infections. In the long view, follow-up of kidney transplantation patients will be possible by genome-wide miRNA profiling from different biological samples. Hereby miRNA studies have a greater importance in organ transplantation. Previous studies have shown that some miRNA's are potential biomarker in kidney rejection of transplantation patients. In this study, we evaluated the kidney rejection related 9 miRNAs ( hsa-miR-32-5p / hsa-miR-142-5p / hsa-miR-146a-5p / hsa-miR-150-5p / hsa-miR-181a-2-3p / hsa-miR-181b-5p / hsa-miR-192-5p / hsa-miR-210-3p and control miRNA small nucleolar RNA , C/D box61) in 100 patients[%50 of 100 patients (n=50) had rejection and %50 (n=50) had no rejection] who had kidney transplantation. We performed the assay on serum/ plasma samples with using Real-Time PCR methods for detection and quantification. As a result of our study we observed significant differences in miR142-5p and miR192-5p expressions in the patient groups.
Benzer Tezler
- Böbrek nakli olan hastalarda organ reddinde at1r / sitokin gen polimorfizm ilişkisinin araştırılması
Investigation of the relationship between at1r and cytokin gene polymorphism in renal transplantation
EMEL YANTIR
- Akut rejeksiyonda ve kronik allograft nefropatisinde panel reaktif antikor ve Fcγ reseptör gen polimorfizmi
Başlık çevirisi yok
NEŞE ÖZKAYIN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2004
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıEge ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. SEVGİ MİR
- Karaciğer nakli sonrası obezite sorunu ve etkileyen faktörler
The obesity problem and related factors after liver transplantation
YASİN BAKIR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2011
GastroenterolojiDokuz Eylül Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MESUT AKARSU
- Böbrek transplantasyonu sonrasında Il-2 sitokin gen profilinin incelenmesi
Investigation of Il-2 cytokine gene profile after kidney transplantation
HATİCE İLAYHAN KARAHAN
Yüksek Lisans
Türkçe
2018
Genetikİzmir Katip Çelebi ÜniversitesiTıbbi Biyoloji ve Genetik Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MUSTAFA SOYÖZ
DR. ÖĞR. ÜYESİ MELEK PEHLİVAN
- Canlı vericiden böbrek nakli olan hastalarda nakil sonrası akut ve kronik rejeksiyon gelişimi ile Glutatyon-S Transferaz (GST) polimorfizmleri ve anti-GSTT1 antikoru ilişkisi
Association of acute or chronic rejection development with glutathion-S-tranferase (GST) polymorphisms and anti-GSTT1 antibody in patients transplanted from living-related kidney donors.
SEBAHAT USTA AKGÜL
Yüksek Lisans
Türkçe
2010
Tıbbi Biyolojiİstanbul ÜniversitesiTıbbi Biyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. FATMA SAVRAN OĞUZ