Hepatosteatozu olan hastalarda proteinüri varlığının araştırılması
Investigation of proteinuria in fatty liver disease
- Tez No: 522585
- Danışmanlar: PROF. DR. BARIŞ AFŞAR
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Nefroloji, Nephrology
- Anahtar Kelimeler: Nonalkolik hepatosteatoz, metabolik sendrom, obezite, insülin direnci, proteinüri, Karaciğer, Karaciğer hastalıkları, Karaciğer yağlanması, Nonalcoholic hepatosteatosis, metabolic syndrome, obesity, insulin resistance, proteinuria, Liver, Liver diseases, Fatty liver, Insulin resistance
- Yıl: 2018
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Süleyman Demirel Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Nonalkolik yağlı karaciğer hastalığı (NAYKH) sık görülen bir karaciğer hastalığı olup, histolojik olarak izole hepatosteatoz (IHS) ile nonalkolik steatohepatit (NASH) arasında bir spektrumu içermektedir. Günümüzde obezite, insülin direnci ve metabolik sendrom arttıkça nonalkolik karaciğer yağlanması görülme sıklığı da artmaktadır. Nonalkolik karaciğer yağlanması, metabolik sendromun karaciğerdeki tutulumu olarak düĢünülmektedir. Obezitenin proteinüri yaptığı ve kronik böbrek hasarına sebep olduğu, insülin direncinin ise mikroalbüminüriye sebep olduğu yapılan çalıĢmalar ile gösterilmiĢtir. Nonalkolik yağlı karaciğer hastalığı olanlarda proteinüri varlığını araĢtırmak amacıyla 18-80 yaĢ arasındaki nonalkolik hepatosteatozlu 200 hastanın dosya kayıtları ve hastane bilgisayar sistemindeki laboratuvar verileri incelendi. Demografik verileri, antropometrik ölçümleri, karaciğer yağlanması ile iliĢkili laboratuvar değerleri ve abdomen veya hepatobiliyer ultrasonogrofik verilerinin hem tanımlayıcı hem de karĢılaĢtırmalı olarak birbirleriyle iliĢkisi incelendi. ÇalıĢmaya alınan 200 nonalkolik hepatosteatozlu hastanın 114'ü (%57) kadın 86'sı (%43) erkekti. NAYKH oranı kadınlarda daha fazla tespit edildi. Yağlanma derecesi ile kilo arası iliĢki (P< 0,0001) ve yağlanma derecesi ile vücut kitle indeksi (VKĠ) arası iliĢki anlamlı bulundu (P< 0,0001). Hastaların kilosu ve VKĠ arttıkça yağlanma derecesinin de arttığı bulundu. 200 nonalkolik hepatosteatozlu hastada ALT (P: 0,001), AST (0,006), ürik asit (0,032), hemoglobin (P:0,005), lökosit (P: 0,011) düzeyi ile hepatosteatoz derecesi arasında anlamlı bir iliĢki vardı. ÇalıĢmamızda lökosit değerleri ile NAYKH arası anlamlı iliĢkinin yanında lökosit değerleri ile kilo (rho: 0,160, P: 0,024), insülin (rho: 0,181, P: 0,010 ) ve HOMA-IR (rho: 0,178, P: 0,012) değerleri arasındaki anlamlı iliĢki de tespit edildi. Yağlanma derecesi ile HOMA-IR (P: 0,043) ve insülin (P:0,020) değerleri arasında anlamlı bir iliĢki bulunmaktaydı. ÇalıĢmamızdaki 200 hastanın proteinüri değerleri; en az 20 mg, en fazla 840 mg olarak hesaplandı. Ortalama proteinüri değeri 94,3 mg olarak fizyolojik proteinüri sınırlarında bulundu. Fizyolojik proteinüri sınırı olan 150 mg'dan daha fazla miktarda proteinürisi olan hasta sayısı 24 olup, 13'ü kadın 11'i erkekti. Hepatosteatozu olan tüm hastaların proteinüri düzeyleri ile yaĢları arasında pozitif yönde zayıf korelasyon bulunmaktaydı (rho: 0,250, P<0,0001). Bundan dolayı nonalkolik hepatosteatoz hastaları uzun dönemli takibe alınmalı ve yaĢ ilerledikçe fizyolojik düzeyi aĢan proteinüri geliĢebileceği için renal fonksiyonlara ve protenüri miktarına dikkat edilmesi gerektiği sonucuna ulaĢıldı. ÇalıĢmadaki 200 hastada proteinüri düzeyi ile yağlanma derecesi arasında anlamlı bir iliĢki bulunamadı. 200 hastanın 78 tanesi obezdi. ÇalıĢmamızda obezite ve / veya insülin direncinin nonalkolik hepatosteatozlularda proteinüri miktarına etkisini belirlemek amacıyla obezlerde proteinüri düzeyi ile yağlanma derecesi karĢılaĢtırıldı ve anlamlı bir iliĢki bulunamadı. Hem obez hem insülin direnci olan 46 hastada proteinüri düzeyi ile yağlanma derecesi karĢılaĢtırıldı ve anlamlı iliĢki bulunmadı. Obezite ve insülin direnci olan nonalkolik hepatosteatozlu hastalarda henüz proteinüri geliĢmemiĢ olsa bile mikroalbüminürik evre baĢlamıĢ olabilir. Bundan dolayı bu hastalarda mikroalbüminüri varlığı ve düzeyi araĢtırılması gerektiği sonucuna ulaĢtık. ÇalıĢmamızdaki tüm hastalarda insülin direnci olan 102 hastanın ve insülin direnci olmayan 98 hastanın proteinüri düzeyleri ile hepatosteatoz dereceleri karĢılaĢtırıldı. Anlamlı fark bulunamadı. ÇalıĢmamızda 1.derece hepatosteatozu olan 94 hastadaki proteinüri ile açlık insülin değerleri arasında anlamlı iliĢki bulundu (P: 0,049). 3.derece hepatosteatozu olan 42 hastada proteinüri ile açlık insülin değerleri arasında anlamlı iliĢki bulundu (P: 0,034). Nonalkolik hepatosteatoz seyrinde ilerleyen evrelerde açlık serum insülin değeri ile proteinüri arasındaki iliĢkinin anlamlılığı arttığı için nonalkolik hepatosteatozlu hastaların takibinde insülin ve proteinüri ölçümleri de yapılmalıdır. Özetle, nonalkolik hepatosteatozlu hastaların takibinde insülin, HOMA-IR ve proteinüri ve albüminüri ölçümleri de yapılmalıdır. Hastalar proteinürik evrede olmasa bile mikroalbüminürik evrede olabilir. Albüminüri ve varsa proteinüri düzeyi de önemsenerek renal fonksiyonlar dikkatli bir Ģekilde değerlendirilmelidir.
Özet (Çeviri)
Nonalcoholic fatty liver disease (NAFLD) is a common liver disease and histologically includes a spectrum between isolated hepatosteatosis (IHS) and nonalcoholic steatohepatitis (NASH). Nowadays, as the obesity, insulin resistance and metabolic syndrome increase, the incidence of nonalcoholic liver fat is increasing. NAFLD is thought to be the involvement of the metabolic syndrome in the liver. Studies have shown that obesity is caused by proteinuria and chronic renal damage, while insulin resistance is caused by microalbuminuria. To investigate the presence of proteinuria in patients with nonalcoholic fatty liver disease, file records of 200 nonalcoholic hepatosteatous patients between 18-80 years of age and laboratory data of the hospital computer system were examined. Demographic data, anthropometric measurements, laboratory values related to liver fatigue, and the relationship between abdominal or hepatobiliary ultrasonographic data, both descriptive and comparative, were examined. Of the 200 nonalcoholic hepatosteatosis patients studied, 114 (57%) were female and 86 (43%) were male. The rate of NAFLD was found more in women. The relationship between fatigue level and weight was found to be significant (P <0.0001) and between fatigue level and body mass index (BMI) (P <0.0001). As the patients' weight and BMI increased, the degree of fatigue increased. There was a significant correlation between hepatosteatosis grade and ALT (P: 0,001), AST (0,006), uric acid (0,032), hemoglobin (P: 0,005), leucocyte (P: 0,011) levels in 200 nonalcoholic hepatosteatosis patients. Significant relationship between leukocyte counts and weight (rho: 0,160, P: 0,024), insulin (rho: 0,181, P: 0,010) and HOMAIR (rho: 0,178, P: 0,012) was also detected. There was a significant correlation between the hepatosteatosis grade and HOMA-IR (P: 0.043) and insulin (P: 0.020) values. The proteinuria values of 200 patients in our study; minimum 20 mg, maximum 840 mg. The mean proteinuria value was found to be 94,3 mg in the physiological proteinuria. The number of patients with proteinuria of more than 150 mg, which is the limit of physiological proteinuria, was 24, 13 were female and 11 were male. There was a poor correlation between proteinuria levels and age of all patients with hepatosteatosis in the positive direction (rho: 0.250, P <0.0001). Therefore, patients with nonalcoholic hepatosteatosis should be followed up for a long period of time and the proteinuria exceeding the physiological level may develop as the age progresses, so that the amount of renal function and protenuria should be considered. No significant correlation was found between the proteinuria level and the degree of fatigue in 200 patients in the study. Of the 200 patients, 78 were obese. To determine the effect of obesity and / or insulin resistance on the amount of proteinuria in nonalcoholic hepatosteatosis in our study, proteinuria level and hepatosteatosis grade were compared in obese and no significant correlation was found. Proteinuria and hepatosteatosis grade were compared in 46 patients with both obesity and insulin resistance. In patients with nonalcoholic hepatosteatosis who are obese and insulin resistant, microalbuminuric stage may have been started even if proteinuria has not yet developed. We therefore came to the conclusion that the presence and level of microalbuminuria should be investigated in these patients. We compared the proteinuria and hepatosteatosis scores of 102 patients with insulin resistance and 98 patients without insulin resistance in all of our study subjects. No significant difference was found. In our study, proteinuria in 94 patients with first-degree hepatosteatosis was significantly correlated with fasting insulin levels (P: 0.049). There was a significant correlation between proteinuria and fasting insulin levels in 42 patients with grade 3 hepatosteatosis (P: 0.034). Insulin and proteinuria measurements should be followed in patients with nonalcoholic hepatosteatosis as the relationship between fasting serum insulin level and proteinuria increases in the progressive stages of nonalcoholic hepatosteatosis. In summary, insulin, HOMA-IR and proteinuria and albuminuria measurements should be followed in patients with nonalcoholic hepatosteatosis. Patients may be in microalbuminuric stage even if they are not in proteinuric stage. Renal function should be carefully evaluated by considering albuminuria and proteinuria if present.
Benzer Tezler
- Primer FSGS ve ikincil FSGS hastalarında karaciğer yağlanmasının karşılaştırılması
Comparison of nafld in primary FSGS and secondary FSGS patients
NURİYE HALE ERBATUR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2019
NefrolojiMarmara Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. İZZET HAKKI ARIKAN
- Farklı evre kronik hepatit B'li tedavi alan ve almayan hastaların birinci yıl ve uzun dönem genel sağlık durumu ve diğer sonuçlarının değerlendirilmesi: retrospektif, gözlemsel, analitik bir çalışma
Evaluation of one-year and long-term general health status and other outcomes in patients with and without treatment for chronic hepatitis B of different stages: A retrospective, observational, analytical study
DUYGU KORKUT AKYÜREK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyolojiİstanbul ÜniversitesiEnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. SERAP YAVUZ
- Non-alkolik yağlı karaciğer hastalığı ile sistatin c, neutrophil gelatinase-associated lipocalin (NGAL) arasındaki ilişki
Başlık çevirisi yok
İLYAS PIRTI
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2016
GastroenterolojiBozok Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. ELİF BÖREKCİ
- Kistik fibrozis tanısıyla takip edilen hastaların demografik özellikleri
Demographic characteristics of patients who received cystic fibrosis diagnosis
CEYDA AYDOĞAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2015
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıDokuz Eylül ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. ÖZKAN KARAMAN
- Tip 2 diyabetes mellitusu olan hastalarda karaciğer yağlanması ve fibrozisi için prediktör faktörler
Predictors of nonalcoholic fatty liver and fibrosis in Type 2 Diabetes Mellitus patients
NACİYE KAHYA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
İç HastalıklarıBursa Uludağ Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MURAT KIYICI