Bipolar bozukluk hastalarında dissosiyasyon komorbitesinin sağlık gönüllülerle karşılaştırılması
Comparison of the comorbidity of dissociation in patients with bipolar disorder and healthy volunteers
- Tez No: 511566
- Danışmanlar: UZMAN BAHADIR BAKIM
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Psikiyatri, Psychiatry
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2013
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bakanlığı
- Enstitü: İstanbul Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Psikiyatri Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Bipolar bozukluk hastalarında, dissosiasyon ve çocukluk çağı travmaları sıklığını belirlemek, dissosiasyon ve çocukluk çağı travmalarının bu hastalarda klinik seyri nasıl etkilediğini belirlemektir. Method: Mart 2012-Aralık 2012 tarihleri arasında, Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Polikliniği'nde ayaktan takipli, daha önce DSM-IV-TR tanı ölçütlerine göre bipolar bozukluk tanısı almış, ancak değerlendirme esnasında bir manik, depresif ya da karma epizot kriterlerini karşılamayan ötimik 51 katılımcıdan oluşan hasta grubu ile herhangi bir psikiyatrik tanısı olmayan 49 sağlıklı katılımcıdan oluşan kontrol grubunu kapsamaktadır. Araştırmaya dahil edilen her bir bireye sosyodemografik formla beraber, SCID-I, SCID-D, DES ve CTQ-28 uygulanmıştır. Bulgular: Çalışmaya 51 ötimik bipolar bozukluk hastası ve 49 sağlıklı kontrol dahil edildi. Gruplar arasında sosyodemografik veriler açısından bir farklılık saptanmadı. Hasta ve kontrol grupları arasında ortalama DES skorları ile CTQ-28 total skorları açısından anlamlı fark saptandı (sırasıyla p<0.001 ve p<0.001). Hasta ve kontrol grupları arasında CTQ-28 alt ölçek skorlarının her birinde de anlamlı fark saptandı (sırasıyla duygusal istismar için p=0.002, fiziksel istismar için p=0.005, fiziksel ihmal için p<0.001, duygusal ihmal için p<0.001 ve cinsel istismar için p=0.021). Hasta grubunun %29.4'ünde DES skoru, dissosiasyon varlığı açısından anlamlı kabul edilen 30 puanın üzerindeydi. SCID-D ile yapılan değerlendirmede hasta grubunda herhangi bir dissosiyatif bozukluk eşlik etme oranı %35.4 olarak saptandı. Bipolar hastalarda en sık eşlik eden dissosiyatif bozukluk %17.6 ile depersonalizasyon bozukluğu, en sık eşlik eden dissosiyatif belirti %25.4 ile depersonalizasyon idi. Ayrıca bipolar hastaların %49'unda en az bir tip çocukluk çağı travması saptandı. Hasta grubunda en az bir tip çocukluk çağı travması olanların sayısı 25 iken, kontrol grubunda ise bu sayı 7 idi ve gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı (p<0.001). Hasta grubunda en az iki ya da daha fazla tipte çocukluk çağı travması görülme sıklığı %31.3 olarak saptandı. Hasta grubunda çocukluk çağı travmalarının alt tiplere göre dağılımı; %33 duygusal istismar, %29.4 duygusal ihmal, %27.5 fiziksel istismar, %19.6 cinsel istismar ve %17.6 fiziksel ihmal şeklindeydi. Hasta grubunda DES skoru yüksek olanlarda ya da CTQ-28 total skoru yüksek olanlarda hastalık başlangıç yaşı daha erkendi ve bu hastalarda intihar girişimi sayısı daha fazla idi. Tartışma: Bipolar hastaların %35.4'ünde herhangi bir dissosiyatif bozukluk ve %49'unda çocukluk çağı travması saptanması, çalışmamızın temel bulgularıdır. Bulgular, bu konuda ülkemizde yapılmış herhangi bir çalışmanın olmaması sebebiyle önemsenmesi gereken verilerdir. Bütün bu veriler; bipolar bozukluk, çocukluk çağı travması varlığı ve dissosiasyon arasında bir ilişki olabileceği düşünülmüştür. Sonuç: Bipolar hastalarda dissosiasyon birlikteliğine ve çocukluk çağı travmalarına önemli ölçüde rastlanmaktadır. Dissosiasyon ve çocukluk çağı travma öyküsü varlığı, bipolar hastalarda klinik seyri olumsuz yönde etkilemektedir. Bu konuda daha büyük örneklem gruplarıyla yapılacak çalışmalara ihtiyaç vardır.
Özet (Çeviri)
Objective: To determine the frequency of dissociation and childhood trauma among bipolar patients and the effects of dissociation and childhood trauma on the prognosis of those patients. Method: This study comprises of a group of 51 people attending to Sisli Etfal Training and Research Hospital outpatients department who had been diagnosed as bipolar disorder according to DSM-IV-TR before and not in an episode of mania, depression or mixed state on the assesment, and a control group of 49 people with no psychiatric diagnosis. The groups were collected between March and December, 2012. SCID-I, SCID-D, DES and CTQ-28 were administered to all attendees with a sociodemographic form. Results: There was not any sociodemographic difference between the two groups. Mean DES and CTQ-28 scores were determined as significantly different between the groups (p<0.001 and p<0.001, respectively). In CTQ-28 subscales scores, there were also significant differences between the groups for each score (for emotional abuse p=0.002, physical abuse p=0.005, physical negligence p<0.001, emotional negligence p=0.001 and sexual abuse p=0.021). 29,4% of the patient group had a DES score of >30 which may be an evidence of dissociation. In the patient group evaluated by SCID-D, the percentage of existence of any dissciative disorder was 35.4%. The most frequent dissociative symptom seen in bipolar patients was depersonalization (25.4%), and the most frequent dissociative disorder was depersonalization disorder (17.6%). Moreover, 49% of this group has had a chilhood trauma. While there were 25 people who have had a childhood trauma in the patient group, only 7 people from the control group have had a childhood trauma, and that difference was statistically significant (p<0.001). Frequency of more than two types of childhood trauma among the patient group was 31.3%. The childhood trauma subscales of this group were 33% for emotional abuse, 29.4% for emotional negligence, 27.5% for physcial abuse, 17.6% for physical negligence and 19.6% for sexual abuse. Among the first group, patients with high DES and CTQ28 total scores had earlier disease onset and more suicide attempts, and interestingly had lower education level. Discussion: Findings of 35.4% of dissociation and 49% of childhood trauma in bipolar disorder patients are main evidences of this study. Considering above findings, a positive corelation between existence of dissociation and childhood trauma and a poor prognosis of bipolar disorder can be established. Moreover, more severe cognit ive impairment among those patients can be seen. Conclusion: Co-existence of dissociation and childhood trauma with bipolar disorder is not rare and it can predict the prognosis of the disorder. Although this is the first study conducted in our country, it must be supported by more studies thereafter.
Benzer Tezler
- Bipolar ı bozukluğu olan olgularda dissosiyatif belirtilerin madde kullanımı ve çocukluk çağı travmaları ile ilişkisi
The relationship of dissociative symptoms with substance use and childhood traumas in patients with bipolar disorder
NAGEHAN GÜL DOĞAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2018
PsikiyatriSağlık Bilimleri ÜniversitesiRuh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DR. İZGİ ALNIAK
- Bipolar bozuklukta çocukluk çağı travmalarının klinik özellikler ile ilişkisi
The relationship between childhood trauma and clinical features of bipolar disorder
TUBA YILMAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2014
PsikiyatriOndokuz Mayıs ÜniversitesiPsikiyatri Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. GÖKHAN SARISOY
- Bipolar affektif bozukluk hastalarında çocukluk çağı travmaları, aleksitimi ve dissosiyatif belirtilerin sıklığı ve diğer klinik özelliklerle ilişkisi
Childhood traumas, alexithymia and dissosiative experiences among bipolar affective disorder patients and relationships with their clinical features
ONUR YILMAZ
- Bipolar affektif bozukluk hastalarında çocukluk çağı travması, disosiyasyon, bağlanma ve aleksitimi ilişkisi
The relationship between childhood trauma, dissociation, attachment and alexithymia in bipolar affective disorder patients
MUSTAFA KURT
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2019
Psikiyatriİzmir Katip Çelebi ÜniversitesiRuh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. DEMET GÜLPEK
- Karma belirtili olan ve olmayan major depresif bozuklukta disosiyatif belirtiler ve çocukluk çağı travmalarının incelenmesi
Examination of disocitive symptoms and childhood traumas in mixed and non-matched major depressive disorder
BETÜL GÜZELCEOĞLU AYGÜN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
PsikiyatriSağlık Bilimleri ÜniversitesiRuh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. SİNAY ÖNEN