Geri Dön

Fonksiyone ve nonfonksiyone hipofiz adenomu olan hastalarda otoimmün tiroid hastalığı sıklığı

Autoimmune thyroid disease frequency in patients with functional and nonfunctional pituitary adenoma

  1. Tez No: 496931
  2. Yazar: FAZIL AHMET GÖRGEL
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. AYTEN OĞUZ
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları, Endocrinology and Metabolic Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Adenomlar, Akromegali, Hipofiz hastalıkları, Hipofiz neoplazmları, Otoimmün hastalıklar, Prolaktinoma, Tiroid hastalıkları, Adenoma, Acromegaly, Pituitary diseases, Pituitary neoplasms, Autoimmune diseases, Prolactinoma, Thyroid diseases
  7. Yıl: 2018
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Otoimmün tiroid hastalığı (OTH) en yaygın görülen organ spesifik otoimmün bozukluktur ve nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Biz bu çalışmada, hipofiz adenomu olanlarda hormon aktivitesi ile tiroid otoimmünitesi ve nodüler guatr (NG) sıklığı arasındaki ilişkiyi değerlendirmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntemler: Çalışmaya 134 hipofiz adenomlu (HA) hasta (yaş, 40,57±13,76) ve kontrol grubu olarak HA olmayan, benzer yaş ve VKİ'ye sahip 163 hasta (yaş, 38,53±11,68) alındı. Çalışmaya alınan bütün hastaların dosyaları retrospektif olarak incelenerek sosyo-demografik özellikleri, biyokimyasal parametreleri, tiroid fonksiyon testleri, tiroid peroksidaz antikoru (anti-TPO) ve tiroglobulin antikoru (anti-TG) seviyeleri, tiroid ultrasonografi bulguları kaydedildi. Ayrıca HA hastalarının hipofiz manyetik rezonans görüntüleme sonuçları ve fonksiyonel değerlendirmesi için kortizol, prolaktin, büyüme hormonu ve IGF-1'i de içeren ön hipofiz hormon paneli dosyalardan retrospektif inceleme sonucunda elde edildi. Bulgular: HA grubunda NG ve tiroid otoantikor pozitifliği (sırasıyla, %40,3 ve %17,2) kontrol grubuna (sırasıyla, %21,6 ve %9,2) göre anlamlı düzeyde yüksek saptandı (p<0,05). OTH ise, HA grubunda daha yüksek olmakla birlikte istatistiksel olarak anlamlı değildi (sırasıyla, %10,4 ve %6,1) (p=0,175). Fonksiyone ve NFHA grubu karşılaştırıldığında, FHA grubunda tiroid otoantikor pozitifliği ve NG (sırasıyla, %22,4 ve %51,8) NFHA grubuna (sırasıyla %8,2 ve %20,4) göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksekti (p<0,05). OTH ise, FHA grubunda NFHA'ya göre daha yüksek olmakla birlikte istatistiksel olarak anlamlı değildi (sırasıyla, %11,8 ve 8,2) (p=0,512). Prolaktinoma ve akromegali grubu karşılaştırıldığında ise, tiroid otoantikor oranları benzer saptanırken (sırasıyla %22,7 ve %25), NG oranı akromegali grubunda prolaktinoma grubuna göre anlamlı derecede yüksek saptandı (sırasıyla, %62,5 ve %47,0) (p=0,042). Ayrıca OTH sıklığında da akromegali grubunda prolaktinoma grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı yükseklik saptandı (sırasıyla, %18,8 ve %10,6) (p=0,032). Sonuç olarak, çalışmamızda FHA (prolaktinoma ve somatotropinoma) ile tiroid otoimmünitesi ve guatr gelişimi arasında ilişki olduğu gösterildi. Bu nedenle biz prolaktinoma ve akromegali hastalarının OTH ve guatr açısından daha fazla risk altında olduğunu ve bu hastaların klinik takipleri sırasında bu durumun göz önünde bulundurulması gerektiğini düşünmekteyiz.

Özet (Çeviri)

Aim: Autoimmune thyroid disease (ATD) is the most common organ-specific autoimmune disorder and the etiology is not known precisely. In this study, we aimed to evaluate the relationship between hormone activity, thyroid autoimmunity and the frequency of nodular goiter (NG) in patients with pituitary adenomas. Material and Methods: We enrolled 134 patients with pituitary adenoma (PA) (age, 40.57 ± 13.76) and 163 control without pituitary adenoma (age, 38.53 ± 11.68) matched with age and body mass index. The data of all participants were examined retrospectively and their socio-demographic characteristics, biochemical parameters, thyroid function tests, thyroid peroxidase antibody (anti-TPO) and thyroglobulin antibody (anti-TG) levels, thyroid ultrasonography findings were recorded. Pituitary magnetic resonance imaging results and all anterior hypophysis hormone results that include cortisol, prolactine, growth hormone and IGF-1 were collected for functional assessment of hypophysis in all PA patients. Results: Nodular goiter and thyroid autoantibody positivity (49.1% and 17.2%, respectively) were significantly higher in the PA group than the control group (21.6% and 9.2%, respectively) (p<0.05). Autoimmune thyroid diseasewas higher in the PA group but not statistically significant (10.4% and 6.1%, respectively) (p = 0.175). When we compared the functional pituitary adenoma (FPA) and the nonfunctioning pituitary adenoma (NFPA) group, thyroid autoantibody positivity and NG were statistically significant higher in the FPA group (22.4% and 51.8%, respectively) than NFPA group (8.2% and 20.4%, respectively) (p<0.05). Although ATD was higher in the FPA group than NFPA, there was not statistically significant (11.8% and 8.2%, respectively) (p=0.512). Frequency of thyroid antibodies was found similar (22.7% and 25%, respectively) between prolactinoma and acromegaly patients and NG ratio was significantly higher in the acromegaly group than prolactinoma group (62.5% and 47.0%, respectively) (p=0.042). Furthermore, in terms of ATD frequency, a statistically significant increase was observed in the acromegaly group compared with prolactinoma group (10.6% and 18.8%, respectively) (p = 0.032). Conclusion: Our study showed that FPA (prolactinoma and somatotropinoma) is associated with thyroid autoimmunity and goiter development. Therefore, we think that prolactinoma and acromegaly patients are at increased risk for ATD and goiter development and this condition should be taken into consideration during clinical follow-up.

Benzer Tezler

  1. Hipofiz adenomlu hastalarda oksidatif ve kromozomal DNA hasarının sitom yöntemi ve 8-OHdG ölçümü ile araştırılması

    Investigation of oxidative and chromosomal DNA damage by cytome assay and 8-OHdG measurement in patients with pituitary adenomas

    NAZMİYE BİTGEN

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2013

    Tıbbi BiyolojiErciyes Üniversitesi

    Tıbbi Biyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HAMİYET DÖNMEZ ALTUNTSŞ

  2. Büyüme hormonu eksikliği olan hipopituiter hastalarda erken aterosklerotik değişikliklerin araştırılması

    Başlık çevirisi yok

    M. ALPER YURCİ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2002

    Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıklarıİstanbul Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ.DR. NEŞE ÖZBEY

  3. Transsfenoidal mikroskopik hipofiz cerrahisi: Remisyon ve komplikasyon oranlarının retrospektif olarak değerlendirilmesi

    Transsphenoidal microscopic pituitary surgery: A retrospective assessment of remition and complication rates

    GÖKHAN VATANDAŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    NöroşirürjiManisa Celal Bayar Üniversitesi

    Beyin ve Sinir Cerrahisi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. YUSUF KURTULUŞ DURANSOY

  4. Gebelikte hipofiz hastalıklarının retrospektif değerlendirilmesi

    Retrospective evaluation of pituitary diseases in pregnancy

    AHSEN HANÇER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    İç HastalıklarıErciyes Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ZÜLEYHA CİHAN ÖZDAMAR KARACA

  5. Hipofiz adenomu olan hastaların klinik, laboratuvar, radyolojik ve patolojik karakteristikleri

    Clinical, laboratory, radiological and pathological characteristics of patients with pituitary adenoma

    HALE AY ALTAŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıAkdeniz Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. NUSRET YILMAZ