XVII.-XVIII. yüzyıl metinlerinde kelime grupları
Başlık çevirisi mevcut değil.
- Tez No: 4895
- Danışmanlar: DOÇ. DR. MERTOL TULUM
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Türk Dili ve Edebiyatı, Turkish Language and Literature
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 1988
- Dil: Türkçe
- Üniversite: İstanbul Üniversitesi
- Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
ÖZET Aynı cinsten iki kelimenin arka arkaya gelerek kur duğu tekrar grupları, genelde kuvvetlendirme, çokluk, de vamlılık gibi fonksiyon icra ederken, eşmanalı, zıtmanalı ve ilaveli tekrarlar olarak karşımıza çıkıyor. Tekrarlar Türkçe, Arapça, Farsça veya bunların karışı mı kelimelerle kurulabiliyor. Bağlama grubu ise, bağlama edatları ile yapılıp, ve, ile, ilâ (...den...'e kadar ) şeklinde, unsurları birbir lerine bağlıyorlar. Birleşik isimler ise, bir nesnenin ismi olmak üzere yanyana gelen birden fazla ismin meydana getirdiği kelime grubudur. Bunlar aynı zamanda karşımıza yeni bir kavram oluşturarak çıkarlar. Bunlar : a. îsim tamlaması kalıbında birleşik kelimeler; b. Sıfat tamlaması kalıbında birleşik kelimeler; c. Zarf grubu kalıbında birleşik kelimeler. Bir şahıs ismiyle bir unvan veya akrabalık isimleri nin meydana getirdiği kelime grubuna ise, asıl birleşik isimler, diyoruz. Bu grup eksiz bir birleşimdir, önce i- sim, sonra akrabalık veya unvan ismi gelir. Asıl unvan grubu ise, bir isimle bir unvan, akrabalık veya ta'zim bildiren bir kelimenin meydana getirdiği grup tur. Osmanlı toplumu için unvanlar veya ta'zim kelimeleri oldukça fazla yer tuttuğu için, bu grup oldukça geniş yer alır. Bazen de rütbe, makam, bildiren bir kelime veya keli me grubu ile bir unvan grubunun müştereken kurduğu birle şik isimler de vardır. Aynı resmi ta'zim lâkabını veya rütbeyi taşıyan kimseler, emekli olmaları halinde kendile riyle aynı makamı kullanmış, aynı rütbeyi kazanmış kişi lerden ayır edilmek için, bir de unvan grubu eklenerek128 konuya açıklık getirilirdi. Gümrük Emini Hasan Ağa; Gîü'irük Emini Meşhur Hasan Ağa, gibi. Osmanlı toplumunda soyadının olmayışı kişinin nesebi ne bağlılıkla anılmasını doğurmuştur. Bilinen en eski de deden gelen ad, diğer nesillerin, tanınmasına ışık tutmuş tur, önceleri bu şekil için, zade, bin, ibn, gibi kelime ler kullanılırken, bugı“n özellikle Anadolu'da soyadlarma eklenen oğlu kelimesi de, eskiden de revaçta olan bir kün ye unsuru idi. Bu grup bir isim veya birleşik isimle ona bağlı zade, ibni, oğlu gibi Arapça, Farsça ve Türkçe şekillerden olu şur ki, buna künye bildiren sıfat takımı diyoruz. Yine bu grubu kuran kelimeler arasında birader ve kayın' ı da gör mekteyiz. Yine Osmanlı toplumunda rütbe ve makamın yanında lâ kaplar da, mühim yer tutardı. Bugünkü toplumun bile vaz geçemediği lâkap unsuru, kişiyi bazı yönlerden niteleyen bir raümeyiz vasıf karekteri taşır. Dolayısıyla lakap ki şiyi fizikî özellik, huy, tabiat, mensup olduğu millet, halk içindeki itibarı, ilmî seviyesi, bedeni hüner veya kusur, fevkalade meslekler yönüyle tanıtan bir sıfat du rumunda kullanılmıştır; Abaza Mehmed Ağa, Arnavud Kara Osman, Çatalbaş Ahmed Paşa, Hâin Ahmed Paşa, Helvacı Mehmed, Köse Mihal, Serhoş İbrahim Paşa, Türk Ömer Efendi, Yiri Abdurrahman vb. Türkçede kaide olarak asıl unvan unsurunun isimden sonra geldiğini biliyoruz. Fakat zamanla dilimize yabancı tertiplerin girmesiyle, Sultan Orhan, Sultan Selim, Şehza de Murad, Şah îsmâil gibi şekillerin varlığını da görürüz. Bunlara aksi tertipte unvan öbekleri diyoruz. Dilimizde sayılar üç şekilde karşılanmaktadır: a. Tek kelime ile; b. Sıfat tamlaması ile; c. Sayı grubu ile.129 Sayı grubu da, küçük sayı ve büyük sayı olmak üzere iki unsurdan meydana gelir. Eğer küçük sayı önde olursa sı fat tamlaması; iki yüz gibi, büyük sayı önde olursa sayı grubunu meydana getiriler. Her ikisi de önünde oldukları nesneyi sayı yönüyle nitelerler. îsnat grupları işe, biri diğerine isnat edilen iki un surdan meydana gelirler. Genelde bir partisip grubunun kı saltılmışı gibi görünürler. Bu yüzden bir kısaltma grubu saymak mümkündür. Akkuzatif grubu ise, akkuzatifli bir isim unsuru ile onun arkasından gelen bir isimle kurulan gruptur. İkinci unsur, isimle yapılan bir birleşik fiilin isim kısmı olur. ve dolayısıyla geçişli fiil ifadesi taşır. Bu grup da, bir ”olan" düşmüş kısaltma grubu gibidir. Keza bulunma ve ayrılma halleriyle bir isim unsurunun konduğu gruplar da lokatif ve ablatif gruplarıdır. Ablatif grubunun unsurlarından bazısı isim, bazısı yer ismi olabilir. Fiil grubu ise, fiil isimleri üzerine kurulan kelime grubudur. Fiil isimleri en sonda bulunur. Cümle dışı unsurlardan ise, ünlem grubunu saymak müm kündür. Genelde bre, be gibi ünlem kelimeleri üzerine ku rulur. Kelime grupları, cümlede isim, sıfat, zarf olarak kul lanılırken, ismin fiil, nesne, yer tamlayıcısı şekillerin - de de kullanılırlar. Tekrar grupları genelde zarf, bağlama grubu, fiil, hal ekleriyle yer tamlayıcısı veya nesne ya hut zarf veya yüklem ismi olarak kullanılırlar. Birleşik isimler genelde ismin her halinde, unvan g- rupları genelde fail. esas oümak üzere ismin halleriyle di ğer şekillerde kullanılırlar. Çayı grupları e a yaygın şekilde isim tamlaması veya sıfat tamlamasının tamlayan unsuru olarak kullanılırlar. Fiil grubu genelde fail, zarf grubu sıfat olarak kul lanılırlar.
Özet (Çeviri)
Özet çevirisi mevcut değil.
Benzer Tezler
- Geleneksel İstanbul konutunda çıkma
Projections in the traditional İstanbul houses
V. GÜL CEPHANECİGİL
- Dünden bugüne rebab ve yeniden ele alınması
Başlık çevirisi yok
M. REFİK KAYA
Sanatta Yeterlik
Türkçe
1998
Müzikİstanbul Teknik ÜniversitesiTürk Sanat Müziği Ana Sanat Dalı
DOÇ. M. CAHİT ATASOY
- XVII. yüzyıldan XVIII. yüzyıla Anadolu kentleri: Toplumsal ve ekonomik değişmeler
Anatolian towns from the XVII th to the XVIII th century: Social and economic changes
FUNDA AKYÜZ
- Klasik Dönem sonrasında İstanbul'da küçük külliyeler
Başlık çevirisi yok
N. NİSA ARGIT
Yüksek Lisans
Türkçe
1993
Sanat Tarihiİstanbul Teknik ÜniversitesiSanat Tarihi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. SEMRA ÖGEL