Periferik arter hastalıklarında perkutan girişimlerin erken dönem sonuçları
Peri̇feri̇k arter hastaliklarinda perkutan gi̇ri̇şi̇mleri̇n erken dönem sonuçlari
- Tez No: 487019
- Danışmanlar: DOÇ. DR. İBRAHİM DUVAN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Sağlık Eğitimi, Health Education
- Anahtar Kelimeler: Anjiyoplasti, Arteryel oklüzif hastalıklar, Ateroskleroz, Komorbidite, Periferik arter hastalığı, Angioplasty, Arterial occlusive diseases, Atherosclerosis, Comorbidity, Peripheral arterial disease
- Yıl: 2017
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Kalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
AMAÇ: Yüksek riskli periferik arter hastalıklarında perkütan girişimler ile en fazla yarar ve en az zarar verme ilkesi hedef alınmıştır YÖNTEM: Dışkapı Yıldırım Beyazıt EAH' de KVC servisinde tedavi edilmiş ve rastgele seçilen, komorbit risk faktörleri olan 30 hasta retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Çalışmamıza katılan hastaların bazıları KVC poliklinikte kontrol muayene zamanında, bazıları ise evden telefonla çağırılarak değerlendirilmiştir. Hastaların pre-op şikayetleri, yürüme mesafeleri, ek hastalıkları, aldığı ilaç tedavileri, ABİ' leri kayıt altına alınıştır. Kan değerleri ve diğer laboratuvar sonuçları hastanede hasta takip sisteminden elde edilmiştir. Post-op dönemde de hastaların değişen parametreleri kayıt altına alınmış, fizik muayeneleri yapılmıştır. Tüm hastalar için pre-op ve post-op sürekli değişkenler ve kategorik değişkenler için tanımlayıcı istatistiksel değerlendirme SPSS programıyla yapılmıştır. İstatistiksel anlamlılık sınırı olarak p<0,5 kabul edilmiştir. BULGULAR: Bu çalışmada 24 (%80) erkek ve 6 (%20) kadın olmak üzere toplam 30 hastanın verileri analiz edilmiştir. Yaş, yoğun bakım ve servis yatış süreleri, lezyonun uzunluğu normal dağılım göstermemektedir. Normal dağılım göstermeyen verilerde medyan (min-maks) değerler istatistik olarak kullanılmıştır. En düşük yaş 49 ve en yüksek yaş 84 medyan yaş ise 62,90±7.49' dir, öncesine göre anlamlı düzeyde azalmıştır. Hastaların lezyonları TASC sınıflamasına göre yapıldı. 10 hastada Tip A lezyon, 12 hastada Tip B lezyon, 4 hastada Tip C ve 4 hastada Tip D lezyon görüldü. Yürüme mesafesi minumum 25 ve maksimum 100 metre olarak görüldü. Pre-op ortalama yürüme mesafeleri 60 metre idi. Hastalarda pre-op ABİ 0,77±0,11 idi. Ortalama Rutherford skoru pre-op 2,07±1,14 görüldü. Ameliyat öncesi ve ameliyat sonrası ABİ değerleri arasında fark bulunmuştur (p<0.001). Ameliyat sonrası 30 hastanın hepsinde ABİ değerleri ameliyat öncesine göre anlamlı düzeyde artmıştır. Ameliyat öncesi ve ameliyat sonrası yürüme mesafeleri arasında fark bulunmuştur (p<0.001). Ameliyat sonrası 30 hastanın hepsinde yürüme mesafeleri ameliyat öncesine göre anlamlı düzeyde artmıştır. xi SONUÇ: Ameliyat öncesi ve ameliyat sonrası Rutherford skorları arasında fark bulunmuştur (p<0.001). Ameliyat sonrası Rutherford skorları ameliyat öncesine göre anlamlı düzeyde azalmıştır. Ameliyat öncesi ve ameliyat sonrası ABİ değerleri arasında fark bulunmuştur (p<0.001). Ameliyat sonrası ABİ değerleri ameliyat öncesine göre anlamlı düzeyde artmıştır. 30 hastanın hepsinde ameliyat sonrası ABİ değerlerinde artış görülmüştür. Ameliyat öncesi ve ameliyat sonrası yürüme mesafeleri arasında fark bulunmuştur (p<0.001). Ameliyat sonrası yürüme ameliyat öncesine göre anlamlı düzeyde artmıştır. 30 hastanın hepsinde ameliyat sonrası yürüme değerlerinde artış görülmüştür Yapılan girişimler sonucunda hastaların yürüme mesafeleri 443,17±121,85 olmuştur. Rutherford kategorisi ortalama değeri 2,07±1,14'den 0,37±0,61'e kadar gerilemiştir. ABİ'in ortalaması 0,77±0,11 gibi düşük değerden 1,03±0,05 değerlerine yükselmiş. 3 restenoz gelişen hastalarımız full medikal tedavi verilerek takibe alınmıştır. Şikâyetleri geliştiğinde tekrar girişim düşünülebilir. Post op oklüzyon gelişen hastalarımızda da medikal tedavi ile takip ediliyor. Yürüme mesafelerinde ve semptomlarında ileri bozulma olduğu takdirde cerrahi ve girişimsel tedavi düşünülecek. Araştırmanın sonuçlarına baktığımızda yapılan işlemlerin sonucunda hastalarımızda istatiksel olarak anlamlı veriler elde edilmiştir. Endovasküler periferik arter girişimler, ciddi lezyonları olan periferik arter hastalıklarında da teknik ve klinik başarı ile uygulanabilir. Hasta sayısının artırılarak daha geniş çaplı çalışmalar ile bu konuda daha rasyonel sonuçlar elde edilebilir.
Özet (Çeviri)
EARLY PERIODICAL RESULTS OF PERCUTANEOUS INTERVENTIONS IN PERIPHERAL ARTERIAL DISEASES PURPOSE: Maximum benefit and minimum damage is aimed at percutaneous interventions in highly risked peripheral arterial diseases. METHOD: 30 randomized patients are evaluated retrospectively who have comorbid risk factors and have been treated in Cardiovascular Surgery ward at Diskapi Yildirim Beyazit Educational and Searching Hospital. Some patients in our trial are evaluated during examination in Cardiovascular Surgery Policlinic and some patients who were evaluated called to the hospital from home. Patients' pre-operative complaints, walking distance, additional diseases, medications and Ankle-Brachial Index'es are registrated. Their blood results and other laboratory results are gained from hospitals' patient database. At post operative period, patients' changed parameters are also registrated and physical examinations are given. For all patients, pre-operative and post-operative, definitive statistically evaluation for continuous and categorical variables has been made with SPSS program. P<0,05 value was accepted as statistically significant. FINDINGS: In this trial, 24 male (80%) and 6 female (20%) as a total of 30 patients' datas were analized. Age, ICU and cardiovascular surgery ward hospitalization period and lesion lengths were not normally distributed. In this anormal distribution pattern, median (min-max) values were used as statistics. Youngest of the patients' age was 49 and the oldest age was 84. Median age was 62,90±7,49. It was decreased statistically significant compared to before. Patients' lesions categorized according to TASC criteria. There were 10 patients with Type A lesion, 12 patients with Type B lesion, 4 patients with Type C lesion and 4 patients with Type D lesion. Walking distances were 25 meters as minimum and 100 meters as maximum. Pre-operative mean walking distance was 60 meters. Pre-operative mean Rutherford score was 2,07±1,14. There were differences in between pre-operative and post-operative ABI values (p<0,001). All 30 patients' post operative ABI values were increased statistically significant compared to pre-operative ABI. RESULTS: There was a significant difference between pre-operative and post-operative Rutherford scores (p<0,001). Post-operative Rutherford scores were decreased statistically significant compared to pre-operative scores. xiii There was a significant difference between pre-operative and post-operative ABI values (p<0,001). Post-operative ABI values were increased statistically significant compared to pre-operative values. All of 30 patients' post-operative ABI values were increased. There was significant difference between pre-operative and post-operative walking distance (p<0,001). Post-operative walking distances were increased statistically significant compared to pre-operative distances. All of 30 patients' postoperative walking distances were increased. Patients' walking distance was 443,17±121,85 after the interventions Rutherford scores mean value was diminished from 2,07±1,14 to 0,37±0,61. ABI mean value increased to 1,03±0,05 from 0,77±0,11. 3 patients who developed restenosis are taken complete medical therapy. They may have been considered reintervention when they will have developed symptoms. Patients who are developed post operative occlusion are also taking medical therapy. When they get worsen in walking distance and have worse symptoms, surgical and endovascular intervention will be kept in mind. In our trial; as a conclusion, patients who underwent endovascular interventions have results which are statistically significant. Technical and clinical successful endovascular peripheral arterial interventions can be applied to whom has peripheral arterial disease with severe lesions. More rational results can be getting with increased patient number and wider studies.
Benzer Tezler
- Silastazolün neotimal hiperplazi üzerine etkisi
Effect of cilostazol on neointimal hyperplsia
HASAN MURAT ARSLAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2011
Göğüs Kalp ve Damar CerrahisiPamukkale ÜniversitesiKalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ALİ VEFA ÖZCAN
- İntima harabiyeti oluşturulan arterde açık kalma oranını artırıcı bir yöntem olarak endotel hücresi yerleştirilmesi (Deneysel çalışma)
Başlık çevirisi yok
O. TANSEL DARÇIN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1997
Göğüs Kalp ve Damar CerrahisiFırat ÜniversitesiGöğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. ALİ RAHMAN
- Lipoteikoik asit' in anjiyogenezis oluşturmadaki etkinliği ve arteriyel iskemi tedavisindeki yeri
The effectiveness of lipoteichoic acid in the formation of angiogenesis and its importance in the treatment of arterial ischemia
ÖZDEN VEZİR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2011
Göğüs Kalp ve Damar CerrahisiMersin ÜniversitesiKalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. BARLAS N. AYTAÇOĞLU
- Periferik arter hastalığı olan hastalarda tasc sınıflamasının ciddiyeti ve hematolojik indeks arasındaki ilişki
The relationship between haematological index and severity of tasc classification in patiens with peripheric arter di̇seases
AHMET TAŞ
- Periferik arter hastalığında cerrahi ve perkütan girişim uygulamalarının sonuçlarının karşılaştırılması
Comparison of the results of surgical and percutaneous intervention practice in peripheral arterial disease
MEHMET ALPEREN TÜRKER
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
Göğüs Kalp ve Damar CerrahisiMarmara ÜniversitesiKalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. SİNAN ARSAN