Geri Dön

İmmün yetmezliği olmayan çocuklarda EBV ve CMV antikor prevalansı

The Prevalence of antibodies to EBV and CMV in children without immunodeficiency

  1. Tez No: 48518
  2. Yazar: BİRSEN ÖZTÜRK
  3. Danışmanlar: PROF.DR. LEYLA AĞAOĞLU
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Epstein-barr virüs enfeksiyonları, Sitomegalovirüs, Epstein-barr virus infections, Cytomegalovirus
  7. Yıl: 1996
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

ÖZET Bu çalışmada, herpesvirus ailesinin iki üyesi olan Epstein-Barr virüs (EBV) ve sitomegalovirüs (CMV)'ün çocuklardaki epidemiyolojisinin incelenmesi planlandı. Bu amaçla, 1) Değişik yaşlardaki çocuklarda anti EBV-VCA IgG ve IgM, anti CMV IgG ve IgM antikorları 2) Antikor pozitiflik oranlarının virüslerin epidemiyolojisini etkileyebilecek değişik faktörlerle (yaş, cins, sosyoekonomik düzey, okula veya kreşe gitme durumu, kan nakli, ailedeki çocuk sayısı,anne ve baba mesleği, CMV için ayrıca anne yaşı, doğum şekli, anne sütü alma süresi) ilişkisi 3)Antikor pozitiflik oranlarının, EBV ve CMV enfeksiyonunun klinik belirtileriyle ilgili olabilecek tanılar ile ilişkisi incelendi. Çalışma, Ocak-Haziran 1995 tarihleri arasında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı'nın Genel Pediatri Bilimdalı Polikliniğinde yürütüldü. Hastaların serumlarındaki antikor varlığı, aynı fakültenin Temel Bilimler Mikrobiyoloji Anabilim Dalı'nda ELJSA yöntemi ile araştırıldı. Çalışmaya 134 kız, 171 erkek olmak üzere, 3 ay-17 yaş arasındaki 305 çocuk alındı. Çalışmaya giren hastalarda malinite, ağır debilizan hastalık, immün yetmezlik durumları yoktu. 305 hastanın 186'sında (%61) anti EBV-VCA IgG antikorları pozitif bulundu. En sık seropozitiflik oranı 4-7 yaşlar arasındaydı. Yaşa göre antikor sıklığının değişmesi ileri derecede anlamlı bulundu (p<0.01). Düşük sosyoekonomik düzeyli ailelerde anti EBV IgG antikorlarının daha sık olduğu bulunduysa da fark, istatistiksel olarak anlamlı değildi. Benzer şekilde, okula veya kreşe giden çocuklarda da antikor prevalansı evde bakılan çocuklardan daha yüksekti, ancak istatistiksel olarak anlamlı değildi. Çalışmamızda kan transfüzyonu yapılan ve yapılmayan çocuklar arasında ve cinsler arasında antikor sıklığı açısından anlamlı farklılık saptanmadı. Ailedeki çocuk sayısı ve anne-baba mesleği ile anti EBV IgG antikor oranlan arasında da ilişki bulunmadı.EBV kliniğinde yer alan hastalık tanıları olan çocuklardaki (ÜSYE, lenfadenopati) antikor oranları, diğer çocuklardan farklı değildi. 305 hastada incelenen kan örneklerinden 18"ınde (%5.9) rastlantısal olarak anti EBV-VCA IgM antikorları pozitif bulundu. Çeşitli araştırmalarda, çalışmamıza benzer şekilde, anti EBV IgM pozitifliği saptandığı bildirilmektedir (106). Bu sonuç, primer asemptomatik veya atipik EBV enfeksiyonu şeklinde yorumlanabilir. Ancak testlerin tekrarlanma şansı olan 4 hastamızda anti EBV antikorunun negatif bulunması, yanlış pozitiflik oranının da yüksek olabileceğini düşündürmektedir. ÜSYE ve lenfadenopati tetkik tanıları alan hastalarda IgM pozitiflik oranları, diğer hastalardan farklı bulunmadı. 305 hastanın 262'sinde (%85.9) anti CMV IgG antikorları pozitif bulundu. 6-12 ay arasındaki çocuklarda antikor oranlarının %82.4 gibi yüksek bir değerde olması, çocukların erken dönemde CMV enfeksiyonu ile karşılaştıklarını göstermektedir. Yaşa göre antikor sıklığının değişmesi ileri derecede anlamlı bulundu (p<0.01). Düşük sosyoekonomik düzeyli ailelerde anti CMV IgG antikorları yine daha yüksek oranlarda bulundu, ancak fark, istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı. Okula veya kreşe giden çocuklar arasında, 154 vakanın 141 'nde (%91.6) seropozitiflik bulundu. Evde bulunan 151 çocuktan ise 121'inde (%80.1) anti CMV IgG antikoru mevcuttu. Bu fark, istatistiksel olarak ileri derecede anlamlı bulundu (p<0.01). literatürde bildirildiği şekilde, özellikle 1-2 yaşları arasındaki kreşe giden çocuklarda antikor oranlan yüksekti. Çalışmamızda kan transfüzyonu yapılan ve yapılmayan çocuklar arasında ve cinsler arasında antikor prevalansları açısından farklılık saptanmadı. Ailedeki çocuk sayısı ve anne-baba mesleği ile anti CMV IgG antikor oranları arasında da ilişki bulunmadı. Doğum şeklinin, preterm veya SGA doğumun ve anne sütü alma süresinin de anti CMV IgG antikor sıklığını etkilemediği bulundu. Ancak anne sütü alma süresi arttıkça, antikor oranlarının da tedricen arttığı görüldü. Literatürde bildirilenlerle uyumlu olmak üzere, anne yaşı 40 ve daha fazla olan çocuklarda %100 oranında anti CMV IgG antikoru saptandı. Bu yüksek oran, istatistiksel olarak da anlamkydı (p < 0.05). CMV kliniğinde yer alan hastalık tanıları olan çocuklardald (ÜSYE, lenfadenopati, hepatosplenomegali) antikor oranları, diğer çocuklardan farklı değildi. 81 hastada bakılan anti CMV IgM antikorları ise tüm hastalarda negatif bulundu.EBV ve CMVnin birçok malin hastalık etyopatogenezinde rol oynadıkları düşünülmektedir ve özellikle immünyetmezlikli hastalarda ağır klinik tablolara yol açmaktadırlar. Ayrıca CMV, konjenital viral enfeksiyonların en sık görülen etkenidir. Her iki virüse karşı aşı geliştirilmeye çalışılmaktadır. Epidemiyolojik faktörlerin iyi bilinmesiyle bu iki potansiyel onkojen virüsün önlenmesi yönündeki çalışmalar aydınlanacaktır. Çalışmamızda her iki virüsün epidemiyolojisinde rol alan faktörler incelenmiş olup yaşın, kreşe veya okula gitmenin, sosyoekonomik düzey ve hijyen şartlarının virüs yayılımındaki önemleri üzerinde durulmuştur. Çalışmamız sonucunda EBV ve CMV antikor oranlarının genellikle gelişmekte olan ülkelerden daha düşük, gelişmiş ülkelerden ise daha yüksek olduğu bulunmuştur.

Özet (Çeviri)

Özet çevirisi mevcut değil.

Benzer Tezler

  1. İdrar yolu enfeksiyonlarında lökositlerin trombosit aktive edici faktör (PAF) yanıtı

    Başlık çevirisi yok

    İPEK AKİL (ÖZUNAN)

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1998

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıEge Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SEVGİ MİR

    PROF. DR. AFİG HÜSEYİN

  2. Talasemi Major'lü okul çocuklarında oral demir selatörü Deferipron'un Desferrioksamin ile kombine sağaltım modeli

    Başlık çevirisi yok

    YEŞİM AYDINOK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1998

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıEge Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. GÜNGÖR NİŞLİ

  3. Habituel abortus vakalarında paternal lenfosit ile yapılan immün tedavinin yeri

    Immunotherapy with paternal lymphocytes for recurrent pregnancy loss patients

    M. HAKAN ÖZÖRNEK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1999

    Kadın Hastalıkları ve DoğumÇukurova Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. YILMAZ ATAY

  4. İmmün yetmezlikli hastalarda enterik patojen olarak cryptosporidium ookistlerinin araştırılması

    Detection of cryptosporidium oocysts as causative agent of enteriti des in-immunocompromised hosts

    MELTEM ARZU YETKİN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1998

    Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik MikrobiyolojiGazi Üniversitesi

    Klinik Bakteriyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. FİRDEVS AKTAŞ