Kolorektal kanserlerde tümör diferansiasyonu ve nüks ile CEA, AFP ve Ca 19-9 markerlarının ilişkisi
The Relationship of CEA, AFP and Ca 19-9 markers with tumor differentiation and recurrence in colorectal cancers
- Tez No: 48392
- Danışmanlar: PROF. DR. DİKMEN ARIBAL
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Genel Cerrahi, General Surgery
- Anahtar Kelimeler: Biyobelirteçler-tümör, Kolon neoplazmları, Rektal neoplazmlar, Biomarkers-tumor, Colonic neoplasms, Rectal neoplasms
- Yıl: 1996
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Ankara Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Kolorektal kanserlerin tedavi sonrasındaki takipleri, ilk tedavileri kadar önem taşımaktadır. Çünkü tedavi sonrası ortaya çıkan nükslerin erken dönemde yakalanması, hem hastanın ikincil tedavi şansını arttırmakta hem de hayatta kalım süresinin uzamasında etkin bir rol oynamaktadır. Kemoterapi ve radyoterapidaki ilerlemeler, ameliyat öncesi ve sonrası dönemde kısmen de olsa tedaviye yardımcı olmaktadır. Bu bilgilerimizin ışığı altında kolorektal kanserli hastaların erken teşhis etkin tedavisi, ameliyat edilen hastaların ise nüks/ metastazlarının erken tanı konmasıyla, hayatta kalım sürelerini arttırmak amacıyla, konvansiyonel tanı yöntemlerine (CT, USG) yardımcı olmak üzere çeşitli tümör markerları araştırıldı. Çalışmaya Ankara Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalında 1992-1995 yılları arasında tedavi ve takipleri yapılan kolorektal hastalardan 154 tanesi dahil edilmiştir. Hastaların tamamı histopatolojik olarak kolorektal kanser tanısı almışlardır. Hastaların 95 tanesi erkek (%61.7), 59 tanesi (%38.3) kadındır. Yaş ortalaması 54.54Ü4.74 bulunmuştur. Tümörlerden 26'sı (%16.9) müsinöz, 128 tanesi (%83.1) ise adenokanserdir. Tümörler histopatolojik olarak az, orta ve iyi diferansiye şeklinde 3 grade'e ayrılmıştır. Barsak duvarı ve lenf bezlerindeki invazyon derecesi Astler-Coller sınıflaması kullanılarak 5 evre halinde sınıflandırılmıştır. Patologlara verilen kolon veya rektum piyesindeki toplam lenf bezi ve metastatik lenf bezi sayıları tesbit edilmiştir. Bu iki sayının oranı hesaplanmış ve buradan elde edilen sonuca lenf bezi metastaz indeksi (LBMI) adı verilmiştir. 23Hastalardan 145 tanesinde CEA, 114 tanesinde Ca 19-9 ve 121 tanesinde ise AFP markerlarına bakılmıştır. CEA 85 hastada (%58.6), AFP 8 hastada (%6.6), Ca 19-9 ise 42 hastada (%36.8) normalden yüksek çıkmıştır. Vakalarımızın 108 tanesinin, rezeksiyon materyalinde en az 2 adet en fazla 85 adet olmak üzere lenf bezi çıkarılmıştır. 108 vakanın 55'inde en az 1 lenf bezinde tümör metastazı mevcuttu. Hastaların yaş, cinsiyet, LBMI, tümör çapı, tümör yeri, tümör tipi, diferansiasyonu, Astler-Coller evresi, nüks/metastaz olup olmadığı, nüks yeri, nüks zamanı, preoperatif CEA, AFP, Ca 19.9 seviyeleri arasındaki ilişki multivariate regresyon analizi ile incelendiğinde: Araştırmamızın esas konusunu oluşturan tümör diferansiasyonu ile preoperatif tümör markerlarının tümör yeri, tipi, Astler-Coller evresi, lokal nüks, karaciğer metastazı, uzak metastaz olup olmaması arasında anlamlı bir ilişki tesbit edilememiştir. Tümörün anatomik Iokalizasyonu ile tümör tipi arasında istatistiki olarak anlamlı derecede fark mevcuttu (p=0.034<0.05). Tümörün tipi ile karaciğer metastazı oluşturması arasında istatistiki olarak anlamlı ilişki tesbit edildi (p=0.03<0.05). Tümörlerin Astler-Coller evresi ile karaciğer metastazı yapmaları arasında anlamlı ilişki saptandı (p=0.04<0.05). Metastazların ortaya çıkma süresine bakıldığında ise Astler-Coller evresi ne kadar ileri ise herhangi bir nüks/metastaz ortaya çıkma süresi o kadar kısa olarak tesbit edilmiştir (p=0.0032<0.05). LBMI ile CEA arasında anlamlı bir ilişki tesbit edildi (p=0.025<0.05). Cal9-9 ile LBMI arasındaki ilişki daha da anlamlıydı (p=0.001<0.05). Buna göre metastatik lenf bezi sayısı ne kadar fazla ise 24preoperatif CEA ile özellikle de Ca 19-9'un serum düzeyleri o denli yüksekti. Bütün nüks/metastaz olan vakalar ele alındığında nüks/metastaz ortaya çıkma zamanı geciktikçe, bunun karaciğerde olma olasılığı artmaktaydı (p=0.0021<0.05). Preoperatif CEA ve Ca 19-9 seviyeleri birbiri ile anlamlı bir pozitif korelasyon göstermekteydi (p=0.0001<0.05). Yani birinin arttığnıda diğeri de artmaktaydı. Bu araştırmamızda, verilerimizin bazıları, istediğimiz sonuçları elde etmemizde yardımcı olamadıysa da yakın bir gelecekte daha özgün tümör markerlarının keşfiyle, kolorektal kanserli hastaların tanı ve tedavisine ışık tutacağına inanıyoruz. 25
Özet (Çeviri)
Since the early diagnosis of recurrences after the treatment, increases the patients secondary treatment chance as well as the survival; the follow up of patients after the treatment is as importent as the primary management of the patinets. Improvements in chemotherapy and radiotherapy, to some extent, aid to treatment and surgery, in the preoperative and postoperative period. In the light of these information; tumor markers as an aid to conventional diagnostic methods, for the treatment with early diagnosis and early diagnosis of recurrences and metastasis in patients with surgical therapy, are studied, to increase the survival. Research includes 154 colorectal patients, whose treatment and follow up are done between 1992-1995 in Ankara University Faculty of Medicine General Surgery Department. All the patients have me histopathological diagnosis of colorectal cancer. 95 of all patients were male (61.7 %) and 59 of them here female (38.3%). Mean age is 54.54±14.74. 26 (16.9%) of the tumorsare mucinous and 128 (83.1%) of them are adeno cancer. Tumors are gruped in to 3 grades as; low, medium, and well differentieted. Using the Astler-Coller classification intestinal wall and lymph node invasion are classified in to 5 stages. Total amount of lymph node and metastatic lymph node numbers in the colon and rectum material which are sent to pathology, are detected and the ratio of these numbers are calculated and the result is named as lymh node metastasis index (LBMI). CEA is searched in 145, CA 19-9 is searched in 114 and AFP is searched in 121 of patients. CEA is found to be high in 85 (58.6%) AFP is 26found to be high in 8 (6.6%) and CA 19-9 is found to be high in 42 (36.8%) of patients. At least 2 lymph nodes and at most 85 lymph nodes are extrated in the tumor material of the patients. 55 of 108 cases had atleast one lymph node metastasis. The relation of the patients, age, sex, LMBI, tumor diameter, tumor location, tumor type, differentiation, Asler-Coller staging, presence of recurrence or metastasis, recurrence place, recurrence time, preoperative CEA, AFP, CA 19-9 levels are examined with the multivariety regression analysis, the result are: The is no statistically significant relationship among the tumor differentiation and the preoperative tumor markers which is the main point of our research, with tumor location, type, Astler-Coller staging, local recurrence, liver metastsis and distant metastasis. There is statistically significant difference between the anatomic location of tumor and the tumor type (p= 0.034 < 0.05). There is statistically significant relation between the tumor type and liver metastasis (p=0.03<0.05). There is statistically significant relation between Astler-Coller staging of tumor and liver metastasis (p=0.04<0.05). Time of onset of recurrence or metastasis is fonud to be related to the Astler-Coller staging of the patient. The higher the Astler-Coller staging, the shorter the onset of metastasis or tecurrence (p=0.032<0.05). There is statstically significant relation between LBMI and CEA (p=0.025<0.05). Relation between CA 19-19 and LBMI was more significant (p=0.01<0.05). According to this; The higher the number of metastatic lymph node, the higher the amount of preoperative CEA levels, especially theCA 19-9. 27With regard to all cases with recurrence/metastasis; as the time passes for the recurrence or metastasis to appear, the presence of these metastasis or recurrences to be in the liver increase (p= 0.0021 < 0.05). Preoperative CEA and CA 19-9 levels, show a significant corelation between them (p=0.0001 < 0.05). i.e. when one increases the other also increases. In our research, tough same of the data was insufficient to have the expected results. în the near future with the invention of more spesific tumor markers we believe that our research will high light the diagnosis and treatment modalities of colorectal patients. 28
Benzer Tezler
- Cerrahi sınırlarda sialomüsin hakimiyetinin kolorektal kanserlerde prognoza etkileri
Effects of sialomucin dominancy at resection margins on prognosis of colorectal cancer
UFUK GÜR
- Kolorektal kanserlerde anjiogenezin prognoza etkisinin araştırılması
Başlık çevirisi yok
AYDIN YILDIRIM
- Sporadik kolorektal kanserlerde mikrosatelit instabilite ve diğer genomik değişiklikler korelasyonu; P53, K-ras mutasyon analizi
Microsatellite instability, correlation with other genomic rearrangements of sporadical colorectal cancer; and P53, K-ras mutations analysis
KEMAL SAMİ KORKMAZ
Doktora
Türkçe
1997
BiyokimyaDokuz Eylül ÜniversitesiTıbbi Biyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MERAL SAKIZLI
- Kolorektal kanserli olgularda östrojen ve progesteron reseptör ekspresyonunun önemi
The importance of expression of estrogen and progesterone receptors in colorectal carcinomas
FEYZULLAH UÇMAK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2000
OnkolojiDokuz Eylül Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. ÖMER S. TOPALAK
- Kolon kanserlerinde transizyonel mukoza değişikliklerinin morfolojisi ve müsin histokimyası üzerine araştırma
Başlık çevirisi yok
ESRA ERDEN