Geri Dön

Prostat kanserinin saptanmasında transrektal ultrasonografi, prostat spesifik antijen ve prostat spesifik antijen dansitesinin karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi

Başlık çevirisi mevcut değil.

  1. Tez No: 48269
  2. Yazar: CENGİZ BAVBEK
  3. Danışmanlar: Belirtilmemiş.
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Radyoloji ve Nükleer Tıp, Radiology and Nuclear Medicine
  6. Anahtar Kelimeler: Prostat neoplazmları, Ultrasonografi, Prostatic neoplasms, Ultrasonography
  7. Yıl: 1996
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

ÖZET Prostat kanseri erkeklerde en sık rastlanılan kanser olup kansere bağlı ölümler sıralamasında ikinci sırayı almaktadır (50). Prostat kanseri tanısında yıllarca standart tanı yöntemi olarak rektal tuşe kullanılmıştır (7). Yapılan araştırmalar, TRUS ile prostat kanseri saptama oranının, rektal tuşeye oranla 1.3 ila 2 kat daha fazla olduğunu göstermektedir (14, 23). TRUS ile kanser saptamada en önemli tanı kriteri özellikle periferik zonda hipoekojen alan saptanmasıdır (16, 24). Ancak yalnız prostat kanseri değil BPH, PIN, prostatit ve prostat absesi prostatta hipoekojeniteye neden olabilmektedir (4, 23). TRUS ile önemli bir sorun da, prostat kanserlerinin %20 oranında izoekojen olmalarıdır (42). Ayrıca, prostat kanserlerinin %20 oranında TZ kaynaklı olduğu ve TZ'un heterojen eko yapısı nedeniyle buradan kaynaklanan kanserlerin görüntülenmesindeki zorluklar unutulmamalıdır. PSA, prostat epiteli tarafından salgılanan 34.000 dalton moleküler ağırlığında bir glikoprotein serin proteazdır. Yalnız habis epitel tarafından değil selim epitel tarafından da salgılanır (20, 33). PSA'nın en önemli avantajları, objektif, kantitatif ve hastalar tarafından kolay kabul edilebilir bir test olmasıdır (11). Normal PSA değerleri düzeyinde %15-20 oranında prostat kanseri saptanabileceği gibi (1, 42) selim epitel tarafından da salgılanması nedeniyle normal değerlerin üzerinde yalnızca %30-35 dolayında kanser bulunması en önemli dezavantajlarıdır (7, 10, 11). PSA'nın spesifisitesini artırmak amacıyla çeşitli yöntemler denenmektedir. Bunlardan bir tanesi, 1 gr. habis prostat dokusunun eşdeğer selim dokuya oranla 10 kat fazla artışa neden olduğu (16) bilgisinden hareketle, PSA/prostat volümüne eşdeğer olan PSAD'nin tanıda kullanılmasıdır (2, 3, 46). Çalışmada, biyopsi yapılan 421 vakada, TRUS, PSA ve PSAD'nin prostat kanseri tanısında yerini belirlemeyi amaçladık. Biyopsi yapılan 50-94 yaşlan arasındaki (ort.: 64.3±4.2) 421 vakanın 116'snda (%27.6) prostat kanseri saptanırken 305'inde (%72.4) kanser 39bulunmadı. TRUS ile 421 vakada toplam 358 adet hipoekojen alan tespit edildi, bunların 74'ünde (%20.6) kanser bulundu. Bunun yanında, kanser saptanan 116 vakanın 74'ünde (%63.7) kanser hipoekojen alan olarak görüntülenebilirken, 1 vakada (%0.08) hiperekojen, 41 vakada (%35.3) izoekojen alanlardan alınan biyopsi materyallerinde kanser saptandı. Vakaların 298'inde PSA düzeyi, 4 ng/ml'nin üzerindeydi. Bu vakalar arasında kanser saptama oranı %33.2 olarak bulundu. Değişik PSA düzeylerinde kanser saptama oranları incelendiğinde, bu oran, 0-3.9 ng/ml arasında %13.8 iken, 4-9.9 ng/ml arasında %22.5, 10-19.9 ng/ml arasında %33, 20-39.9 ng/ml arasında %41.3, 40 ng/ml'nin üzerinde %88.4 olarak saptandı. Vakalar, kanserli olmayan ve kanserli olanlar olarak iki ayrı gruba ayrıldı ve her grup için ortalama PSA, PSAD ve prostat volüm değerleri hesaplandı. Kanserli olmayan grupta ortalama PSA değeri 8.34±8.47 iken kanserli grubun ortalama PSA değeri 28.48±44.87'dir. Ortalama PSAD değeri, kanserli olmayan grup için 0.239±0.978, kanserli grup için 0.689±0.953 olarak bulundu. Ortalama prostat volümleri, kanserli olmayan grup için 49.51 ±33.48 iken kanserli grup için 44.17±29.26'dır. Kanserli olmayan ve kanserli olan grupların ortalama PSA, PSAD, volüm değerleri istatistiksel olarak t testi ile karşılaştırıldığında, kanserli olmayan ve olan grupların PSA ve PSAD değerlerinde anlamlı fark olduğu (p<0.0001), her iki grubun prostat volümleri arasında anlamlı fark olmadığı (p<0.11) belirlendi. Görülmektedir ki, TRUS için en önemli tanı kriteri kabul edilen hipoekojenite varlığında %20.6 oranında kanser saptanabilmektedir. Bunun yanında %35.3 oranında kanser izoekojendir. PSA sonuçları değerlendirildiğinde, normal olarak kabul edilen PSA düzeylerinde kanser saptanma oranı %13.8'dir. 4 ng/ml'nin üzerinde kanser saptanma oranı %33.2'dir ki bu oran, 4-9.9 ng/ml düzeyinde %22.5'e düşmektedir. Prostat kanseri tanısında, PSA'nın sensitivite ve pozitif prediktif değeri TRUS'a oranla daha yüksektir. Çalışmamızın sonuçları bunu desteklemektedir. Her iki modalitenin sensitivite ve pozitif prediktif 40değerleri değerlendirildiğinde TRUS ve PSA'nın tanıda tek başlarına kullanılmaya uygun olmadıkları görülmektedir. TRUS ile PSA birlikte kullanıldığında normal PSA değerlerine sahip kanserli olgularda ya da TRUS'ta izoekojen olan kanserli olgularda tanı koymak mümkün olabilecektir. 41

Özet (Çeviri)

Özet çevirisi mevcut değil.

Benzer Tezler

  1. Prostat kanseri tanısında sistematik 5 bölge ile sekstant biyopsi tekniklerinin karşılaştırılması

    Başlık çevirisi yok

    ŞEVKET FIRINCIOĞULLARI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1999

    ÜrolojiÇukurova Üniversitesi

    Üroloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ZÜHTÜ TANSUĞ

  2. Kronik prostatitli ve prostat kanserli hastalarda renkli doppler ultrasonografik incelemenin tanısal değeri

    Başlık çevirisi yok

    ÖMER BAYRAK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1998

    ÜrolojiEge Üniversitesi

    Üroloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ORHAN YURTSEVEN

  3. Prostat kanserinin tanısında gri skala ve renkli doppler ultrasonografi

    Başlık çevirisi yok

    ERGİN SAĞTAŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1998

    Radyoloji ve Nükleer TıpEge Üniversitesi

    Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. M. REFİK KİLLİ