Kız çocuklarında poliklorinobifenillerin erken ergenliğe etkisi
The effects of polychlorinated bphenyls exposure on puberty precocious in girls
- Tez No: 478006
- Danışmanlar: DOÇ. DR. SAMİM ÖZEN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları, Child Health and Diseases, Endocrinology and Metabolic Diseases
- Anahtar Kelimeler: Endokrin sistem, Endokrin sistem hastalıkları, Ergenler, Ergenlik-erken, Kız çocukları, Poliklorobifenil bileşikleri, Çocuklar, Endocrine system, Endocrine system diseases, Adolescents, Puberty-precocious, Young girls, Polychlorobiphenyl compounds, Children
- Yıl: 2017
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Ege Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Çocuk Endokrinolojisi ve Metabolizma Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Bu çalışmada erken ergenlik tanısı alan ve izole erken meme gelişimi nedeniyle izlenen 2-8 yaş arası kız çocuklarında poliklorinobifenillerin erken ergenlik ve erken meme gelişimi üzerine olan etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışma grubu olarak Ege üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Endokrinoloji polikliniğinde idiyopatik erken ergenlik ve izole erken telarş tanısıyla izlenen 2-8 yaş arası kız çocukları seçildi (Grup 1). Sağlıklı kontrol grubu olarak Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastanesi Polikliniklerine başvuran herhangi bir kronik hastalığı ve ergenlik bulgusu olmayan 2–8 yaş arası kız çocukları seçildi (Grup 2). Rutin poliklinik kontrolü olarak çocuk endokrinoloji uzmanları tarafından inspeksiyon ve palpasyonla Tanner evreleme sistemine göre ergenlik muayenesi yapıldı. Antropometrik ölçümleri alındı. Her hastadan PCB'lerin çalışılması için serum ve idrar örnekleri alındı. Demografik verileri içeren anket soruları yöneltildi. Grup 1'deki hastaların dosyalarından kemik pelvik ultrasonları, sabah bazal LH, FSH, E2 serum düzeyleri kaydedildi. Çalışmaya alınan tüm hastaların serum ve idrar örnekleri çalışılıncaya kadar -80 ºC'de saklandı. Serum ve idrar PCB ölçümleri Ege Üniversitesi İlaç Geliştirme ve Farmakokinetik Araştırma Uygulama Merkezi'nde (ARGEFAR) yapıldı. PCB analizi için serum örneklerinde pestisitler gaz kromatografi kütle spektrometrisi (GC-MS) yöntemi ile çalışıldı. Laboratuvar kapsamında bakılan PCB'ler; PCB 8, PCB 20, PCB 28, PCB 35, PCB 52, PCB 77, PCB 81, PCB 101, PCB 105, PCB 114, PCB 118, PCB 123, PCB 126, PCB 138, PCB 153, PCB 156, PCB 157, PCB 167, PCB 169, PCB 189 idi. Sonuçlar nitel ve nicel olarak değerlendirildi. Nicel tayin sınırı PCB analizinde 0,005 mg/kg'dır. ( 0,005 mg/kg'ın üzerindeki sonuçlar verildi.) Sonuçların istatistiksel değerlendirilmesi SPSS 16.0 programında, gruplar arası değerlendirme için tek yönlü varyans analizi, alt grup analizinde Mann-Whitney U testi kullanıldı. p değeri 0.05 altı değerler anlamlı kabul edildi. Bulgular: Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrin polikliniğine erken meme gelişimi nedeni ile başvuran toplam 50 kız hasta mevcut idi (Grup 1). Bu grubun yaşları 2 ile 8 arasında ve ortalama: 6,7 ± 1,2 yaş idi. Sağlıklı gruptaki (Grup 2 n=50) olguların ise yaşları 2 ile 8 arasında ve ortalama 5,23 ± 1,25 yaş idi. Bu olguların ağırlık, boy ve VKİ SDS'leri sırası ile - 0,20 ± 0.26, - 0,35 ± 1,5, -0,12 ± 1,28 idi. Grup 1 ve 2 arasında boy, VKİ SDS'leri ve açısından fark yok iken grup 2'de grup 1'e göre ağırlık SDS'leri anlamlı olarak yüksek saptanmıştır (p<0.05). İki grup arasında VKİ SDS'leri açısından istatistiksel açıdan anlamlı fark saptanmasa da oransal olarak belirgin fark mevcuttur. Erken ergenliğe girenlerde zamanında doğum oranı % 88, erken doğum oranı % 12. Sağlıklı kontrol grubunda zamanında doğum oranı % 84, erken doğum oranı % 16 saptandı. Erken ergenliğe giren çocuklarla sağlıklı kontrol grubu arasında doğum zamanı istatistiksel olarak anlamlı farklı bulunamadı (p>0.05). Her iki grubun anne ve baba meslekleri ile ergenlik başlama zamanı arasındaki ilişkiye bakıldığında aile meslekleri ile ergenlik başlama zamanı arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmadı (p>0.05). Kızlarda sosyoekonomik durum ile ergenlik başlama zamanı arasındaki ilişkiye bakıldığında çalışmamızda aylık toplam geliri 2000 TL ve altında olanlar düşük, 2000 tl-8000 TL arasında olanlar orta, 8000 TL üzerinde olanlar ise yüksek sosyoekonomik düzeyli gruplar olarak belirlenmiştir. Sosyoekonomik durum ile ergenlik başlama zamanı arasında istatistiksel anlamlı farklılık bulunamadı (p>0.05). Hastaların yaşadığı bölgeler ile ergenlik başlama zamanı arasındaki ilişki incelendiğinde her iki grubun da genel olarak yaşadığı bölge şehir merkezidir. İlçede daha çok oranda yaşayanlar grup 1, kırsalda daha çok oranda yaşayanlar ise grup 2 olup, istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.05). Anne menarş başlangıç yaşıyla ergenlik başlama zamanının ilişkine bakıldığında grup 1 hastaların anne menarş başlangıç yaşının grup 2'ye göre istatistiksel olarak anlamlı erken olduğu saptandı (p<0.05). Grup 1 deki kızlarda başvuru anında Tanner'e göre pubik kıllanma ve meme gelişim evrelerinin dağılımı en çok %60 hasta (n=30) pubarş evre 3, %64 hasta (n=32) telarş evre 3 olarak saptandı. Bu hastaların başvuru anında delta kemik yaşları %22 (n=11) hastada 0 ,%32 (n=16) hastada 1, %16 (n=89) hastada 1,5, %28 (n=13) hastada 2, %2 (n=1) hastada 3, %2 (n=1) hastada 4 saptandı. Gerçek EE ve izole ET ayrımı için bakılan bazal FSH, E2 düzeyleri, delta kemik yaşı ve uterus uzun aksı iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı farklı bulunmuştur. Grup 1'de hastaların takiplerinde %56 (n=28) hastaya erken ergenlik nedeniyle GnRH analoğu ile tedavi başlanmış olduğu görüldü. Bu hastaların ortalama tedavi başlangıç yaşı 8,1±1,48 yaş idi. Tedavi başlanan en küçük hasta 4 en büyük hasta 10 yaşında idi. Her iki gruptaki hastaların serum ve idrarlarında ölçülebilecek düzeyde PCB kalıntısı saptanmamıştır. Sonuç: Çalışmamızda istatistiksek olarak aşağıdaki sonuçlar anlamlı çıkmıştır, • Çalışmamızda polikliniğimizden izlenen olguların %22'sinde başvuru anında vücut ağırlığı ≥ +2 SDS saptanmış olup sağlıklı kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksekti. Her iki grup arasında VKİ SDS'lerinde anlamlı fark saptanmadı, ancak oransal olarak grup 1'deki hastaların VKİ SDS'leri kontrol grubuna göre yüksek bulunmuştur. • Anne mens yaşı Grup 1'de grup 2 'ye göre istatistiksel olarak anlamlı erken saptandı, bu nedenle ergenlik bulgularının erken başlamasında anne menarş yaşının da etkili olduğu söylenebilir. • Hasta grubumuzda ve sağlıklı kontrol grubumuzda serum ve idrar örneklerinde PCB saptanmamış olup, polikliniğimizden takipli idiyopatik EE ve ET olgularının etiyolojilerinde PCB maruziyetinin olmadığını saptanmış olduk.
Özet (Çeviri)
Puberty precocious (PP) is the appearance of secondary type characteristics before the age of 8 in girls and 9 in boys. PP can give rise to important outcomes such as breast cancer in the consequence of long lasting exposure to estrogen, to short stature in the consequence of early closure of epiphyses, and to psychosocial problems due to early growth. The conducted studies show that the onset age of puberty is gradually coming to earlier. Although the reason for puberty's coming to earlier age is not exactly known, genetics, endocrine and environmental factors are blamed in etiology. Chemicals named endocrine destroyers among environmental factors can cause PP by displaying estrogen-like effect. We may be exposed to polychlorinated biphenyl (PCB), one of these endocrine disruptors, in our daily life. In this study, the effect of PCBs on puberty is searched in girls at the age of 2-8 followed up with the diagnosis of idiopathic PP and isolated early thelarch in Pediatric Endocrinology Outpatient Clinic of Medical School Hospital in Ege University. As the control group, girl subjects with no puberty findings were included. The average age of subject group was 6,7 ± 1,2, and the average age of the healthy control group was 5,23±1,2. Serum and urine samples of the subject group and healthy control group were studied through PBCs method (GC-MS). The studied PCBs were not found in either of the subject and control groups. The weight BMI SDSs of the patients in subject group were 0,72±0,35, 0,49±1,09, respectively. The weight and BMI SDSs of the healthy group were -0,20±0,26, -0,12±1,28, respectively. Weight SDSs in the subject group were found to be significantly high (p = 0.008). Although no statistically significant difference was found between the two groups in terms of BMI SDSs, BMI SDSs of the subject group were found to be proportionally higher than those of the healthy control group. This indicates that obesity and puberty are related. There is need for further studies in regard to the etiology of PP.
Benzer Tezler
- Kız çocuklarında üriner sistem semptomları ve bakteriüri ile oxyuriasis arasındaki ilişki
Başlık çevirisi yok
M.FATİH KİRİŞCİ
- Kız çocuklarında rutin toraks BT çekimlerinde meme glandüler dozu ve bizmut koruyucunun etkinliği
Breast glanduler dose and effectiveness of in-plane bishmut breast shield in routine pediatric female chest CT examination
OSMAN DERE
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2013
Radyoloji ve Nükleer Tıpİstanbul ÜniversitesiDahili Tıp Bilimleri Bölümü
DOÇ. DR. İBRAHİM ADALETLİ
- Kız çocuklarında 12 haftalık kayak antrenmanının bazı biyomotorik özellikler üzerine etkisi
The effect of 12 weeks of training in girls skiing on some of the features biyomotoric
ELİF KIYICI
Yüksek Lisans
Türkçe
2016
SporAğrı İbrahim Çeçen ÜniversitesiBeden Eğitimi ve Spor Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MURAT TAŞ
- Türk kız çocuklarında menarş yaşı ve bazı antropometrik parametrelerle ilişkisi
Başlık çevirisi yok
LEYLA KOLUKISA
- İstanbul kız çocuklarında yıl içindeki boy ve ağırlık temposunun varyasyonları ve bunun meteorolojik değerlerle ilişkisi
Başlık çevirisi yok
MARİ SARIASLAN