Geri Dön

Meme kanserli hastalarda sezaryen, normal vajinal doğum,laktasyon, gebelik sayılarının prognostik faktörlerle ilişkisinin retrospektif değerlendirilmesi

The association of cesarean or vaginal delivery, breastfeeding, parity with the prognostic factors of breast cancer : A retrospective study

  1. Tez No: 455787
  2. Yazar: SEDA HANİFE OĞUZ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. GÜNGÖR UTKAN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Onkoloji, Oncology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2013
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ankara Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Reproduktif faktörler ile meme kanseri prognozu arasındaki ilişki, birçok çalışmada gösterilmiştir. Bu çalışmada, yapmış oldukları doğumların tipi, diğer reproduktif özellikleri, endojen östrojen maruziyet göstergeleri ile meme kanseri prognostik belirteçleri arasındaki ilişki araştırılmıştır. Yöntem: Çalışmaya, 2012-2013 tarihleri arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji polikliniğinde takip edilmekte olan, en az bir adet canlı doğum yapmış, opere, her evreden 434 meme kanserli kadın hasta dahil edildi. Hastaların %17,3?ü (n=75) daha önce en az bir kez sezaryen ile doğum yapmıştı. Prognostik faktörlerle hasta özelliklerin arasındaki ilişki, Pearson-Ki kare testi, bağımsız örneklemli t-test ve çok değişkenli analizler ile değerlendirildi. Bulgular: Sezaryen grubunda, normal vajinal doğum (NVD) yapmış hasta grubuna göre, meme kanseri prognostik özellikleri açısından farklılık saptanmadı. Son doğum yapılan yaş ile meme kanseri tanısı arasında geçen süre, 2 ve daha fazla doğum yapmış olan 364 hastada değerlendirildi. Bu hastalardan 47?sinde son doğum sezaryen ile yapılmıştı. Sezaryen grubunda, son doğumdan tanıya kadar geçen ortanca süre 12,7±1,1 yıl iken, NVD grubunda bu süre 22,5±0,6 yıl idi ve aradaki fark istatistiksel olarak anlamlıydı (p<0,001). Son doğumun yapıldığı yaş, gruplar arasında karşılaştırıldığında, arada anlamlı fark olmadığı görüldü (Sezaryen grubunda 30,94±0,6 ve NVD grubunda 28,55±0,3; p=0,19). Sezaryen grubundaki hastalar, NVD grubundakilere göre, meme kanseri tanısını daha genç yaşta almışlardı. Ortanca tanı yaşı, sezaryen grubunda 42,81±1 iken NVD grubunda 50,42±0,5 idi (p<0,001). Çok değişkenli analizde, tanı yaşı ?bias? yaratabileceği için dışarda bırakıldığında; sezaryen doğum yapmış olmak, son doğumun geç yaşta yapılmış olması, az sayıda doğum yapmış olmak, son doğumdan tanıya kadar geçen sürenin kısa olması ile ilişkili bulundu (sırasıyla p<0,001, p<0,001, p=0,001). Herhangi bir süre için OKS kullanmış olmak ile de benzer bir ilişki saptanmış olsa da, bu ilişki istatistiksel anlamlılığa ulaşmadı (p=0,18). Son doğumdan tanıya kadar geçen sürenin 10 yıl ve altında olduğu hastalarda metastatik hastalık daha sıktı (p=0,032). İlk doğumunu ?20 yaşında yapanlarda ve toplam doğum sayısı ?3 olan grupta aksiller lenf nodu tutulumu daha fazlaydı (sırasıyla p=0,006 ve p=0,007). Obez hasta grubunda (VKİ ?30 kg/m^2) tümörün östrojen reseptörü pozitif olma sıklığı, obez olamayan hastalara göre daha fazlaydı (p=0,014). Lenfovasküler invazyon (LVİ) ve aksiller lenf nodu varlığı, metastatik hastalığı olanlarda daha sıktı (sırasıyla p <0,001 ve p=0,001).LVİ ise; aksiller LN pozitif (p<0,001), ekstrakapsüler yayılımı olan (p<0,001), HER-2 pozitif (p=0,008), 2 cm?den büyük (p=0,005), ve 2-3. dereceden tümörlerde (p<0,001) daha sıktı. Sonuç: Sezaryen doğum öyküsü olan kadınlarda, NVD doğum yapmış olanlara göre, meme kanseri tanı yaşı daha genç ve son doğumdan tanıya kadar geçen süre daha kısadır. Ayrıca, ilk doğumu erken yaşta yapmak ve doğum sayısının fazla olması ile meme kanseri kötü prognostik göstergeleri arasında ilişki olduğu sonucuna varılmıştır.

Özet (Çeviri)

Background: A number of studies have identified the association of reproductive factors and breast cancer prognosis. This study aims to assess the relation of breast cancer prognosis with prediagnostic child delivery types, reproductive factors and indicators of endogenous and exogenous estrogen exposure. Methods: 434 female breast cancer patients of any stage, who were being followed between 2012-2013 in Ankara University Faculty of Medicine Medical Oncology outpatient clinic were enrolled in the study; all patients were undergone breast surgery and had a prediagnostic history of at least one live child birth. Median age was 53 (range 28-83), median number of parities was 2 (range 1-7) and 17.3% (n=75) of patients had a history of cesarean delivery before diagnosis. Multivariate analysis, independent samples t test and Pearson-Chi square test has been used to evaluate interactions. Results:. Mean time to cancer diagnosis since the recent childbirth was assessed in 364 patients who had 2 or more childbirths, which was 12.7±1.1 years in patients with a cesarean history, while it was 22.5±0.6 years in patients who never had cesarean deliveries; and there was a statistically significant difference between groups (p<0.001). In multivariate analysis, when the age at diagnosis was kept outside because of possible bias; cesarean delivery, advanced maternal age at the recent childbirth, to have fewer number of children is associated with short duration to cancer diagnosis since recent childbirth (p<0.001, p<0.001, p=0.001; respectively); ever using oral contraceptives also appeared to be associated, but it did not reach statistical significance (p=0.18). Patients who had a cesarean section before, were younger at diagnosis; the mean age at diagnosis was 42.81±1 in cesarean group and 50.42±0.5 in normal vaginal delivery group (p<0.001). All patients who had at least one cesarean section, had their recent childbirth by cesarean. The mean age at the recent childbirth was not different between groups (30.94±0.6 in the cesarean group and 28.55±0.3 in the vaginal delivery group, p=0.19). The prognostic features of cancer were not associated with the type of child delivery. In metastatic patient group (n=56), time since most recent childbirth to diagnosis of breast cancer was more likely to be less than 10 years (p=0.032). Axillary lymph node metastasis was more common in patients whose age at first birth was ?20 and who had 3 or more parities ( p=0.006 and p=0.007, respectively); however, it was less common in patients whose age at last birth was ? 30 (p ? 0.001). Obese patients (BMI ?30 kg/m^2) were more likely to have estrogen reseptor positive tumors than non-obese patients (p=0.014). Lymphovascular invasion (LVI) and axillary lymph node positivity were indicators of distant metastases (p ?0.001 and p=0.001, respectively); while LVI was related with axillary lymph node positivity (p?0.001), extracapsular tumor growth (p?0.001), HER-2 overexpression (p=0.008), tumor size (>2cm) (p=0.005) and histologic grade (2-3) (p?0.001). Conclusion: In this study, we found that the patients with a history of cesarean delivery were more likely to have breast cancer diagnosis in the first 10 years after the most recent delivery. Although, this finding needs to be confirmed with further studies. We also concluded that age at first birth and number of parities were related with breast cancer prognosis.

Benzer Tezler

  1. Meme kanserli hastalarda serum lipid parametreleri ve alfa-tokoferol (vitamin E) düzeylerinin değerlendirilmesi

    Başlık çevirisi yok

    SALİHA AKGÜL

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1993

    BiyokimyaGazi Üniversitesi

    Biyokimya Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MERAL TORUN

  2. Meme kanserli hastalarda tedavi şekli ile lenfödem gelişimi arasındaki ilişki

    The Relation of lymphedema and the modality of treatment in patients with breast cancer

    ÖNDER ÖNEN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1997

    Genel Cerrahiİstanbul Üniversitesi

    Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MAHMUT MÜSLÜMANOĞLU