Geri Dön

34. gebelik haftası ve altında doğan respiratuar distres sendromlu preterm bebeklere minimal invaziv veya invaziv yöntemler ile surfaktan uygulamasının karşılaştırılması

Comprehension of administration surfactant minimal invasive or invasive methods in preterm infants with respiratory distress syndrome SHO were born 34 weeks of gestation or less

  1. Tez No: 440153
  2. Yazar: NEŞET AYDIN
  3. Danışmanlar: PROF. DR. OĞUZ TUNCER
  4. Tez Türü: Tıpta Yan Dal Uzmanlık
  5. Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Bebek-prematür, Bebek-yenidoğmuş, Bebek-yenidoğmuş hastalıkları, Bebekler, Solunum sıkıntı sendromu, Solunum tedavisi, Yüzey aktif ajanlar, Infant-premature, Infant-newborn, Infant-newborn diseases, Infant, Respiratory distress syndrome, Respiratory theraphy, Surface active agents
  7. Yıl: 2016
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Yüzüncü Yıl Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Bu çalışmada respiratuar distres sendromu nedeniyle surfaktan tedavisi alması gereken preterm bebeklerde, invaziv (entübasyon tüpü) ve minimal invaziv (ince kateter) yöntemlerle surfaktan uygulamasını karşılaştırmayı amaçladık. Gereç ve yöntem: Mart 2015 ile Haziran 2016 arasında, hastanemiz yenidoğan yoğunbakım servisinde yatan; doğum haftası 34. Gebelik haftası ve/veya altında ve surfaktan verilmesi gereken bebekler çalışmaya alındı. Majör konjenital anomalisi olanlar, solunum sıkıntısı olmayan 28 haftadan büyük bebekler çalışma dışı bırakıldı. Sürfaktan; oksijen saturasyonunu % 90-95 arasında tutmak için gerekli FiO2'nin % 35'in üstünde olması, akciğer grafisinde respiratuar distres sendromu bulguları veya hastanın belirgin çekilmelerinin olması hallerinde hastanemiz eczanesinde bulunan poractant alfa 200 mg/kg/doz şeklinde invaziv ve minimal invaziv yöntemlerle verildi. Solunum desteği ihtiyacı olan 60 hasta randomize edilerek 30'ar olguluk endotrakeal tüp grubu ve kateter grubu olarak iki grup oluşturuldu. Bulgular: Surfaktan verilişi sırasında ETT gurubunda hastaların % 90'ınde komplikasyon gözlenmezken, kateter gurubunda hastaların % 26,7'sinde desatürasyon izlendi (p=0,019). Endotrakeal tüp gurubunda, gebelik haftası ve doğum ağırlığı kateter grubuna göre düşüktü. RDS derecesi açısından her iki grupta da düzelme mevcutken, gruplar arasında istatiksel olarak anlamlı fark tespit edilmedi. Gruplar arasında ilk 72 saatte entübasyon ihtiyacı ve prognoz açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık izlendi (P<0,05). Bu farkın nispeten ETT grubunda gebelik haftası ve doğum ağırlığının düşük olmasına bağlı olabileceği tahmin edildi. Toplam mekanik ventilasyon süresi, ETT grubunda daha uzundu. Gruplar arasında respiratuar distres sendromu komplikasyonları (NEK, İVK, ROP, KAH v.s.) açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmadı. Sonuç: Surfaktan replasman tedavisinde her iki yöntem de uygulanabilir olmakla birlikte ince kateter ile surfaktan tedavisi sırasında desaturasyon daha sık görülmektedir. Kateter yöntemi uygulama zorlukları, desaturasyon riskinin nisbeten yüksek olması ve bu konuda sınırlı sayıda çalışma olması yöntemin dezavantajlarıdır. Fakat entübasyon, Pozitif basınçlı ventilasyon(PPV) gerektirmemesi, mekanik ventilasyon oranı ve süresini azaltması, RDS derecesinde ETT ile benzer şekilde düzelme sağlaması açısından faydalı görünüyor. Özellikle BPD gelişimi üzerine olan etkisini görmek için çok merkezli, daha çok hasta sayısıyla yapılmış metaanalizlere ihtiyaç var.

Özet (Çeviri)

Aim: In this study, we aimed to compare invasive (intubation tube) and minimal invasive (thin catheter) methods in preterm babies who need to be treated with the surfactant for respiratory distress syndrome. Material and method: Surfactant administered babies who are ≤34 weeks gestation and admitted to the newborn intensive care unit in our hospital between March 2015 and June 2016 were included in study. Babies who have congenital anomalies and babies who don't have respiratory distress were excluded from the study. Surfactant administered as proctant alpha 200 mg/kg/dose invasive or noninvasive from our hospital pharmacy in events of FiO2 higher than %35, which is required to keep the oxygen saturation between 90-95%, respiratory distress syndrome symptoms in the chest x-ray or intercostal retractions. 60 patients who require respiratory support are divided into two 30 patient groups: endotrachial tube group and cathether group. Findings: During surfactant administration, there were no complications in 90% of ETT group, whereas 26,7% of catheter group had desaturation (p=0,019). Gestational age and birth weight were lower in endotracheal tube group compared to catheter group. Both of the groups were recovering from RDS and there was no difference between groups for it. There was a difference among groups about the need for intubation in first 72 hours and prognosis (p<0.05). This difference may be caused by gestational age and birth weight is lower on ETT group. Total mechanic ventilation time was longer in ETT group. There were no difference among groups for respiratory distress syndrome complications (NEC, IVK, ROP, CLD etc.). Results: Although both methods are viable in surfactant replacement treatment, desaturation is more often in surfactant treatment with a thin catheter. Catheter method is disadvantaged by application difficulty, desaturation risk and limited research about this method. Intubation is advantaged by no requirement of positive pressured ventilation (PPV), decrease of rate and time of mechanic ventilation and similarity to ETT for recovering from RDS. Additional multicentered research with a huge population is required for evaluating development of BDP.

Benzer Tezler

  1. Geç preterm doğan bebeklerde erken dönem morbidite nedenleri

    Causes of early morbidity in late preterm infants

    BURAK BOZKURT

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. GÜNER KARATEKİN

  2. Çok küçük preterm bebeklerde erken neonatal dönemdeki kan hücre ve indekslerinin morbidite ve mortaliteyi öngörmedeki rolü

    Role of early complete blood count parameters to predict morbities and mortality in very preterm babies.

    CAN AKYILDIZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıDokuz Eylül Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. FUNDA TÜZÜN

  3. Erken term doğan yenidoğanlar ile full term yenidoğanların hastaneye yatış ve morbidite oranlarının karşılaştırılması

    Comparison of hospitalization and morbidity rates between early term and full term newborns

    SEVİM ATAKAN AKSOY

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MURAT ELEVLİ

  4. 23-34 hafta arası PPROM vakalarında majör komplikasyonlar açısından potansiyel risk faktörlerinin belirlenmesi ve yenidoğan klinik sonuçları

    Determination of potential risk factors for major complications in PPROM case between 23-34 weeks and the newborn clinical results

    HATİCE ÖREN KUŞÇU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ŞEVKİ ÇELEN

  5. Plasenta insersiyon anomalisi nedeni ile sezaryen histerektomi yapılan olgularda gebelik haftasına göre intraoperatif ve postoperatif bulguların retrospektif değerlendirilmesi

    Retrospective evaluation of intraoperative and postoperative findings according to gestational week in patients who underwent cesarean hysterectomy due to placental insertion anomaly

    AYTEKİN UZKAR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Kadın Hastalıkları ve DoğumKahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ SELİM KARAKÜÇÜK