Geri Dön

Modernleşme ve modernizm bağlamında karşılaştırmalı bir okuma: Tanpınar ve Benjamin

Modernization and modernity in the context of comparative reading: Tanpınar and Benjamin

  1. Tez No: 435113
  2. Yazar: ECEM KIRAN
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. UMUT TÜMAY ARSLAN
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Sosyoloji, Sociology
  6. Anahtar Kelimeler: Ahmet Hamdi Tanpınar, Geçiş dönemi, Rüya estetiği, Muhafazakârlık, Sükût suikastı, Benjamin, Walter, Karşılaştırmalı sosyoloji, Kimlik, Milliyetçilik, Modernizm, Modernleşme, Muhafazakarlık, Rüya, Tanpınar, Ahmet Hamdi, Ahmet Hamdi Tanpınar, Transition period, Dream aesthetic, Conservatism, Conspiracy of Silence, Benjamin, Walter, Comparative sociology, Identity, Nationalism, Modernism, Modernization, Dream, Tanpınar, Ahmet Hamdi
  7. Yıl: 2016
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi
  10. Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Sosyoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Genel Sosyoloji ve Metadoloji Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Bir geçiş dönemi düşünürü olan Ahmet Hamdi Tanpınar içine doğduğu dönemin yol açtığı çelişkileri bütün yoğunluğuyla yaşamıştır. Tanpınar'ın yaşadığı 1901-1962 yılları; II. Meşrutiyet'in ilanı, Balkan Savaşları, I. ve II. Dünya Savaşları, Milli Mücadele sonrası Cumhuriyet'in ilanı, 1950'de çok partili döneme geçiş ve 1960 ihtilali gibi pek çok önemli olayın yaşandığı oldukça çalkantılı bir dönemdir. Tanpınar bütün bu keskin değişikliklerin yol açtığı kimlik krizini, kendi deyimi ile“şuur ve benlik buhranı”nı rüya estetiği ile aşmayı denemiştir. Bu çalışmada Tanpınar'ın rüya estetiğini kuran nostalji duygusunun muhafazakarlık ve milliyetçilikle nasıl iç içe geçtiğinden, ama aynı zamanda rüyanın kabusa dönüştüğü kırılma noktalarından söz edilecektir. Tanpınar hayatı ve edebi yolculuğu boyunca neyiz ve kimiz sorularına cevap aramış fakat hiçbir zaman net bir cevap vermemiş, huzuru ve bütünlüğü bulmaktaki ısrarına rağmen huzursuzluğun ve parçalanmışlığın yazarı olmuştur. Hakkında yapılan yorumlar Tanpınar'ın hem hayatını hem eserlerini belirleyen bu parçalanmışlığı devam ettirmiştir. Tanpınar'ın düşüncelerindeki gel-gitler ve“hülya adamı”olmaktaki ısrarı uzunca bir süre“sükût suikastı”na maruz kalmasına yol açmıştır. 2000'lerle birlikte ise Tanpınar'ın hayatı ve eserleri her kesimden entelektüelin kendi bulmak isteği cevapları çekip çıkardığı, böylece kendi doğrularını meşrulaştırdığı bir zemin haline gelmiştir.

Özet (Çeviri)

As a transition period thinker, Ahmet Hamdi Tanpınar heavily experienced the contradictions of the era he was born into. Between the years 1901 and 1962, which is the period Tanpınar lived, was a quite unsteady period, hosting many notable incidents such as Declaration of The Second Constitutional Era, Balkan Wars, The First and The Second World Wars, Declaration of Republic after The War of Independence, transition to a multi-party system in 1950 and the coup d'état in 1960. Tanpınar tried to overcome this crisis of identity,“consciousness and ego crisis”with his own words, by his dream aesthetic. This work will make reference to how the feeling of nostalgia, as the reason for Tanpınar's creating the dream aesthetics, engages with conservatism and nationalism, but at the same time, it will be a reference to the breaking points where the dream turns into a nightmare. All his life and his literal journey long, Tanpınar searched for the answer to the question of“what and who are we?”However, he never came up with a clear answer. Despite his persistence in finding peace and integrity, he turned out to be the author of uneasiness and disjointedness. This disjointedness, which had been determinative both for his life and his works, was kept alive by the criticisms made of him. Incoherence in Tanpınar's thoughts and his persistence for being“a man of reverie”caused him to be exposed to“conspiracy of silence”for a long time. By 2000s, Tanpınar's life and works have become a ground where intellectuals from all parts of the society find the answers they are looking for, and thus, they legitimize their own faiths.