Metabolik sendrom varlığında alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması ile karotis intima media kalınlığı arasındaki ilişki
The association between carotis intima-media thickness and nonalcoholic steatohepatosis in the presence of metabolic syndrome
- Tez No: 421992
- Danışmanlar: PROF. DR. NECMİ DEĞER
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Kardiyoloji, Cardiology
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2010
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Akdeniz Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Kardiyoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması, aşırı alkol tüketimi olmayan hastalarda hepatositlerde belirgin lipid depozisyonu ile karakterize, giderek artan sıklıkta tanımlanan bir durumdur. Metabolik sendrom risk faktörleri ve NAFLD arasındaki güçlü ilişki gözönünde bulundurulduğunda NAFLD'li hastalarda kardiyovasküler hastalıklar için bir risk artışı olması beklenmektedir ancak altta yatan metabolik risk faktörleri olmaksızın, NAFLD'nin kardiyovasküler hastalıklar için bağımsız bir risk faktörü olup olmadığı halen bilinmemektedir. Buradan yola çıkarak planladığımız çalışmada metabolik sendromun eşlik ettiği ve etmediği NAFLD hastalarında, karaciğer yağlanması ile karotis intima-media kalınlığı dolayısıyla karotis aterosklerozu arasında ilişki olup olmadığını değerlendirmeyi amaçladık. Çalışmaya Mayıs 2009 - Mayıs 2010 tarihleri arasında herhangi bir nedenle Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine başvuran, bilinen koroner veya periferik arter hastalığı olmayan ve ultrasonografik olarak grade II, II-III veya III karaciğer yağlanması tespit edilen hastalardan karaciğer yağlanmasının diğer nedenleri ekarte edilerek alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması tanısı alan ardışık 103 hasta alındı. Ardından hastalar insülin resistansını baz alan kriterler doğrultusunda metabolik sendrom olan ve olmayan iki gruba randomize edildi. Eşleşik yaş ve cins aralığında 50 sağlıklı gönüllü kontrol grubunu oluşturdu. Grupların bazal demografik verileri ve eşlik eden metabolik risk faktörleri kaydedildi, lipid profili, serum açlık glukozu ve eş zamanlı insülin düzeyleri çalışıldı. Tüm hastalar ve kontrol grubunun, yüksek rezolusyonlu B-mod karotis US ile karotis intima media kalınlıkları ölçüldü. Çalışmaya alınan 103 hastanın 55'i alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması ile birlikte metabolik sendrom kriterlerini karşılayan (MS pozitif), 48'i ise metabolik sendrom kriterlerini karşılamayan (MS negatif) gruptaydı. Hastaların ve kontrol grubunun yaş ortalamaları ve cinsiyet dağılımı benzerdi. Metabolik sendromun eşlik ettiği ve etmediği tüm NAFLD hastalarında karotis intima media kalınlığı değerleri kontrol grubundan anlamlı şekilde yüksek saptandı (ort. max c-imt değerleri MS(+) grupta 0.869 mm, MS(-) grupta 0.831 mm, kontrol grubunda ise 0.724 mm, p<0.001). Metabolik sendrom pozitif grupta ort. max c-imt değerleri metabolik sendrom negatif gruba kıyasla istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksek saptandı (p:0.019). Metabolik sendrom pozitif grupta insülin rezistansı metabolik sendrom negatif gruba kıyasla daha yüksek oranlarda pozitifti (p:0.001). Metabolik sendrom negatif olan NAFLD hastaları kendi arasında HOMA-IR pozitif (n=21, %43.8) ve negatif (n=27, %56.3) gruplara ayrılarak c-imt değerleri açısından kıyaslandığında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (p:0,254). Bu durumda metabolik sendrom negatif gruptaki artmış c-imt değerleri insulin rezistansıyla ilişkilendirilememektedir. Her iki grupta da NAFLD hastalarında ALT, γ-GGT düzeyleri ile c-imt değerleri arasında pozitif veya negatif korelasyon saptanmazken, yalnızca metabolik sendrom pozitif grupta c-imt değerleri ile hs-CRP düzeyleri arasında düşük seviyede pozitif korelasyon tespit edildi (p:0.026 r:0.30). Sonuç olarak bu çalışma NAFLD'nin eşlik eden metabolik risk faktörleri olmadan da karotis aterosklerozu dolayısıyla aterosklerotik kalp hastalıkları için bağımsız bir risk faktörü olabileceğini düşündürmektedir. Metabolik risk faktörleri eklendikçe bu etki daha belirgin hale gelmekte ve inflamasyonun aterotrombotik sürece olan katkısı daha aşikar olmaktadır. Bu çalışma ile elde ettiğimiz bulguların klinik sonuçlara da yansıyacağını düşünmekle birlikte; bu verilerin, daha geniş hasta popülasyonlu prospektif çalışmalar ile desteklenmesi gerektiği kanısındayız.
Özet (Çeviri)
Non-alcoholic fatty liver disease (NAFLD) is an increasingly recognized condition that is characterized by significant lipid deposition within the hepatocytes in people with no history of excessive alcohol consumption. It's well known that NAFLD is strongly associated with metabolic risk factors and because of this an association between NAFLD and cardiovascular risk is not a surprise however, whether NAFLD has a direct impact on atherosclerosis independent of other metabolic risk factors is unclear. The total number of subjects involved in this study was 103, who presented for any reason at Akdeniz University School of Medicine Hospital between 1 May 2009 and 1 May 2010. The inclusion criteria was an ultrasonographic determinant of hepatosteatosis (grade II, II-III or III) without precense of a coronary or peripheric artery disease. Exclusion criteria was based on the potential of other causes for hepatic injury, steatosis and/or fibrosis that might confound the data and consumption of alcohol. Patients randomized to the groups that metabolic syndrome positive and negative by the inclusion criterias based on the presence of insulin resistance. 50 healty people, at the same range of age and sex, made the control group. Basal demographic characteristics of patients and control group are determinated and their lipid profils, serum fasting glukoz and insulin levels are measured. Carotis intima media thicknesses of all patients and control group measured by the high resolution B-mode carotis ultrasonography. The 103 patients involved in this study. The 55 of them randomized to metabolic syndrome positive group and the other 48 patiens randomized to metabolic syndrome negative group. All the subjects (study and control groups) were at the same range of age and sex. Carotis intima media thickness levels in the NAFLD groups (with or without metabolic syndrome) were significantly higher than those in control group (mean max c-imt levels: in the MS(+) group is 0.869 mm, in the MS(-) group is 0.831 mm, in control group is 0.724 mm, p<0.001). The mean max. c-imt levels were significantly higher in the NAFLD group with metabolic syndrome than those in the group without metabolic syndrome (p:0.19). HOMA-IR levels were increased in the group with metabolic ayndrome than those in the group without metabolic syndrome, with statistical difference (p:0.001). The patients with NAFLD and without metabolic syndrome randomized to groups that HOMA-IR positive (n=21, 43.8%) and HOMAIR negative (n=27, 56.3%), there was no difference in c-imt levels between HOMA-IR positive and negative groups (p:0.254). This data showed that there was no association between increased c-imt levels in metabolic syndrome negative group and insulin resistance. We couldn't find any corelation between serum ALT and γ-GGT levels and c-imt levels in all groups, but there was only a mild positive corelation between c-imt leves and hs-CRP levels in metabolic syndrome positive group (p:0.026 r:0.30). Finally data from this study give rise to thought that NAFLD was significantly associated with an increased risk of carotid atherosclerosis and atherosclerotic heart diseases, independent from other metabolic risk factors. By the addition of other metabolic risk factors, the effect of NAFLD on atherosclerosis increase and the role of inflammation seems more significantly. Along with the belief that data from this study will help to improve clinical outcomes, we esteem that these data should be supported by large scale prospective studies
Benzer Tezler
- Transaminazları yüksek alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığında metabolik sendrom sıklığı
Prevalence of metabolic syndrome in nonalcoholic fatty liver disease with high transaminase levels
FİGEN ÖZMEN YARDIMCI
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2006
Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıAfyon Kocatepe Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. YUSUF AKCAN
- Stabil angina pektorisli hastalarda damar tutulum derecesinin serum vaspin düzeyi ile ilişkisinin değerlendirilmesi
The relationship between serum vaspin levels and the degree of coronary involvement in patients with stable angina pectoris
İLTER BOZACI
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2012
İç HastalıklarıSağlık Bakanlığıİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. SAVAŞ ÖZTÜRK
- Prostat adenokarsinomlarında psa değerlerinin gleason skor ve klinik evre ile ilişkisi
The relation between psa and gleason score and clinical phase in prostate adenocarsinoma
HACI HASAN ESEN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2005
PatolojiSelçuk ÜniversitesiPatoloji Ana Bilim Dalı
PROF.DR. MUSTAFA CİHAT AVUNDUK
- Akut miyokard enfarktüsü sonucu ölen kişiler ile başkanedenlerle ölenler arasında kalp duvar kalınlıkları vekapak ölçülerinin karşılaştırılması
Comparison of heart wall thickness and valve measurements between deaths from acute myocardial infarction and other causes aim
İSMAİL ALTIN
- Memede benign solid kitle tespit edilen kadınlarla sağlıklı kontrol grubunda metabolik sendrom sıklıklarının karşılaştırılması
Comparison of the frequencies of metabolic syndrome in healthy control group with patients with benign solid mass detected in the breast
FATMA CAMIZCI
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
Aile HekimliğiSağlık Bilimleri ÜniversitesiAile Hekimliği Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. SELMA PEKGÖR