Geri Dön

Karotid arter darlıklarının menyetik rezonans görüntüleme ile değerlendirlmesi: Konvansiyonel anjiyiografi ve ultrasonografi ile karşılaştırma

Evaluation of carotid artery stenosis with magnetic resonance imaging: Comparison with conventional anjiyography and ultrasonography

  1. Tez No: 384523
  2. Yazar: EBRU UYSAL
  3. Danışmanlar: PROF. DR. ÖMER FARUK KUTSİ KÖSEOĞLU
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Radyoloji ve Nükleer Tıp, Radiology and Nuclear Medicine
  6. Anahtar Kelimeler: Anjiyografi, Ateroskleroz, Karotis arteri hastalıkları, Karotis arterleri, Karotis stenozu, Manyetik rezonans görüntüleme, Ultrasonografi, Angiography, Atherosclerosis, Carotid artery diseases, Carotid arteries, Carotid stenosis, Magnetic resonance imaging, Ultrasonography
  7. Yıl: 2014
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Adnan Menderes Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Radyoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç Serebrovaskuler olaylar yaşlı hastalarda morbiditenin ve mortalitenin önemli nedenlerindendir. Ateroskleroz damar duvarında plak oluşumuyla sonlanan dejeneratif bir süreçtir. Bu süreç içerinde plakda lipid, kolesterol granülü, nekrotik hücre birikimi olabilir ya da plak içerisinde kanama saptanabilir. Plaklar emboliye, tromboza ya da stenoza yol açabilirler ki bu da tüm dünyada ölümlerin en sık 3. nedeni olan inmeyle sonuçlanır. Embolik inme riskini belirleyen darlık oranından çok aterosklerotik plağın tipidir. Çalışmamızda aterosklerotik plakların yapısının MRG ile değerlendirebilmeyi amaçladık. 7.2 Materyal ve Metod Bu çalışmaya Ağustos 2011- Mayıs 2013 tarihleri arasında karotid arter darlığına bağlı serebrovaskuler şikayetleri olan ve ya karotis arter hastalığı ön tanısıyla bölümümüze başvurmuş 37 olguya ait (29 erkek ve 8 kadın) işlemler retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Semptomatik şikayetleri ya da bulguları olan, konvansiyonel anjiyografide ve ultrasonda %50 ve üzerinde darlığa neden olan plaklar MR incelemesinde retrospektif olarak değerlendirilerek MR bulguları US ve DSA nın plak bulguları ile karşılaştırılmıştır. Konvansiyonel anjiiyografi yapılmış ve karotid arterlerinde semptomatik ya da asemptomatik %70 üzerinde anlamlı darlığı olan hastaların ya da karotid arterlerinde %50-70 darlığı olup semptomatik olan hastaların USG ve MRG de saptanan plak özellikleri-darlık oranları retrospektif olarak değerlendirildi ve karşılaştırıldı. Yoğun hareket artefatları olan görüntüler değerlendirilmedi, %50-70 darlığı olup asemptomatik olan hastalar çalışmaya dahil edilmedi. Kontrast madde alerjisi olup DSA ya da MRA yapılamayan hastalar da çalışma dışı bırakıldı. 7.3 Bulgular Tüm çalışmada elde edilen bulgular değerlendirilirken, istatistiksel analizler için“SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 15.0”programı kullanıldı. Çalışmamızda 9 u kadın (%25) ve 27 si erkek (%75) olmak üzere toplam 36 hasta mevcuttu. Olguların yaşları 25 ila 81 arasında değişmekteydi (ort 65.86±9.91). Eşlik eden HT, DM ya da sigara içim öyküsü ile plak tipi, intraplak hemoraji ya da fibröz kep rüptürü arasında Fischer –Exact Testine göre anlamlı ilişki bulunamadı (p>0.5). Anjiyografide saptanan darlık oranları ile plak içi kanama ya da fibröz kep rüptürü arasında ki ilişki Fischer-Exact Testine göre değerlendirildi. Fibröz kep rüptürü izlenen 19 olgunun, plak içi kanama saptanan 20 olgunun onyedisinin darlık oranı %70 ve üzeriydi ve bu ilişki istatiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.05). Ancak USG de saptanan plak tipi ile darlık arasında anlamlı ilişki saptanamadı. Darlık düzeylerinde saptanan plakların ondördü tip 1 ve 2 (Grup 1) , yirmiikisi tip 3 (Grup 2), dokuzu tip 4 (Grup 3) plak özelliğinde idi. Aksiyel MRG kesitlerinde ondokuz plakta fibröz kep rüptürü ile uyumlu kep düzensizliği (%42.2), yirmi plakta plak içi kanama ile uyumlu sinyal değişiklikleri saptandı. Fibröz kep rüptürü bulgularının altısı tip 1 ve 2 plaklarda (%21,1), onüçü tip 3 (%52,6) plaklarda görüldü. Plak içi kanama bulgularının yedisi tip 1 ve 2 (%25), onüçü tip 3 (%55) plaklarda (%20) görüldü. Plak içi kanama ve fibröz kep rüptürü saptanan plak tarafında bulunan serebral hemisferlerde yirmi olguda akut kronik iskemiye bağlı değişiklikler ve akut enfarkt odakları izlenmekteydi. Tip 4 ekojenik plaklarda diffüzyon MRG sekanslarında akut enfarkt izlenmedi. Bu hastalarda aksiyel MRG kesitlerinde kalsifikasyona ait tüm serilerde hipointens lineer odaklar saptandı. Fischer –Exact testi ile kalsifikasyon miktarı ile akut enfarkt arasında ilişki saptanmamıştır (p>0.5). Kranyal MRG de ensefalomalazik değişkilikler izlenen ancak diffüzyon MRG de akut enfarkt saptanmayan tüm hastalarda lipidden zengin nekrotik kor ve değişik kalınlıklarda bütünlüğü korunmuş fibröz kep ile uyumlu lineer hipointens odaklar izlenmiştir. Grup 1 hipoekoik plaklarda izlenen lipid kor ile kronik iskemik değişiklikler arasında anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0.05) ayrıca plak içi kanama ya da fibröz kep rüptürü bulguları ile akut enfarkt arasında gruplar bazında Fischer- Exact testine göre anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0.05). 7.4 Sonuç Karotid arter darlıklarının tedavisinde son dönemde getirilen yenilikler tanısal amaçla kullandığımız metodların yeniden gözden geçirilmesi ve daha etkin kullanım için geliştirilmesi zorunluluğunu ortaya koymaktadır. Ultrasonografinn plak içi kanama ve fibröz kep rüptürünü göstermede ki düşük duyarlılığı nedeniyle MRG plak tiplendirilmesi için kullanılabilecek yeni bir modalite olarak ön plana çıkmaktadır. Anahtar kalimeler: Ateroskleroz, karotis, ultrasonografi, manyetik rezonans, plak

Özet (Çeviri)

Cerebrovascular accidents have been a major reason of mortality and morbidity for older patients. Atherosclerosis is a degenerative process leading to plaque formation on vascular walls. In this process lipid and cholesterol granules, necrotic cell collection or bleeding could be detected inside the plaque. Plaque can lead to emboli, thrombosis or stenosis that might cause stroke which is the third major reason of death in the world. The type of plaque rather than degree of stenosis, indicates the risk of embli. In our study we aimed to evaluate the structure of atherosclerotic plaque with MRI. MATERIALS AND METHODS In this study, we evaluated retrospectively procedures of 37 (29 male, 8 Female) patients applied to our clinic with cerebrovascular symptoms or early diagnosis of carotid artery stenosis between August 2011 and May 2013. The MRI of patients with symptoms or corresponding findings with plaques which led to 50 percent or more narrowing of the vascular lumen on ultrasound or Conventional angiography, evaluated retrospectively and compared to US and DSA findings. The plaque structure and stenosis rates detected on MRI and Ultrasound of patients that have underwent conventional carotid artery angiography procedure and found to be asymptomatic or symptomatic with %70 or more stenosis or symptomatic with %50-70 stenosis retrospectively evaluated and compared with each other. The images with high motion artifacts were not evaluated ,asymptomatic patients with %50-70 stenosis and or those who could not undergo DSA or MRI due to contrast agent allergy were kept out of study. RESULTS For data analysis we used SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 15.0'' software. We studied 36 patients, 9 female (%25) and 27 male (%75) with age between 25 and 81 (mean 65.86±9.91). According to the Fischer-exact test there was no significant relation between plaque type, intra-plaque bleeding or fibrous cap rupture and accompanying hypertension, DM or smoking history. The association between stenosis rate detected with angiography and intra-plaque bleeding or fibrous cap rupture evaluated with Fischer-exact test. 19 patients with fibrous cap rupture and 17 of 20 patients with intra-plaque bleeding showed %70 or more stenosis. This association was statistically significant (p<0.05). But there was no significant association between plaque type detected in Ultrasound and stenosis ratio. 14 of plaques detected in stenotic area had Type 1 and 2 (group 1), 23 were type 3 (group2), 19 were type 4 (group 3) characteristics. On axial MRI images we detected cap irregularity related to fibrous cap rupture in 19 plaques (%42.2), signal alterations associated with intra-plaque bleeding in 20 plaques. 6 of fibrous cap rupture findings were seen in type 1 and 2 plaques (%21.1), 13 in type 3(%55). Cerebral hemispheres ipsilateral to plaques with intra-plaque bleeding and fibrous cap rupture, showed acute infarction findings in 7 patients, chronic infarction and acute lacunar infarction finding in 13 patients. In all axial MRI sequences, these calcifications were seen as linear hypo-intense spots. Fischer-exact test showed no association between amount of calcification and acute infarction (p>0.05). In all patients with MRI findings associated with encephalomalasic alterations that in diffusion MRI showed no alteraions related to acute infarction, we detected linear hypo-intense spots associated with preserved fibrous cap in different thicknesses and fatty rich necrotic core. There was a significant association between lipid core of Type 1 hypo-echogenic plaques and chronic ischemic alterations (p<0.05). Also according to the Fischer-exact test there was a significant association between intra-plaque bleeding or fibrous cap rupture and acute infarction (p<0.05). CONCLUSIONS New developments in treatment of carotid artery stenoses , have arisen the necessity for revision and improvement of diagnostic methods for more efficient usage. Due to low sensitivity of ultrasound in detection of intra-plaque bleeding and fibrous cap rupture, MRI has become prominent as a possible new modality for plaque classification.

Benzer Tezler

  1. İnternal karotid arter darlıklarının anjiografik modaliteler ve renkli dopplerultrasonografi ile değerlendirilmesi

    Evaluation of internal carotid artery stenosis using angiographic modalities andcolor doppler ultrasonography

    MUHAMMED ZAHİD TÜTEN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Radyoloji ve Nükleer TıpAnkara Üniversitesi

    Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. NAMIK KEMAL ALTINBAŞ

  2. Karotis stent sonrası sessiz iskemik lezyonların diffuzyon MR ile değerlendirilmesi

    Evaluotion of silent ischemic lesions with diffusion weigthed MRI after carotid stenting

    EYUP KIZIL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Radyoloji ve Nükleer TıpSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Radyoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. YILMAZ ÖNAL

  3. Karotis arterlerin görüntülenmesinde DSA ve kontrastsız MRA bulgularının karşılaştırılması

    Comparison of DSA and non-enhanced mra findings in carotid artery imaging

    KEMAL BUĞRA MEMİŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    Radyoloji ve Nükleer TıpAnkara Üniversitesi

    Radyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. UMMAN NUREDDİN SANLIDİLEK

  4. Supraaortik damar darlıklarında kontrastlı boyun mra çıkarma görüntüleri, koronal ve aksiyel mıp rekonstrüksiyon görüntülerinin konvansiyonel anjiografi ile karşılaştırılması

    Diagnosis of supra-aortic artery stenosis: comparison of magnetic resonance angiography imaging methods with conventional digital subtraction angiography

    HALE AYDIN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2003

    Radyoloji ve Nükleer TıpBaşkent Üniversitesi

    Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AHMET MUHTEŞEM AĞILDERE